T.C. Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, sigorta ve asistans sektörlerindeki marka benzerliği ile karıştırılma ihtimali üzerine verilen marka hükümsüzlüğü davası gerekçeli kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı sigorta şirketinin "Asistans" ibareli kendi markasıyla karıştırılma ihtimali yarattığı ve kötü niyetli tescil edildiği iddiasıyla, davalıya ait "Assist" ibareli markanın hükümsüz kılınarak sicilden terkinini talep ettiği bir marka hükümsüzlüğü davasının gerekçeli karar taslağı olup, davalı ise kendi markasının coğrafi bir kelimeye dayandığını, farklı hizmetler sunduklarını ve tescilde kötü niyet olmadığını savunarak davanın reddini istemiş; mahkeme de taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı, özellikle karıştırılma ihtimali ve mal/hizmet benzerliği unsurları çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği noktasında toplandığını ifade etmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/416 Esas - 2025/361
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/416KARAR NO : 2025/361...DAVA : Marka HükümsüzlüğüDAVA TARİHİ : 02/02/2024KARAR TARİHİ : 25/09/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 25/09/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin “... Sigorta” ünvanı ile kurulmuş ve uzun yıllardır sigortacılık alanında faaliyet gösteren saygın bir şirket olduğunu, faaliyet konusunun bir bölümünü ... ve yabancı ülkelerde her nevi sigorta ve reasürans muamelelerini yapmak bu işlerle ilgili mali ve ticari sınai teşebbüslere girişmek faaliyetlerinin oluşturduğunu, bu kapsamda müvekkili şirketin ... sayılı “... asistans” ibareli markasının bulunduğunu, davalının .... sayılı “... assist” ibareli markanın müvekkili markası ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, dava konusu marka tescilinin art niyetli olarak yapıldığını, markaların tüketiciler tarafından karıştırılması ihtimali bulunduğunu, davalının sigortacılık lisansı bulunmaması sebebiyle aynı ticari sınıf ve faaliyet alanında faaliyet göstermesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin kötü niyetli olduğunu, dava konusu markanın haksız rekabet teşkil ettiğini, davanın yetkili mahkemede açıldığını, müvekkili “... Sigorta” markasının Türkiye çapında bilinen bir marka olduğunu beyanla; .... sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin .... olması nedeniyle yetkili mahkemenin .... olduğunu, müvekkili şirketin 06.12.2022 tarihinde .... kurulduğunu, yol yardım, çekici destek hizmeti alanlarında faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin ünvanının da bu olması nedeniyle dava konusu 2..sayılı “... assist” ibareli markanın tescil ettirildiğini, “...” kelimesinin coğrafyamızda sıkça kullanılan bir isim olduğunu, bu ibareli çok sayıda marka tescili bulunduğunu, “...” ve “asistans” kelimeleri üzerinde davacıya ait bir sahiplik bulunmadığını, müvekkili markası ile davacı markası arasında karıştırılacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, tarafların müşterilerine aynı hizmeti sağlamadığını, davacının markasını aktif olarak kullanmadığını, müvekkilinin kötü niyetli bir davranışı bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. DEĞERLENDİRMELER; Dava Konusu Marka ile Davacının .... Arasında Karıştırılma İhtimali; Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır: Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması. Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması. Dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması. Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı; Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır. Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır. Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği .... İnceleme Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir: Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği, Malların fiziksel görünümünün benzerliği, Mal ve hizmetlerin ticari pazara ulaşmasında kullanılan satış yollarının benzerliği, Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik, Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik, Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik. İlgili sektördeki malların niteliği, piyasaya sunuluş şekli, tüketici alışkanlıkları gibi somut olayı etkileyen ek şartların varlığı halinde hizmetlerle mallar arasında ilişkilendirilme ihtimali ortaya çıkabilmektedir. Dava konusu marka başvurusu, 36. Sınıf hizmetler bakımından tescil edilmiştir. Davacı şirkete ait ... sayılı marka ise “36. Sınıf: Sigorta hizmetleri” bakımından tescillidir. Dava konusu marka kapsamında yer alan “36. Sınıf: sigorta hizmetleri” bakımından taraf markaları arasında sınıfsal ayniyet oluştuğu, Dava konusu marka kapsamında yer alan diğer hizmetler ise, davacı markası kapsamında yer alan “sigorta hizmetleri”nden farklı hizmetlerdir. Gayrimenkul işlemleri, taşınmazların alım-satımı veya yönetimi ile ilgili iken; sigorta ise risk transferi ve güvence sağlama amacına yönelik hizmetlerdir. Finansal ve parasal hizmetler ise, yatırım, kredi, ödeme ve para transferi gibi doğrudan finansal işlemlere yönelik hizmetlerdir. Gümrük müşavirliği hizmetleri ise, ithalat ve ihracat işlemlerinde gümrük mevzuatına ilişkin danışmanlık ve takip hizmetlerini kapsamaktadır. İşbu hizmetler, sigorta hizmetlerinden farklıdır. Davalı şirket, davacı şirkete ait markanın kullanılmadığını iddia etmişse de, kullanım ispatı, davacı markasının, dava konusu markanın başvuru tarihinde 5 yıldan uzun süredir tescilli olması halinde ileri sürülebileceğinden, somut olayda kullanmama def’i ileri sürülemeyeceği, Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan “36. Sınıf: sigorta hizmetleri” bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı ve/veya benzer olması” şartının sağlandığı, İşaretlerin Benzer Olup Olmadığı ve İltibas/Karıştırılma İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ... kararında belirlenen temel ilkelerin dikkate alınması gerekmektedir. Buna göre; Asıl unsuru markanın bütünü itibarıyla bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayrıcalığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Tespit edilen asıl unsur sözcükten ibaret ise markalarda ortak olarak kullanılan kök kelime ve başvuru sahibinin varsa ilave ettiği ekler belirlenmelidir. Son olarak başvuru sahibinin markasındaki eklentinin başlı başına ayırt edicilik vasfının olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Dava konusu marka, “... ...” ibaresinden oluşmakta iken, davacı markası “... ... ibaresinden oluşmaktadır. Davacı markası ile dava konusu marka, “...” ibaresini ortak olarak içermekte olup, bu ibare her iki markada da esas unsur konumundadır. “...” ibaresi, ... Yarımadası veya coğrafi olarak....denizi arasında kalan yaklaşık 755.000 km²'lik bir alanı kaplayan dağlık bir yarımadadır. “...” ibaresi bir bölgeyi tanımlamakta olup, salt bu gerekçe ile ayırt edici niteliği düşüktür. Fakat dava konusu marka, davacı markası ile tali unsur bakımından da benzerlik taşımaktadır. Dava konusu markada “...” ibaresinden sonra “assist”, davacı markasında ise “assistans” ibaresi kullanılmıştır. Bu ibareler, benzer anlamlara gelen kelimeler olup, davacı markasında yer alan “asistans” ibaresi, Türkçe’de “yardım, destek, danışmanlık” anlamına gelen “assistant/assistance” kelimesinden türetilmiş olup, özellikle sigorta ve hizmet sektöründe yardım, destek veya ek hizmet sunumunu ifade eden tanımlayıcı bir ibaredir. Dava konusu markada yer alan “assist” ibaresi ise İngilizce’de “yardım etmek, destek olmak” anlamına gelen ve “assistance” kelimesi ile aynı kökten türeyen bir kelimedir. Dolayısıyla hem “assist” hem de “asistans” ibareleri, görsel ve işitsel olarak benzer olmalarının yanı sıra "sigorta hizmetleri” bakımından, tüketici nezdinde hizmetin türüne ve niteliğine işaret etmektedir. Sonuç olarak, dava konusu marka ile davacı markasının hem esas unsur hem tali unsur bakımından, görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, taraf markaları arasında “markaların aynı ya da benzer olması” şartının sağlandığı, Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, dava konusu marka kapsamında yer alan ve davacı markası kapsamında yer alan hizmetler ile benzer kabul edilen “sigorta hizmetleri” bakımından ilgili tüketici, yüksek düzeyde bilgi ve dikkat seviyesine sahiptir. Zira sigorta hizmetleri, doğası gereği uzun vadeli yükümlülükler, finansal risk transferi ve hukuki sonuçlar doğuran sözleşmeler içermektedir. Bu hizmetleri satın alan tüketiciler, genellikle ekonomik durumlarını, teminat kapsamını ve sözleşme koşullarını dikkatle değerlendirme eğilimindedir. Dolayısıyla bu alandaki ortalama tüketicinin, gündelik tüketim malları alıcısına kıyasla daha bilinçli hareket edeceği ve karar verme sürecinde daha titiz davranacağı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle, karıştırılma ihtimali değerlendirilirken, ilgili tüketicinin yüksek dikkat seviyesine sahip olduğu dikkate alınacaktır. Sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan “36. Sınıf: sigorta hizmetleri”nin, davacı şirket markasında hali hazırda yer aldığı, sigorta hizmetleri bakımından taraf markaları arasında sınıfsal ayniyet oluştuğu, taraf markaları arasında benzerlik taşıyan bu hizmetlerin ortalama tüketicisinin yüksek düzeyde bilgi ve dikkat seviyesine sahip olduğu değerlendirilse dahi, dava konusu marka ile davacı markasının esas unsur bakımından ayniyet taşıdığı, her iki markanın da esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, taraf markalarında yer alan diğer kelimelerin tali unsur niteliğinde olup, markaya ayırt edicilik katmadığı, esasen davacı ve davalı markasının tali unsur bakımından da benzer olduğu, “... ibaresinin benzer anlamlara gelen kelimeler olduğu, davacı markasında yer alan “...” ibaresinin Türkçe’de “yardım, destek, danışmanlık” anlamına gelen “assistant/assistance” kelimesinden türetilmiş olup, özellikle sigorta ve hizmet sektöründe yardım, destek veya ek hizmet sunumunu ifade eden tanımlayıcı bir ibare olduğu, dava konusu markada yer alan ...” ibarelerinin ilgili tüketici nezdinde hizmetin türüne ve niteliğine işaret ettiği, ticari kaynağı belirtme işlevi bulunmadığı, tüketicinin taraf markalarını aynı hizmet üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olayda dava konusu markanın kapsamında yer alan “36. Sınıf: sigorta hizmetleri” bakımından taraf markaları arasında markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu, Netice itibariyle, Dava konusu marka kapsamında yer alan “36. Sınıf: Sigorta hizmetleri”nin, davacı markasında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür/benzer olduğu, Davalıya ait dava konusu markanın, davacıya ait marka ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, Dava konusu markanın “36. Sınıf: Sigorta hizmetleri” bakımından, davacıya ait marka ile karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacının, davalının marka tescil başvurusunda bulunurken kötü niyetli olduğuna yönelik iddiasını destekler nitelikte marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında somut bir bilgiye ya da delile rastlanılmamıştır. Salt benzerlik iddiaları ise kötü niyet değerlendirmesi açısından önem teşkil eden bir argüman olmadığından davalının kötü niyetli olarak kabul edilemeyeceği kanaatlerine varılmış, aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Davanın Kısmen Kabulüne, Davaya konu ... sayılı markanın 36. Sınıf "sigorta hizmetleri " bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen .... gönderilmesine, Alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davanın kısmen reddolunması ve davalının kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Davanın kabul ret oranının takdiren %50 olarak kabulüne,Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 427,60-TL ilâm harcının tamamının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 22.119,20.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Davalı şirketin yapmış olduğu harç ve yargılama giderinden ibaret 146,60.-TL yargılama giderinin %50'sinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı şirket vekilinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.25.09.2025 Kâtip Hâkim... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 549,20.-TL Bilirkişi Ücreti : 20.000,00.-TL P.P : 1.570,00.-TL TOPLAM : 22.119,20.-TL