Yargıtay 11. Ceza Dairesi, sanığın kamu kurumunu araç kullanarak nitelikli dolandırıcılık suçundan cezalandırılmasına yönelik istinaf hükmünü hukuka uygun bularak temyiz başvurusunun esastan reddine karar verdi.
Özet: "Kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve adli para cezasına çarptırılan sanık hakkındaki mahkumiyet kararının, adli para cezasının hapse çevrilme koşulundaki ifade düzeltmesi dışında istinaf mahkemesince esas yönünden onanmasının ardından, sanık müdafiinin suç vasfının yanlış belirlendiği, icra takibindeki hukuki sorumluluk, tebligat usulleri ve dolandırıcılık kastının bulunmadığına dair temyiz itirazları, Yargıtay tarafından yargılamanın usul ve yasaya uygun yapıldığı, delillerin yeterli ve suç vasfının doğru belirlendiği gerekçesiyle reddedilerek, önceki hükmün onanmasına karar verilmiştir.
11. Ceza Dairesi         2023/1410 E.  ,  2026/4118 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2022/1803 E., 2022/3892 K.
SUÇ : Kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
Sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanığın yasal şartları oluşmayan duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilip incelenerek gereği görüşüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.12.2021 tarihli, 2015/275 Esas, 2021/440 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaleti ile 6763 sayılı Yasa ile değiştirilmesinden önceki hali ile 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 62.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 06.12.2022 tarihli ve 2022/1803 Esas, 2022/3892 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının "28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca adli para cezasının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma kararı verilebileceği de gözetilerek, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğine karar verilmesi suretiyle hükümde düzeltilebilecek nitelikte yasaya aykırılık tespit edilmiş olup, bu aykırılık duruşma açmadan düzeltilebilecek nitelikte olduğundan, Hükümde TCK 52/4 maddesinin uygulandığı bölümlerde yer alan "hapse çevrileceğinin" ibaresinin hükümden çıkarılarak yerine "hapse çevrilebileceğinin" ibaresinin eklenmesine, CMK'nun 280/1-a maddesi gereğince hükmün DÜZELTİLEREK İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE" karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafiinin temyiz istemleri özetle; görevi kötüye kullanmadan açılan davada nitelikli dolandırıcılıktan ceza verilmesinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kannu'nun 225 inci maddesine aykırı olduğu, emsal bir bölge adliye mahkemesi kararından hareketle, ilamsız icra takibinde belge ekleme zorunluluğu , sanık avukatın ilamsız takipte bir belge araması sorması , alacağın gerçekte var olup olmadığını araştırması sorumluluğu bulunmadığı, sanığın yasalara uygun davrandığı, katılanın süresinde itiraz etmediği ve basiretli bir tüzel kişi olarak yeni adresinin bildirimini yapması gerekir iken yapmadığı, katılanın Ticaret Sicil Müdürlüğündeki adresine tebligat yapılamaması nedeni ile Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesi talebinin değerlendirilmesi yetki ve sorumluluğunun icra müdürlüğü görevlilerine ait olup , sanığın talebi yerinde görülerek 35. maddeye göre tebliğ yapıldığı, sanığın dolandırmak amaçlı bir işlem yapmadığı, müştekinin denetleme imkanının ortadan kalkmadığı, hile ve aldatma bulunmadığı, yasa yollarının izlendiği, her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı, alacağı temlik alanların tanık olarak dinlenmesi gerektiği asıl alacaklının ... adlı şahıs olup temliklerin ...'un borcuna karşılık olduğu istinaf aşamasında ...'tan şirketten alacaklı olduğuna dair belge temin edildiği hususlarını savunarak kararın bozulmasını istemiştir.
III. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafi ve sanığın temyiz istemleri yerinde görülmemiş ve hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 06.12.2022 tarihli ve 2022/1803 Esas, 2022/3892 Karar sayılı kararında sanık müdafii ve sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca İzmir 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.04.2026 tarihinde karar verildi.