Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin, hizmet tespiti davasında işçi-işveren ilişkisi yerine adi ortaklık tespit eden Bölge Adliye Mahkemesi kararını onaması.
Özet: Davacı tarafın, davalıya ait işyerinde kaporta ustası olarak çalıştığı belirli bir döneme ilişkin hizmet tespiti talebi, davalının bu dönemin sermaye ve emeğin birleşimiyle kurulan adi ortaklık ilişkisine dayandığı savunması üzerine, ilk derece mahkemesince taraflar arasındaki çalışma ilişkisinde bağımlılık unsurunun tespit edilememesi ve adi ortaklık ilişkisinin varlığı kanaatiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin bu karara karşı yaptığı istinaf başvurusunun esastan reddedilmesi ve temyiz incelemesi sonucunda da bölge adliye mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun bulunarak onanmasıyla, hizmet tespiti istemi kesin olarak reddedilmiştir.
10. Hukuk Dairesi         2025/18719 E.  ,  2026/5331 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1268 E., 2025/1465 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adıyaman 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/379 E., 2022/161 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 14.09.2018 tarihinde davalıya ait işyerinde kaporta ustası olarak işe başladığını, 22.12.2019 tarihine kadar çalıştığını belirterek hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacının dilekçesinde sunmuş olduğu iddiaların çelişkili olduğunu, davacının Polis Merkezine vermiş olduğu ifadede; .. .. Mahallesi, .. Bulvarı No: .. ../..A sayılı adreste oto ekspertiz işi yapmak üzere 10.06.2018 tarihinde müvekkili tarafından sermaye, davacı tarafından emeğini ortaya koymak suretiyle adi ortaklık kurulduğunu, kurulan ortaklıktan sonra 12.06.2018 tarihinde işletmenin kurulacağı adresteki gayrimenkulun sahibi ile kendi adına kira sözleşmesi imzaladığı, davacı tarafından belirtildiği gibi işyerinin internet bağlantısının davacı adına yapıldığını, kurulan ortaklıkta işler yolunda gitmeyince emeğinin karşılığını alamayan davacının 09.10.2019 tarihinde iş akdini sonlandırdığını ve aynı gün davalının iyiniyetinden dolayı maaş karşılığı sigortalı olarak çalışmaya başladığını, bu durumun ... denetmenleri tarafından tutulan işyeri durum tespit tutanağında tespit edildiğini, ancak işlerin yolunda gitmemesi sebebiyle davalı tarafından iş akdine 22.12.2019 tarihinde son verildiğini beyanla kötü niyetli açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
Fer'i müdahil Kurum vekili; eldeki davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini, haksız ve dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, davalı ile arasındaki çalışma ilişkinde bağımlılık unsurunun tespit edilmediği anlaşılmakla, davacının davalı ile adi ortaklık ilişkisi kapsamında olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; eksik incelemeye dayalı kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.