İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin, 450.000 TL değerindeki çekin taze meyve sebze alım satım sözleşmesine istinaden teminat senedi olup olmadığına dair menfi tespit davasında verilen ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı, davalıya müstakbel mandalina alımı karşılığında teminat olarak verdiği 450.000 TLlik çekin, davalının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve ürün teslimatı yapmaması nedeniyle bedelsiz kaldığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, çekin teminat senedi olduğu ve karşılığında ürün alınmadığı gerekçesiyle davayı kabul etmiş; davalı ise çekin kambiyo senedi vasfında olduğunu, teminat iddiasını ispat yükünün davacıda olduğunu ve sözleşmede çeke yönelik açık bir atıf bulunmadığını belirterek karara itiraz edip istinaf talebinde bulunmuştur.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/916
KARAR NO : 2026/1647
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2022/872 Esas-2024/976 Karar
DAVA TARİHİ : 08/06/2022
KARAR TARİHİ : 25/12/2024
DAVA : Menfi Tespit
DAİRE KARAR TARİHİ: 09/09/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 09/09/2026
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/872 Esas 2024/976 Karar sayılı dosyasında verilen 25/12/2024 tarihli kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı, taze meyve sebze toptan ticareti yaptığı için davalının yetiştirdiği satsuma cinsi mandalinaları satın almak üzere taraflar arasında yapılan sözleşme ile satıcıya ait, 2900 adet ağaçtan çıkacak tahmini meyve miktarına karşılık olarak 450.000,00 TL değerinde üzerinde teminat olduğuna ilişkin açık ibare bulunan çekin teslim edildiğini, sözleşmede öngörülen kiloda ürün elde edilmezse mevcut duruma göre mahsuplaşılacağının, malların bitmesi ve ödemelerin yapılması halinde çekin iade edileceğinin kararlaştırılmasına rağmen davalının sözleşmedeki yükümlülüğünü yerine getirmeden ve herhangi bir bildirimde bulunmadan üzerinde teminat ibaresi bulunan çeki bankaya ibraz ettiğini, çekin teminat amacıyla verildiğini ancak bankaca gerekli incelemeler yapılmadan karşılıksızdır işlemi yapıldığını, davaya konu çekin teminat olarak verilmiş olduğunu, çek vasfında olmadığını belirterek, dava konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı, menfi tespit davalarında ispat yükünün alacaklıya düştüğünü çekin teminat olduğuna ilişkin iddiada bulunan davacının borcun sona erdiği iddiasını ispat emesi gerektiğini, çekin teminat olarak verilmediğini, teminat olduğu iddia edilen çekin üzerinde "teminattır" yazılı olmasının çekin kambiyo vasfını etkilemediğini, bir kambiyo senedinin teminat verildiğinin kabulü için bu kambiyo senedinin üzerinde neyin teminatı olarak verildiğinin açıkça belirtilmesi gerektiğini, çekin üzerinde "teminattır, başkamaçla kullanılamaz." yazısı dışında neyin teminatı olarak verildiğine ilişkin hiçbir açıklama bulunmadığından davacının bu iddiasının dinlenemeyeceğini, teminat olarak verildiği iddia olunan çeke ilişkin sunulan sözleşmede, açıkça dava konusu çeke yönelik keşide tarihi, çek numarası, banka bilgileri sair hiçbir atıf bulunmadığını, çekte satıcının .... olarak görüldüğünü, kimin kime hangi tarafın 450.000TL çek verdiğinin belirsiz olduğunu, dava konusu çekin sözleşme ile teminat senedi olarak belirlendiğinin kabul edilemeyeceğini, para borcuna karşılık çekin teminat olarak verilemeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:
Mahkemece, "...dava konusu çekin teminat senedi olduğu iddiasını davacının yazılı delil ile ispat ettiği ispat yükünün bu aşamadan sonra davalı vekiline geçtiği ve davalı tarafından davalı ..'nın bu sözleşmeye uygun olarak ürün teslim ettiğini yazılı delille ispatlayamadığı son olarak delilleri arasında dayandığı yemin delilinde de, karşı tarafça sözleşme konusu ürünler için çekin teminat olarak verildiği ve dava konusu çek karşılığı ürün teslimi yapılmadığına ilişkin yemin edildiği hususları göz önünde tutularak açıklanan tüm bu nedenlerle ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının dava konusu çekin davalıya teminat senedi olarak veriliği ancak karşılığında ürün almadığı yönünde iddiasını ispatladığına kanaat edilerek çekin bedelsiz kaldığı kanaat edildiğinden..." gerekçeleri ile davacının davasının kabulüne,.... Bankası A.Ş. ... İstanbul Şubesi'ne ait, 08/01/2020 vade tarihli, keşidecisi davacı ... Şirketi, lehdarı davalı ... olan 450.000,00 TL bedelli senetten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine
karar verilmiştir.
İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davalı istinaf talebinde bulunmuştur.
BİLDİRİLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı istinaf dilekçesinde; İlk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Çekin teminat olduğuna ilişkin iddiada bulunan davacı borcun sona erdiğini iddia ediyorsa çekin bedelsiz kaldığına ilişkin ispat yükünün davacıda olduğunu,
Davacı tarafın kasıtlı olarak ticari defterlerini sunmadığını, üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmediğini, buna rağmen çekin teminat olarak alınmadığını ispatlaması gerektiği yönündeki mahkeme kabulünün hukuki gerekçesinin bulunmadığını, her ne kadar çekin üzerinde teminattır yazılı ise de Yargıtay kararları gereğince kabul edilebilir nitelikte çeke açıkça atıf yapılır bir sözleşmenin sunulmadığını,
Para borcuna karşılık çekin teminat verilmesinin mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere- davalı ile sözleşmenin yapıldığı, sözleşmede neyin teminat olarak verildiğine yönelik dava dilekçesinde bir açıklama yapılmadığı gibi sözleşmeden de bu hususun anlaşılmadığını,
Sözleşmeye göre davacının edimi satın aldığı mandalinalar karşılığında para ödeme borcu olduğu görüldüğünü, para borcuna karşılık para teminatı verilmiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, dayanak çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu çekin teminat niteliği olup olmadığı, çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olup olmadığının tespitinden kaynaklanmaktadır.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen ilk derece mahkemesi kararı hakkında 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık olup olmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190’ıncı maddesi:
“(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
hükmünü içermektedir.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddi hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hallerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir.
İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı halinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanuni karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyetinden değil, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir.
Somut olayda, davacı satın almak istediği mandalin ürünü bedeline teminat olmak üzere verdiği ...Bankası, ... Şubesine ait olan hesabından ödenmek üzere 08/01/2020 tarihli 450.000,00 TL'lik çekin teminat senedi olduğunu belirterek, borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Davalı ise davaya dayanak çekin teminat çeki olmadığını, davacının bu çek nedeni ile borçlu olduğunu savunmuştur.
İspat yükü senedin teminat senedi olduğunu savunan davacıdadır.
Hem 6762 sayılı TTK’da hem de 6102 sayılı TTK’da kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 sayılı TTK m. 778, 818, 6762 sayılı TTK m. 690, 730).
6102 sayılı TTK’nın 776. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde bono veya emre yazılı senedin kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme vaadini içermesi gerektiği, 777. maddesinde de bu unsuru içermeyen bir senedin bono sayılmayacağı hükme bağlanmıştır. Bir kambiyo senedi olan bono üzerine bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların konulması kabul edilmekte ise de, illetten mücerretlik veya muayyenlik niteliklerini ortadan kaldıran kayıtların bono üzerine konulması onun kambiyo niteliğini ortadan kaldırır.
17. Bu çerçevede belirlilik (muayyenlik) kambiyo senetlerinin temel unsurlarından biridir. Tedavül kabiliyeti de dikkate alındığında, bononun bütün unsurlarının açık, net, yoruma elverişli olmayacak biçimde belirgin olması gerekir. ....'ın da ifade ettiği gibi poliçe ve bono keşidesi "şart kabul etmeyen" bir işlemdir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, 2. B., Ankara 1997, s.451).
Hukuk Genel Kurulunun 11.04.2018 tarihli ve 2017/19-819 E., 2018/771 K. sayılı kararında da benimsendiği üzere, 6762 sayılı TTK'nın 688. maddesinde belirtilen şekli koşulların yanında taraflar bononun ihdas nedeni (malen/nakden ya da teminat kaydı ile alındığını), uyuşmazlık durumunda aralarındaki anlaşmaya göre yetkili olacak mahkeme, faiz gibi bononun geçerliliğine etki etmeyecek ihtiyari unsurları belirleyerek senede ekleyebilirler. Sıralanan şekil şartlarından da anlaşıldığı üzere, kambiyo senetleri temel hukuki ilişkiden bağımsız bir nitelik taşır ve soyut bir borç ikrarı içerir. Bu nedenle de bono düzenlenirken temel ilişkinin kaynağına yönelik “bedelin malen-nakden ya da teminat olarak alındığına” ilişkin ibarelerin senede yazılması zorunlu değildir. Taraflar bu ibareleri ticaret hayatındaki olası bir uyuşmazlık durumunda ispat hukukunda karşılaşabilecekleri zorlukları daha kolay aşmak amacıyla ihtiyari olarak kayıt altına almaktadırlar. Yoksa elbette ki bu kayıtlar bağımsız borç ikrarı içeren senetlerin niteliğine etki etmez.
Bir “teminat bonosu”ndan söz edilebilmesi için, ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile bonoyu vermiş olması gerekir. Öğretide verilen örneklerde, örneğin bir müteahhidin inşaatı zamanında bitirememesi durumunda ödemek zorunda kalacağı cezai şart karşılığında verdiği bono bir teminat bonosu olduğu gibi, satın alınıp, bedeli ödenmekle birlikte tapuda henüz devri yapılmadığı için satın alan kişinin adına tescil edilemeyen bir taşınmazın bedeline ilişkin olarak düzenlenip alıcıya verilen ve devir gerçekleştikten sonra karşılıksız kalacağı öngörülen bir bono da bu niteliktedir. Aynı şekilde, kiracının, kiralanana vereceği muhtemel zararların teminatı olarak kiralayana verdiği bono da bu anlamda bir teminat bonosudur (Türk, A.: Kambiyo Senedi Borçlusu Tarafından Açılan Bedelsizliğe ve Hükümsüzlüğe Dayalı Menfi Tespit Davalarının Gösterdiği Özellikler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 2005, Cilt 7, s. 329, 330).
Senedin teminat senedi olup olmadığı yargılama sonucunda belli olacaktır; sonuçta bu senede dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz (Ülgen, H./ Helvacı, M./ Kendigelen, A./Kaya, A.: Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 2015, s.148).
Hukuk Genel Kurulunun 28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 E., 2018/563 K. sayılı ile 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 E., 2020/129 K. kararlarında da benimsendiği üzere bonoda teminat kaydı var ise de neyin teminatı olduğu belirtilmediğinden bu kayıt bononun mücerrettik vasfını ortadan kaldırmaz. Sadece teminat olduğuna dair eklenen bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2001 tarihli ve 2001/12-233 E., 2001/257 K.; 20.06.2001 tarihli ve 2001/12-496 E., 2001/534 K.; 24.02.2010 tarihli ve 2010/19-67 E., 2010/99 K.; 28.03.2018 tarihli ve 2017/12-1140 E., 2018/563 K. sayılı ile 11.02.2020 tarihli ve 2017/12-743 E., 2020/129 K. kararlarında da vurgulandığı üzere bononun teminat amaçlı verildiğinin kabul edilebilmesi için, neyin teminatı olarak verildiğinin ya bononun önündeki veya arkasındaki yazılar veya ayrı bir belge (İİK’nın 169/a maddesinde öngörülen) ile teminat senedi olduğunun kanıtlanması gerekir.
Senet üzerinde asıl borç ilişkisine atıf yapan ve ödemeyi şarta bağlayan kayıtlar olması durumunda mücerretlik vasfı ortadan kalkacağından böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılamaz. Örneğin "hisse devrinin teminatıdır", "...ile imzalanan sözleşmenin teminatıdır", “eseri ... tarihinde tamamlayamamam hâlinde ödeyeceğim”, “inşaat bitiminde ödenecektir" şeklindeki kayıtlar. Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılan bu gibi hâllerde bono kayıtsız (koşulsuz) borç vaadi içermediği için hükümsüzdür ve bu hükümsüzlük; düzenleyen tarafından, lehtara veya ciranta konumunda olan hamile karşı da ileri sürülebilir. Bu hâlde TTK’nın 687. maddesinin 1. fıkrası uyarınca senet metninden anlaşılan (hükümsüzlük) def'i vardır. Bu defi mutlak def'i olup, üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.
Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise İİK’nın 169/a maddesi kapsamında bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 15.09.2020 tarihli ve 2017/12-269 E., 2020/591 K. sayılı kararında da benimsenmiştir."(Yargıtay H.G. K. 2021/152 Karar, 2018/563 Karar, 2010/99Karar sayılı ilamları)
Tüm bu açıklamalar ışığında davaya dayanak ....Bankası,... Şubesine ait olan hesabından ödenmek üzere 08/01/2020 tarihli 450.000,00 TL'lik çek üzerinde "Teminattır, başka amaçla kullanılamaz." ibaresinin bulunmasının yanı sıra taraflar arasında yapıldığında uyuşmazlık bulunmayan tarihsiz sözleşmede de " Teminat olarak 450.000,00TL senet verilecek, mal bitimi çekler verilecek" ibaresine yer verilmekle davacı tarafından dayanak çekin teminat olarak verildiği, çekin sözleşme ile bağlantısının kanıtlandığının ve belirtilen sözleşme içeriğine göre senedin teminat amacıyla verildiği ispat edilmekle davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, delillerinde takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalının istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı, kararda kamu düzenine aykırı bir yön de bulunmadığı anlaşılmakla, HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/12/2024 tarih, 2022/872 Esas, 2024/976 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf talebinde bulunan davalıdan alınması gereken 7.684,87 TL istinaf karar harcından davalı tarafından yatırılan 2.000,00 TL'nin mahsubu ile kalan 5.684,87 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-Duruşma açılmadığından, davacı lehine vekalet ücreti takdirine gerek bulunmadığına,
4-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
5-HMK'nın 333. maddesi uyarınca artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa geri verilmesine,
İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere 09/09/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
.