Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde görülen, "icaevents" markasının tescili için YIDKnın ret kararının iptali davasında markalar arası iltibas riski ve ayırt edicilik tartışması.
Özet: Davacı, 35. sınıfta yer alan "icaevents" markasının, fuar, sergi ve organizasyon hizmetlerine yönelik uzman tüketici kitlesinin yüksek ayırt edicilik algısı ile markaların görsel, işitsel ve anlamsal farklılıkları göz önüne alındığında, davalıya ait "..." markasıyla karıştırılma tehlikesi oluşturmadığını ileri sürerek bir YIDK kararının iptalini talep ederken; davalı, davacının markasının temel unsurunun "ica" olduğunu, bu unsurun kendi markasıyla tıpatıp aynı olması, "events" ibaresinin tanımlayıcı niteliği ve genel intiba itibarıyla oluşan fonetik, biçimsel ve anlamsal benzerliklerin ortalama tüketici nezdinde iltibas yaratacağını ve davacının markasının kendi markasının bir uzantısı olarak algılanacağını savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/429 Esas - 2025/309

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/429
Karar No : 2025/309
....
Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali
Dava Tarihi : 09/10/2024
Karar Tarihi : 17/09/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 17/09/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili .... Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; 35. sınıfa ait hizmet içeriği incelendiğinde yerine getirilen hizmetin niteliği ticari, sınai, eğitim ve diğer alanlarda fuar, sergi, organizasyon hizmetleri ile bu alanda ticari faaliyet göstermek isteyen kişi ve kuruluşlara sunulacak danışmanlık hizmetleri olduğunu ve nitelikli bir hizmet türü olduğunu, bu alana ait hitap edilen tüketici-müşteri kitlesindeki ayırt edicilik algısı da alanında uzman ve üst düzey kişileri kapsadığını, belirtilen müşteri kitlesine ait ayırt edicilik algısı yüksek olup, markalardaki minimal farkları dahi ayırt edecek kapasiteye sahip olduklarını, bu durumda da hitap edilen tüketiciler nezdinde markalar arasında ilişkilendirilme-karıştırılma riskinin ortadan kalkması için yeterli olduğunu, davalıya ait ... ibaresinin 3 harfli bir kelime olup genel görünümüne etki eden görsel unsurlarla tescil edilmiş olduğunu, müvekkiline ait markanın ise bir bütün olarak "icaevents" şeklide oluşturulan ve "icaivents/ikaivents" olarak okunan bir marka olduğunu, Kurumca yapılan incelemede ise marka ayrıştırılmış, iki farklı heceden oluşuyormuşçasına değerlendirilmiş olduğunu, asli unsurunun “...” olduğunu ve bu sebeple de markalar arasında ilişkilendirilme riski taşıdığının belirtilmiş olduğunu, davalı markasının üç harften oluştuğu ve genel görünüme etki edecek görsel düzenlendiğini, müvekkili markasının ise farklı şekilde olduğunu, markaların genel görünümlerinin, okunuşlarının, yazılışlarının farklı olduğunu, hitap edilen tüketici – müşteri kitlesinin algı düzeyinin de yüksek olması sebebiyle markalar arasında yeterli farklılığın oluştuğunu, hitap edilen tüketici kitlesinin ayırt edicilik algısının yüksek olduğu düşünüldüğünde de markalar arasında karıştırılma riski olmadığını, markaların iltibas riskine etki eden tüm unsurlar bir arada değerlendirildiğinde işitsel ve görsel olarak yeterince uzaklaştıklarını, özel bir biçim ve düzenleme şekli içermeyen müvekkili markasının özel düzenleme içeren ve ibare farklılıkları da barındıran davalı markasına yaklaştığından da söz edilemeyeceğini, bu hale göre taraf markalarının hitap edilen tüketici kitlesi nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığını ifade ederek, .... sayılı kararının iptaline, başvuru markasının tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı .... vekili cevaplarında özetle; başvuruya konu markanın, siyah ve küçük harflerle, düz bir yazım stiliyle yazılmış “icaevents” ibaresinden müteşekkil olduğunu, .... Başkanlığı’nın kararında da ifade edildiği üzere, başvuru konusu markanın asli ayırt edici unsuru “...” kelimesi olup, markada yer alan “....” kelimesi “etkinlik, organizasyon” anlamına gelmekte ve markaya ekstra bir ayırt edicilik sağlamadığını, redde mesnet .... sayılı markanın ise, yine siyah ve büyük harflerle, düz bir yazım stiliyle yazılmış “...” ibaresinden oluştuğunu, söz konusu ibarenin ortasında yarım elipse benzeyen üç çizgiden oluşan bir şekil unsurunun yer aldığını, başvuru konusu marka ve redde mesnet markada ön plana çıkan esas unsur, birbirinin tıpatıp aynısı olan “...” kelimesi olup, fonetik, biçimsel ve anlamsal benzerlik nedeniyle, markaların umumi intibalarının da aynı olduğunu, dava konusu marka ile redde mesnet alınan markaların her birinin gözde ve kulakta bıraktıkları tesirin aynı olması karşısında, sonrakinin ilkinden ayırt ediciliğinin bulunduğunu söylemenin imkansız olduğunu, zira başvuru konusu işarete bakıldığında gözde bıraktığı iz, duyulduğunda kulakta kalan sesin, redde mesnet markayı hatırlattığını, bu hatırlatmanın, anılan işaretin, redde mesnet markanın bir başka versiyonu veya serisi yahut uzantısı olarak algılanmasına sebebiyet vereceğini, bunun sonucunun ise, redde mesnet marka sahibinin, bu markayı taşıyan ürünler için tüketiciler nezdinde tesis ettiği imaj, güven ve hatırlanırlıktan davacı tarafından haksız olarak istifade edilmesi olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; müvekkilinin "..." markası ile davacının ".... markaları arasında görsel, fonetik ve kavramsal açıdan ortalama tüketici nezdinde iltibas doğuracak benzerliklerin bulunduğunu, müvekkili şirket ve davacının marka başvurusuna ilişkin mal ve hizmetlerin ortak olarak 35. Nice Sınıfında bulunduğunu, buna göre, aynı hizmet sınıfında bulunduğundan benzer logoların bulunması tüketicilerin yanılmasına sebep olacağını, aynı kurum çatısı altında işlem yapıldığı algısının meydana geleceğini ve davacının haksız kazanç elde etmesine sebep olarak müvekkili şirketin mağduriyetine neden olacağını, müvekkile ait markada yer alan tek kelime unsuru “...” ibaresi olduğundan, bu ibarenin müvekkiline ait markanın esas unsuru olduğunun kabulünün gerektiğini, davacı yanın markası ...." ise sadece kelime unsurundan meydana gelmiş olup, baskın unsurun bu kelime unsurunda aranmasının gerektiğini, bu kapsamda itiraza konu başvuruda yer alan “...” ibaresinin, başvurunun tescilinin istendiği sınıflar bakımından ayırt edici olmayıp, tanımlayıcı olduğunu, karşılaştırmaya konu markalar arasında yapılacak benzerlik değerlendirmesinde hem müvekkili markalarının hem de davacı yanın markasının esas unsurlarının “...” ibaresi olduğundan “...” ibaresinin ele alınmasının gerektiğini, müvekkili markası ile davacı yanın markasının esas unsurları aynı olduğundan markalar arasında hem işitsel hem görsel ve hem de kavramsal ayniyetin bulunduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının .... sayılı "icaevents" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu.... sayılı "icaevents" ibareli marka için davacı tarafından 01/12/2022 tarihinde 16 / 35 / 41.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, söz konusu marka başvurusu .... tarafından kabul edilerek 13.03.2023 tarihli ve 416 sayılı Resmi Marka Bülteni'nde ilan edildiği, söz konusu yayına davalı şirket tarafından.... sayılı ve "..." ibareli markalarına dayanarak itiraz edildiği, işbu itiraz .... tarafından kısmen kabul edildiği, davacı şirket tarafından söz konusu karara tekrar itirazda bulunduğu, bu itirazın da, .... sayılı kararı ile nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu markanın kapsamından çıkartılan dava konusu hizmetlerin davalının redde mesnet markasının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı anlaşılmıştır.
Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır.
Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır.
Markalar arasında benzerlik değerlendirmesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır.
... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır”.
Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir.
Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, siyah renkte, kalın, küçük harflerle “icaevents” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsur içermeyen kelime markasıdır. Dava konusu markada yer alan “...” ibaresi, İngilizce’de “etkinlikler” anlamına geldiği ve ilgili tüketiciler tarafından bilindiği dikkate alındığında dava konusu hizmetler bakımından ayırt edici niteliğe haiz değildir. Dolayısıyla, dava konusu markanın esas unsurunun “...” olduğu değerlendirilmiştir. Davalının redde gerekçe markası, mavi renkte, “...” ibaresinin yer aldığı, bu ibarenin ortasından geçen figüratif bir unsurun bulunduğu karma bir markadır. Marka hukukunda “söz görünümden yüksek sesle konuşur” ilkesi gereğince davalının redde gerekçe markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu değerlendirilmiştir.
Dava konusu marka ile davalı markalarında “...” ibaresinin ortak olarak yer aldığı anlaşılmış, bu hususun markalar arasında marka işaretleri bakımından karıştırılma ihtimaline neden olup olmayacağı değerlendirilmelidir.
Değerlendirmeye konu olan taraf markalarına görsel, işitsel ve kavramsal olarak bakıldığında, dava konusu markanın davalı markasının esas unsuru konumundaki “.... ibaresini aynen içerdiği, markalar arasında oldukça yüksek işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, davacı markasında yer alan “... (etkinlikler) ibaresi ile davalı markasında yer alan şekil unsurunun tali konumunda olduğu ve markaları farklılaştırmaya yeterli olmadığı, ilgili tüketici markaların farklı olduğunu algılasa bile dava konusu markayı davalının markalarının serisi gibi algılamasının kuvvetle muhtemel olduğu, dolayısıyla, markaların aynı işletmenin markaları olarak düşüneceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davalının markası arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu değerlendirilmiş olup,
Neticede, hem dava konusu markanın kapsamındaki hizmetlerin redde gerekçe markanın kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer alması, hem de dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında işitsel ve görsel olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik bulunması nedeniyle bilinçli tüketici nezdinde bile dava konusu marka ile redde gerekçe marka arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olduğu kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Dava konusu markanın kapsamından çıkartılan hizmetlerin davalının markasının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, dava konusu marka başvurusu ile davalı markası arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu, dava konusu marka ile davalı markası arasında dava konusu hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, ... kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
Davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.17/09/2025
Kâtip Hâkim .....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır