Ankara Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde, tanınmış ilaç şirketinin “...” markalarıyla karışıklık yaratan “...” ibareli tescil talebinin hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine yönelik YIDK kararının iptali davası.
Özet: Bu dava, köklü bir ilaç şirketinin kendi tanınmış marka ibaresiyle yüksek derecede benzerlik gösteren ve bir gerçek kişi tarafından 35. sınıfta tescil ettirilen bir markanın hükümsüz kılınması ve sicilden terkin edilmesi talebiyle açılmıştır. Davacı, davalı kurumun itirazını kısmen reddeden kararının hukuka aykırı olduğunu, iki markanın tüketicide karışıklığa yol açacak derecede benzer olduğunu ve kendi sektöründe tanımlayıcı nitelikte olduğunu iddia ederken, davalı şahıs markanın kızının isminden kaynaklandığını ve farklı sektörlerde kullanıldığını savunmaktadır. Mahkeme, taraflar arasındaki marka benzerliği, karıştırılma ihtimali ve hukuki geçerliliği değerlendirmek üzere bilirkişi incelemesi yaptırmıştır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/407 Esas - 2025/305
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2024/407Karar No : 2025/305....Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden TerkinDava Tarihi : 23/09/2024Karar Tarihi : 17/09/2025Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 17/09/2025Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA : Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkili şirketin 1958 yılında kurulduğunu, Türkiye’nin en köklü ilaç üreticilerinden biri olduğunu, 1996 yılından beri müvekkiline ait olan www.....com.tr alan adlı web sitesi bulunduğunu, müvekkili şirketin ticaret ünvanı, işletme adı, alan adı ve çatı markalarının “...” ibareli olduğunu, “...” markasının sektörde yüksek bir bilinirliğe kavuştuğunu, ibarenin özellikle 03, 05, 10, 35 ve 44. sınıflarda müvekkili şirketle özdeşleştiğini, davalı şahsın ... sayılı “...” ibareli 35. Sınıfta tescil talepli marka başvurusuna müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazın .... kararının başvuru kapsamında kalan 35. sınıf hizmetler bakımından hukuka aykırı olduğunu, davalı şahıs markası ile müvekkili markaları arasında yüksek derecede benzerlik bulunduğunu, markaların esas unsurlarının aynı/ayniyet derecesinde benzer olduğunu, davalı Kurum kararında müvekkilinin markalarının bir kısmının benzer bulunduğunu, bu hususun hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin mesnet gösterilen diğer markalarının da dava konusu marka başvurusu ile benzer olduğunu, “pharma” kelimesinin “ecza” anlamına geldiğini, ibarenin dava konusu markanın tescil edilmek istendiği sektörler bakımından tanımlayıcı, tali ve sektörel bir ibare olduğunu, taraf markaları arasındaki benzerliğin tüketicide karışıklığa yol açacak düzeyde olduğunu, dava konusu markanın müvekkili markalarının yeni bir versiyonu ve serisi olarak algılanmasının muhtemel olduğunu, ....sayılı kararının 35. sınıf bakımından iptaline, ..... sayılı ve "..." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse 35. sınıf bakımından hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı .... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şahıs süresinde cevap dilekçesi sunmadığı, 10/03/2025 tarihli beyan dilekçesinde özetle; kızının adı Defne Van olduğu için “...” ibareli markanın hediyelik eşyalar ve mağazacılık alanında tescili için başvuruda bulunduğunu, markanın .... tescil sayısı ile 21 ve 35. sınıflarda tescil edildiğini, davacı markaları ile dava konusu markanın okunuşu, yazılışı, yazı karakteri ve sektörlerinin farklı olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının 6769 sayılı kanunun 6/3 6/5 ve 6/6 kapsamındaki itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının .... sayılı "..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır. Davaya konu .....sayılı "... holding a.ş. şekil", "... pharma", "devapharma", "... pharma", "devapharma", .... sayılı markalar bakımından benzer bulunarak SINIF KODU : 35 Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. mal/hizmetler yönünden kısmen kabul edilmiş olup, marka başvurusu kapsamından çıkartılmasına karar verildiği, davacı şirketin, .... Başkanlığı kararına itiraz ettiği ve başvurunun tümden reddine karar verilmesini talep ettiği, ... sayılı kararı ile nihai olarak reddine karar verdiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır. Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Dava konusu marka başvurusu, 35. Sınıf hizmetler bakımından davaya konu edilmiş ve kısmen hükümsüzlüğü talep edilmiş olup, 35/05 alt sınıfı kapsamında 1-34 tüm mal ve hizmetler sayılmıştır. Davacıya ait markalar ise hali hazırda 35. Sınıf hizmetler bakımından tescillidir.Neticede, dava konusu marka kapsamında yer alan ve davaya konu edilen tüm hizmetler bakımından, taraf markaları arasında emtia ayniyeti oluştuğu kanaatine varılmıştır. Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olduğu değerlendirmesi yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir. Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır. Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır. Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır. İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür. Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir. Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. Dava konusu marka başvurusu, “...” ibaresinden oluşmakta olup, marka kapsamında herhangi bir şekil unsuru yer almamaktadır. Bununla birlikte, markayı oluşturan harfler standart bir yazı karakteriyle değil, stilize edilmiş özel bir yazı biçimiyle tasarlanmıştır. “...” ibaresi, Türkçe’de bilinen ya da yaygın olarak kullanılan bir kelime değildir; bu nedenle herhangi bir anlamı bulunmamaktadır. "...” ibaresi, yazıldığı gibi telaffuz edilmekte olup, markanın esas unsurunu oluşturmaktadır. Davacı adına tescilli markalar, ....ibarelerinden oluşan kelime markalarıdır. Anılan markalarda ortak unsur “...” ibaresi olup, bu unsur bir adet markada tek başına yer almakta iken, diğer markalarda ise çeşitli tıbbi uzmanlık alanlarını belirten kelimelerle birleştirilerek oluşturulmuştur. Markaların tamamı kelime markası niteliğinde olup herhangi bir şekil veya grafik unsur içermemektedir. Markalarda yer alan “kardiyoloji”, “oftalmoloji”, “dermatoloji”, “romatoloji”, “immünoloji” ve “diyabet” gibi ek ibareler, her ne kadar tıbbi alanlara gönderme yapsa da, somut olayda esasen (ilaç ve sağlık sektörüne ilişkin emtialar haricinde) 35. sınıf kapsamındaki perakendecilik ve reklamcılık hizmetleri bakımından doğrudan tanımlayıcı nitelikte değildir. Bu ibareler, ilgili hizmetlerin içeriğiyle doğrudan ilişki kurmamakta; bu nedenle ayırt edici niteliği bertaraf edecek düzeyde tanımlayıcı olarak değerlendirilemez. Davacının bir kısım markasında yer alan “Pharma” ve “pharm” ibareleri de, ilaç ve sağlık sektörüne güçlü çağrışım yapan, yaygın olarak kullanılan terimlerdir. Bu ibareler, özellikle tıbbi ürünlerin perakendeciliği veya tanıtımına yönelik 35. sınıf hizmetler bakımından doğrudan tanımlayıcı veya en azından zayıf ayırt edici niteliktedir. Dava konusu marka kapsamında yer alan 03., 05. ve 10. sınıf emtialar, doğrudan sağlık sektörüne ilişkin ürünleri kapsamaktadır. Bu ürünlerin perakendeciliği hizmetleri bakımından, davacı markalarının ayırt edici ve esas unsuru “...” ibaresidir. Bu nedenle, bu emtiaların perakendeciliği hizmetlerinde markalar arası karıştırılma ihtimali değerlendirilirken, “...” ibaresi esas unsur kabul edilmelidir. Öte yandan, dava konusu marka kapsamında yer alan diğer ürün ve hizmetler bakımından, davacı markaları bir bütün olarak değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme yapılırken markaların yalnızca ortak unsurları değil, tüm unsurları birlikte dikkate alınmalı; görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde yaratılan bütünsel izlenim esas alınmalıdır. Zira markaların ortak unsura sahip olması tek başına karıştırılma ihtimalini doğurmayacağından; bu ihtimalin somut olayın tüm koşulları çerçevesinde ele alınması gerekmektedir. Davacı markalarının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu (03, 05, 10. Sınıf emtia satışına yönelik) 35/05 alt sınıf hizmetler bakımından değerlendirildiğinde; Dava konusu marka “...” ibaresinden oluşmakta olup, davacı adına tescilli markalardan “...” ile ilk dört harfi itibarıyla birebir örtüşmektedir. Bu durum, markalar arasında işitsel ve görsel benzerlik oluşturmaktadır. “...” markası beş harfli tek bir kelime olup, “...” ibaresine bir “N” harfinin eklenmesiyle oluşturulmuş izlenimi vermektedir. Bu bağlamda, “...” ile “...” ibareleri arasında benzerlik olduğu değerlendirilmiştir. Bununla birlikte, davacının .... sayılı...ibareli markasının esas unsurunun hali hazırda "...” ibaresi olduğu, dava konusu marka başvurusu ile davacının ..... sayılı markasının görsel ve işitsel olarak benzer olduğu kanaatine varılmıştır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, değerlendirme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Somut olayda, davanın konusunu oluşturan 35. Sınıf hizmetler, çeşitli malların perakendeciliği ve reklamcılık hizmetlerinden oluşmaktadır. Bu hizmetler bakımından ilgili tüketici, genel tüketici kitlesi ile birlikte ticari işletmeler ve profesyonel alıcıları da kapsayabilir. İlgili tüketicilerin dikkat düzeyi, sunulan hizmetin niteliğine göre değişmekle birlikte, ortalama dikkat seviyesindedir. Neticede, dava konusu marka kapsamında yer alan ve davaya konu edilen hizmetler ile davacıya ait markalar kapsamında yer alan emtianın aynı/aynı tür olduğu, davacının .... sayılı...ibareli markası ile dava konusu marka başvurusunun görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, davacının .... sayılı markasının hali hazırda dava konusu edilen tüm hizmetler bakımından tescilli olduğu, tüketicinin taraf markalarını aynı tür mal ve hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmadığı, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunduğu, somut olay bakımından, dava konusu edilen hizmetler bakımından, markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu kanaatine varılmıştır. Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği Hususları Bakımından Değerlendirme; 6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. “Tanınmış marka” kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tarif edilmiştir ....Davacı tarafça, markalarının tanınmışlığına ilişkin olarak Türkiye’de gerçekleştirilen tanıtım faaliyetlerine dair, gerek itiraz gerekse dava aşamasında dosyaya yeterli belge, reklam harcaması, ilan, haber, dergi vb. tanıtım materyalleri sunulmamıştır. Dosya kapsamında tanınmışlık değerlendirmesine esas alınabilecek nitelikte herhangi bir belge bulunmamaktadır. Netice itibariyle de, somut olayda davacı markalarının tanınmış olduğunun ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Davacının Gerçek Hak Sahipliğinin Bulunup Bulunmadığı Bakımından Değerlendirme;6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 6/3; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu hüküm, markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Madde hükmünde yer alan iddiaların kabul edilebilmesi için, iddia sahibinin o işaret üzerinde tescil tarihinden önce hak sahibi olması ve bunları ispat etmesi gerekmektedir. Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere, öncelik hakkı iddia eden tarafın Türkiye’deki kullanımı yerelden daha geniş bir coğrafyada olmalı, ciddi surette bir markasal kullanım olmalı ve bu kullanım ile markaya belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmektedir. Ayrıca söz konusu kullanım, dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki tarihe ilişkin olmalıdır. Somut olayda, davacı tarafça dava konusu markanın aynısının veya benzerinin Türkiye’de tescilsiz kullanımına ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, dosya kapsamında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/3. maddesi anlamında davacı şirketin Türkiye’de önceki tarihli, markasal ve ciddi kullanımını ispatlar nitelikte herhangi bir bilgi veya belgeye yer verilmediği; neticede, davacının gerçek hak sahipliğine ilişkin iddiasını ispatlayamadığı kanaatine varılmıştır. Davacıya Ait Ticaret Unvanı ile Dava Konusu Marka Arasında İltibas Tehlikesi Bulunup Bulunmadığı Bakımından Değerlendirme;6769 sayılı SMK’nın 6/6 maddesine göre; “Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.”. Bu maddeden anlaşılabileceği üzere başkasına ait ticaret unvanı, işletme adı, endüstriyel tasarım tescili gibi sınaî hak sahiplerinin ve telif hakkı gibi fikri hak sahiplerinin, bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescili taleplerine itirazda bulunarak tescili engellemeleri veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür. Bu halde, dava konusu marka tescillerinin davacıya ait telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, başvurunun önceki hak kapsamında kalıp kalmadığına bakılması gerekir. Somut olayda, davalıya ait markanın esas unsuru, tüketici nezdinde marka algısı yaratan kısım ...” ibaresidir. Davacıya ait ticaret unvanının ayırt edicilik sağlaması gereken “ek” unsuru ..” ibaresidir. Yukarıda da ifade edildiği üzere, “....ibareleri benzerdir. Taraf unvan ve markasının, ayırt edici/esas unsurunun benzer olduğunun değerlendirilmesi akabinde, tarafların faaliyet alanlarının aynı veya benzer olup olmadığı ve davacı tarafça ticaret unvanlarının kullanılıp kullanılmadığına bakılması gerekir. Somut olayda, davacının ticaret unvanı, hangi faaliyet alanlarında kullandığını gösterir herhangi bir belge dosya kapsamında bulunmadığından, somut olay bakımından 6769 sayılı SMK madde 6/6 hükmünde yer alan şartların oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından; İşbu davada, dava konusu .... kararının kısmen iptali, dava konusu markanın da kısmen hükümsüzlüğünün talep edildiği, dava konusu marka kapsamında yer alan ve dava konusu edilen tüm hizmetler ile davacıya ait markalar kapsamında yer alan hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu, dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait .... sayılı “D ...” ibareli marka arasında görsel ve işitsel olarak benzerlik bulunduğu, davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait .... sayılı marka arasında, dava konusu edilen tüm hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, tanınmışlığa bağlı koşulların somut olayda bulunmadığı, davacı yanın gerçek hak sahipliğinin ispatlanamadığı, somut olayda 6769 sayılı SMK madde 6/6 koşullarının oluşmadığı,... kararının yerinde olmadığı ve iptali şartlarının oluştuğu, davaya konu markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M :Davanın Kabulüne, ... sayılı kararının 35. Sınıftaki tüm mal ve hizmetler bakımından iptaline,Davaya konu markanın davaya konu tüm mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....’e gönderilmesine,Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 13.678,10.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şahısın yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde.... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.17/09/2025 Kâtip .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 916,00.-TL Tedbir Harçları : 1.132,10.-TL Bilirkişi Ücreti :10.000,00.-TL P.P : 1.630,00.-TL TOPLAM :13.678,10.-TL