Usulsüz tebligat sonrası öğrenme ile temyiz edilen karşılıksız yararlanma suçunda, asli dava zamanaşımının dolması nedeniyle kamu davasının düşürülmesi.
Özet: Sanığın karşılıksız yararlanma suçundan aldığı mahkûmiyet hükmünün, eski adrese usulsüz tebligat yapılması ve yasal süreçler izlenmeden Tebligat Kanununun 35. maddesine göre tebliğin gerçekleştirilmesi nedeniyle temyiz süresi yeniden açılarak yapılan incelemede, suçun kanunen öngörülen 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin mahkûmiyet hükmünün verildiği tarihten itibaren dolduğu tespit edilmiştir; bu sebeple, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararı bozulmuş ve sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmesine karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2026/5970 E.  ,  2026/9447 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2012/1159 E. 2013/39 K.
SUÇ : Karşılıksız yararlanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Düşme
Konya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.01.2013 tarihli ve 2012/1159 Esas, 2013/39 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, bu adrese tebliğ yapılması gerekirken, sanığın yakalamasında 12.12.2009 tarihinde bildirdiği "... adresinde duruşma günü bildirir tebligatın usulünce tebliğ edildiği, 22.04.2010 tarihli hükmün ise "... adresine tebliğe çıkarıldığı ancak taşındığından iade olduğu sonrasında yapılan kolluk araştırma tutanağına göre "... adresinde ikamet ettiği, bu adrese 22.04.2010 tarihli hükmün usulünce tebliğ edilmesi sebebiyle son bilinen adresinin bu adres olduğu, buna göre 24.01.2013 tarihli erteli hapis cezasına ilişkin mahkûmiyet hükmünün öncelikle sanığın son bilinen adresi olan "... adresine tebliğe çıkartılması gerekirken, sanığın daha önceden taşındığı tespit olunan "... adresine tebliğe çıkarıldığı, buradan iade gelmesi üzerine, MERNİS adresinin bulunmadığı belirtilerek aynı adrese Tebligat Kanunu'nuın 35. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüz olduğu, sonrasında yapılan kesinleştirme ve erteli cezanın aynen infazına ilişkin ek karar işlemlerinin yok hükmünde olduğu belirlenerek, sanığın öğrenme üzerine 19.02.2026 tarihinde verdiği dilekçenin açıkça 24.01.2013 tarihli hükmü temyiz ettiğini belirtmesi de göz önünde bulundurularak 24.01.2013 tarihli hükme ilişkin temyiz isteği içerir dilekçe olduğu ve süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede:
Sanığın suç tarihi itibarıyla eylemine uyan 5237 sayılı TCK'nın 142/1-f maddesinde ve hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren ve sanığın eylemine uyan, öngörülen ceza miktarı bakımından da sanığın lehine olduğu anlaşılan aynı Kanun'un 6352 sayılı Kanun'un 83. maddesi ile değiştirilen 163/3. maddesinde öngörülen cezaların miktar ve nev’i itibarıyla tabi olduğu 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e maddesine göre hesaplanan 8 yıllık asli dava zamanaşımının, zamanaşımını kesen son işlem olan 24.01.2013 tarihli mahkûmiyet hükmünden incelemeye kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.