İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin kaçak elektrik kullanımına ilişkin itirazın iptali davasında, abone sıfatı sona eren davalının fiili kullanıcı olduğunun ispatının zorunluluğuna dair kararı.
Özet: Bir elektrik dağıtım şirketi, aboneliği sona ermiş olan bir şirkete karşı, kaçak elektrik kullandığı iddiasıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ve inkar tazminatı talebiyle dava açmış; ancak davalı şirketin aboneliğinin kaçak elektrik tespit tutanağından önce sona erdiğini, tutanak tarihinde başka bir abonenin bulunduğunu ve kaçak elektrik kullanmadığını savunması üzerine, ilk derece mahkemesi, davalının aboneliği bitmişken kaçak elektrikten sorumlu tutulamayacağına ve davacının fiili kullanıcı olduğunu ispatlayamadığına hükmederek davanın reddine karar vermiş, bu karar davacı tarafından istinaf edilmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2026/1307
KARAR NO : 2026/1649
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2025/954 Esas-2026/328 Karar
DAVA TARİHİ : 30/09/2025
KARAR TARİHİ : 08/04/2026
DAVA : İtirazın İptali
DAİRE KARAR TARİHİ: 09/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 09/09/2026
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/954 Esas 2026/328 Karar sayılı dosyasında verilen 08/04/2026 tarihli kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı, şirketin abonesi olan davalının, Kemalpaşa'daki iş yerinde yapılan incelemede mühür koparmak sureti ile kaçak elektrik kullanıldığı tespit edilerek 26.05.2021 tarihli tutanak düzenlendiğini, Yargıtay kararı gereği tutanağın aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belge niteliğinde olduğunu, kaçak elektrik kullanımına ilişkin kaçak elektrik kullanım bedeli tahakkuk ettirilmesine rağmen davalının ödeme yapmaması üzerine hakkında İzmir 15. İcra Müdürlüğünün 2021/11778 Esas sayılı dosyası ile yapılan takibin itiraz üzerine durduğunu, belirterek, itirazının iptali ile takibin devamını ve asıl alacağın %20' sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı, davanın yasal süre içinde açılmaması nedeni ile usulden reddi gerektiğini, kaçak elektrik kullanılmadığını, şirketin abone olduğu günden itibaren düzenli olarak faturalarını süresinde ödediğini ve 15.05.2021 tarihinde yaptıkları müracaat üzerine aboneliklerini sonlandırdıklarını ve teminatlarının iade edildiğini, 26.05.2021 tarihinde tutulan tutanağın gerçeği yansıtmadığını, aboneliğin sona erdiği 15.05.2021 tarihinden sonra tutanağın tanzim edildiğini, tutanak tarihinde başka bir abonenin kaydının mevcut olduğunu, tutanakta bu aboneden hiç söz edilmediğini, davalının aboneliğinin bulunduğu yerden aylar öncesinden ayrılmasına ve şirketin hiçbir faaliyetinin kalmamasına rağmen şirket adına kaçak elektrik tutanağı düzenlenmesini anlamadıklarını, tutanağın düzenlendiği tarih itibari ile yeni abone aleyhine yazılması gerektiğini, tahmine ve yoruma dayalı kaçak miktarının gerçeği yansıtmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
Mahkemece, "Somut dava yönünden kaçak elektrik kullanım tutanağının 26.05.2021 tarihinde düzenlenmiş olması karşısında, davalının tutanağın düzenlendiği işyerindeki aboneliğinin 16.05.2021 tarihi itibari ile sona erip, bu işyerinde 17.05.2021 tarihi itibari ile .... Şirketinin aboneliğinin başlamış olması nedeni ile davalının, abone sıfatı ile kaçak elektrik kullanımından sorumlu tutulması mümkün değildir. Bu durumda, davalı tarafça fiili kullanım yönünden inkarda bulunulması karşısında, davacı tarafın, davalı şirketin tutanak tarihi itibari ile veya kullanım tutanak tarihinden önce davalı tarafından yapılmış ise bu yöndeki iddiaları için davalının tutanağa konu işyerinde fiili kullanıcı olduğunu ve kaçak elektrik kullandığını kanıtlaması zorunludur. Anayasa Mahkemesi kararı uyarınca tutanakların aksi sabit oluncaya kadar geçerli nitelikte belge olmayıp her türlü delil ile aksinin ispatının mümkün bulunması yanında davacı şirket görevlilerinin tutanak düzenlemiş olması ispat yükünü değiştirmediği gibi, tutanak, davalının eyleminin sabit kabul edilmesini gerektirecek başlı başına bir belge niteliğinde de değildir. Her ne kadar tutanak, davalı şirket hakkında düzenlenmiş ise de tutanakta, davalının abone olmamasına rağmen fiili olarak kullanıcı olduğuna dair hiçbir belirleme yapılmadığı gibi, davacı tarafça, dava dilekçesine ekli olarak bu konuda hiçbir delil ve belge dosyaya sunulmamıştır. Bunun yanında, davacı tarafça davalının fiili olarak kullanıcı olduğuna dair ön inceleme sonrası verilen kesin ve ihtarlı süreye rağmen tanık delili dahil hiçbir delil bildirilmemiş, zabıt mümzilerinin tanık sıfatı ile dinlenilmesi dahi talep edilmemiştir. Buna göre davacı tarafça, davalının abone sıfatı ile veya fiili kullanıcı olarak tutanağın düzenlendiği işyerinde kaçak elektrik kullandığı iddiasını kanıtlayamadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 17/09/2025 Tarih, 2024/493 Esas 2025/1611 Karar sayılı ilamı ile, " Davacı şirketin taşınmazdaki kiracılığının Aralık 2020 tarihinden önce sona ermesine rağmen 15.05.2021 tarihinde yaptıkları müracaat üzerine aboneliklerini sonlandırdığı ve teminatlarının iade edildiğini, 26.05.2021 tarihinde davacı kurum elemanlarınca kaçak elektrik kullanma tutanağı ve fatura düzenlendiği, tutanak tarihinde başka bir abonenin kaydının mevcut olduğunu anlaşılmakta ise de kaçak elektrik kullanımının sadece son 10 güne ait olup olmadığının tespiti ile davalının aboneliğinin sonlandırılmasından önceki döneme ait kaçak kullanım tespiti halinde, aboneliğini iptal ettirmeyen davalı şirketin de fiili kullanıcı ile birlikte sorumlu olduğunun kabulü gerekir.
Kullanımın son 10 güne ait olmadığı yani daha uzun süre olduğunun tespiti halinde de davacı şirketin kaçak kullanımı ispat etmesi gerekir. Bu durumda mahkemece bilirkişi incelemesi yapılarak ve tüm delliler değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmesi hatalıdır." gerekçesi ile kararın HMK'nın 353/(1)-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.
Kaldırma kararı sonrası yapılan yeniden yargılama neticesinde mahkemece, "Kararın kaldırılmasından önce mahkememizce verilen hükmün gerekçelerinin, kararın kaldırılmasından sonra karar doğrultusunda alınan bilirkişi raporu içeriğine göre de varlığını koruduğu, kaldırma kararı doğrultusunda alınan bilirkişi raporunda da ayrıntılı olarak açıklandığı ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere davalı şirketin tutanak tarihinde aboneliğinin sona ermesine rağmen fiili kullanıcı olarak kullanımın sadece son 10 güne ait olduğu veya son 10 güne ait olmayıp daha uzun süre bir kullanımın olup, fiili kullanıcı olarak davalının sorumlu bulunduğuna ilişkin hiçbir delil ve belge örneğini dosyaya sunmadığı gibi uzman elektrik mühendisi bilirkişi tarafından bu yönde bir delil ve belgenin de tespit edilemediği, davaya konu kaçak elektrik kullanım tutanağının 26.05.2021 tarihinde düzenlenip, davalının tutanağın düzenlendiği işyerindeki aboneliğinin 16.05.2021 tarihi itibari ile sona erdiği, 17.05.2021 tarihi itibari ile dava dışı ... Şirketi aboneliğinin başladığı birlikte göz önünde tutulduğunda, davacı tarafın davaya konu kaçak elektrik kullanımı nedeniyle abone sıfatıyla veya fiili kullanıcı olarak sorumlu bulunduğu iddiasını kanıtlayamadığı, bilirkişi raporunda ayrıntıları ile açıklandığı üzere davaya konu kaçak elektrik kullanımı tutanağının mevzuata uygun düzenlenmediği gibi kaçak elektrik kullanımı yapılan iş yerinin niteliği konusunda yapılan değerlendirmenin dahi bir kayda ve belgeye dayanmadığı anlaşıldığından..." davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davacı istinaf talebinde bulunmuştur.
BİLDİRİLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Davalının, kaçak elektrik kullanımı gerçekleştirmediğini iddia ederek, tutanak tarihinde kullanım yerinde bulunmadığını beyan ettiğini, mahkemenin gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan, dayanaksız ve somut gerçeklikten uzak şekilde hüküm kurulduğunu,
Kaçak elektrik tüketim kullanım yerinde davacı şirket ekiplerince yapılan tespit ile davalının aboneye ait özel trafoda bulunan iki adet iniş kablosunun bir tanesi kesilip ek yapılarak tesis içerisinde sayaçtan geçirilmeksizin kaçak elektrik enerjisi kullanıldığının belirlendiğini, bu belirlenmeye istinaden kaçak elektrik tespit tutanağının düzenlendiğini,
Davalının tutanak tarihiyle yakın tarihte kullanım yerinde bulunmamakla birlikte kullanım yaptığını hatta bulunan kaçak hat üzerinden elektrik tüketmediğini ve bu kaçak hattan bilgisinin olmadığını beyan etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tespit sırasında davalının fiili kullanıcı olarak tespit edildiğini kaçak elektrik enerjisi tüketiminden de sorumlu olduğunu,
Somut olayda, abone sıfatına taşıyan davalı şirketin de sorumlu olduğunu ayrıca davalının da kullanımı olduğunu, şirket tarafından düzenlenen tutanak ve faturalandırmanın mevzuat hükümlerine uygun olduğunu,
Bilirkişi raporunun gerekli inceleme ve araştırma yapılmadan düzenlendiğini, karara esas alınamayacağını belirterek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, tahakkuk ettirilen ek elektrik faturası nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, tahakkuk ettirilen ek elektrik faturası nedeniyle davacı sitenin sorumlu olup olmadığı ve miktarının tespitinden kaynaklanmaktadır.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince hukuki nitelendirmenin davada ki ileri sürülüş ve dosya kapsamına uygun olarak belirlendiği, taraflarca ileri sürülen delillerin toplanarak usulüne uygun olarak değerlendirildiği, delillerin değerlendirilmesinin dosya kapsamına uygun bulunduğu, taraflarca ileri sürülen iddia ve savunmaların tartışılarak gerekçeli kararın oluşturulduğu, ihtilafa uygulanması gereken yasal mevzuatın doğru olarak tespit edildiği, mahkemenin karar gerekçesiyle hüküm fıkrasının birbiriyle uyumlu olduğu ve mahkeme hükmünün yasal unsurları taşıdığı, istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi kararına karşı, davacı tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/04/2026 Tarih, 2025/954 Esas, 2026/328 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcı yeterli olduğundan yeniden harç tahsiline yer olmadığına,
3-Duruşma açılmadığından, davalı lehine vekalet ücreti takdirine gerek bulunmadığına,
4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-HMK'nın 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa geri verilmesine,
İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere 09/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.