Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, tefecilik iddiasıyla açılan menfi tespit davasında, ipotek, çek ve icra takipleriyle ilgili ilk derece mahkemesi kararını istinaf yoluyla değerlendirdi.
Özet: Bir menfi tespit davasında davacı, üvey çocuğunun işlettiği işletme için davalıdan yüksek faizle alınan borç paralar karşılığında eşinin taşınmazına ipotek ve çeşitli kambiyo senetleri verildiğini, davalının bu borcu tahsil için başlattığı icra takipleriyle ipotekli taşınmazı ve diğer malvarlığını haksızca ele geçirdiğini, tahsil edilen meblağların iadesi ile kötü niyet tazminatı talep ederken; davalı ise ilişkinin tefecilik olmadığını, elektrik tesisat işleri karşılığında alınan çeklerin ödenmemesi üzerine kendisinin ödemeler yaparak çekleri topladığını ve bir daire satışının da bu borç kapsamına girdiğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini savunmaktadır.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:18/02/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:19/10/2021
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit
BİRLEŞEN DAVADA DAVA TARİHİ:21/01/2020
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVADA DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkilinin eşi olan ... ... adına kayıtlı ... isimli bir işletmesi bulunduğunu, bu işletmenin müvekkilinin üvey çocuğu dava dışı ... ... ve gayri resmi ortağı ... tarafından fiilen işletilmekte iken ekonomik olarak zora düşmesi sonrası işletmenin iflas etmemesi için tefe karşılığı davalıdan borç para aldıklarını bu borç para alma işinin genelde yüksek faiz oranlı olarak çek kırma şeklinde olduğunu, dava dışı ... ve ortağının davalıdan 2017-2019 yılları arasında toplam 300.000,00 TL tefeye borç para alındığını, bu paranın teminatı olmak üzere davalının, önce 300.000,00 TL tutarlı keşidecisi ... ... ve ... olan kambiyo senedi aldığını, davalının aynı borç için yine müvekkilinden 500.000,00 TL bedelli ipotek aldığını, Antalya ili ... İlçesi ... köyü ... ada ... parsel kayıtlı taşınmazı üzerine davalı lehine ipotek tesis edildiğini, yukarıda bahsedilen para alma hususunun tek seferde olmadığını, parça parça alındığını, davalının tefeye verdiği 300.000,00 TL için davacıdan ve ailesinden toplam 845.000,00 TL lik kambiyo senedi ve ipotek aldığını, davalının önce ipoteği işleme koyduğunu, Antalya 15 İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, davalının ihaleden borca karşılık bu taşınmazı satın aldığını, rehin açığı belgesi alarak bu sefer Antalya 10.İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası üzerinden müvekkilinin tüm mal varlığına haciz koydurduğunu, haricen borca karşılık ... Mahallesi ... ada ... parsel ... nolu bağımsız bölümün tapusunun verildiğini, tapuyu üzerine geçirmesine rağmen tapu bedelini borçtan düşmediğini, sanki bahse konu tapu mülkiyetine geçmemiş gibi icrai işlemlerine devam ettiğini , icra dosyasında haczedilen ... ada ... parsel ... nolu bağımsız bölümün ihale ile borca mahsuben satın aldığını, ayrıca ... ve ...'dan alınan bononun Antalya 13.İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile takibe konu edildiğini iddia ederek, sonuç olarak dava konusu takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin, Antalya 10.İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine, bu dosyadan tahsil edilen toplam 395.369,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak taraflarına iadesine, ayrıca davalının haksız ve kötü niyetli takipleri nedeniyle uğradığı zararın tazmini için şimdilik (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla) 5.000,00 TL belirsiz alacağın yasal faizi ile birlikte tahsiline ve %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
ASIL DAVADA DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının beyan ve iddialarını kabul etmemekle birlikte İstirdat davası yönünden husumet itirazında bulunduklarını ve yine arabuluculuğa ilişkin dava şartı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, esasa ilişkin olarak da davacının iddia ettiğinin aksine dava dışı ... ... ve ...'nın işletmiş olduğu ... isimli işletmenin malzemeli olarak tüm elektrik tesisat işlerini müvekkilinin yaptığını, bu işlemlerin birden fazla kez olarak her tadilat işleminde müvekkili tarafından yapıldığını, bu işlerin bedelinin önce bir kısım nakit olarak ödendiğini, kalanını çek ile ödeme yaptıklarını, ancak davacı ... ve dava dışı ortağı ...'nın işlerinin kötüye gitmesi ile birlikte çeklerin ödenemeyeceğini müvekkiline söylediklerini, iş bu çekleri cirolayarak kullanan müvekkilinin ise çek bedellerini ciroladığı kişilere ödemesini yaparak çekleri topladığını, ayrıca müvekkilinin elektrik taahhüt işi karşılığı almış olduğu bir daireyi de davacı ve dava dışı ortağı olan ...'nın getirdiği ... adlı kişiye de iş almış olduğu müteahhit üzerinden satışını da yaptığını, bu satış karşılığı ise parayı vekil edenin değil davacı ve dava dışı ortağı ...'nın aldığını, müvekkili tarafından piyasadan toplanan ve dava dışı olan ortaklara geri verilen çek bedelleri ve satışı yapılan daire karşılığında 300.000,00 TL bedelli davacı ... ve dava dışı ortağı ...'dan senet aldığını, her ne kadar dava dilekçesinde ilişkinin tefecilik ilişkisi olduğu iddia edilse de dava dilekçesinin aksine taraflar arasındaki olayların bu şekilde gerçekleştiğini, ... ve ...'ya verilen ve dava dışı ortaklar tarafından satılarak nakte çevrilen daireden dava dilekçesinde bahsedilmediğini ve 300.000,00 TL'nin tamamının vekil edenden nakit olarak alındığının iddia edildiğini, oysa dava dilekçesinin aksine gerek 06/03/2020 tarihli Antalya 33.ASCM'de ... ... tarafından verilen ifade ve gerekse ...'nın soruşturma evresinde verdiği ifadede daireden bahsedildiğini, bu ifadeleri ile dava dilekçesindeki iddiaların çürütüldüğünü, parayı ödemeyen dava dışı ortakların müvekkilini kafeyi devir ya da ortak olması hususunda ikna etmeye çalıştıklarını, bu teklifin kabul edilmediğini, dava dışı ...'ın amcası olan davacı ... ... ile birlikte gelerek ... ...'ya ait Antalya İli ... İlçesi ... Mah. ... ada ... parselde bulunan arsayı satarak borçlarını ödeyeceklerini ancak arsanın üzerinde SSK ve Maliye'nin yüklü miktarda alacağı olduğunu bu sebeple arsayı satamadıklarını söylediklerini, davalının parasını kurtarmak için 500.000,00 TL'yi parça parça olarak verdiğini, bu şekilde ...'ın müvekkiline 2.kez hata ve hileye düşürerek para aldığını, verilen paraya karşılık ise Antalya İli ... İlçesi ... Köyü ... ada ... parselde bulunan taşınmaz payı üzerine 500,000,00 TL bedelli ipotek konulduğunu, ancak davacı ve dava dışı ...'ın arsayı satmayarak müvekkilini mağdur ettiklerini, müvekkilinin yaptığı araştırmaya göre arsa üzerindeki kamu hacizlerinin ödemesinin yapılmadığını, çıkış yolu bulamayan davalının ipotek üzerinden icra takibi başlattığını, Antalya 15. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında başlatılan takip sonucu taşınmazın satıldığını, taşınmaz satışından alacağı karşılanmayan davalıya rehin açığı belgesi verildiğini, bu belge ile Antalya 10.İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, bu takipte haciz konulan Antalya İli ... İlçesi ... Mah. ... ada ... parsel ... nolu bağımsız bölüm üzerine haciz konulduğunu ve satışının yapıldığını, ancak bu taşımaz üzerinde birinci derecede ipotek olması nedeniyle bir miktarının bu alacağa ödendiğini, yine bir miktar tahsil harcı verilmek zorunda kalındığını, davacının menfi tespit iddiası dayanağı Antalya İli ... İlçesi ... Mah. ... ada ... parsel ... nolu bağımsız bölümün tapusunun iş bu icra dosyasına mahsuben 300.000,00 TL bedel ile davalıya devri yapıldığı iddiasının ise gerçeğe aykırı olduğunu, zira taşınmazın bedel karşılığı satın alındığını, davacının bu beyanının soyut iddiadan ibaret olduğunu, yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiğini, davacının kendisine yapılan icra takiplerine itiraz etmediğini, aradan uzunca bir süre geçtikten sonra bu davayı açtığını ve müvekkili hakkında tefecilik suçlamasıyla şikayetçi olunduğunu, davanın ayrıca belirsiz alacak davası olarak açılmayacağını belirterek reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Birleşen dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin annesi ... ... adına kayıtlı ... isimli bir işletme bulunduğu, bu işletmenin müvekkili ve gayri resmi ortağı ... Kara tarafından fiilen işletildiğini, ekonomik olarak sora düşmesi sonrası bahse konu işletmenin iflas etmemesi için tefe karşılığı davalıdan müvekkili ve ortağının borç para aldıklarını, bu para alma işinin genelde yüksek faiz oranı olarak çek kırma şeklinde olduğunu, müvekkili ve ...'nın davalıdan aldıkları tefe parasına müvekkilin babası dava dışı ... ...'nın garantör olduğunu, müvekkili ve ortağının dava dışı ...'nın davalıdan 2017-2019 tarihleri arasında yaklaşık 300.000,00 TL tefeye borç para alındığını, bu paraya teminat olmak üzere davalının önce 300.000,00 TL tutarlı keşidecisi ... ... ve ... olan kambiyo senedi aldığını, davalının aynı borç için yine müvekkilinin üvey babasından 500.000,00 TL bedelli ipotek aldığını, müvekkilinin babası adına kayıtlı olan Antalya İli ... İlçesi ... Köyü ... ada ... parselde kayıtlı taşınmazı üzerine davalı lehine 24/04/2018 tarihinde 500.000,00 TL tutarlı ipotek tesis edildiğini, bahsedilen para alma hususunun tek seferde olmadığını, parça parça çek kırma veya nakit alma şeklinde olduğunu, dava dışı ... ve gayri resmi ortağının her para alma işleminde veya sonrasında davalıya çek verdiklerini ya borç senedi veya ipotek verdiklerini, davalının tefeye verdiği 300.000,00 TL için müvekkilinden ve ailesinden yaklaşık toplam 845.000,00 TL'lik kambiyo senedi ve ipotek aldığını, müvekkilinin ve ailesinin ...'a borcunun sadece 300.000,00 TL olduğunu, neticeten müvekkilinin Antalya 13. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasından borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Birleşen dosya davalı vekili dava dilekçesinde özetle; asıl davadaki cevaplarına benzer itirazlarda ve beyanlarda bulunmuş, davacının tüm iddia ve beyanlarını kabul etmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince, davaların birleştirilmesine karar verilmiş ve yapılan yargılama sonunda asıl dava yönünden özetle; "... Toplanan deliller ve tüm dosya mündericatına göre, davacının borca mahsuben ve haricen ... Mahallesi ... ada ... parsel ... nolu bağımsız bölümün tapusunun davalıya verildiği ancak bunun borçtan düşülmediği, yine aynı borç için birleşen davaya konu kambiyo senedinin düzenlendiği ve Antalya 15.İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyasına konu ipoteğin aynı borç için verildiği sonuç olarak 300.000,00 TL lik asıl borcun fazlasıyla ödendiği yönündeki iddiasının kesin delil ile ispat edilemediği, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olması nedeniyle davalıya yemin teklif etme haklarının hatırlatıldığı halde bu haklarını kullanmadıkları anlaşılmakla" şeklindeki gerekçe ile; birleşen dava bakımından da özetle; "...Birleşen davaya konu takip dosyası yargılama sırasında ... tarafından temlik alınmakla, davacının HMK 125.madde uyarınca seçimlik hakkını bu kişi hakkında davaya devam etmek yönünde kullanılması üzerine bu kişi davalı sıfatıyla yargılamaya dahil edilmiştir. Birleşen davaya konu Antalya 13.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyasının kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla başlatılan icra takibi olduğu, davacının aynı borç için asıl dosya davalısı aleyhine başlatılan Antalya 10. İcra Müdürlüğü ... ve Antalya 15.İcra Müdürlüğü ... E sayılı takip dosyalarından yapılan tahsilatlar ve yine ... Mahallesi ... ada ... parsel ... nolu bağımsız bölümün tapusunun haricen davalıya verilmiş olması nedeniyle borcun fazlasıyla ödendiği davalıya borçlu bulunmadığının tespitini istediği, davalının haricen verilen taşınmaz bedelini takip alacağından düşmediğini iddia ettiği, bu davanın da takibin kambiyo senedine dayalı olarak başlatılması nedeniyle HMK 200 vd.maddeleri uyarınca kesin delil ile ispat edilmesi gerektiği, ancak davacının idialarının kesin delil ile ispat edilemediği, dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmış olması nedeniyle davalıya yemin teklif etme haklarının hatırlatıldığı halde bu haklarını kullanmadıkları anlaşılmakla" şeklindeki gerekçe ile, davaların ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, asıl davada ve birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Asıl ve bileşen davada davacı taraf vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin, davanın temelini oluşturan tefecilik iddiasına ilişkin, Antalya 33. Asliye Ceza Mahkemesinin ... E sayılı dosyasından verilecek hükmün iş bu dosyanın esasına etki etmeyeceğinden bahisle ceza yargılaması sonucunu beklemeden hüküm kurduğunu, müvekkillerinin davalıya borçları olmadığını, müvekkillerinden ... ...'nın, davalı ...'den tefe karşılığı para aldığını, almış olduğu parayı fazlası ile ödemesine rağmen davalının bitip tükenmek bilmeyen faiz talepleri olduğunu, bilindiği üzere tefecilerin gerçekte olan borcun 3-4 katı tutarında kıymetli evrakla tefe faizini garanti altına aldığını, dava dilekçesinde açıkça hile ve haksız fiile dayanmalarına rağmen bu hususların ispatı için tanık dinletme taleplerinin mahkemece ret edildiğini, mahkemenin ret gerekçesinin ise dava değerinin miktar itibari ile tanıkla ispat olunamayacağı olduğunu, bu durumun açıkça hukuka aykırı olduğunu, bilindiği üzere tanıkla ispat olunamayacak olan hususların, hukuki işlemlere ilişkin olduğunu, hukuki fiillerin (hile ve tefecilik) her türlü delille ispat olunabileceğini, mahkemece dava dilekçesinde dayanıkları hususların gerekçede değerlendirilmediğini beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Asıl dava menfi tespit, istirdat istemine, birleşen dava menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir.(Yargıtay 11. HD., 2020/4224 E, 2021/6365 K)
İlk derece mahkemesince, Antalya 33. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının, sanık hakkında verilecek kararın, mahkemelerinde görülen iş bu davanın sonucunu etkilemeyeceğinden, bekletici sorun yapılmamasına karar verilmiştir. Antalya 33. Asliye Ceza Mahkemesindeki yargılamaya bakıldığında, şikayetçilerin, iş bu asıl dava ve birleşen dava davacıları olan ... ve ... olduğu, sanığın ise, iş bu asıl dava ve birleşen dava davalısı olan (birleşen dava bakımından temlikten önceki) ... olduğu, atılı suçun, "Tefecilik yapmak" olduğu anlaşılmaktadır.
Hukuk yargılamasının ceza yargılaması ile ilişkisi 6098 sayılı "Türk Borçlar Kanunu"nda (m. 74) düzenlenmiştir. Buna göre;
"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.
Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz."
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... esas , ... karar nolu 27/04/2011 karar tarihli ilamında da belirtildiği üzere, ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve isnat yeterliliği, illiyet gibi esaslar hukuk hakimini bağlamaz ise de maddi vakıanın tespitine ilişkin ceza mahkemesinin tespitleri hukuk mahkemesini bağlar.
İlk derece mahkemesince, ceza yargılamasındaki beyanların ve mahkemenin maddi vakıa tespitinin hukuk yargılamasına etki edeceği muhakkak olmasına rağmen, ceza yargılamasının sonucunu beklememesi hukuka aykırı olmuştur. Ceza mahkemesinin dosyası, dairemizce, uyap üzerinden verilen izin üzerine incelenmiş olup, ceza yargılaması sonunda sanık ...'ın, 2 yıl 1 ay hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, sanık müdafi tarafından hükmün istinaf kanun yoluna götürüldüğü, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi'nin ... E, ... K. sayılı ilamı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak oy birliği ile karar verildiği, bu haliyle kararın 28/12/2022 tarihi itibariyle kesinleştiği anlaşılmıştır.
Antalya 33. Asliye Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının gerekçeli kararında özetle; "..Katılan ... ...'nın 2015-2018 yılları arasında müştereken işlettikleri ... isimli işletmenin kayıt dışı fiili ortağı ... ile yaşadıkları ekonomik zorluklar nedeniyle kendilerine kaynak aramaları üzerine daha önce işletmelerinde elektrik işlerini yaptığı için tanıdıkları sanık ...'a müracaat edip para istedikleri, ancak sanık ...'ın para vermek yerine 200.000 TL.sı değerindeki bir dairesini katılan ...'nin ortağı ...'ya vermeyi teklif edip, karşılığında da 300.000,00 TL keşidecisi tanık iş ortağı ..., kefili ise katılan ... ... olan bono aldığı, ancak borçlarını ödeyemeyen katılan ve ortağı tanıktan alacağını temin etmek maksadıyla daha sonra sanığın işbu senedi Antalya 13'üncü İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibe koydurduğu, katılan ... ... ve ortağının ekonomik olarak daha da kötü duruma düşmeleri üzerine sanıktan yine herhangi bir tefe oranı da belirtmeksizin yeniden borç para talep ettikleri, katılan ...'nin sanıktan 10000 TL daha aldığı, sanığın ise bu kez katılan ...'ye önceki borçlarının normalde 300.000 TL. olması gerektiği halde borçlarının 500.000 TL. olduğunu bildirdiği, katılanın, ekonomik olarak neredeyse gabin durumunda olduğu için katılan ...'nin amcası katılan ... ...'ya ait Antalya ili ... İlçesi ... Köyü ... Ada ... parselde bulunan taşınmazı sanık lehine evvelki borçları karşılığı ipotek tesis ettikleri, sanığın, yine borçlarını ödeyemediklerinden bahisle ipoteğin paraya çevrilmesi maksadıyla Antalya 15'inci İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında katılanlar aleyhine takip başlattığı, nitekim mezkur taşınmazın da tefe alacağına karşılık icradan satışını sağlayarak mülkiyetini üzerine geçirdiği, ancak taşınmazın bedelinin toplam alacağını karşılamadığı için bu kez rehin açığı belgesi ile bakiye alacağının tahsili maksadıyla Antalya 10'uncu İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında yeni bir takip başlatarak katılanların ile menkul ve gayrimenkul malvarlıklarına haciz koydurduğu, sanık ...'ın bilahare katılanlar ile görüşerek bakiye borçlarını ödemeleri için mülkiyeti yine katılan ...'ye ait olan Antalya İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... parselde kayıtlı bulunan taşınmazın tapusunu da kendi üzerine tescil ettirdiği" hususlarının mahkemece maddi vakıalar olarak sabit kabul edildiğini açıkça belirtmiştir.
Bu maddi vakıalar, hukuk mahkemesini bağlar.
6098 sayılı TBK'nın 27. maddesinde "Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmeler kesin olarak hükümsüzdür.
Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması, diğerlerinin geçerliliğini etkilemez. Ancak, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa, sözleşmenin tamamı kesin olarak hükümsüz olur." hükmü düzenlenmiştir.
Kambiyo senetlerinden olan bono, arkasındaki temel ilişkiden bağımsız borç ikrarı içeren senetlerden olup, kural olarak bonoya dayalı bir alacağın ödendiğinin ispat yükü borçluya ait ise de, tefecilik nedeniyle düzenlenen bonolar TBK'nın 27. maddesine göre, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kamu düzenine aykırı olduğundan kesin olarak hükümsüzdür.
Somut olayda, birleşen dava konusu Antalya 13. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibine konu 300.000,00 TL miktarlı bononun tefecilik sonucu verildiği ispat edilememiştir. Çünkü, davacı, dava dilekçesinde ve ceza davasındaki beyanında, ...'dan toplamda 300.000,00 TL aldıklarını ve bu miktarda senedi verdiklerini ikrar etmiştir. Tefeciliğe konu kısım yani tefecilik suçuna konu olan kısım fahiş miktarda belirlenen bedel olmalıdır (Yargıtay 19. HD 2018/176 E. 2019/1959 K. sayılı; Yargıtay 11. HD 2021/8081 Esas 2022/5290 Karar sayılı 27/06/2022 tarihli emsal içtihatları). Senet bedeli, borç alınan bedel ile aynı olduğundan, senedin tefecilik suçu gereği verildiği ispatlanamadığından, senedin hükümsüz olduğundan söz edilemez. Ancak, kural bu olmakla birlikte, somut uyuşmazlık açısından, davacı, dava dilekçesinde, davalının Antalya 15. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, davalının ihaleden borca karşılık bu taşınmazı satın aldığını, rehin açığı belgesi alarak bu sefer Antalya 10. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası üzerinden müvekkilinin tüm mal varlığına haciz koydurduğunu, haricen borca karşılık ... Mahallesi ... ada ... parsel ... nolu bağımsız bölümün tapusunun verildiğini, bu bedeli 300.000,00 TL olarak kabul eden (senet bedelidir) davalının tapuyu üzerine geçirmesine rağmen tapu bedelini borçtan düşmediğini, sanki bahse konu tapu mülkiyetine geçmemiş gibi icrai işlemlerine devam ettiğini ileri sürmüştür. Ceza mahkemesindeki yargılamada, mahkemece, sanık ...'ın bilahare katılanlar ile görüşerek bakiye borçlarını ödemeleri için mülkiyeti yine katılan ...'ye ait olan Antalya İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... parselde kayıtlı bulunan taşınmazın tapusunu da kendi üzerine tescil ettirdiği hususu maddi vakıa olarak kabul edilmiştir. Rehin açığı belgesindeki borcun da, ceza mahkemesinin gerekçeli kararında bildirilen bakiye borç olduğunun ve bu bakiye borcun ödenmesi amacıyla Antalya İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... parselde kayıtlı bulunan taşınmazın tapusunun ...'a verildiğinin kabulü ile, davacının Antalya 13. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında, bononun bedeli ve ayrıca ipotek sözleşmesinin de geçersiz olduğu düşünülerek, ödeme maksatlı, Antalya İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... parselde kayıtlı bulunan taşınmazın tapusunun devrinin (bedeli de dikkate alınarak/300.000,00 TL)bono borcuna ait olduğunun kabulü ile, bonodan dolayı bir borcunun olmadığı anlaşılmaktadır. Aksi yöndeki mahkeme kabulü yerinde görülmemiştir. Davacının, birleşen dava yönünden istinaf sebepleri yerindedir.
Mahkemece, birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Asıl dava yönünden de; davalı ...'ın, Antalya 13. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra takibine konu 300.000,00 TL miktarlı borca yani aynı borca ilişkin, 500.000,00 TL bedelli olarak, Antalya ili ... İlçesi ... köyü ... ada ... parsel kayıtlı taşınmazı üzerine lehine ipotek aldığı, bu hususun da tefecilik suçunu oluşturduğu ceza yargılamasındaki maddi kabul gereğidir. Ceza mahkemesi bu konuda gerekçesinde; ".. sanığın ise bu kez katılan ...'ye önceki borçlarının normalde 300.000 TL olması gerektiği halde borçlarının 500.000 TL olduğunu bildirdiği, katılanın, ekonomik olarak neredeyse gabin durumunda olduğu için katılan ...'nin amcası katılan ... ...'ya ait Antalya ili ... İlçesi ... Köyü ... Ada ... parselde bulunan taşınmazı sanık lehine evvelki borçları karşılığı ipotek tesis ettikleri.." ifadesini kullanmıştır. Esasen var olan bir borç için ipotek verilmesi mümkün gözükse de, somut olayda, alınan ipoteğin, tefecilik amaçlı olduğu, tefecilik suçuna vücut verdiği, tefecilik saiki ile hareket edildiği ceza yargılamasındaki maddi kabul gereği olduğundan, bu ipotek geçersizdir.
Mahkemece, öncelikle, maddi vakıanın tespiti yönünden ceza yargılaması sonucu beklenip, anlatılan hususlar dikkate alınarak, asıl davanın da kısmen kabulü yönünde karar verilmesi gerekirken reddi yönünde karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Ayrıca, davacı, davalının haksız ve kötü niyetli icra takipleri nedeniyle, kötü niyet tazminatı talebi ile birlikte uğradığı zararlardan ötürü, fazlaya ilişkin hakları saklı kalma üzere, 5.000,00 TL tazminat talebinde bulunmuştur ancak dosyada bu talebine ilişkin bir delil mevcut olmamakla, bu talebinin reddi gerekmiştir.
Davacının kötü niyet tazminatı taleplerine bakıldığında ise; Yargıtay 11. HD'nin ... E, ... K sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; 2004 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca alacaklının kötü niyet tazminatına mahkûm edilebilmesi için takibin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması gerekir. Alacaklının icra takibini kötü niyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretide ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu hâlde icra takibine girişen alacaklının kötü niyetli olduğu kabul edilmektedir. Anılan kanun hükmünde düzenlenen ve ‘kötü niyet tazminatı’ olarak adlandırılan tazminat, takibe girişmekte kötü niyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen; ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, 2004 sayılı Kanun’un 67 nci maddesi anlamında "haksız ise de "kötü niyetli" olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.06.2019 tarihli ve ... E., ... K., 01.03.2017 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir. Başka bir ifadeyle 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre itirazın iptali davasının davalı (borçlu) lehine sonuçlanması üzerine, alacak likit olsun veya olmasın, böyle bir alacağa dayalı takibin, haksız ve kötü niyetli olması hâlinde, istem varsa, davalı (borçlu) lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gereklidir. Burada takibin haksız olması tek başına yetmemekte, ayrıca kötü niyetli olması da gerekmekte olup, ispat yükü; takibin kötü niyetli olduğunu iddia eden davalı (borçlu)’nun üzerindedir.(Benzer açıklamalar; KURU,Baki/ARSLAN,Ramazan/YILMAZ,Ejder., İcra ve İflas Hukuku, Ankara 2006, s. 76).
İstinaf incelemesine konu dava dosyasında da, asıl dava yönünden, alınan ipoteğin, tefecilik amaçlı olduğu, tefecilik suçuna vücut verdiği ceza yargılamasındaki maddi kabul gereği olduğundan, bu ipotek geçersiz kabul edildiğinden, davalının haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi gereğince istirdat davasında kötü niyet tazminatı talep edilmesi söz konusu değildir. Davacının, istirdat talebine konu kısım bakımından, kötü niyet tazminatı talebi yerinde olmamakla, menfi tespit bölümü yönünden (kendiliğinden istirdat davasına dönüşme söz konusu olmayıp, baştan itibaren alacak talebi olduğundan, bkz; Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 2015/2130 E, 2016/1384 K) kötü niyet tazminatına hükmetmek gerekmiştir. Yine, birleşen dava yönünden de, davacının Antalya 13. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasında, bononun bedeli ve ipotek sözleşmesinin de geçersiz olduğu düşünülerek, ödeme maksatlı, Antalya İli ... İlçesi ... Mahallesi ... Ada ... parselde kayıtlı bulunan taşınmazın tapusunun devrinin bono borcuna ait olduğunun kabulü ile, davalının, birleşen davada da, icra takibi başlatmakta, haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılmaktadır.
HMK m. 353/1,b-1-2 maddeleri gereği; Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında ve yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra başvurunun esastan reddine veya yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir.
Sonuç olarak, davacı vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle asıl dava yönüyle davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A-Davacı vekilinin, asıl ve birleşen dava yönünden istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/10/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ ASIL VE BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN KALDIRILMASINA,
(ASIL DAVA BAKIMINDAN)
1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE;
2-Davacının, Antalya 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası bakımından davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
3-Davacıdan, Antalya 15. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında tahsil edilen 278.000,00 TL ve Antalya 10. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından tahsil edilen 117.369,00 TL olmak üzere toplamda 395.369,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının, davalının haksız ve kötü niyetli icra takipleri nedeniyle uğradığı zararların tazmini talebinin REDDİNE,
5-Davacının kötü niyet tazminatının kabulü ile, menfi tespite konu olan hükmolunan alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 83.800,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yatırılan 44,40 TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
7-Davacı tarafça yatırılan 13.992,78 TL peşin karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye kalan 41.636,76 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
8-Davacı tarafça yatırılan ve yukarıda mahsup edilen toplamda 14.037,18 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı tarafça asıl davada yapılan posta ve tebligat gideri toplamı 194,10 TL yargılama giderinin, haklılık durumu gereği, 192,00 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davalı tarafça yapılan posta ve tebligat gideri toplamı 194,10 TL yargılama giderinin, haklılık durumu gereği, 2,00 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
11-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; 126.011,66 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
12-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; 5.000,00 TL vekalet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
13-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE,
(BİRLEŞEN DAVA YÖNÜYLE)
1-Davanın KABULÜ İLE; davacının, Antalya 13. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası bakımından davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,
2-Davacının kötü niyet tazminatının kabulü ile, takipteki asıl alacağın % 20'si üzerinden hesap edilen 60.000,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davacı tarafça yatırılan 54,40 TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 5.277,90 TL peşin karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, hüküm gereği alınması gerekli bakiye kalan 15.833,67 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davacı tarafça yatırılan ve yukarıda mahsup edilen toplamda 5.332,30 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça birleşen davada yapılan posta ve tebligat gideri toplamı 86,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; 49.448,88 TL TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE,
3-İstinaf incelemesi yönünden;
a-Davacıların istinaf başvurusu her iki dava yönünden de kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının (her iki dava yönünden de) talebi halinde davacıya İADESİNE,
b-Davacılarca istinaf incelemesi için yapılan toplam 324,20 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 64,60 TL posta masrafı, 44,00 TL tebligat gideri olmak üzere genel toplamda 432,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak eşit oranda davacılara eşit oranda VERİLMESİNE,
c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından davacı lehine her iki dava yönünden de vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE,
4-Kararın Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, birleşen dava yönüyle kesin; asıl dava yönüyle, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aynı Kanun'un 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
...