Kamu kurum ve kuruluşlarını araç olarak kullanarak işlenen nitelikli dolandırıcılık suçunda zincirleme suç hükümleri ve ceza miktarlarının temyiz incelemesi.
Özet: Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan sanıklar hakkında verilen ilk mahkumiyet kararı, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma gerekliliğinin tartışılmaması nedeniyle bölge adliye mahkemesince bozulmuş; dosyanın yeniden incelenmesiyle zincirleme suç hükümleri de uygulanarak artırılmış ceza ile tekrar mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Bu ikinci hükmün bölge adliye mahkemesince esastan reddedilerek onanması üzerine, sanıklar mahkumiyetin bozulması talebiyle çeşitli hukuki ve delilsel gerekçelerle Yargıtaya temyiz başvurusunda bulunmuştur.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2225 E., 2020/1114 K.SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, ... veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıkHÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararlarıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanmasıİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 11.06.2020 tarihli ve 2019/2225 Esas, 2020/1114 Karar sayılı kararının sanıklar müdafileri tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇ1. Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.04.2017 tarihli ve 2016/321 Esas, 2017/84 Karar sayılı kararıyla sanıklar hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, ... veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(d), 62/1, 52/2-4 ve 53/1 maddeleri uyarınca ayrı ayrı 4 yıl 2 ay hapis ve 33.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 13.10.2017 tarihli ve 2017/1210 Esas, 2017/1352 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekili ve sanıklar müdafilerinin istinaf başvuruları üzerine aynen; "Sanıkların, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik tarihlerde birden fazla kez haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediğinin karar yerinde tartışılmaması ve TCK 43 maddesinin uygulanmama gerekçesinin CMK 230 maddesine uygun gösterilmemesi" gerekçesiyle İlk Derece hükümlerinin bozulmasına, kesin olarak, karar verilmiştir. 3. Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.01.2019 tarihli ve 2017/398 Esas, 2019/8 Karar sayılı kararıyla sanıklar hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, ... veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(d), 43/1, 62/1, 52/2-4 ve 53/1 maddeleri uyarınca ayrı ayrı 5 yıl 6 ay 20 gün hapis ve 44.420,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, taksitlendirmeye ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 11.06.2020 tarihli ve 2019/2225 Esas, 2020/1114 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıklar müdafilerinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-(a) maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZA. Sanıklar Müdafilerinin Temyiz Sebepleri1. Sanık ... Müdafiinin Temyiz SebepleriMağdurun suça konu senedi rızaen teslim ettiğine, hukuka aykırı delillerin hükme esas alındığına, sanığın mahkûmiyeti için somut delil bulunmadığına, senedin tanık ... tarafından alındığına, icra yolu ile satış yapılmadığına, sanığın genel vekâletname sahibi olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin ihlal edildiğine, sanığın beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir.2. Sanıklar ... ve ... Müdafiinin Temyiz SebepleriMağdurun, emniyet güçlerinin yönlendirmesi ile şikâyetçi olduğuna, sanıklar lehine olan delillerin dikkate alınmadığına, mağdurun ailesine ödemeler yapıldığına, meselenin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğuna, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması ve sanıklar hakkındaki mahkûmiyet hükümlerinin bozulması talebine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe5271 sayılı CMK’nın 280/1 maddesinin (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, şöyle ki; '' e) İlk derece mahkemesinin kararında 289 uncu maddenin birinci fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç (g- Hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi. h- Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması) diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine,f) Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya önödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması hâlinde hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği diğer bir ilk derece mahkemesine gönderilmesine.... karar verilir.'' şeklinde ifade edildiği, Dosya içeriğine göre, sanık hakkında Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.04.2017 tarihli ve 2016/321 Esas, 2017/84 Karar sayılı kararının; "Sanıkların, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik tarihlerde birden fazla kez haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediğinin karar yerinde tartışılmaması ve TCK 43 maddesinin uygulanmama gerekçesinin CMK 230 maddesine uygun gösterilmemesi" gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, akabinde İlk Derece Mahkemesinin bozma ilâmı doğrultusunda sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesinin tatbikiyle yeni hükümler kurduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 11.06.2020 tarihli ve 2019/2225 Esas, 2020/1114 Karar sayılı kararı ile sanık müdafilerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verildiği belirlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararında; "Sanıkların, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik tarihlerde birden fazla kez haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediğinin karar yerinde tartışılmaması ve TCK 43 maddesinin uygulanmama gerekçesinin CMK 230 maddesine uygun gösterilmemesi" hususunun CMK'nın 289/1-(g) hükmü kapsamında kesin hukuka aykırılık nedeni olarak nitelendirilmesinin isabetli olmadığı;Zira 5271 sayılı CMK'nın 230 maddesinin; "(1) Mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde aşağıdaki hususlar gösterilir:a) İddia ve savunmada ileri sürülen görüşler.b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi.c) Ulaşılan kanaat, sanığın suç oluşturduğu sabit görülen fiili ve bunun nitelendirilmesi; bu hususta ileri sürülen istemleri de dikkate alarak, Türk Ceza Kanununun 61... nci maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre cezanın belirlenmesi; yine aynı Kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi.d) Cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adlî para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine ait dayanaklar.(2) Beraat hükmünün gerekçesinde, 223 üncü maddenin ikinci fıkrasında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir.(3) Ceza verilmesine yer olmadığına dair kararın gerekçesinde, 223 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarında belirtilen hallerden hangisine dayanıldığının gösterilmesi gerekir. (4) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümlerin dışında başka bir karar veya hükmün verilmesi hâlinde bunun nedenleri gerekçede gösterilir."Hususlarının gerekçeye yansıtılması zorunluluğunu ihtiva ettiği; nitekim Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.04.2017 tarihli ve 2016/321 Esas, 2017/84 Karar sayılı kararının gerekçesinin bahsedilen hususları ihtiva ettiği ve Bölge Adliye Mahkemesince de İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin bozma kararına yansıtıldığı; Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararının esasen sanıklar hakkında kurulan hükümlerde 5237 sayılı TCK'nın 43/1 maddesi kapsamında zincirleme suç koşullarının oluştuğuna ilişkin olduğu, söz konusu hususun 5271 sayılı CMK'nın 289/1-(g) hükmünde belirtilen "hükmün gerekçe içermemesi" kesin hukuka aykırılık hâline değil; hukuki nitelendirmeye bağlı olarak cezanın artırılmasına ve işin esasına etkili bir değerlendirmeye ilişkin olduğu; zira zincirleme suç kurumunun hükmolunan ceza miktarı üzerinde sonuç doğurucu etkiye sahip olduğu, bu itibarla somut olayda zincirleme suç koşullarının oluştuğu kanaatine sahip olan Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılarak sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini ile yeni hükümler kurulması gerekirken, izah olunan uygulama ile temyiz yoluna başvuru hakkı olanların bu haklarını kullanmalarının engellenmesi sonucunu doğuracak biçimde, uluslararası sözleşmeler ve Anayasa ile güvence altına alınan hak arama hürriyetinin bir uzantısı olarak hüküm ve kararlara karşı başvurulacak bir kanun yolunun açık olmasının kural, kapalı olmasının istisna olması karşısında, 5271 sayılı CMK'nın 280/1 maddesinin (e) ve (f) bentlerinde açık ve tahdidi şekilde belirtilen bozma sebepleri ihlal edilerek verilen bozma kararına direnme hakkı bulunmayan İlk Derece Mahkemesi tarafından yeniden yargılama ile sanıklar hakkında zincirleme suç hükümlerinin de uygulanması suretiyle yeni hükümler kurulduğu anlaşılmakla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 31.10.2017 tarihli ve 2017/1210 Esas, 2017/1352 Karar sayılı bozma kararının davanın esasına etki etmesi karşısında mezkûr bozma kararı ile akabindeki tüm kararların kanuna aykırı olduğu anlaşılmakla, yargılamaya devamla inceleme konusu 11.06.2020 tarihli esastan ret kararı, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 11.06.2020 tarihli ve 2019/2225 Esas, 2020/1114 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 302/2 maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/2 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,27.04.2026 tarihinde karar verildi.