Sanığın savunma hakkı kısıtlanmadığı gerekçesiyle karşılıksız yararlanma suçundan verilen beraat kararının Yargıtay 2. Ceza Dairesi tarafından tebliğnameye aykırı olarak onanması.
Özet: Karşılıksız yararlanma suçundan sanık hakkında verilen beraat kararının temyiz edilmesi üzerine, bozma sonrası duruşmaya gelmemesine rağmen sanığa daha ağır bir ceza verilmediği için savunma hakkı kısıtlanmadığına hükmedilerek, katılan sıfatını alan şikayetçi kurumun yerinde görülmeyen temyiz nedenleri reddedilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesinin sanığın beraatine yönelik kararı, tebliğname görüşüne aykırı olarak onanmıştır.

B O Z M A Ü Z E R İ N E
MAHKEMESİ:Ceza DairesiSAYISI : 2025/997 E. 2026/94 K. SUÇ : Karşılıksız yararlanma HÜKÜM : Beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Katılan sıfatını alabilecek surette atılı suçtan zarar görmüş bulunan ve 5271 sayılı CMK'nın 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyiz hakkı bulunduğu belirlenen şikâyetçi kurumun bozma sonrası verdiği 03.12.2025 tarihli katılma talebi dilekçesine ilişkin, kamu davasına katılma talebi konusunda mahkemesince olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi nedeniyle aynı Kanun'un 237/2. maddesi uyarınca şikâyetçi kurumun davaya katılmasına karar verilerek yapılan temyiz incelemesinde;5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek katılan vekilinin temyiz talebinin, müvekkil kurumun zarar gördüğü, bedelin ödenmediği sanığın atılı suçu işlediğine yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:5271 sayılı Kanunun 282. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinde "Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin davetiye tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya gelmemesi hâlinde duruşmaya devam edilerek sanığın sorgu tutanakları anlatılmak suretiyle dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, 195 inci madde hükümleri saklı kalmak üzere, sanık hakkında verilecek ceza, ilk derece mahkemesinin verdiği cezadan daha ağır ise, her hâlde sanığın dinlenmesi gerekir." şeklindeki emredici kurala göre, sanığa bozma öncesinden daha ağır ceza verilmediği, yeniden beraatine ilişkin hüküm kurulduğu, buna göre de sanığın savunma hakkının kısıtlanmadığı anlaşılmakla, tebliğnamede bu yönde bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. Sanık hakkında karşılıksız yararlanma suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla mahkûmiyet kararı hukuka uygun bulunduğundan, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye aykırı olarak ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Tutak Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.