Tanınmış markanın ayırt ediciliğini zedelediği iddiasıyla açılan marka tecavüzü ve haksız rekabet davasında DORPANEL markasının hükümsüzlüğü talebi inceleniyor.
Özet: Lider konumdaki "..." markasının tanınmışlığından haksız faydalanılarak iltibas ve markaya tecavüz yaratıldığını, haksız rekabet fiillerinin gerçekleştiğini iddia eden davacının, davalının "..." markasının hükümsüzlüğünü talep ettiği davada; davalı, kendi markasının farklı kelime sayısı, renk ve stil özellikleri ile davacının markasından ayrıştığını ve kötü niyet taşımadığını savunurken, ilk derece mahkemesi markalar arasında özellikle 35. sınıf hizmetler bakımından benzerlik bulunduğunu, bunların farklı versiyonlar veya bir serinin devamı niteliğinde algılanabileceğini ve ortalama tüketicide görsel ve işitsel olarak karıştırılma ihtimali doğurduğunu belirtmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/5361 E.  ,  2026/2273 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1178 Esas, 2025/1319 Karar
KARAR : Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/177 E., 2024/525 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1932 yılında kurulduğunu, ana faaliyet alanının alçı ve levha sistemleri olan ve sektöründe lider kuruluşlardan biri olduğunu, Amerika’dan sonra Türkiye ve Avrupa pazarına sunulan cam elyaf şilte kaplamalı ilk dış cephe levhası olan ... markalı ürününü piyasaya çıkardığını, davalı şirketin 19.03.2018 tarihinde 17... . sınıflardaki mallar için ... ibareli marka tescil başvurusunu yaptığını, tamamen müvekkili şirkete ait ... markasıyla iltibas oluşturmak ve müvekkili markasının tanınmışlığından haksız şekilde faydalanmak amacıyla yapılan bu başvurunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1, 6/5 ve 6/9 hükümlerine aykırı olarak tescil edildiğini, markaların sözcük ve stilize yazı karakterlerinin neredeyse aynı olmasına ilave olarak turuncu tonlarında kullanıma geçerek açıkça haksız rekabet yaratıldığını ve müvekkili markasından ... hakların ihlal edildiğini, davalı şirketin tescil edildiği haliyle kullanmadığı markası ile "..." ibaresini vurgulamak, aynı yazı karakteri ve tasarımı kullanmak, turuncu renk tonlarını kullanmak suretiyle müvekkilinin tanınmış markasından fayda sağlama amacı taşıdığını, bu durumun müvekkili şirkete ait “...” ibareli markaların ayırt edici karakterini zedeleyeceğini, markanın itibarına zarar vereceğini, markaları doğrudan karşılaştırma imkanına sahip olmayan ortalama tüketicilerin “ ...” ibareli itiraza konu markayı görüntü ve okunuş olarak ... ibareli müvekkili marka/markaları ile karıştırabileceğini, bu malların müvekkiline ait olduğu düşüncesiyle satın alabileceğini veya başvuru sahibinin müvekkili ile arasında ticari bir bağlantı olduğu fikrine kapılabileceğini, davalı markasının müvekkili markalarının serisi olarak algılanabileceğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54, 55 ve devamı maddeleri itibariyle davalı şirketin müvekkili şirkete ait marka haklarına tecavüz ile birlikte haksız rekabet fiillerini de gerçekleştirdiğini ileri sürerek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, " ..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait markanın "..." ve "..." olmak üzere iki kelimeden oluştuğunu, davacının markalarının tek kelimeden meydana geldiğini, müvekkili markasında kırmızı ve siyah olmak üzere iki ayrı renk kullanıldığı halde davacı şirkete ait markada genellikle sadece siyah olmak üzere tek renk kullanıldığını, davacı markasının yedi harften müvekkilinin markasının on bir harften oluştuğunu, markaların yazı stili ve renklerinin farklılaştığını, markanın ilk kelimesi olan ...’in son harfi olan ... harfi kırmızı renkte ve farklı bir tasarımda olduğunu, ... kelimesinin de İngilizcede tahta, pano vb. anlamlara geldiğini, markada kullanımının tek başına marka ihlal sebebi teşkil etmeyeceğini, markalar arasında karıştırılma ihtimalini doğuracak ölçüde bir benzerlik bulunmadığını, müvekkiline ait marka başvurusundaki şekil unsurunun başvuruya yeterli ayırt ediciliği kattığını, müvekkilinin başvurusunun kötüniyetli olduğuna yönelik bir emare de bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu marka kapsamında yer alan 35. sınıftaki ''Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için değerli olmayan maden cevherleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" ile davacının davaya mesnet gösterdiği 2015/818 59... /81804 sayılı markaların kapsamlarındaki malların benzer olduğu, bu hizmetler bakımından taraf markaları arasında mal ve hizmet benzerliği durumunun oluştuğu, davaya konu edilen diğer hizmetler bakımından ise aynılık, benzerlik ve ilişiklilik durumunun meydana gelmediği, markaların birbirlerinin farklı versiyonları, alternatifleri veya bir serinin devamı niteliğinde olduğu, ... ibaresi ile karşı karşıya kalan tüketicinin bu ibareyi davacının markası olarak yorumlama yoluna gidebileceği, dava konusu markanın görsel mizanpajındaki farklılıkların benzerliği bertaraf etmediğini, karşılaştırılan işaretlerin görsel ve işitsel olarak benzer olması nedeniyle dava konusu edilen "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Değerli olmayan maden cevherleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" bakımından taraf markalar arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında karıştırma ihtimali bulunduğu, davacının tanınmış marka iddiasının ispat edilemediği, SMK'nın 6/5 hükmü koşullarının somut olayda oluşmadığı, dosya kapsamında davalının yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir her hangi bir belge bulunmadığından, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı ancak davalı kullanımına konu işaret ile davacı markalarının SMK kapsamında benzer olduğu, aynı veya benzer mal veya hizmetler üzerinde kullanılmaları halinde karıştırma ihtimali bulunduğu, ilgili tüketicilerin davacının davalıya marka kullanımı yönünde izin verdiği, lisans vb. bir hak tanıdığı yahut işletmeler arasında idari veya ekonomik bağ bulunduğu izlenimine kapılabileceği anlaşıldığından, davalı kullanımının SMK'nın 7 ve 29. maddeleri kapsamında davacının marka hakkına tecavüz oluşturduğu, davalının, tescilli markasından uzaklaşıp, davacı markasına ve onun eylemli kullanımına yaklaşan kullanımının, yarattığı bütünsel algı itibariyle davacı markası ve ürünleriyle haksız rekabet teşkil ettiği, davalının teknik bir zorunluluk olmamasına ve piyasada onlarca renk seçeneği bulunmasına rağmen, rakibinin marka zemin rengi ile sondaki vurgulu ... harfi yazımını birleştiren mezkur kullanımının davacının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler alma kapsamında haksız rekabet oluşturduğu, hükümsüzlüğü talep edilen dava konusu 2020/71879 sayılı ''...'' ibareli markanın kararın verildiği tarihte tescilli olmadığı gerekçesiyle 2020/71879 sayılı marka tescil edilmediğinden, hükümsüzlük talebine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına, davalı kullanımlarının haksız rekabet ve marka hakkının ihlali oluşturduğunun tespitine, söz konusu kullanımların durdurulmasına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının dava konusu kullanımlarının turuncu zemin üzerine siyah harflerle yazılan "Karde" ibaresi ile stilize biçimde kırmızı olarak yazılan "..." harfi ve bunun yanında da "..." ibaresinden, mahkemece tecavüz edildiği kabul edilen davacı markaları ise turuncu rengin hakim olduğu ve "..." harfinin stilize biçimde yazıldığı "..." ibaresinden, fiili kullanımı ise turuncu zemin üzerine yazılan "..." ibarelerinden oluştuğu, gerek davalının dava konusu kullanımlarında, gerekse de davacının markalarında ve filli kullanımlarında başkaca kelime ve şekil unsuru bulunmadığından, dava konusu kullanımlarındaki asıl ve ayırt edici unsuru "...", davacının markalarının ve fiili kullanımlarının asıl ve ayırt edici unsurunu da "..." ibarelerinin teşkil ettiği, buna göre dava konusu “... ibareli davalı kullanımı ile davacının davasına mesnet "..." asıl unsurlu markaları ve kullanımı arasında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/1456 E., 2021/674 K. sayılı ilamında da "... ibareli marka ile davacının markalarının iltibasa neden olacak düzeyde benzer olmadığının kabul edildiği, dava konusu kullanımlar ile davacının markaları ve fiili kullanımlarının ayırt edici ve asıl unsurunu oluşturan ibareler arasında iltibasa neden olacak derecede benzerlik görülmediği, dava konusu kullanımlarla davacının markası ve fiili kullanımlarında, ayırt ediciliği bulunmayan turuncu renginin ortak olarak yer almasının tek başına iltibasa neden olmayacağı, aksinin kabulünün kimsenin tekeline bırakılamayacak olan turuncu renginin davacının tekeline bırakılması sonucunu doğuracağı, dava konusu kullanımlar ile davacının bahsi geçen markaları ve fiili kullanımları arasında iltibasa ve karıştırmaya yol açacak derecede benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi ve marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalının ticaretinde kullandığı “ ...” markasının davacının "..." ibareli markaları ile genel izlenim itibariyle benzer olup olmadıkları, buradan varılacak sonuca göre ortalama tüketici nezdinde ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesine sebep olup olmayacağı ve dolayısıyla davacı markasına tecavüzün söz konusu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi kök ve ek raporları dikkate alınarak davaya konu marka kapsamında yer alan 35. sınıftaki ''Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için değerli olmayan maden cevherleri. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" ile davacının davaya mesnet gösterdiği 2015/818 59... /81804 sayılı markaların kapsamlarındaki malların benzer olduğu, bu hizmetler bakımından taraf markaları arasında mal ve hizmet benzerliği durumunun oluştuğu, davaya konu edilen diğer hizmetler bakımından ise aynılık, benzerlik ve ilişiklilik durumunun oluşmadığı, dava konusu marka ile mesnet olan markanın bütünsel anlamda yapılan karşılaştırma sonucunda, markaların birbirlerinin farklı versiyonları, alternatifleri veya bir serinin devamı niteliğinde olduğu, ... ibaresi ile karşı karşıya kalan tüketicinin bu ibareyi davacının markası olarak yorumlama yoluna gidebileceği, dava konusu markanın görsel mizanpajındaki farklılıkların benzerliği bertaraf edecek nitelikte olmadığı, başvuru konusu marka ile mesnet markanın genel izlenim yönünden benzer olduğu ve aralarında ilişkilendirme ve karıştırma olasılığı bulunduğu, başvuru markasının tescilinin ortalama tüketici kitlesinin bütüncül ve genel bakış açısı dikkate alındığında taraf markaların benzer olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince ise dava konusu kullanımlar ile davacının markaları ve fiili kullanımlarının ayırt edici ve asıl unsurunu oluşturan ibareler arasında iltibasa neden olacak derecede benzerlik bulunmadığı, dava konusu kullanımlarla ile davacının markası ve fiili kullanımlarında, ayırt ediciliği bulunmayan turuncu renginin ortak olarak yer almasının tek başına iltibasa neden olmayacağı, aksinin kabulünün kimsenin tekeline bırakılamayacak olan turuncu renginin davacının tekeline bırakılması sonucunu doğuracağı gözetildiğinde dava konusu kullanımlar ile davacının bahsi geçen markaları ve fiili kullanımları arasında iltibasa ve karıştırmaya yol açacak derecede benzerlik bulunmadığı, bu nedenle dava konusu kullanımların markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Markaya tecavüz halleri SMK'nın 29. maddesinde düzenlenmiş olup bu maddede markanın 7. maddeye aykırı kullanımı da tecavüz fiilleri arasında sayılmıştır. SMK'nın 7/b hükmünde "Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması." şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
Somut olayda davalının tescil işlemlerini tamamlayamamasından geçersiz hale gelen ve ticaretinde kullandığı işaret " ..." şeklinde olup davacının hükümsüzlüğe mesnet tescilli markaları ise "..." ibarelidir. Söz konusu markalar arasında renk benzerliği de bulunmaktadır. Taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında davacının hükümsüzlüğe mesnet "..." ve "..." ibarelerinden oluşan markasının ayırtediciliği yönünden baskın unsuru olan "..." ve "..." ibarelerine davalı "..." ibaresini eklemiştir. Bu haliyle davalı markasının davacı markasına yaklaşarak davacı markasından yararlanma ihtimali söz konusudur. Yanaşma halinin karıştırma ihtimali hallerinden biri olduğu gözetildiğinde ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu da dikkate alındığında taraf markaları arasında benzerlik bulunduğunun kabulü ile markaya tecavüz fiilinin oluştuğunun tespitine, haksız rekabet yönünden ise kümülatif korumanın kabul edilmemesi nedeniyle haksız rekabet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.