Diyarbakır 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, davalı DEDAŞın güneş enerji santrali başvurusunu hukuka aykırı reddederek sebep olduğu gelir kaybı tazminatı talepli ticari alacak davasını inceliyor.
Özet: Davacı, mevzuata uygun ve eksiksiz olarak yaptığı güneş enerji santrali kurma başvurularının davalı elektrik dağıtım şirketi tarafından keyfi ve hukuka aykırı biçimde değerlendirilmediğini, davalının tekel konumunu kötüye kullanarak ve kamu hizmeti yükümlülüklerini ihlal ederek çağrı mektuplarını vermediğini iddia ederek, başvuruların haksız reddinin tespitini, çağrı mektuplarının verilmesini ve bu durumdan kaynaklanan gelir kaybının veya projenin imkansız hale gelmesi durumunda ortaya çıkan zararların tazmin edilmesini talep etmektedir.

T.C.

DİYARBAKIR TÜRK MİLLETİ ADINA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO :
KARAR NO :
HAKİM :
KATİP :
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVA : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 24/10/2022
KARAR TARİHİ : 11/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ :
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili tarafından .....parsel, Diyarbakır-Sur-Erimli Köyü .....parsel ve Diyarbakır-Sur-Erimli Köyü .....parselde olmak üzere .....adet 999,75 kw lisanssız elektrik üretimi yapılması amacıyla güneş enerji santrali kurmak için .....tarihinde davalıya ilgili mevzuat gereğince başvuru yapıldığını, başvurunun yapıldığı tarihte yürürlükte olan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik uyarınca davalı şirketin başvuruyu değerlendirmeye almakla yükümlü olmasına rağmen müvekkilin başvurusunun değerlendirilmediğini ve sonuçsuz bırakıldığını, davalının bağlantı anlaşması imzalanması öncesi uyması gereken tüm sorumlulukların ilgili mevzuat hükümlerince ve 02.10.2013 tarih 28783 sayılı Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin ilgili maddelerince kesin ve yoruma kapalı olarak belirlendiğini, Yönetmeliğin 8. maddesinde belirtilen adımların hiçbirinin hukuka uygun olarak uygulanmadığını, müvekkilin mevzuata uygun olarak (yönetmelik, tebliğnamede) aranan tüm başvuru koşullarını taşıması, hiçbir bilgi ve belge eksikliği olmamasına rağmen davalı şirketin başvuruları cevapsız bırakarak bağlantı anlaşması öncesi hiçbir sorumluluğunu yerine getirmediğini, aynı maddede belirtildiği üzere "reddedilen başvuru evrakları başvuru sahibine iade edilir" denmekte iken davalı şirket başvuruları değerlendirmediği gibi evrakların müvekkile iade de edilmediğini, Uyuşmazlık Mahkemesi kararı gereğince elektrik dağıtım hizmeti sunan davalının kamu hizmeti olarak kabul edilmiş faaliyetlerinde uyması gereken kural ve kaidelerin mevzuatça belirlenmiş olması ve birbirine sıkı sözleşmesel bağ ile bağlı olan davacı ile davalı dağıtım şirketinin özel kişi olması sebebiyle lisanssız elektrik üreticileriyle dağıtım şirketleri arasında çağrı mektuplarının verilmemesinden kaynaklı uyuşmazlıklarda adli yargının görevli olduğuna karar verildiğini, dağıtım şirketlerinin kanundan kaynaklı olarak sahip oldukları “doğal tekel” nitelikleri nedeniyle yerel seviyede her bir dağıtım bölgesinde tek hakim durumunda bulunduklarını, davalı dağıtım şirketi DEDAŞ'ın, faaliyet gösterdiği bölgede, lisanssız üretim başvurularını alan, değerlendiren ve sürecin sonunda lisanssız üretim tesislerinin fiziksel olarak bağlantı ve sistem kullanım anlaşmaları ile şebeke bağlantısını sağlayan tek yetkili merci olduğunu, dağıtım lisansı sahiplerinin yürüttükleri faaliyetlerin kamu hizmeti olması nedeniyle kullanıcılarına eşit şartlarda hizmet sunması ve ayrımcılık yapmaması zorunluluğu gibi çeşitli yükümlülükleri bulunduğunu ve bunlara dair yönetmelikte de ilgili hükümlerin mevcut olduğunu, Güneş Enerji Santralleri ile ilgili 6446 Sayılı Kanunun 14. maddesi ile 5443 Sayılı Kanunun ilgili hükümlerinin, 02.10.2013 tarih ve 28783 Sayılı Resmi Gazetede ilan edilerek yürürlüğe giren yönetmelik ve bu yönetmeliğin uygulanmasına dair tebliğ hükümlerinin çok açık ve anlaşılır nitelikte olup, yorumlamaya mahal vermediğini, davalı dağıtım şirketinin ilgili mevzuat uyarınca kendisine yüklenmiş olan sözleşme sorumlulukları yerine getirmemek suretiyle hukuka açıkça aykırı ve tamamen keyfi hareket ederek, kanunun kendine tanıdığı yetkileri ihmal ederek veya ayrım yapmak şeklinde uygulayarak kötüye kullandığını, davalının müvekkilin eksiksiz ve mevzuata uygun olarak yapılmış başvurusunu hukuka aykırı olarak değerlendirmeye almayıp sonuçsuz bıraktığını ve müvekkilin yapmayı amaçladığı yatırımı engellediğini, başvuru yapılan trafo merkezlerinde o dönemde müvekkilin başvurusuna esas kapasiteyi karşılayacak kadar boş kapasitenin mevcut olduğunu, nitekim söz konusu trafo merkezine başvuru yapıldıktan sonra güneş enerji santrali kurma izni verildiğini, müvekkilin elde edeceği (yüzde yüz kesin olan) tüm gelirlerden müvekkilin mahrum bırakıldığını, öyle ki aynı dönem aynı trafo merkezinde diğer firmaların başvurularının olumlu sonuçlandığını ve bu izinler ile güneş enerji santralleri faaliyete geçirildiğini ileri sürerek davalı şirketin, müvekkilin güneş enerji santrali kurmak için yapmış olduğu başvuruya ait izin talebinin reddedilmesinin hukuka aykırılığının tespiti ile söz konusu başvurulara esas çağrı mektuplarının verilmesine ve izin talebinin reddedildiği tarihten çağrı mektubunun verildiği tarihe kadar ki sürede mahrum kalınan gelirin ödenmesine, şayet söz konusu izinlerin verilmesi teknik ve hukuki olarak imkansız hale gelmiş dava konusu edilen Güneş Enerji Santrallerini faaliyete geçirilememesinden ötürü mahrum kalınan gelirden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik her bir santral için 500-USD (Amerika Doları) olmak üzere toplam 1.500,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir.
Dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli meşruhatlı davetiyenin davalılara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş, davalının süresi içinde cevap dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinin tebliğ edildiğini ve tensip zaptında dava tarihi olarak .....gösterildiğini, şayet dava yeni açılmış ise derdestlik itirazında bulunduklarını, müvekkil şirketin 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve ilgili yönetmelikler uyarınca faaliyet gösterdiğini, davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, .....Parsel Üzerinde Ges Kurulu başvurusu yapıldığına dair dosyada evrak bulunmadığını, davacı yana kesin süre verilerek bu evrakların sunulmasının istenmesi gerektiğini, husumet, derdestlik, zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev ve yetki itirazlarının bulunduğunu, dava dilekçesi eklerinin tarafına tebliğ edilmediğini, bu nedenle beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, davacının .....tarihli lisanssız elektrik üretimi başvurusunun üzerinden yedi yıl geçtiğini, sözleşme öncesi sorumluluk şartlarının oluşmadığını, davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, haksız fiil hükümlerine göre de iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının idari yargıda dava açma süresini kaçırdığını, Uyuşmazlık Mahkemesi'nin .....E. ve .....K. sayılı .....tarihli ilamından sonra adli yargıda dava açarak süreyi bertaraf etmeye çalıştığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranması gerektiğini, husumetin müvekkil şirkete değil kapasiteyi belirleyen .....İletim A. Ş. 'ye yöneltilmesi gerektiğini, .....tarihli TEİAŞ kapasite tahsis tablosuna göre ilgili trafo merkezinde kapasite bulunmadığından başvurunun reddedildiğini, davacının zarar talebinin soyut ve varsayıma dayalı olduğunu, Diyarbakır .....ve .....İdare Mahkemeleri ile diğer ilgili mahkemelerin benzer davalarda davanın reddine karar verdiğini, bu kararların dosyaya celbini talep ettiklerini, Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik hükümleri uyarınca usuli işlemlerin bitiş tarihinin günümüze tekabül ettiğini, bilirkişi incelemesi talebinin usul ekonomisine aykırı olduğunu ve davanın sürüncemede bırakılmaya çalışıldığını belirterek, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, davacının lisanssız elektrik üretimine ilişkin yönetmelik gereğince kurmak istediği güneş enerjisi santrali başvurusu talebinin davalı kurum tarafından haksız reddedildiği iddiasıyla davacının ret sebebiyle oluştuğu ileri sürülen zararının tazmini istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davacının güneş enerji santrali kurmak amacıyla davalıya yapmış olduğu başvurunun davalı tarafından reddedilmesinin hukuka uygun olup olmadığı, muarazanın giderilmesi ve tazminat istemine ilişkindir.
Davalı taraf zamanaşımı def'i, görev ve husumet itirazında bulunmak suretiyle dava konusu başvurusunun Elektrik Piyasası Lisansız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmenliğin 8 inci maddesinin 4 üncü fıkrasında belirtilen kriterlere göre sıralamaya konulduğunu, teknik değerlendirmeye alındığını ve TEİAŞ web sitesinde  .....tarihinde yayımlanan kapasite tahsis tablosuna göre ilgili Trafo Merkezinde yeterli kapasite bulunmadığından dolayı başvurunun reddedildiğini beyan etmiştir.
Davalı tarafın davanın idari yargıda görülmesine yönelik yargı yolu yönünden yapmış olduğu itirazı yönünden değerlendirme yapıldığında;
Davalı şirketin kamu kurumu olmadığı, özel hukuk hükümlerine tabi şirket olduğu, bu haliyle idari yargı yetkisi kapsamında açılmış bir idari dava bulunduğundan söz etmenin mümkün olmadığı anlaşılmakla bu yöndeki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. (Uyuşmazlık Mahkemesinin 29/04/2019 tarih, 2019/202 Esas, 2019/306 Karar sayılı, Konya BAM 6.Hukuk Dairesinin 26/09/2019 tarih, 2019/1028 Esas, 2019/772 Karar sayılı ilamlarına bknz.)
Davalı tarafın husumet itirazı yönünden değerlendirme yapıldığında;
Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir ve medeni hukuk kuralları dairesinde belirlenir. Yani Medeni Kanun kapsamında medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. Bir davada tarafların dava ehliyetine sahip olması dava şartı olup hakim resen dikkate alır.
Davacının, bir davayı açmakta menfaatinin bulunması gerekir. Dava açılabilmesi için davacının dava hakkına sahip olması yeterli değildir. Davacının yararının hukuki ve korunmaya değer olması ve dava açıldığında bulunması zorunludur. Dava ehliyeti gibi hukuki yarar şartı da dava şartlarındandır. Sıfat, davaya konu subjektif hak ile taraflar arasındaki ilişkidir. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şekli taraf kuramına göre o davanın tarafları iseler de, bu her zaman o kişilerin taraf sıfatına sahip oldukları anlamına gelmez. Taraf sıfatı dava şartı değildir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır.
Genelde sıfat yerine husumet, davacı bakımından “aktif husumet ehliyeti”, davalı bakımından “pasif husumet ehliyeti” tabirleri kullanılmaktadır.
HMK'nın 114. maddesine göre "dava ehliyeti" ve "hukuki yarar şartı" dava şartı olarak düzenlenmiş olması karşısında “sıfat” ya da "husumet" dava şartları arasında sayılmamıştır.
Mahkemenin bir davaya bakabilmesi yani esasına girebilmesi için dava şartlarının varlığını kontrol eder. Bunu yaparken yasanın düzenlemesindeki sırayı gözetir. Bir davada dava ehliyetinin bulunmadığını tespit ettiği anda takip eden dava şartlarını incelemeksizin davayı usulden reddeder. Dava şartlarının bulunduğu kanaatine vardığında davanın esasını inlemeye başlar ve taraf delillerini toplar. Ancak davada davacının veya davalının sıfatının bulunmadığını belirlerse davayı aktif ya da pasif husumet yokluğundan reddeder ki, bu karar davanın esasına yönelik bir karardır. (Konya BAM 4. Hukuk Dairesinin 11/01/2022 Tarih, 2021/1624 Esas, 2022/83 Karar sayılı ilamına bknz.)
Somut olayda, davacının sözleşme kurulması için davalıya müracaat ettiği, davalı tarafından başvurusunun reddine karar verildiği, işbu davanın da taraflar arasındaki muarazanın giderilmesine yönelik açılmış bir dava olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin husumete yönelik itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalının zamanaşımı def'i yönünden değerlendirme yapıldığında; Culpa in Contrahendo sözleşme görüşmelerinde taraflardan birinin diğerine dürüstlük kuralına aykırı davranma sonucu verdiği zararlarla ilgili sorumluluktur. (Süleyman Yalman, age., s.38). Zira, sözleşme görüşmelerine başlanmasıyla birlikte taraflar arasında temeli dürüstlük kuralına dayanan bir güven ilişkisi meydana gelir ve bu ilişki koruma yükümlerini de içerir. Bundan dolayı sözleşme görüşmelerinde taraflardan her biri veya yardımcıları, diğer tarafa veya onun himayesinde bulunan kişilerin şahıs ve mal varlıklarına zarar vermeyi engellemek için gerekli dikkat ve özeni göstermek ve koruma yükümlerine uymak zorundadırlar. Çünkü, koruma yükümleri, ifa menfaati dışında kalan diğer şahıs ve mal varlığı değerlerine zarar vermemeyi ihtiva eder. Sözleşme öncesi koruma yükümlerinin ihlali, sözleşme görüşmelerinden doğan sorumluluğa sebebiyet verir (Ayfer Kutlu Sungurbey, Yetkisiz Temsil Özellikle Culpa in Contrahendo -Sözleşmenin Görüşülmesinde Kusur- ve Olumsuz Zarar, Haziran 1988, s.103 vd.; Fikret Eren, age., s.1086, 1091). Sözleşme görüşmeleri ile ortaya çıkan güven ilişkisinin ihlaline kıyasen sözleşme hükümlerinin uygulanması daha uygun olacaktır (Süleyman Yalman,age., s.83). Sözleşmenin görüşülmesine başlamakla taraflar arasında hukuksal bir ilişki, daha doğru bir deyimle bir güven ilişkisi meydana gelir. Bu güven ilişkisinden, Medeni Yasa, m. 2'deki dürüstlük kuralları uyarınca belli bir ölçüde karşı tarafın çıkarlarını gözetme, böylece bildirim, aydınlatma (boş yere güven vermeme, güveni boşa çıkarmama) gibi birtakım özen yükümleri doğar. Bu özen yükümleri, sözleşmeden doğan edim yükümünden farklı olarak, yasadan doğan davranış yükümü niteliğindedir. Bu davranış yükümlerine aykırılık da, sözleşmeden doğan borca aykırılığa benzer. Bundan dolayı, sözleşmenin görüşülmesi sırasındaki bu davranış yükümlerine aykırılığa da sözleşmeden doğan borca aykırılık kuralları örnekseme yoluyla uygulanır (Ayfer Kutlu Sungurbey, age., s.117- 118).
Bu açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapıldığında, Mahkememizin .....Esas ve .....Karar sayılı dosyası üzerinden 2 yıllık zamanaşamı süresi dolduğundan bahisle redde ilişkin karar verilmişse de Diyarbakır BAM .....Hukuk Dairesinin .....tarih ve .....Esas ve .....Karar Sayılı kararı ortadan kaldırma ilamı uyarınca işbu davaya uygulanması gereken zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğundan bahisle esasa geçilerek yargılamanın yürütülmesine ilişkin kaldırma kararı verildiği görülmüştür.
Davanın esası yönünden yapılan değerlendirmede;
5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik enerjisi üretimi amaçlı kullanımının yaygınlaştırılması, bu kaynakların güvenilir, ekonomik ve kaliteli biçimde ekonomiye kazandırılması, kaynak çeşitliliğinin artırılması, sera gazı emisyonlarının azaltılması, atıkların çevrenin korunması ve bu amaçların gerçekleştirilmesinde ihtiyaç duyulan imalat sektörünün geliştirilmesidir." Yine 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanun'un "Amaç" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanunun amacı; elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine göre faaliyet gösteren, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin yapılmasının sağlanmasıdır." kuralı yer almıştır.
Dağıtım şirketlerinin belirli bölgeler dâhilinde bölgesel tekel olarak elektrik enerjisinin dağıtımıyla görevli olduğu söz konusu kamusal hizmet kapsamında, lisanssız elektrik üretimine ilişkin bağlantı başvurularının 02.10.2013 tarih ve 28783 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelik ve Yönetmelik uyarınca çıkarılan Tebliğ çerçevesinde dağıtım şirketlerine yapılacağı belirtilmiştir. Yönetmeliğin "Bağlantı ve Sistem Kullanımına İlişkin Hükümler" başlıklı bölümünde, bağlantı esasları, bağlantı başvuru süreci, bağlantı başvurularının değerlendirilmesi ve sonuçlandırılması ve bağlantı ve sistem kullanımı süreci, bu süreçte dağıtım şirketinin yetki ve sorumluluğu, her aşamada hangi idari işlemlerin nasıl tesis edileceği ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Yine 23/03/2016 tarih ve 29662 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik anılan yönetmeliğin bazı maddelerinde değişiklik yapılmıştır.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapıldığında; davacının dava dilekçesinde Diyarbakır ili, Sur İlçesi, .....parsel sayılı taşınmazlarda 3 adet 999,75 kurulu gücünde lisanssız elektrik üretimi yapılması amacıyla güneş enerji santrali kurmak için davalıya başvuruda bulunduğunu iddia ettiği, celp edilen belgelere göre 170 ada 1 parsel sayılı taşınmaz için herhangi bir başvurunun olmadığı anlaşılmış, söz konusu taşınmaz yönünden başvuru olmaması nedeni ile talebin reddine karar verilmiştir.
Davacının .....tarihinde .....parsel sayılı taşınmazlarda 3 adet 999,75 kurulu gücünde lisanssız elektrik üretimi yapılması amacıyla güneş enerji santrali kurmak için davalıya başvuruda bulunduğu, başvurunun haksız yere reddedildiğinin belirtildiği, davalı DEDAŞ tarafından başvuru değerlendirme aşamasında iken .....tarihinde TEİAŞ tarafından Kapasite Tahsis Tablosu yayımlandığı ve genel olarak tüm TM’ lere yönelik kapasiteler kapatıldığı ve bu sebeple başvuruların .....tarihli TEİAŞ Kapasite Tahsis Tablosuna göre ilgili trafo merkezindeki kapasite yetersizliğinden dolayı reddedildiğinin belirtildiği görülmüştür.
Buna göre 02/10/2013 tarih ve 28783 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmeliğin 7.maddesi uyarınca başvuru yaptığı, davalı tarafın yönetmeliğin 8.maddesi çerçevesinde başvuruyu incelemeye aldığı, 8.maddenin 1.fıkrası uyarınca bahse konu başvurunun yapıldığı ayı takip eden ayın ilk 20 gününde değerlendirme yapması gerektiği ancak davalı tarafça anılan süre içeresinde başvuru ile ilgili bir değerlendirme yapılamadığı, sıraya alınan başvurunun incelenmesi aşamasında 23/03/2016 tarih ve 29662 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretimine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile bir kısım değişiklikler yapıldığı, bu yönetmeliğin 2.maddesi ile önceki yönetmeliğin 6.maddesinin 2.fıkrasının "Bu yönetmelik kapsamında YG seviyesinden dağıtım sistemine bağlanmak isteyen rüzgar ve/veya güneş enerjisine dayalı üretim tesisi bağlantı başvuruları için, 5 inci maddenin dördüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bir trasformatör merkezine , bir trafsformatör merkezine yönlendirilebilecek toplam kapasite için ilgili dağıtım şirketi veya OSM dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi TEİAŞ'a kaynak bazında ayrı ayrı bağlantı kapasite bildiriminde bulunur ve TEİAŞ'ın görüşleri alınır. Dağıtım şirketi veya OSB dağıtım lisansı sahibi tüzel kişi, TEİAŞ'ın bildireceği bağlanabilir kapasiteyi bağlantı görüşlerinin sonuçlandırılmasına esas alır. TEİAŞ, talepleri kendisine geliş tarihinden itibaren bir ay içinde sonuçlandırır." şeklinde yine 4. maddesi ile önceki yönetmeliğin 8. Maddesinin 2. maddesindeki "TEİAŞ tarafından belirlenen maksimum bağlanabilir kapasitesinin tahsis edilmiş olması halinde ilgili trafo merkezine ilişkin başvurular herhangi bir işlem tesis edilmeksizin iade edilir. TEİAŞ görüşü sorulan başvurular, TEİAŞ görüşünün dağıtım şirketi veya OSB dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiye ulaştığı tarih itibariyle mevcut başvurular ile birlikte Tebliğ'de belirlenen usule göre değerlendirilir. Birinci fıkrada belirlenen süre bu başvurularda sadece dağıtım şirketi veya OSB dağıtım lisansı sahibi tüzel kişinin işlemleri için uygulanır." şeklinde değişiklik yapıldığı, yine anılan yönetmelik kapsamında değerlendirme yapılmayan başvurularından yeni yönetmelik kapsamında değerlendirileceğinin düzenlendiği, kapasite kullanım müsaadesinin TEİAŞ tarafından bölgedeki teknik donanımın, tesisat ve trafonun uygunluk durumuna göre verildiği, bu kapsamda TEİAŞ web sitesinde.....tarihinde yayımlanan kapasite tahsis tablosuna göre ilgili Trafo Merkezinde yeterli kapasite bulunmadığından dolayı reddedildiği, bu haliyle davaya konu taşınmaz yönünden yapılan başvurunun reddedilmesinin anılan yönetmelik kapsamında usulüne uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılarak açılan davanın reddine (aynı yönde Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2025/3311 Esas 2026/1382 Karar, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2025/559 Esas 2025/1536 Karar, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2022/1315 Esas, 2023/1805 Karar sayılı, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 2021/6566 Esas, 2022/5669 Karar sayılı içtihatları) dair aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Gerekçesi gerekçeli kararda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 732,00 TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile eksik 651,30 TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL ara buluculuk ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafça yapılan yargılama harç ve gideri olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
7-Gider avansından artan kısmın hüküm kesinleşince Yazı İşleri Müdürü tarafından ilgilisine iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde HMK'nın 345. maddesi uyarınca, mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Katip Hakim
Bu belge 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanunu'na göre güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır