Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, davacının tescilli ve tanınmış markasıyla benzerlik iddiasıyla davalı markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep ettiği davanın gerekçeli kararı.
Özet: Uluslararası ticaret yapan davacının, 2013ten beri kullandığı ve tescilli "artı folyo", "artı folyo şekil", "air-tex membrane şekil" ibareli tanınmış markalarına kötü niyetli ve birebir benzer olduğunu iddia ettiği davalıya ait "waıner +şekil" markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini talep etmesi üzerine açılan bu davada, davalılar kendi markasının davacı markalarından görsel, sesçil ve işitsel olarak farklı olduğunu, karıştırılma ihtimali bulunmadığını, ayırt edici nitelikte olduğunu ve tarafların farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini ileri sürerek davanın reddini savunmaktadır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/427 Esas - 2025/346

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/427
Karar No : 2025/346
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin
Dava Tarihi : 07/08/2024
Karar Tarihi : 24/09/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 24/09/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilleri şirketin Avrupa Ülkeleri, Hindistan, Rusya, Çin, İran, İsrail olmak üzere pek çok ülkeyle yüksek hacimlerde ticaret gerçekleştirdiğini, söz konusu markayı 2013 tarihinden itibaren bilfiil kullandığını, 2020 yılı itibariyle tescilli olarak ...." markasının kullanımına başladığını, müvekkilleri markası ile davalı markasının aynı ve/veya ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, markaların aynı tür ve benzer malları kapsadığını, davalı markasının, müvekkilleri markasında bulunan ibarelerden oluştuğunu, müvekkilleri markasında bulunan şekil unsurlarını birebir içerdiğini, müvekkilleri şirkete ait "artı folyo", "artı folyo şekil" ve "air-tex membrane şekil" markalarının tanınmış bir marka olduğunu, 4 yılı aşkındır tescilli olarak markasını kullanan müvekkilleri şirketin Türkiye genelinde ve uluslararası arenada markası ile birlikte tanınır hale geldiğini, müvekkilleri şirketin "artı folyo", "artı folyo şekil" ve "air-tex membrane şekil" ibaresi üzerinde gerçek ve öncelikli hak sahibi olduğunu, SMK m. 6/6 uyarınca korunmaya değer hukuki yararı bulunduğunu, davalı şirketin basiretli bir tacirden beklenen özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kötü niyetli olduğunu, başvuru sahibi şirketin, müvekkilleri ile aynı alanda faaliyet gösterdiğini ifade ederek, .... sayılı ve "...." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse 35. sınıfa ait hizmetlerde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı ... vekili cevaplarında özetle; davalının dava konusu markası ile davacının itiraz konusu markalarının birbirinden bağımsız markalar olduğunu, davalının markasının "waıner +şekil" ibaresinden oluşan bir marka olduğunu, davacının itiraz mesnedi markalarıyla aralarında şekil unsuru hariç herhangi bir benzerlik olmadığını, davacının itiraz mesnedi markaları ile davalının dava konusu markasının ne görsel, ne sesçil, ne de işitsel olarak birbirine benzemediğini, nihayetinde davalı markasının bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde davacı markaları ile SMK 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davalı tarafından yapılan marka tescil başvurusu incelendiğinde tescili talep edilen mal veya hizmet sınıflarında (09,14 ve 35. sınıflarda) markanın kendine özgü ve ayırt edici bir algı oluşturduğunu, kullanılan harflerin, kelimelerin, yazı stilinin ve markanın yazımındaki renklerin farklı olduğunu, davalı markasının tescili talep edilen sınıflara ilişkin markanın ayırt edici fonksiyonunun yerine getirildiğini, davaya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların farklı olduğunu ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağını, Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından kötü niyet gerekçeli itirazın haklı bulunmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; müvekkilleri şirketin bağlı olduğu ... faaliyetlerine 1985 yılında perakende ve toptan saat ticareti ile başladığını, davaya konu marka ile müvekkillerine ait markaların benzer olmadığını, markalar incelendiği takdirde bir bütün olarak görsel ve işitsel anlamda benzerlik olmadığının açık olduğunu Kurum tarafından da markalar arasında benzerlik bulunmadığının kabul edildiğini, karşı yan markasında yer alan "+" işaretinin... made" yani İsviçre’de üretilen saatler bakımından kullanılan bir figür olduğunu, müvekkilleri şirketin de saat alanında faaliyet gösteren bir firma olduğundan kırmızı renkli "+" işaretini tamamen "swiss made" logosundan hareketle markaya eklediğini, kullanılan "+" işaretinin özellikle müvekkilleri bakımından sektörde sıklıkla kullanılabilen, malın niteliğini belirten genel bir işaret olduğunu, sektörde sıklıkla kullanılan bir işaret olmasa bile "+" işaretinin genel olarak ticari ve sosyal hayatta sıklıkla kullanılabilen bir işaret olduğunu, bu işaretin belirli bir firma ile özdeşleşmesi niteliği gereği mümkün olmayacağını, karşı yan markaları ve kullanımlarının eskiye dayanmadığından ötürü tüketici nezdinde uzun yıllardır kullanımdan ötürü bilinirliğin oluştuğunun da söylenemeyeceğini, müvekkilleri şirketin toptan ve perakende saat ticareti alanında faaliyet gösterdiğini, karşı tarafın ise ambalaj ve ambalaj malzeme üretimi sektöründe faaliyet gösterdiğini, çok farklı alanlarda faaliyet gösteren firmalara ait markaların karıştırılması ihtimali bulunmadığını, karşı tarafın dava dilekçesinde markanın tanınmış olduğunu ileri sürdüğünü, ancak mesnet gösterilen markalar bakımından tanınmışlığa ilişkin hiçbir evrak ve doküman sunulamadığını, karşı tarafın markalar üzerinde gerçek hak sahibi olmadığını, davacının kötü niyet iddialarının mesnetsiz olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık, kötü niyet, gerçek hak sahipliği itirazları ile 6769 sayılı kanunun 6/6 kapsamındaki itirazlarının yerinde olup olmadığı, davalının kullanmama defi gereğince davacının markasını ciddi biçimde kullanıp kullanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .... ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu .... sayılı "...." ibareli marka için davalı tarafından 19/01/2023 tarihinde 09.(01-16), 14.(01-04), 35.(01-05). Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacının ....", "air-tex membrane şekil" ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazın reddine karar verildiği, karar üzerine davacının yeniden itirazda bulunduğu, .... sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu marka kapsamında aynı/aynı tür ve benzer mal / hizmetler ile birlikte, kullanım amaçları, işlevleri ve birbirleri ile olan ilişkileri (alternatif veya tamamlayıcı olması) bakımından yapılan değerlendirmede, davaya konu markanın itiraz ve dava konusu edilen 09., 14. ve 35. sınıfta yer alan mal / hizmetlerinin tamamının davacı şirket markalarının tescilli olduğu sınıflarda yer alan mallar / hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğu,
Taraf markaları arasında aynı / aynı tür hizmetler bulunduğu anlaşılmıştır. Davaya konu markanın, dava konusu edilen hizmetlerinin tamamı davacı yan markalarında da aynen yer almaktadır. Bununla birlikte, bir kısım mal ve hizmetleri ise birbirleri ile olan bağlantısı nedeni ile benzer olduğu anlaşılmıştır. Taraflara ait markalar sadece hizmet sınıflarında değil, emtia sınıflarında da tescile konu edilmiştir. Söz konusu emtia sınıfında yer alan mallar, aynı zamanda davaya konu markanın veya davacı yanın 35.05. alt sınıfı ile benzerlik taşımaktadır. Diğer bir deyiş ile taraf markalarının 35.05. alt sınıfı, perakendecilik veya toptancılık şeklinde, müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için – tespit edilen - mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri şeklinde olup, gerek davacı yanın mal grubunda yer alan emtialar, gerek de davaya konu markanın mal grubunda yer alan emtialar açısından 35.05. alt sınıfında sayılan malların benzer olduğu; bu mallar ile o malların satışına dair hizmetlerin, birbirlerinin devamı niteliğinde olduğu, bir ürünü üretenin o ürünü satmasının olağan kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle de söz konusu sınıfların benzer olduğu değerlendirilmiştir. Uygulamada da bu yönde birçok karar mevcuttur.
Davaya konu markada, 09 ve 14. sınıfta yer alan mallar ile 35. sınıfa ait çeşitli hizmetlerin listelenmiş olması karşısında, söz konusu sınıflarda yer alan hizmetlerin müşterilerinin / alıcı kitlesinin veya son tüketicilerinin birbirlerinden farklı yaş aralıklarında, çok farklı eğitim seviyesinden, çok çeşitli kesimden olabileceği, son kullanıcılardan büyük şirketlere kadar faydalanıcı olarak görülebileceği kabul edilmiştir. Bu doğrultuda, tüketici grubunun değerlendirmesine ilişkin bir genelleme yapılamamış, ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, "halk" nezdinde kabul edilmiştir. Bu kapsamda, bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın ve/veya hizmetin hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yasada geçen "halk" tabiri amaca uygun şekilde "markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi" olarak anlaşılmalıdır". Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir.
Yasada geçen "halk" tabiri amaca uygun şekilde "markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi" olarak anlaşılmalıdır". Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İlgili tüketici belirlenirken "ortalama tüketicinin dikkat düzeyinin mal veya hizmetlerin kategorisine göre çeşitlilik gösterdiği de akılda tutulmalıdır" (...]). Çekişmeli malın ortalama tüketicisinin zihnindeki marka algısı da bu nedenle değerlendirmede dikkate alınmıştır.
Bütün bu hususlar uyarınca; iltibas ihtimali varlığının ilk şartı olan malların / hizmetlerin aynılığı / benzerliği kriterinin, somut uyuşmazlık açısından, dava konusu markanın, dava konusu edilen mal ve hizmetleri açısından sağlanmış olduğu anlaşılmıştır.
İkinci şart ise markaların karşılaştırılması ile tespit edilir.
Taraf markalarına bakıldığında, davaya konu markanın kelime ve şekil unsurundan oluştuğu, markada "..." ibaresinin yer aldığı, davacı yan markalarında kelime unsuru ile birlikte şekil unsuruna yer verildiği, markalarda "artı folyo" / "aır-tex membrane" ibarelerinin tescile konu edildiği anlaşılmıştır.
Markaların anlamlarına bakıldığında, davaya konu markada öne çıkan unsurun "..." ibaresi olduğu, belli başlı diller içerisinde anlamına rastlanmadığı, davacı yan markalarında yer alan "artı" ibaresinin Türkçe olduğu, "Toplama işleminde "+" işaretinin adı, sıfırdan büyük, önünde artı işareti bulunan (sayı), pozitif, eksi karşıtı, bir olay, durum veya olgunun olumlu yanı" anlamlarına geldiği, "folyo" ibaresinin ise "yiyecekleri korumak ve saklamak için kullanılan, ince, şeffaf kâğıt" anlamlarına geldiği, aynı şekilde "a.... ibarelerinin ise İngilizce olduğu, "hava teks membran" şeklinde Türkçeye çevrilebileceği, bu hali ile taraf markalarında ayırt edici gücü olan ibarelerin "...", "..." ibareleri olduğu anlaşılmıştır.
Anlamsal / kavramsal, fonetik, görsel olarak bütünsel değerlendirmenin esas olması hususu dikkate alındığında; taraf markalarında öne çıkan unsurun kelime unsurları olduğu, kelime unsurların farklı olduğu, ibarelerdeki farklılığın sesçil olarak markaları farklılaştırdığı, görsel olarak ise kelime unsuru yanında her iki taraf markasında da şekil unsuruna yer verildiği, şekillere bakıldığında, "+" ibaresinin kendine özgü görsel özellikler içerecek şekilde kompozisyon edildiği;
Her iki taraf markasında da yer alan "+" işaretinin, konumunun benzer olduğu, italik, tek çizgisi olmayacak şekilde tescile konu edildiği, bununla birlikte, söz konusu şeklin geometrik bir şekil olduğu, herkesin kullanımına açık, günlük kullanımda sıklıkla karşılaşılan bir ibare olduğu ve bu nedenle de kelime unsuru karşısında ayırt ediciliğinin geri planda kaldığı değerlendirmiştir.
Davacı yanın markasının ve ticaret unvanın ayırt edici kısmında "artı" ibaresinin yer aldığı, davacı yan markalarında yer alan şeklin de matematikte kullanılan artı anlamına geldiği, diğer taraftan davaya konu markanın saatler üzerinden kullanıldığının ve İsviçre bayrağından esinlendiğinin beyan edildiği, dosya kapsamında da aksi yönde bir delilin bulunmadığı, kullanılan rengin de kırmızı olduğu; taraf markaları değerlendirildiğinde, matematik veya geometride kullanılan şekillerin farklı bağlamlarda farklı anlamlara gelmesinin muhtemel olduğu, hem sembolizm hem de kültürel açısından farklı anlamların olabileceğinin kabul edilmesi gerektiği, davacı yanın markalarını gören tüketicinin, aklına İsviçre bayrağı gelmeyeceği gibi, davaya konu markayı gören diğer bir tüketicinin söz konusu işareti, kırmızı renk de kullanıldığı dikkate alındığında matematikte kullanılan artı olarak zihninde canlandırmayacağı değerlendirilmiştir. Kaldı ki, günümüzde pek çok markada, "+" işareti farklı anlamlarda kullanılabilmektedir. Örneğin, ek özellikler açısından "Vitamin C+", "Pro+" gibi kullanıldığı ürünü standarttan uzaklaştırma amacı ile kullanıldığı gibi sağlık ve temizlik çağrışımı yapması açısından, özellikle ilkyardım, tıbbi yardım ile ilgili olması açısından (Kırmızı haç sembolü de olduğu dikkate alındığında veya İsviçre kalitesi çağrışımı yapması amacı ile) kullanılmaktadır. Neticede, "+" ibaresinin ayırt ediciliğini, markalarda yer alan ibarelerin ayırt ediciliğinin yanında arka planda kaldığı, söz konusu ibarelerin ayırt ediciliğini düşürecek düzeye ulaşmadığı, bu nedenle de taraf markalarının farklı olduklarının kabul edilmesi gerektiği değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, taraf markalarında yer alan işaretlerin karıştırılma ihtimali yaratmayacağı kanaatine varılmıştır.
İşaretler arasındaki benzerlik değerlendirmesi, markanın türüne, yani şekil markası, sözcük markası, ses markası veya bunların karması olup olmamasına göre birçok farklı faktör açısından yapılacak değerlendirmeye bağlı olarak tespit edilebilmektedir. Benzerliğin tespiti, markanın türüne göre farklı unsurları esas almayı da gerektirebilmektedir.
Somut olayda, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden, tüketici işlemi ya da tüketiciye yönelik uygulamaların her aşamasında makul düzeyde bilgiye sahip olan gerçek veya tüzel kişi tüketici açısından taraf markalarını aynı anda ya da ayrı ayrı görmesi halinde, bu markaların ilişkili markalar olduğunu sanma tehlikesi bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Gerçek Hak Sahipliği / Öncelik Hakkı Açısından Değerlendirme;
Marka üzerindeki öncelik hakkı o markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye aittir ki buna "gerçek hak sahipliği" denilir. Davacı şirketçe bu yönde bir delili dosyaya sunulmadığı, bir bütün olarak değerlendirilmesi gereken davaya konu olan "..." ibaresinin/markanın, davacı tarafından, tescili talep edilen sınıflar olan 09., 14., 35. sınıfta piyasada etkin bir şekilde kullanıldığına dair devamlılık arz eden bilgi veya belgenin bulunmadığı, davaya konu markanın başvuru tarihinden geriye doğru işaretin tüketici nezdinde kalıcı hâle gelmesi sağlandığını gösterir bir kanaat oluşmadığı / dosya kapsamı itibari ile ciddî kullanımın bulunmadığı, davacı şirketin, davaya konu markanın tescil talebine konu mal ve hizmet listesinde yer alan mal ve hizmetler açısından öncelik hakkına sahip olamayacağı, neticede, davacı şirket lehine 6769 s. SMK’nun 6/3. maddesi koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Tanınmışlık İddiaları Yönünden Değerlendirme;
Somut olayda, davacı yan dosyaya bu yönde bir delil sunmamıştır. Davacı markasının tanınmışlık düzeyine ulaştığını gösterir nitelikte, piyasa araştırması, satış rakamları, yurt içi ve yurtdışı satış ağı vb. delillere rastlanmadığı, davacı markasının bir kişiye veya teşebbüse sıkı sıkıya bağlı, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine sahip, dost ve düşman ayrımı yapılmaksızın coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım yapacak seviyeye ulaşmadığı değerlendirilmiş, benzer bulunan veya bulunmayan mal ve hizmetler açısından, davacı marka sahibinin davaya konu markanın tescilinden zarar görme veya itibarında zarar meydana gelme ihtimalinin bulunmadığı değerlendirilmiş olup, netice itibariyle de, davacı lehine, itirazına dayanak 6769 sayılı SMK’nun 6/5 maddesi kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı kanaatine varılmıştır.
Diğer Kişisel ve Fikri Mülkiyet Hakları Açısından Değerlendirme;
Madde kapsamında değerlendirme yapılabilmesi için, tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi gerekmekte olup, davacı yanın bu madde kapsamında ileri sürmüş olduğu, "...." ibaresine ait herhangi bir bilgi ve belge dosya kapsamında bulunmadığı anlaşılmış olup, neticede, davacı yan lehine 6769 s. SMK 6/6. madde koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Kötü Niyet İddiaları Yönünden Değerlendirme;
Davacı tarafın, davalı marka başvurusunun kendi markasının itibarından yararlanmak üzere kötü niyetli olarak yapıldığını iddia ettiği, içtihatlardan da anlaşıldığı üzere, kötü niyetin her somut olayda net olarak ortaya konması gerektiği, davalı şirketin kötü niyetinin ispatı külfetinin davacıya ait olduğu; dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir her hangi bir belge bulunmadığı anlaşılmış olup, netice itibariyle de, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu ve markasını tescil ettirdiği iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından;
Davaya konu ....sayılı markanın, dava konusu edilen 09., 14., 35. Sınıftaki mal ve hizmetlerinin tamamının davacı yanın davasına mesnet markalarında yer alan mallar/hizmetler ile aynı / aynı tür veya benzer nitelikte olduğu, davaya konu .... sayılı davalı şirket markası ile davacı şirketin itiraza dayanak markaları arasında 6769 s. SMK’nun 6/1. maddesi kapsamında ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacı şirketin gerçek hak sahipliği iddiasının yerinde olmadığı, davacı şirketin 6769 s. SMK’nun 6/3. maddesi kapsamından yararlanamadığı, davacı şirket markalarının 6739 s. SMK’nun 6/5. madde kapsamındaki tanınmış marka korumasından yararlanamayacağı, davaya konu .... sayılı davalı şirket markası açısından, 6769 s. SMK’nun 6/6. maddesi şartlarının oluşmadığı, davacının kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı,.... kararlarının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ..... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.24/09/2025
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır