Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, tanınmış ayakkabı markasının itirazının reddine ilişkin kararın iptali ve inşaat sektöründeki benzer markanın hükümsüz kılınması talebiyle açılan dava üzerine verdiği karar.
Özet: Terlik ve ayakkabı sektöründe geniş bir tüketici kitlesine ulaşmış ve tanınmışlık iddiasında bulunan davacı firma, ... ibareli benzer bir markanın tescili için başvuran inşaat firmasına yönelik itirazının Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından reddedilmesi üzerine, Kurum kararının iptalini ve davalı firmanın ... isimli markasının hükümsüz kılınarak sicilden terkinini talep ederken; davalı inşaat firması ise kendi markasının şirket yetkilisinin isim ve soyadı baş harflerinden oluştuğunu, faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunu ve davacının markasının iddia edildiği kadar tanınmış olmadığını savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/276 Esas - 2026/186

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/276
KARAR NO : 2026/186
DAVA : Marka ... Kararı İptali - Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 02/07/2025
KARAR TARİHİ : 27/04/2026 Yazım Tarihi: 08/05/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: "Müvekkil şirket yukarıda adresi verilen fabrikasında terlik-ayakkabı tasarımı, imalatı, satışı ve dağıtımı işiyle iştigal etmektedir. Müvekkil şirket gerek tasarım gerekse marka için emek ve para harcayarak tanıtım çalışmalarında bulunmakta, bu amaçla personel istihdam etmekte, yurt içinde ve dışında fuarlara katılmaktadır. Öte yandan, tüm Türkiye çapında dağıtım ağı oluşturarak bayiler ve fuarlar vasıtasıyla ürünlerini tüketiciye sunmakta, böylelikle hem geniş tüketici çevresine ulaşabilmekte hem de ...’nun birçok yerinde bayilerine iş ve istihdam sağlamaktadır. Günümüzde ... , Türkiye’de 1800 parekende noktasına satış ve Dünya’nın 50’den fazla ülkesine ihracat yapmaktadır. ... markası kısa sürede ....’da dev bir isme dönüşmüştür. Günümüzde ... , Türkiye’de 1800 parekende noktasına satış ve Dünya’nın 50’den fazla ülkesine ihracat yapmaktadır. ... markası Türk medyasında da önemli bir yer kaplamakta olup, kaliteli ürünleri ve tanınmış markasıyla temayüz etmiştir. Nitekim müvekkilin dava konusu ürünler dahil birçok ürününde kullandığı markasının tanınmışlığına ilişkin belgesi ekte sunulmaktadır. "..." markalı ürünlerinin uzun yıllardır kataloglarda, reklamlarda, gazetelerde reklamlarının yapıldığına ilişkin görselleri sunmaktayız. Bunun yanı sıra müvekkilin internet sitesi ve sosyal medya hesaplarının aktif olarak kullanılması da günümüz sosyal dünyasında tanınmışlık düzeyini arttırmaktadır. Günümüzün en çok kullanılan sosyal medya platformu ...'da müvekkilin "...." sayfasında 49,2B takipçisinin bulunduğu, bu platformda sistematik olarak reklam videoları ve görseller paylaşıldığı, müvekkil markanın tüm Türkiye'de takip edildiği kanıtlanmaktadır. Bunun yanı sıra güncel web sitesi olan "...." da tüm Türkiye'ye ulaşılabilir konumdadır. Davalı marka sahibi tarafından 04.12.2023 tarihli ... sayı numarası ile başvuru yapılan markası ile müvekkil şirketin .... nezdinde kayıtlı markalar ve tescil edilmek istenen sınıflardaki mal ve hizmetler karşılaştırıldığında; Davalı taraf ''...'' ismi ile öncelikle 37. Mal ve Hizmetleri bakımından başvuru yapmış olup tarafımızdan itiraz edilmiştir. ... 'nun 06.05.2025 tarih ve .... sayılı ve ... sayılı ... Kararı ile verilen itirazın reddine ilişkin karar haksız ve hukuka aykırıdır. Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle, fazlaya dair sair taleplerimiz , şikayet hakkımız ve tazminat davası açma hakkımız saklı kalmak kaydıyla; ... ’nın 06.05.2025 tarih ve .... sayılı ve ... sayılı itirazımızın REDDİNE dair Kararının İPTALİNE, Davalının ... başvurusunun tesciline karar verilmesi halinde markasının iptal edilerek hükümsüz kılınmasına, sicilden terkinine, karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: "Davacı şirketin iddialarının haksız ve mesnedsiz olduğunu; Davacı şirketin markasının ülke genelinde çokça tanınmış bir marka olmadığını; dava dilekçesinin 4.sayfasında sunduğu ekşi sözlük sitesine yorum yapan bir şahsın yorumunda '' Yeniden iç pazara dönmüş firma , ürünleri kalitedir tavsiye olunur, kimseler bilmese de yurtdışında çok sayıda firmaya üretim yapmaktadır. '' şeklinde olduğunu; yani davacının kendi dava dilekçesinde sunduğu ve kendi şirketleri adına yapılan yorumda dahi "...." şeklinde bir ibare kullanılmak suretiyle markanın henüz ciddi bir tanınmışlık kitlesine ulaşılmadığının belirlenmiş olduğunu; şayet aksi yönde bir tanınmışlık seviyesi olsa idi yorum yapan şahsın, " ...."e gibi bir ibare kullanacağını, bu yorumun dahi markanın tanınmamış olduğunu gösterdiğini; Müvekkili şirketin kötüniyetli olmadığını; sunulan vekaletname ve imza sirküleri incelendiğinde müvekkili şirketin marka yetkilisinin adının "..." olduğunu; şirket yetkilisi ...'ın kendi inşaat şirketinde ülkemizde yaygın bir şekilde olduğu üzere kendi adı ve soyadının baş harflerini koymak isteyerek, yani ... isminin ilk iki harfi ... ve soyadı ... kelimesinin ilk iki harfi ... harflerini alıp birleştirerek ... ismini şirkete vermek istediğini; davacı şirketin yaptığı iş ve hizmetlerin yalnızca ayakkabı ve terlik üretimi ve satımına ilişkin olmasına karşın müvekkili şirketin yaptığı iş ve hizmetin tamamen inşaat işleri ile alakalı olduğunu; müvekkilinin inşaat işlerine ilişkin hizmet kodunu seçmek zorunda olduğunu, anılan hizmet kodu içerisinde ayakkabı tamiri hususu yer almaktaysa da, müvekkilin böyle bir hizmetinin söz konusu olmadığını; aksi yöndeki müvekkilinin kötüniyetli olarak davacı şirket ile aynı iş ve hizmet kolunda benzer ürün ve hizmetler verdiğine ilişkin tek bir somut delil bulunmadığını; davacı şirketin iddiasını ispatlayamadığını; Davacı şirketin dava dilekçesinde, iddia etmiş olduğu hususların, yasal dayanaktan yoksun, somut bir delile dayanmayan ve tamamen soyut iddialardan ibaret olduğunu, bu beyanlara itibar edilmesinin hukuken mümkün olmadığını; davacının, iddia etmiş olduğu hususları ispat yükü altında olduğunu, dava dilekçesinde delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin hiçbirinin, usul kuralları çerçevesinde, iddia edilen vakıayı ispata elverişli araçlar olmadığını; Müvekkilinin davacının iş kolu olan terlik ve ayakkabı üretimi ve hizmetine ilişkin tek bir paylaşımının mevcut olmadığını; zaten müvekkilinin ayakkabı ve terlik yönünde bir hizmeti de bulunmadığını; Ayrıca müvekkiline hizmet ettiği süre boyunca tek bir kişi dahi ... ile bir bağlantınız birlikteliğiniz var mı ? yahut terlik veya ayakakkabı da üretiyormusunuz ? gibi bir soru ile karşılaşmadığını; yine müvekkilinin şirket logosunda da zaten açıkça inşaat ibaresinin geçtiğini; Yine aynı internet sitesinde projeler kısmına girildiğinde ise yine ayakkabı ve terlik ile alakası olmayan bir şekilde .... projelerinin yer aldığını; Türkiye'nin en çok kullanılan internet arama ağı ... sistemine ... yazılarak arama yapıldığı takdirde ilk çıkan sitenin hemen görünür şekilde açıklama kısmında ''..., kendi bünyesindeki uzman kadrosuyla müşterilerinin beklentisi doğrultusunda tasarım, dizayn mühendisliği ve proje hizmetleri sunmaktadır.'' şeklinde cümlenin yer aldığını; müvekkili şirketin açıkça kendi hizmet kolunun inşaat işleri ile olduğunu her açıdan belli ettiğini ; logosunda da inşaat kelimesinin yer aldığını; Davacının SMK 6/5 kapsamında sunduğu bilgi ve belgelerin ilgili mal/hizmetlerde tanınmışlık iddiasını ispatlamakta yetersiz olduğunu, tüketicinin derhal ve hiç düşünmeden markaların ticari kaynağının farklı olduğunu anlayacağını; davacı tarafından ileri sürülen bu iddianın bu sebeple de tümden reddi gerektiğini; Davacı vekilinin SMK m. 6/9 hükmü gereğince kötüniyete ilişkin iddialarının yerinde olmadığını, tamamen soyut ve farazi olduğunu; müvekkili şirketin yalnızca şirket yetkilisi müvekkilinin ...'ın ad ve soyadının ilk iki harfini kullanarak kendine özgü bir marka yapma yoluna gittiğini; bu durumda da, herhangi bir kötüniyetten söz etmenin mümkün olmadığını; Yargıtay kararları incelendiğinde; “kötüniyetli marka başvurusunun; hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulmasının veya başvurunun tescil ettirilmesi olarak tanımlanabileceğini; bunun yanı sıra başkasının ticaretinde kullandığı tescilsiz bir işareti, kendisinin hak sahibi olmadığını bile bile tescili için başvuruda bulunan kimsenin kötüniyetli sayılacağını; ancak tamamen tesadüfü bir şekilde müvekkilinin adı ve soyasının baş harfi ile kurulmuş bir marka olduğunu kötüniyetli olmadığını; yine başkası tarafından kullanılan bir markanın aynısını veya benzerini bilerek ve haklı bir neden olmaksızın sırf rakibini engellemek amacı taşıyan engelleme markalarının kötüniyetli marka başvurusu olarak değerlendirmesi gerektiğini; ancak müvekkilinin davacı şirketin işi ve hizmeti ile alakalı bir rekabeti söz konusu olmadığı için böyle bir durumun gündeme gelmesinin de mümkün olmadığını; Dava dilekçesinin HMK'nın 119. maddesinde sayılan unsurları içermediğini; davacı şirketin talep ve sonuç kısmında talep etmiş olduğu alacak kalemlerine ilişkin iddialarına dilekçe içeriğinde yer verilmediğini; yalnızca sonuç ve talep kısmında yer verildiğini; bu aşamadan sonra da davacı yanın iddialarını genişletmesine muvafakatlerinin olmadığını, Savunarak davanın reddini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın itiraz mesnedi markaları dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre unvan ve isim hakkı , SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ... sayılı ... Kararının iptalinin , aynı iddialara ve ayrıca TTK 54 ve devamı maddelerinde belirtilen haksız rekabet iddialarına bağlı davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği, noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 08/05/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 02/07/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "........başvurunun .... sayılı "...", "....", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık, diğer fikri haklar, kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
. Somut olayın değerlendirilmesinde, işbu ... başvuru numaralı "..." ibareli başvuru ile "..." ibareli/ayırt edici unsurlu itiraza mesnet markaların benzerlik düzeyi ve başvuru kapsamında bulunan hizmetler ile itiraz gerekçesi markaların kapsamında bulunan mal/hizmetler arasındaki benzerlik düzeyi bir arada değerlendirildiğinde başvuru kapsamında bulunan hizmetler bakımından markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmış ve itiraz sahibi tarafından yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesi gereğince bir başvurunun reddedilebilmesi için, itiraza mesnet markanın ülkemizde tanınmış bir marka haline geldiğinin kanıtlanması ve bu tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya söz konusu markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesi tehlikesinin doğabileceğinin ortaya konulması gerekmektedir. Dolayısıyla, bir markanın sektöründe belirli bir bilinirliğe sahip olması, aynı ... da benzer başka bir markanın farklı mallar üzerinde tesciline engel oluşturabilmesi için yeterli olmayıp, aynı zamanda yukarıda belirtilen şartların oluşması gerekmektedir. Önceki markanın sahibi fiili ve mevcut zararı göstermek zorunda olmasa da, markasının tanınmışlığından haksız yarar sağlanacağına ... da markasının itibarına zarar verileceğine ... da markasının ayırt edici karakterinin zedeleneceğine ilişkin olarak gelecekteki (markanın tescil edilmesi veya kullanılması halinde) riske dair farazi (varsayımsal) olmayan ve aksi ispat edilmedikçe iddiayı ispata yeterli ve geçerli olan deliller ileri sürmek zorundadır. Buradan hareketle, itiraz sahibi yukarıda sayılan durumların, olayların olağan akışı içinde öngörülebilir olması bakımından gerçekleşmesi muhtemel olduğunu ortaya koymak durumundadır. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6(5) maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da haklı görülmemiştir.
Ayrıca, 6769 s. SMK'nın 6/6 ve 6/9 maddelerine dair iddialar yönünde yeterli kanaat oluşturacak bilgi veya belge sunulmadığından bu maddelere dayalı itirazlar da haklı görülmemiştir.
Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır........." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ... da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ... da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ... da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Taraf markalarında AYNI işaret olması ve kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Taraf markalarının BENZER işareti taşımaları ve kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
....
27/03/2026 Tarihli bilirkişi raporunda özetle: " Dava konusu davalı şirketin dava konusu ... numaralı marka tescil başvurusu ile davacının davasına mesned aldığı tescilli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 madde ve fıkrası uyarınca benzerlik arz etmediği, karıştırılma/iltibas ihtimalinin bulunmadığı;
Taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/5, 6/6 ve 6/9 madde ve fıkraları koşullarının oluşmadığı,
Davalı şirketin marka tescilinin TTK 54 vd maddelerine göre haksız rekabet yaratmayacağı; Dava konusu davalı ...'in 06.05.2025 tarihli ... sayılı ... kararının yerinde olduğu;" şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "...+ ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
Davalı başvurusundaki ... /LOGO işaretinin bütünsel açıdan ... ibaesi ile birleştiğinde markaya belirgin bir ayırt edicilik katarak ... markasından bariz şekilde uzaklaştığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "...+ ..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının"..." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "..." ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ...+ ... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ... da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Davacı tarafın "...+ ... " ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 27/04/2026
Katip .... Hakim ....
E imzalıdır E imzalıdır