5. Asliye Ticaret Mahkemesinin, Dubai Uluslararası Tahkim Merkezince Verilen Kombine Çevrim Enerji Santrali Projesi Hakem Kararının Türkiyede Tenfiz Talebine İlişkin Gerekçeli Kararı
Özet: Mahkeme huzurundaki yabancı hakem kararının tenfizi davasında, davacı vekili, taraflar arasındaki 2017 tarihli alt yüklenici sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığa ilişkin Dubai Uluslararası Tahkim Merkezi tarafından verilen 09.08.2022 tarihli kararın Türkiyede tanınması ve icra edilmesini talep etmiş, söz konusu kararın Türk kamu düzenine aykırı olmadığını, tahkime elverişli bir konuda verildiğini ve usulüne uygun şekilde yargılandığını belirtirken, davalı vekili ise davacının yabancı statüsünde olması nedeniyle teminat yatırma zorunluluğu bulunduğunu ve Türkiye ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki karşılıklılık ilkesinin araştırılması gerektiğini savunmuştur.

T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ... 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARARESAS NO : 2025/910 EsasKARAR NO : 2026/241BAŞKAN : ... ...ÜYE : ... ...ÜYE : ... ...KATİP : ... ...DDAVA : Yabancı Hakem Kararının TenfiziDAVA TARİHİ : 04/11/2025KARAR TARİHİ : 09/04/2026GEREKÇELİ KARARIN YAZIM TARİHİ : 04/05/2026Mahkememizde görülmekte olan Yabancı Hakem Kararının Tenfizi davasının yapılan açık yargılaması sonunda, dosya incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davanın 2 Kasım 2017 tarihli taraflar arasında yapılan ... .... .... Kombine Çevrim Enerji Santrali Projesine ilişkin ... Alt Yüklenici Sözleşmesinden kaynaklandığını, Alt Yüklenici Sözleşmesi uyarınca, Davacı şirketin davalı tarafa belirli hizmetler sağladığını, davalının sözleşmede öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bunun üzerine Dubai Uluslararası Finans Merkezi'nin, Dubai Uluslararası Tahkim Merkezi sıfatıyla 62/2022 sayılı dosyasında verdiği 09.08.2022 tarihli kararı ile sözleşmeye ilişkin hususlarda karar verildiği, taraflar arasında tahkim sözleşmesi yapıldığını, esas sözleşmeye Dubai Uluslararası Tahkim Merkezi lehine tahkim şartı konulduğunu, Hakem kararı genel ahlâka veya kamu düzenine aykırı olmayıp tamamen ticari hayatı ilgilendiren bir konuda verildiğini, Hakem kararına konu olan uyuşmazlık, Türk kanunlarına göre tahkim yoluyla çözümü mümkün görülen konulardan olduğunu, taraflar, hakemler önünde usulüne göre temsil edildiğini, yapılan işlemleri sonradan açıkça kabul ettiklerini, hakem kararının tenfizi istenen taraf, hakem seçiminden usulen haberdar edildiğini, iddia ve savunma imkânı tanındığını, Tahkim sözleşmesi veya şartı taraflarca tâbi kılındığı kanuna, bu konuda bir anlaşma yoksa hakem hükmünün verildiği ülke hukukuna göre hükümsüz olmadığını, Hakemlerin seçimi veya hakemlerin uyguladıkları usul, tarafların anlaşmasına aykırı olmadığını, Hakem kararı, hakem sözleşmesinde veya şartında bizzat yetki verilen bir ihtilafı verdiği karar ile uyuşmazlığı sonlandırıldığı, Hakem kararı, kesin ve taraflar için bağlayıcı olduğunu, 5718 sayılı Kanununın 61 ve 62. maddeleri göz önüne alındığında hakem kararı içeriği borcun hala ödenmediği de göz önüne alınarak bir an önce tanıma ve tenfiz kararı verilmesi talep edildiğini, özellikle müvekkili firmanın, muhatap firma ile arasında imzalanan 2 Kasım 2017 tarihli Sözleşmeye uygun olarak, ihtilafın barışçıl yollarla halli için her türlü yükümlülükleri erine getirmesine rağmen çözüm alamayınca yine işbu sözleşmede öngörülen Dubai Uluslararası Finans Merkezi'ne tahkim amacıyla başvurduğu, usul anlamında uluslararası tahkim kurallarının uygulanacağının taraflarca kabul edildiği, bu yoldaki açık sözleşme hükmü çerçevesinde hakem tarafından inceleme ve yargılama yapılarak nihai karar verildiği, sözleşme serbestisi, sözleşmenin her iki tarafının tacir oluşu, basiretli davranmaları gereği, taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi gibi ekonomik ve sosyal üstünlüğü gerektirir ilişki olmaması, davacının şirket olarak davalı şirket emir ve talimatları ile iş görmeyeceğinden, irade serbestliğinin bulunduğu değerlendirildiğinde, kararın Türk kamu düzenine aykırılık teşkil edecek bir yönünün olmadığı, Türk hukuku bakımından uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğu, tahkim yargılaması sırasında ...'nin savunmasının alındığı, bu savunmanın değerlendirilmesine kararda yer verildiği, muhatap firmanın Tahkim Merkezi'ndeki yargılamanın her aşamasında hazır bulunduğu, bu nedenle belirtilen tenfiz şartlarının olayda gerçekleştiği sonucuna ulaşıldığını belirterek Dubai Uluslararası Tahkim Merkezi tarafından 62/2022 sayılı dosyasında verilen 9. 8.2022 tarihli kararın, Türkiye'de de geçerli olabilmesi için tanınması ve tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yabancılık teminatı yatırması gerektiğini, davacı şirketin, Bahreyn Krallığı tabiiyetinde olduğu, davacının 17.05.2025 tarihli dilekçesinde beyan edildiğini, çekişmesiz bir vakıa olduğunu, yabancı kişi statüsündeki davacının işbu davayı açarken herhangi bir teminat yatırmadığını, Bahreyn Krallığı ile Türkiye arasında, ancak teminat yatırılarak açılabilecek davaların ya da başlatılabilecek icra takiplerinin Türk vatandaşları için Bahreyn’de, Bahreyn vatandaşları için Türkiye’de teminatsız bir şekilde başlatılabilmesini sağlayan yasal bir düzenleme ya da fiili bir uygulama olmadığına göre, yabancılık teminatı yatırması için Davacı’ya kesin süre verilmesi ve Davacı’nın bu süre içerisinde gerekli teminatı yatırmaması halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Türkiye Cumhuriyeti ile Suudi Arabistan arasında değil, Hakem Kararı’nın verildiği ülke olan Birleşik Arap Emirlikleri Arasında Yabancı Hakem Kararlarının Tenfizine İlişkin Karşılıklılık olup olmadığının araştırılması gerektiğini, yabancı hakem kararının tenfizine karar verilebilmesi için “Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması” gerektiğini, Türkiye Cumhuriyeti ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizine imkân veren bir anlaşma, açık bir kanuni düzenleme veya yerleşik bir fiilî uygulama bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, davacının, Hakem Kararı’nda Hükmedilen Tutarlara İlişkin Hatalı Bilgiler verdiğini, dava dilekçesinde, Hakem Kararı’nda hükmedilen tutarlardan birisi olarak “140.284,00 AED tutarındaki tahkim masraflarının davalı tarafından ödenmesine” karar verildiğinin ifade edildiğini, Hakem Kararı’nın çevirisinde, belgenin 46. ve 47. sayfalarından 140.284,00 AED tutarındaki tahkim masraflarının 14.028,00 AED tutarındaki kısmından davacının sorumlu tutulduğunu, davacının iddiasının aksine, yine davacı tarafından sunulan çevirilerden görüleceği üzere müvekkili şirket olsa olsa tahkim masraflarının sadece 126.256,00 AED tutarındaki bölümünden sorumlu tutulabileceğini belirterek öncelikle MÖHUK md. 48 gereğince teminat yatırması için davacıya kesin süre verilmesine ve davacının bu süre içerisinde gerekli teminatı yatırmaması halinde davanın usulden reddini, aksi takdirde Hakem Kararı’nın tenfiz şartlarını taşımadığını belirterek davanın esastan reddini savunmuştur. Dava; yabancı hakem kararının tenfizi istemine ilişkindir. Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacı tüzel kişi tarafından açılan davada davacının menşei ülkesi Bahreyn Krallığı ile ülkemiz arasında Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 48. maddesi uyarınca tüzel kişiler için teminattan muafiyeti sağlayan bir sözleşme veya karşılıklılık bulunup bulunmadığının bildirilmesi, sözleşme bulunması halinde ilgili sözleşme bilgilerinin gönderilmesi suretiyle davacı tüzel kişinin teminattan muaf olup olmadığı sorulmuş, müzekkere cevabı ile "Ülkemiz ile Bahreyn arasında teminattan muafiyeti öngören ikili veya çok taraflı bir sözleşme bulunmamaktadır. Dışişleri Bakanlığı'ndan başka bir vesileyle alınan ve bir örneği ekte iletilen 10.06.2015 tarihli ve 2015/7961020 sayılı yazıda; Türk vatandaşlarının Bahreyn'de dava açmaları, açılmış davaya katılmaları veya icra takibinde bulunmaları halinde teminat göstermekle yükümlü tutulmadıkları, vatandaşlarımızdan yalnızca yasal işlemler için kanunda belirtilen harç miktarlarının tahsil edildiği ve söz konusu uygulamanın Bahreyn vatandaşları ve yabancılar için farklılık göstermediği bildirilmiştir." şeklinde cevap verildiği, bu haliyle Bahreyn Krallığının salt ülkemiz vatandaşlarına yargı hizmetlerinde farklı bir uygulama getirmediği, ülkemiz vatandaşlarından teminat alınmadığı anlaşılmakla, fiili mütekabiliyet uyarınca davacının teminattan muaf olduğunun tespitine (benzer yönde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Hukuk Dairesi'nin 2019/3489 Esas 2020/103 Karar sayılı ilamı) karar verilmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2025/1684 Esas 2025/5964 Karar sayılı ilamı ile belirtildiği üzere yabancı tahkim kararının tenfizine ilişkin eldeki davanın maktu harca tabi olduğu anlaşılmıştır. MÖHUK 54. maddesi itibariyle Bahreyn Krallığı'nın 1988 yılı itibariyle Newyork Sözleşmesi'nin tarafı olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla eldeki uyuşmazlıkta öncelikle 1958 tarihli Yabancı Hakem Kararları Tanınması ve Tenfizi Hakkındaki New York Konvansiyonunu hükümlerinin, ikinci sırada ise özel kanun konumundaki MÖHUK hükümlerinin uygulanması gerektiği, davacı tarafça hakem kararının onaylı suretlerinin ve bunların onaylı tercümelerinin, yine tenfizi istenen yabancı hakem kararının kesin olduğuna ilişkin belgenin yeminli tercümesinin dosyaya ibraz edildiği anlaşılmaktadır. Yabancı Hakem Kararlarının Tanınması ve İcrası Hakkındaki New York Sözleşmesi’nin II. maddesine göre, “1.Akit devletlerden her biri, tarafların akde müstenit olan veya akdî olmayan, muayyen bir hukuk münasebetinden aralarında doğmuş veya ileride doğabilecek, hakemlik yolu ile halledilmesi mümkün bir meseleye taalluk eden ihtilafların tamamını veya bir kısmını hakeme hallettirmek üzere birbirlerine karşı taahhüde girişmelerini mutazammın yazılı anlaşmalarını muteber addeder. 2. “Yazılı anlaşma” teriminden karşılıklı olarak teati edilmiş mektup veya telgraflarda mündemiç bulunan veya taraflarca imzalanmış bir mukaveleye dercedilmiş olan bir hakem şartı veya bir hakem mukavelesi anlaşılır.” Bu hüküm uyarınca tahkim sözleşmesi yazılı olarak yapılmalıdır. Bu konuda taraflara iki olanak tanınmış olup, taraflar yapmış oldukları sözleşmeye tahkim şartı koyabilecekleri gibi ayrı bir tahkim sözleşmesi de yapabilirler. Somut olayda; taraflar arasında 02/11/2017 tarihli "ALPA PS5 Birleşik Çevrim Santrali Projesi" başlıklı Sözleşme'nin 16.3 maddesi ile tahkim şartı kararlaştırılarak tahkimin Dubai Uluslararası Finans Merkezi (DIAC) tarafından nihai olarak sonlandırılacağı, tahkim kararının taraflar için kesin ve bağlayıcı olacağı kabul edilmiş, DIFC yetkili kılınmış, bu yetkiye istinaden tenfizi istenen hakem kararı verilmiştir. Dosya kapsamından, tahkim yargılaması sırasında davalı tarafa tahkim bildiriminin gönderildiği ve davalının tahkime ilişkin beyanlarını sunduğu, hakemin oluşumu ve uygulanan hukukta bir eksiklik veya yanlışlığın olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkememizce yapılan değerlendirmede tahkime konu uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğu, kamu düzenine aykırılık teşkil etmediği kabul edilmiştir. Bununla birlikte tahkim kararının kesinleşmesi ve icra kabiliyeti kazanması yönünden yapılan incelemede; davacı vekilince sunulan 07/01/2026 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan, DIAC Kıdemli Hukuk Müşaviri Katy Hacking tarafından imza altına alınan belge ile 09/08/2023 tarihinde kesin hakem kararı verildiğinin, bu kararın 10/08/2023 tarihinde taraflara tebliğ edildiğinin teyit edildiğinin ve hakem kararının Dubai Uluslararası Tahkim Merkezi'nin 2022 Tahkim Kuralları uyarınca taraflar açısından kesin ve bağlayıcı olduğunun bildirildiği görülmekle, mahkememizce de yabancı tahkim kararının kesin olduğu değerlendirilmiştir. Bu açıklamalar karşısında; davaya konu yabancı tahkim kararının usul ve esas olarak Türk Hukukuna göre tenfiz edilebilir nitelikte olduğu, dava konusu yabancı tahkim kararının tenfizine engel bir durum olmadığı ve kararın kamu düzenine aykırı bir yönü de olmadığından; New York Sözleşmesi ve MÖHUK hükümleri gereğince davacının yabancı tahkim kararının tenfizine yönelik davasının kabulüne karar vermek gerekmiştir.Öte yandan davacı vekili son celsede ihtiyati tedbir talebinde bulunmuş olup, davacının salt yabancı hakem kararını dayanak göstererek ihtiyati tedbir isteminde bulunduğu, alacağının varlığını yaklaşık ispata yarar başkaca bir delil ibrazında bulunmadığı, henüz tenfiz edilmemiş yabancı hakem kararının tek başına vadesi gelmiş bir para borcunu yaklaşık olarak ispatlamaya elverişli olmadığı, muaccel alacağın varlığına dair yaklaşık ispat koşulunun bulunmadığı, davalının taahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemeye veya kaçırmaya hazırlandığına ilişkin yeterli delil sunulmadığı anlaşıldığından ihtiyati tedbir istemlerinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜ ile; Dubai Uluslararası Tahkim Merkezi'nin (... .... .... Sayılı tahkim yargılaması ile verilen 09/08/2023 tarihli kararının TENFİZİNE,2-Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732 TL karar ve ilam harcından, eldeki davada alınan 615,40 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, davacı tarafından yatırılan 615,40 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,4-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma gideri, 705 TL posta gideri olmak üzere toplam 1.320,40 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından masraf yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 45.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının davacıya iadesineDair, taraf vekillerin yüzlerine karşı, asıl davada verilen kararın ve ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/04/2026Başkan ... e-imzaÜye ... e-imzaÜye ... e-imzaKatip ... e-imza