Adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanan, ödeme iddiası ve sözleşmenin feshi sonrası haksız işgal ile elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talebinin, Yargıtayın ödeme araştırması eksikliği bozması sonrası reddine ilişkin temyiz.
Özet: Adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesine dayanarak, davalının ödemelerini yapmaması üzerine davacı tarafından feshedilen bir sözleşme sonrası haksız işgal ve ecrimisil talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi ve istinafın davacı lehine verdiği kararlar, Yargıtay tarafından davalının ödeme iddialarının yeterince araştırılmadığı gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma sonrası ilk derece mahkemesi, davacının elatmanın önlenmesi ve ecrimisil talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davayı tamamen reddetmiş olup, bu ret kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/214 E., 2024/3 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar; davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava konusu ... Köyü 3 43... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan K1-5 Blok numaralı binada 1 bağımsız bölüm numaralı dairenin maliki olduğunu, bu taşınmazın davalıya satışı konusunda davacı ile davalı arasında 04.09.2012 tarihinde adi yazılı bir sözleşme imzalandığını, sözleşme imzalandığında davalının davacıya 5.000,00 TL peşinat olarak ödediğini ve bir ödeme planı düzenlenerek söz konusu ödemeler tamamlandıktan sonra taşınmazın devrinin yapılmasının kararlaştırıldığını, sözleşmenin imzalandığı tarihte taşınmazın davalıya teslim edildiğini ve taşınmazı hâlen kullandığını, sözleşmenin 3. maddesinde “iki taksit üst üste yatırılmadığı takdirde sözleşmenin satıcı tarafından tek taraflı feshedileceğinin” belirtildiğini, davalının sözleşmenin bu hükmüne uymadığını, bunun üzerine davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini ve davalıya noterden 24.09.2013 tarihli ihtarnameyi gönderdiğini, sözleşmenin 4. maddesinde "sözleşmenin feshedilmesi durumunda ödemelerin %20 düşürülerek %80’inin ödeme planı çerçevesinde iade edileceğinin" kararlaştırıldığını, davacının ödemeleri iade etmek üzere davalı ile iletişime geçerek hesap numarasını istediğini, bu konuda davalıya 28.11.2013 tarihinde ihtarname de gönderdiğini, davalının davacıya dönüş yapmadığını, sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren herhangi bir bedel ödemeden sözleşme konusu daireyi fiilen kullanan, sözleşmenin feshine sebep olan davalının daireyi hâlen kullanmaya devam ederek haksız işgalini sürdürdüğünü ve davacının hak kaybına sebep olduğunu, sözleşme 24.09.2013 tarihli ihtarname ile feshedildiğinden davalının bu dönemden sonra taşınmazı kullanmaya devam etmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek, davalının el atmasının önlenmesini ve belirtilen dönem için 1.000,00 TL ecrimisilin davalıdan tahsilini istemiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davalının imzalanan sözleşmeye göre ödemesi gereken tüm taksitleri sözleşmeye uygun olarak ödediğini, buna rağmen davacının daireyi devre yanaşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARLARIİlk Derece Mahkemesinin 31.10.2019 tarihli ve 2015/296 Esas, 2018/582 Karar sayılı kararıyla; davalının dava konusu taşınmaza el atmasının önlenmesine, 1.339,00 TL haksız işgal tazminatının yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli kararı ile; davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının HMK’nın 353/1-b2 maddesi uyarınca düzeltilmek suretiyle yeniden hüküm tesisine, davanın kabulüne, davalının dava konusu taşınmaza el atmasının önlenmesine, 19.957,00 TL haksız işgal tazminatının yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma KararıBölge Adliye Mahkemesinin 28.01.2021 tarihli kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.09.2022 tarihli ve 2022/3683 Esas, 2022/5170 Karar sayılı kararında belirtilen; "... Taraflar arasındaki uyuşmazlık 04.09.2012 tarihli "satış protokolü" başlıklı sözleşmede kararlaştırılan bedelin ödenip ödenmediğine ilişkindir. Davalı taraf, ihtarname tarihine kadar dahi ödeme yaptığını savunmuş, buna ilişkin liste vermiştir. HMK’nın 31. maddesi uyarınca hakimlikçe davalı taraftan ödemelere ilişkin varsa bilgi ve belgeler sorulması, banka aracılığı ile ödenmişse bankadan sorulmak suretiyle davalının yaptığı ödemeler ve tarihleri tespit edildikten sonra elatmanın önlenmesi ve ecrimisil hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir...” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davacının dava konusu taşınmaza ilişkin davalıdan el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talep etme hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.VI. TEMYİZDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesine benzer nedenlerde de izah edilerek İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidildiğini, davalının sözleşmeye uygun bir şekilde ödemelerini yapmayıp edimlerini yerine getirmediğini, sözleşmenin usulüne uygun şekilde feshedildiğini ve davalının iddialarının doğru olmadığını beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talebine ilişkindir.Temyiz kanun yolu 6100 sayılı Kanun'un 361. maddesine göre kural olarak Bölge Adliye Mahkemelerinin kararlarına karşı başvurulabilen bir kanun yoludur. 362. maddesinde ise temyiz edilemeyen kararlar hakkında düzenleme yapılmıştır.Temyiz sebepleri ise Kanun'un 371 inci maddesinde sayılmıştır. Bunlar; hukukun veya taraflar arasındaki sözleşmenin yanlış uygulanmış olması, dava şartlarına aykırılık bulunması, taraflardan birinin davasını ispat için dayandığı delillerin kanuni bir sebep olmaksızın kabul edilmemesi ve karara etki eden yargılama hatası veya eksiklikler bulunması olarak belirtilmiş olmakla birlikte, aynı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki hükmü gereğince Yargıtay tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gördüğü diğer hususları da inceleyebilir. Temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay, taraflarca ileri sürülen veya kendisinin tespit ettiği temyiz sebeplerini yerinde görürse bozma kararı verecektir. Üç aşamalı yargı sistemine geçilmesi nedeniyle Yargıtayın bozma kararı üzerine dosyayı derece mahkemelerinden hangisine göndereceği ise 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinde düzenlenmiş olup anılan madde; "(1) Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun Bölge Adliye Mahkemesi tarafından esastan reddi kararına ilişkin ise Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren İlk Derece MAhkemesine veya uygun görülecek diğer bir İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneği de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir.(2) Bölge Adliye Mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya, kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi veya uygun görülen diğer bir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir.(3) Bölge Adliye Mahkemesi, 344. madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir.(4) Yargıtayın bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesince bozmaya uygun olarak karar verildiği takdirde, bu karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.(5) İlk Derece Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir.(6) (Ek: 17/4/2013-6460/1 md.) Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her hâlde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.(7) Hukuk Genel Kurulunun verdiği karara uymak zorunludur" hükmünü taşımaktadır.Görüleceği üzere Yargıtayın bozma kararı Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararı kaldırıp düzelterek verdiği bir karar veya İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp davanın esası hakkında yeniden verdiği bir karara ilişkin ise dosya kararı vermiş olan Bölge Adliye Mahkemesine veya uygun görülen başka bir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilecektir.Ancak bozma kararı, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin ise bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak dosya, kararı veren İlk Derece Mahkemesine veya uygun görülecek diğer bir İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneği de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilir. Burada iki durum arasındaki fark şu noktadadır: Birincisinde (6100 sayılı Kanun md. 373/2), Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını yanlış bulup yeni bir karar vermiştir; ikincisinde ise (6100 sayılı Kanun md. 373/1), Bölge Adliye Mahkemesi İlk Derece Mahkemesi kararını doğru bularak istinaf başvurusunu reddetmiştir. Birincisinde, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi normaldir. Çünkü artık ilk derecenin bir kararı mevcut değildir, bozulan karar Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır, dosya kararı bozulan mahkemeye gönderilmektedir. İkincisinde ise her ne kadar bozma kararı Bölge Adliye Mahkemesi kararına ilişkin olsa da, özünde İlk Derecenin kararı bozulmuştur; çünkü bu durumda istinaf aşamasında bir karar verilmemiş, sadece ilk derecenin kararı doğru bulunmuş ve istinaf başvurusu reddedilmiştir. İstinafın kararı bozulmakla, aslında ilk derecenin kararı yanlış bulunduğundan dosya ilk dereceye gönderilmektedir (Hakan Pekcanıtez, Muhammet Özekes, Mine Akkan, Hülya Taş Korkmaz, Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, C. III, İstanbul 2017, s. 2302). Dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiş ve İlk Derece Mahkemesi bozma kararına uymuş ise, bozmaya uyularak verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulabilir.Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiği durumlarda Bölge Adliye Mahkemesi, 6100 sayılı Kanunu'nun 360. maddesinin atfıyla İlk Derece Mahkemelerinde uygulanan yargılama usulüne göre 344. madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir. Gerek ilk derece mahkemesi, gerekse Bölge Adliye Mahkemesi bozma kararına direnirse bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır ve daire direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir.Bölge Adliye Mahkemesinin, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak düzelterek yeniden karar vermesi durumunda 6100 sayılı Kanun'un 373/2 hükmünde ki açık hüküm nedeniyle dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesinin düzelterek verdiği kararın bozulması nedeniyle dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi mümkün olmadığı gibi dosya yanılgı sonucu İlk Derece Mahkemesine gönderilse dâhi ilk derece mahkemesinin bozma kararı hakkında uyma yahut direnme kararı vermesi bir sonuç doğurmayacaktır. Zira böyle bir durumda bozma kararına uyma yahut direnme kararını verme yetki ve yükümlülüğü Bölge Adliye Mahkemesine aittir. İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırılarak yeniden hüküm kurulması nedeniyle hüküm mahkemesi sıfatı devam eden bölge adliye mahkemesinin, kararın bozulması durumunda bozmaya uyma ya da direnme şeklinde uyuşmazlığı sona erdirecek, infaza elverişli bir karar vermesi gerekir.Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf itirazlarının esastan reddine, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulü yönünde yeni hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemiz tarafından karar bozulmuş ve dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesini müteakip İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmak suretiyle yeniden kurulan hükme ilişkin Dairemizin bozma kararı sonrası dosya İlk Derece Mahkemesine gönderilmiş ise de, 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin ikinci fıkrası gereğince dosyanın kararı veren bölge adliye mahkemesine gönderilmesi gerekli ve zorunlu iken, sehven dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmiş olması, Bölge Adliye Mahkemesinin 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında bozma kararına karşı uyma veya direnme kararı verme yetkisini ortadan kaldırmayacağı gibi bu yetkinin İlk Derece Mahkemesine geçeceği sonucunu da doğurmaz. Başka bir anlatımla İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak davanın reddi adı altında verilen kararın bir sonuç doğurduğundan ya da tarafların leh ve aleyhine usule ilişkin hak bahşettiğinden söz edilemez. Yapılan açıklamalar karşısında, Dairemizin bozma kararı sonrasında dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373. maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak İlk Derece Mahkemesine gönderilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince, bozma kararı hakkında aynı maddenin üçüncü fıkrası çerçevesinde bir karar vermek üzere dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesi gerekirken, Kanun hükmüne aykırı şekilde bozma ilâmına uyularak davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, anılan İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve işin esası bakımından karar verilmek üzere dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. VI. KARARAçıklanan nedenlerle,İlk Derece Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesine İADESİNE,04.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi