T.C. Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin, "VIA" unsurlu markalarıyla tanınmışlık ve seri marka statüsü iddia eden davacının, "VIA CONSTRUCTION" markasının hükümsüzlüğü ve YİDK kararının iptali talepli davasına ilişkin gerekçeli kararı.
Özet: Köklü bir şirket, perakende, eğlence, inşaat ve turizm sektörlerinde 1953 yılından beri "via" unsurlu seri ve tanınmış markalarıyla faaliyet gösterdiğini belirterek, başka bir şirketin "via construction" markasının kendi tescilli markalarıyla karıştırılma ihtimali yarattığı ve aynı/benzer hizmetleri kapsadığı gerekçesiyle, ilgili marka kararlarının iptalini ve markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir. Davalı taraflar ise, markalar arasında iltibas olmadığını, davacının dayandığı bazı markaların hükümsüz kaldığını, kendi marka başvurularının davacı markasından daha sonra kayıtlara girdiğini ve davacının kötü niyet veya kullanım ispatı koşullarını sağlayamadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/442 Esas - 2025/319
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/442 KARAR NO : 2025/319....DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile HükümsüzlükDAVA TARİHİ : 18/10/2024KARAR TARİHİ : 17/09/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 19/09/2025Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin, 1953 yılından bu yana “.....” ana markası ile perakende, eğlence, inşaat ve turizm sektörlerinde faaliyet gösterdiğini, perakende sektöründe işletme, gayrimenkul geliştirme ve yönetim hizmetleri de sunduğunu, ....” ana markası başta olmak üzere 100’ün üzerinde markasıyla sürdürürken çok sayıda sınıf dahil hem yurtiçi hem de yurtdışında tüm markaları tescil ettirdiklerini, 1953 yılından beri kullanılan Via unsurlu markaların hem tanınmış hem de seri marka statüsünde olduğunu, "via construction" marka başvurusunun, ....” ibareli markaları ile kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı ve benzer olduğundan, müvekkil şirkete ait seri markalardan olduğu kanaati uyandırarak ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, 36. ve 37. sınıf kapsamındaki hizmetlerde başlıca.... ile inşaat sektöründe bilinirlik seviyesi kazandığını, inşaatı müvekkili şirket ve grup şirketi tarafından yapılmış olan bu iş merkezlerinin idaresi de müvekkili şirket tarafından gerçekleştirildiğini, müvekkil şirket "viadmc" markası ile alışveriş merkezi yönetim hizmeti verdiğini, bu kapsamda hem 36. sınıf Gayrimenkul idaresi hizmetlerinde aktif hem de 37. sınıf inşaat hizmetlerinde aktif olarak "...." ....markası ile diğer tescilli markalarını kullandığını, 43. Sınıf kapsamındaki hizmetlerde de viaport marin, .....otellerini işlettiğini, .... .... kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; SMK m.6/1 anlamında bir tescil engelinin mevcut olduğundan söz edebilmek için, markaların benzer olması, kapsadıkları mal/hizmetlerin aynı/benzer olması ve iltibas yaratması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerektiğini, itiraza mesnet ..... sayılı markalar hükümden düştüğünden;..... sayılı markalar ile başvuru konusu marka arasında benzerlik bulunmadığı ve aralarında karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağını, Taraf markalarının içerdiği tüm unsurlar bir arada değerlendirildiğinde, ilgili tüketici tarafından bütüncül algı çerçevesinde markaların farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılanabileceğini ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; redde mesnet gösterilen .... sayılı markanın müvekkilinin marka başvurusundan daha sonra kayıtlara girdiğini, davacının kullanım ispat şartını karşılayamadığını, davacının davasının kabul edilebilmesi için iki markanın işitsel veya görsel olarak bir birine benzemesi ve uyuşmazlığa konu markaların aynı ya da benzer mal ya da hizmetleri kapsaması, önce tescil edilen markanın tanınmışlığının tespit edilmesi, sonra tescil edilen veya sonra başvurusu yapılan markanın bu tanınmışlığa ya da markanın itibarına zarar vermesi gerektiğini, somut olayda bu koşulların sağlanmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, davacı tarafça kötü niyete ilişkin somut bir delil sunulmadığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporu alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, .... .... kararının yerinde olup olmadığı, davalı markasının hükümsüzlük koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, .... numaralı markasının tescili amacıyla 35, 37, 42 ve 43. sınıfta yer alan hizmetler için başvuruda bulunulduğu, markanın ilk incelemeden geçerek 12.10.2022 tarih ve 406 sayılı Resmi Marka Bülteninde ilan edildiği, davacının başvuruya itiraz ettiği,.... tarafından itirazın SINIF KODU : 35 Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri.Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.” bakımından kısmen kabul edildiği, davacının bu karara yeniden itiraz ettiği ve itirazının .... sayılı kararı ile reddedildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER ; TARAF MARKALARI ARASINDA BENZERLİK VE İLTİBAS İHTİMALİ; SMK 6/1 maddesi uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı veya benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı veya benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Dolayısıyla markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu; markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olmasıdır. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal veya hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Görüldüğü üzere karıştırılma ihtimalinin varlığı için çifte benzerlik şartının gerçekleşmesi ve her iki benzerliğin de dikkate alındığı genel izlenim ve değerlendirmeye göre ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırma ihtimalinin bulunduğu kanaatine varılması gerekmektedir. EMTİALARIN BENZERLİĞİ- KULLANIM İSPATI; Mevzuatımızda yer alan düzenlemeye göre yalnızca benzerlik ve karıştırılma ihtimali kapsamında yapılan itirazlarda (SMK m. 6/1), itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. Aynı talebin hükümsüzlüğe ilişkin taleplerde de ileri sürülmesi mümkündür. Bu durumda ise kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Dolayısıyla benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı ileri sürülen itiraz veya hükümsüzlük taleplerinde; uyuşmazlık konusu markanın başvuru tarihinde veya dava tarihinde, itiraza/hükümsüzlük talebine gerekçe olarak gösterilen markanın en az beş yıldır tescilli olması halinde, ilgili markanın tescil kapsamındaki emtialarda ciddi bir biçimde kullanılıp kullanmadığını ispat etmesi gereklidir. Sunulan delillerin itiraza konu markanın tescilli olduğu mal veya hizmetler bakımından kullanımın niteliği, yeri, zamanı, kapsamı ve markanın kullanım şekli hususlarına dair yeterli bilgiyi içermesi gerekir. İtiraz sahibi tarafından kullanımın ispatlanamaması halinde söz konusu gerekçe markalar SMK’nın 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında yapılacak inceleme açısından dikkate alınmaz. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir. Markanın ciddi olarak kullanımının öngörülmesinin ve bu şekilde kullanmamanın sonucunun yaptırıma bağlanmış olmasının amacı, marka sahibinin salt markadan doğan tekel haklarını kullanmak amacıyla, aslında kullanım amacı olmaksızın gerçekleştirdiği göstermelik/sembolik kullanımların önüne geçebilmektir. Bu tür kullanımlar, markayı kullanmamadan doğan sonuçlardan kaçınmak için gerçekleştirilen düzensiz, geçici kullanımlardır. Markanın kullanımını kanıtlayan deliller eğer marka sahibi dışındaki bir kuruluş adına ise, bu kuruluş ile marka sahibi arasındaki ilişkinin ortaya konulması oldukça önemlidir. Hem Yargıtay uygulamasında hem de ... uygulamasında tek başına sözleşmelerin varlığı da ciddî kullanımın ispatı için yeterli görülmemektedir. ....’ın içtihadında da, ciddî kullanımın ispatı için yalnızca sekiz sözleşme sunulmuş olmasını ve söz konusu hizmetlerle ilgili olarak imzalanan tüm sözleşmelerin bir listesi veya üretilen ciroya ilişkin bir belge gibi ek belgeler olmamasını yetersiz olarak değerlendirmiştir. (....) Markanın işlevine uygun kullanımının değerlendirilmesine yönelik olarak markanın yenilenmesi veya sadece lisans sözleşmesinin yapılması ya da lisans bedelinin ödenmesi, marka hakkının devredilmesi, markanın işlevine uygun kullanımını karşılamaz. .....; .... kaydına dayalı olarak markanın kullanılmış sayılmayacağına karar vermiştir. Ayrıca, marka sahibinin, markasına dayanarak bir başkasına “ihtarname göndermesi” veya “dava açması” da markanın işlevine uygun kullanımı manasına gelmeyecektir. Davalının, davalı kurum nezdindeki karşı görüşünde davacının yaklaşık 55 markası bakımından kullanım ispatı talep ettiği, davacı tarafından kullanım ispat dilekçesinin 25 sayfa olduğu, kullanım delillerinde, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık sürenin dikkate alınması gerektiği için ilgili sürenin...... tarihine ait olduğu bu nedenle dikkate alınamayacağı, ... tarafından hazırlanan OCAK –ARALIK 2015 tarihli pazarlama raporu, bu raporun içeriğinde basından da haberler bulunduğu ancak tüm tarihlerin 2015 yılına ait olduğu, sunulan delilerin incelenmesinde, delillerin markaların Türkiye’de ciddi biçimde kullanılmakta olduğunu ispata yetmeyeceği, Öte yandan davacının ...’ya itiraz aşamasında delil sayfa sayısını 322’ye çıkardığı, ancak MDB aşamasında kullanım ispatı dilekçesi ile sunulmayan delillerin Kullanım İspatı bakımından dikkate alınamayacağı, zira .... kararının verildiği koşullar-belgeler-savlar doğrultusunda kararın doğruluğunu incelediği, bu nedenle dikkate alınamayacağı, Davalı kurum nezdindeki itirazlarında SMK 6/1 maddesi yönünden bir değerlendirmeye tabi olamayacağı görülmüştür. Aşağıda kullanım ispatına konu olmayan .... nolu markaları bakımından bir değerlendirme yapılacaktır. Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "aynı veya benzer" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı incelenmelidir. “Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “....” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.” Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir. Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin ilk koşulunun, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemenin birçok kararında da açıkça belirtilmiştir. Nitekim .... nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir. Son olarak davacın ..... markasında yer alan genel anlamda “giysiler, ayakkabılar ve bunların satışı” ile ilgili mal/hizmetlerin dava konusu markada yer alan “Giysilerin- ayakkabıların temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri” ile ilişkili olduğu kanısına varılabilecektir. Halbuki Marka İnceleme Kılavuzunda da bu durum “Tamir, bakım ve montaj hizmetleri özellikleri gereği emtialarla bağlantılı olan hizmetler arasında yer almaktadır. Kural olarak, karşılaştırma konusu malların/hizmetlerin birisinin emtia, diğerinin ise hizmet olması nedeniyle doğaları gereği emtialar ile tamir, bakım ve montaj hizmetleri arasında benzerlik bulunmadığı kabul edilir. Ayak giysileri (25. Sınıf) - ayakkabı tamir hizmetleri (37. Sınıf) gibi. Öte yandan malın üreticisinin ilgili sektörde de bu hizmetleri veriyor olması yaygın karşılaşılan bir durumsa, tamir, bakım ve montaj hizmetleri satış sonrası hizmet olarak değil de malların satışından bağımsız olarak veriliyor ise ve mallar ile hizmetlerin hitap ettikleri ilgili tüketici kesimi aynı ise”, bu noktada bir benzerlikten söz edilebilir. Bu noktada “Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri” genel olarak kuru temizleme firmaları ve terziler tarafından yapılırken, günümüz şartlarında giyim firmalarının da bu hizmeti verdiği bilinmektedir. Genel olarak tanınmış markalar tarafından müşteri memnuniyeti ve tam kapsamlı hizmet sunma gayesinde bu hizmetlerin verildiği, örnek olarak .... firması tarafından, deri cekete ilişkin olarak tamir ve bakım hizmeti ücret karşılığında verildiği bilinmektedir. Ancak bu durumun tüketici nazarında genel kanı-beklenti-yaygın karşılaşılan bir hizmet seviyesine ulaştığını söylemek mümkün değildir. Aynı bakış açısıyla Ayakkabılar emtiası ile “Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri” bakımından da bir benzerlik kurulmasının mümkün olmadığı, İŞARETLERİN BENZER OLUP OLMADIĞI; Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için yukarıda da belirtildiği üzere emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır. İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. ..... kararlarında da belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar / kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir . Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zeka ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Ancak tüketici kitlesinin dikkat ve özen düzeyinin mal ve hizmet sınıflarına bağlı olarak değişkenlik göstermesi de mümkündür. İlgili tüketici kitlesinin dikkat düzeyi arttıkça karıştırılma ihtimali azalır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınır. Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır. Dava konusu markanın esas unsurunun..... ibaresi olduğu, davacı markalarından ....marina arena ibareli markanın kelime unsurlarını içerdiği, yerleşim, büyüklük ve kullanılan renk bakımından .... ibaresinin markanın genelinde geri planda kaldığı, her bir kelimenin bir diğerine göre daha büyük punto ile yazıldığı, marina ibaresinin lokasyon bildirmesi/ yer adı olması nedeniyle ve markadaki esas unsurun ...arena ibaresi olduğu; markasında ise giyim ibaresinin faaliyet alanını belirttiği ve ... ibaresinin esas unsur olduğu, Davacı markalarından .... marina arena markası ile dava konusu marka arasında anlamsal, görsel ve işitsel farklılıkların bariz olduğu, iş bu markanın esas unsurunun .... ibaresi olduğu, Viaport ibaresinin oldukça geri planda kaldığı, tüketici nezdinde iki ayrı marka karşısında olunduğunun direk olarak algılanabileceği, davacının iş bu markasının kendi markaları içerisindeki oluşturuluş biçiminden de farklılaştığı, bu marka bakımından bir benzerlik kurulmasının mümkün olmadığı, Öte yandan davacının ..... markaları karşılaştırıldığında esas unsur itibariyle ayniyet taşıdıkları, ....İbaresinin ilgili sınıflarda ayırt edici gücünün bulunduğu ve zayıf bir ibare olarak sayılamayacağı, ikinci kelimelerin faaliyet alanına (giyim/inşaat) vurgu yaptığı, anlamsal ve fonetik olarak yüksek derecede benzerlik bulunduğu, dava konusu markada stilize yazılmış.... ibaresindeki görsel farklılıkların “söz görünümden yüksek konuşur” prensibi gereğince bertaraf edilebileceği, kaldı ki baskın bir şekil unsuru bulunmadığı, ilgili tüketici kitlesinin dava konusu markayı gördüğünde zihnine daha önceki tarihli davacı markalarını getirme veya bu markalar ile ilişkilendirmek gibi bir izlenim edinebileceği, markaların birbirlerinin serisi/devamı olarak algılayabilecekleri, tüketicinin markaların farklı olduğunu anlasa dahi firmalar arasında idari/ekonomik bir işbirliği olduğu kanısı uyanabileceği gerekçesiyle markaların benzer olduğu, bu noktada davacının iş bu markasının emtiasıyla benzerlik kurulan “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri.” bakımından kısmen .... karar iptal koşullarının oluştuğu, SMK 6/3 ve 6/6 BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME 6769 sayılı SMK’nın“marka tescilinde nispi ret nedenleri”nin düzenlendiği 6. maddesinin 3. fıkrasında; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” denilmektedir. Bu hüküm markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Bu madde hükmünde yer alan itirazın kabul edilebilmesi için itiraz sahibinin o işaret üzerinde başvuru tarihinden önce hak sahibi olması veya rüçhan hakkını elde etmesi ve bunları ispat etmesi gerekmektedir. Tescil, bir markanın daha özel hükümlerle korunmasını sağlar. SMK, istisnai olarak, marka hakkının tescile dayanmadan ilk kullanım yoluyla da elde edilebileceğini ve korunabileceğini de kabul etmiştir. Ancak, bu hakkın ne zaman ve nasıl oluşabileceğinin kriterlerini düzenlememiştir . 6769 sayılı SMK’nın “Marka Tescilinde Nispi Ret Nedenleri” başlıklı 6. maddesinde, marka olarak tescil ettirilmek istenen işaret üzerinde tescil başvurusundan önce hak kazanmış kişilerin hukukunu korumaya yönelik hükümler bulunmaktadır. Söz konusu maddenin 3. fıkrasına göre bir işaret üzerinde, bu işaretin –üçüncü bir kişi tarafından-marka olarak tescili amacıyla başvurusu yapılan tarihten veya başvuru tarihinde belirtilen rüçhan tarihinden önce, bir hak elde edilmiş ise, bu hakka sahip kişi, söz konusu işaretin tesciline itirazda bulunabilir. Bu hüküm, işaret üzerinde ilk kullanma yoluyla haksız rekabet hükümlerine göre kazanılan hakkı üstün tutmayı amaçlamıştır. Bu bağlamda hak sahibinin işaretin sonradan bir başkası tarafından kullanılmasını yasaklaması TTK 57/5 ve 58/I, b’den kaynaklanmaktadır . İtiraz hakkının varlığı tescilsiz işaretin ticaret sırasında kullanılmış olmasını (SMK 6/3) gerekli kılar. “Ticaret sırasında kullanma” ile marka hukukuna özgü kullanma kastedilmektedir. Markasal kullanım, öğretide işareti taşıyan mal ve/veya hizmetlerin köken itibariyle diğer mal ve/veya hizmetlerden ayırt edilmesini sağlamaya yönelik olduğunun alıcılar tarafından anlaşılmasını mümkün kılacak şekilde kullanılması biçiminde tanımlanmaktadır. Ancak markaların kaynak gösterme fonksiyonu dışında reklam, iletişim, kalite, yatırım ve garanti fonksiyonlarının da bulunduğu göz ardı edilmemelidir. Madde metninde bahsedilen tescil edilmeden kullanılan bir marka veya ticarette kullanılan ticaret unvanı, işletme adı, alan adı gibi işaretlerdir. İtiraz veya dava hakkının varlığı tescilsiz işaretin ticaret sırasında kullanılmış olmasıdır. Ticaret sırasında kullanma ile marka hukukuna özgü kullanma kastedilmektedir. Ancak SMK’da “piyasada maruf hale getirme” şartından söz edilmese de bu şartın “zımnen” 6/3 maddesi hükmünde yer aldığını kabul etmek gerekir. Buna göre tescilsiz bir işaret üzerinde bir hakkın doğması ve korunması için, o işarete kullanım yoluyla hukuken korunması gereken bir ekonomik değer kazandırmak gerekir. Bu ise işaretin “asgari bilinirlik düzeyi”ne ulaşması ile mümkündür. Asgari bilinirlikten anlaşılması gereken, işaretin kullanım sonucunda belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinir hale gelmesidir. Aksinin kabulü, piyasada işareti “ilk” kullanan kişiye korunma sağlanacağı anlamına gelir ki, bu “SMK hükümleri uyarınca sağlanan korunmanın tescil ile elde edileceği” ilkesini anlamsız hale getireceği gibi hakkaniyet ile de bağdaşmaz. Bütün bunlara göre; Davacının MDB itiraz dilekçe ekinde sunulan belgelerinin SMK 6/3 maddesinde aranılan “kullanımı” sağlamayacağı değerlendirilmekle birlikte, .... aşamasında ek olarak sunulan delillerin bu madde kapsamında incelenmesi mümkündür. .....adresinden Basın Odası sekmesi içerinde 2009-2018 yılları arasında Viaport markasıyla ilgili çıkan haberlerin erkan görüntüleri, ancak bu haberlerin açılmasında tarih bilgisinin yer almadığı, Yine aynı site içerisinde Dergi sekmesinde dergi kapaklarının yer aldığı, ancak tıklanınca sayfanın hata verdiği, TV haberleri sekmesinde ulusal kanallarda verilen haberlerin yer aldığı, .... dergi içeriğinden örnekler, tasarım, moda vb. haberleri içerdiği, Tüm delillerin incelenmesinde.... esas unsurlu markaların genellikle alışveriş merkezi- eğlence merkeziyaşam alanı olarak kullanıldığı, bu projelerin yapımında genellikle .... .... ortak girişimiyle, Türkiye’nin ilk mega tema parkı ile alışveriş bölgesi konseptini bir arada sunan Vialand, düzenlenen basın toplantısı ile tanıtıldı” şeklinde yer aldığı, yine “Viaport venezıa ile insanlara bir yaşam tarzı sunuyoruz. Konut - avm ve ofis bir arada… evlerinizde yaşayabilir, ofislerinizde çalışabilir ya da alışveriş merkezinde sosyalleşebilirsiniz” şeklinde haberlerin olduğu tarih bilgisi içermediği görülmüş bu noktada takdiri Sayın Mahkemede olmak üzere davacının .... olarak kullanıldığı, tanınmış olduğu ve bu noktada “metalden olmayan binalar/yapılar” anlamında gerçek hak sahibi olduğu, ilgili emtianın 37. Sınıfta yer alan “inşaat hizmetleri” arasında bir yüksek seviyede benzerlik bulunduğu, Ek olarak sayılı SMK’nın “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” başlıklı 6. maddesinin 6. bendinde; “Tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir....” denilmektedir. Aynı kanunun yine birinci kitabının beşinci kısmında 25. Maddede; “Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi” başlığı altında, 1. Bentte; “5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.” denilmektedir. Yani, m. 6/6 hükmünde düzenlenen hallerin bir marka tesciline uygulanabilir olması halinde, o tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilebilmektedir. Buna göre;Bu hüküm kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak,..... kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı, alan adı girer. Yargıtay içtihatlarında da açıkça dile getirildiği üzere; KHK 8/3 (SMK 6/3) maddesinde yer alan "ticaret sırasında kullanılan işaret" ifadesinin kapsamı içerisine ticaret unvanları, işletme adları, isim, fotoğraf, telif hakkı vs. sokulabilir. Aynı maddenin 5. fıkrasına (SMK 6/6) göre de, tescil için başvurusu yapılmış markanın, başkasına ait kişi ismi, ticaret unvanı, fotoğrafı veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını kapsaması halinde, hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusunun reddedileceği belirtilmiştir. SMK md. 6/6 uyarınca ticaret unvanlarına tanınan koruma, fiilen kullanıldığı faaliyet konularını kapsamakta olup, fiilen kullanılmayan konularda koruma sağlanırsa ticaret unvanları markalara karşı gereğinden fazla korunmuş olur. Ayrıca, bu işaretin ticaret unvanı kullanımından öte ayırt edici özellik kazanacak şekilde tek başına veya baskın unsur olarak aynı tür mal ve hizmetler bakımından markasal kullanımının ispatı gerekir. Yine bu madde kapsamında değerlendirilen alan adları için de korunma sağlanmaktadır. Bir internet alan adının, ticaret alanında kullanıldığının kabul edilebilmesi için, bu alan adının ticari bir faaliyet kapsamında ve kazanç elde etmek amacıyla kullanılması icap eder. Burada önemli olan faaliyetin kazanç etme amacına yönelik olması olup, söz konusu kullanım sonucunda bir kazanç elde edilmiş olup olmamasının sonuca bir etkisi yoktur. Diğer hak türlerinde olduğu gibi, internet alan adı da eskiye dayalı kullanımlar, sahibine üstün ve öncelikli hak bahşeder. Buradaki üstün ve öncelikli hak, internet alan adının kullanıldığı sektörle, mal veya hizmet sınıfıyla sınırlı olduğundan, alan adında eskiye dayalı kullanıma konu olan marka eğer tanınmış ve ayırt ediciliği yüksek bir marka değilse, bu markanın hükümsüzlüğü için açılacak olan davada mahkeme sadece kullanıma dayalı üstün ve öncelikli hak konusu mal ya da hizmetler bakımından söz konusudur. Bu noktada belirtmek gerekir ki internet alan adlarının eskiye dayalı üstün ve öncelikli hak oluşturabilmesi için, alan adı tescili yeterli olmayıp, tescil edilen alan adının aktif olarak ve ticari etki yaratacak biçimde kullanılması icap eder. Dolayısıyla tescil ettirlen ancak herhangi bir içeriğe sahip olmayan internet alan adlarına dayalı olarak, eskiye dayalı üstün ve öncelikli hak sahipliği iddiasında bulunulamaz. Somut olayda davacı tüzel kişiliğinin ..... olduğu, esas unsurunun .... olduğu, faaliyet alanında açık olarak inşaat ve proje çizimi hizmetlerinin yer aldığı, ek olarak .... alan adının, .... esas unsurlu markaların inşaat ve projelendirme mühendislik anlamında kullanıldığının görüldüğü, .... sitesinin 2014 yılında kurulduğu, web archiveden yapılan incelemede 2019 yılına ait şeklinde ana sayfasının bulunduğu, ancak iş bu rapor hazırlandığı tarihte sitenin çalışmadığı, bu nedenle viagyo.com alan adının SMK 6/6 bakımından değerlendirilemeyeceği, Sonuç olarak, davacının tüm delilleri birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu markada yer alan “37 - İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. ve “42 Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi.” Hizmetleri bakımından önceye dayalı hakkı olduğu bu noktada SMK 6/3 ve 6/6 uyarınca madde korumasından yararlanabileceği, TANINMIŞLIK İDDİALARI; 6769 sayılı SMK’nın 6/4 maddesinde “.... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” ve 6/5 maddesinde “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önce yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı veya benzer markanın başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” denilmektedir. 6769 s. SMK’nın 6. maddesinde “tanınmış marka”lara yer vererek onların diğer markalara göre daha yoğun korunmalarının koşullarını oluşturmuştur. Madde bu korumayı SMK md. 6/4 ve 5 olmak üzere iki ayrı fıkrada düzenlemiştir. Belirtilmelidir ki, SMK md. 6/4’de Paris Sözleşmesi kapsamında bir markanın aynı veya benzer olması ve ayrıca mal/hizmetlerin de aynı/benzer olması şartı aranırken, md. 6/5’te Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar için mal/hizmet sınıflarının aynı/benzer ya da benzer olmasına bakılmayacağı ifade edilmiş ve bu bağlamda SMK md. 6/5’in koruma kapsamı, hükümde anılan hallerden birinin gerçekleşmesi durumunda daha geniş tutulmuştur. Bununla birlikte, md. 6/5 hükmünden yararlanabilmek için Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tescil edilmesi şartı aranırken, SMK md. 6/4 hükmünden yararlanacak olan Paris Sözleşmesi kapsamında Türkiye’de tanınmış markanın tescil edilme şartı aranmamaktadır. Markanın tanınmışlığı nedeniyle haksız yarar sağlanmasının esasen, tanınmış markanın sahip olduğu imajın devri suretiyle gerçekleşebileceği kabul edilmektedir. Bu şekilde imaj devrinden söz edilebilmesi için haksız yarar sağladığı iddia edilen marka ile tanınmış markanın tescil edildiği mal veya hizmetler arasında bir bağlantı kurulması ihtimali aranmaktadır. Markanın itibarına zarar verilmesi kavramı markanın tanınmışlığından haksız yararlanılması kavramı ile yakın bağlantılı olup bu iki şartın çoğu kez örtüştüğü kabul edilmektedir. Genel ayrım olarak, tanınmış markadan haksız yararlanmanın, kullanan açısından ekonomik açıdan bir artışı ifade etmesine rağmen, itibarına zarar vermenin marka sahibinin ekonomik açıdan zarar görmesini ifade ettiği hususu vurgulanmaktadır. Markanın itibarına zarar verilmesi genellikle tanınmış markanın olumsuz imaj yükletilmesi tehlikesiyle karşılaştığı durumlara ilişkin olup bu hususun tanınmış marka sahibi tarafından ispatlanması gerekir. Markanın ayırt edici karakterinin zedelenmesinin (sulandırılma) tanınmış markanın aynısının veya benzerinin kullanıldığı her durumda söz konusu olacağı sonucuna varılması mümkün değildir. Ayırt edici karakterin zedelenmesinin, sonraki tarihli marka ile tanınmış marka arasında düşünsel bir bağın mevcut olması ve bu durumun tanınmış markanın reklam değerini tehlikeye düşürmesi halinde söz konusu olabileceği kabul edilmektedir. Ayrıca markaların ilgili olduğu mal ve hizmetler birbirine ne kadar yakınsa ayırt edici karakterin zedelenmesinin de o kadar olası olduğu vurgulanmaktadır. Somut olay bakımından değerlendirme yapıldığında davacı ....Yaşam Alanı- Eğlence Merkezi” bakımından sektörel bir tanınmışlığının olduğu değerlendirilmektedir. Zira ilgili markanın çok sayıda ulusal ölçekli gazetede ve ana haber bültenlerinde konu olduğu görülmüştür. Bununla beraber İstanbul’da bulunan .... alışveriş merkezinin içerisinde yer alan otel bakımından ( şimdilerde farklı bir markaya ait olsa da” haberlerden görüldüğü üzere bir zamanlar ..... Oteli olarak adlandırıldığı görülmüştür. Bu noktada dava konusu markada yer alan “36 Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” ve “43 Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri” bakımından davacının tanınmış olduğu sektörün dava konusu markada yer alan sektörlerle yakından ilişkili olduğu, imaj transferinin yaşanacağı, bu noktada davacı tanınmışlığının dava konusu markaya etkisinin olacağı bu doğrultuda haksız bir kazancın söz konusu olabileceği ve yahut verilen hizmetin kötü olması ihtimalinde davacı markalalarına duyulan güvenin sarsılabileceği gerekçeleriyle sayılan hizmetler bakımından madde korumasından yararlanabileceği, KÖTÜ NİYET İDDİALARI; Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır. Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir. Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir. Bu değerlendirmede, markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığının bilinmesi halinde marka tescil başvurusunda bulunulması, markanın köken gösterme amacı dışında bir amaçla tescil edilmesi, örneğin esasen kullanılması planlanmayan bir markanın sırf bir başka işletmenin piyasaya girmesinin engellenmesi amacıyla tescil ettirilmesi ya da tescil başvurusunda bulunanın rakipleri ile haksız rekabete girişme amacı gibi kriterler dikkate alınabilir. Marka tescil başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı hususunun belirlenmesinde genel geçer kriterler bulunmamakta, konunun her somut olay bazında değerlendirilmesi gerekmektedir. Doktrine ve yerleşik içtihatlara göre; kötü niyetli tescilden söz edilebilmesi için başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanmayıp, yedekleme, marka ticareti yapmak amacına yönelik bir davranışta bulunmak kötü niyet göstergesi kabul edilebilir. Somut olayda, davacı markasının tanınmış olması nedeniyle davalının bu ibareyi seçtiğini beyan etmekte ve bu nedenle davalının kötü niyetli olduğunu belirtmektedir. Karıştırılma ihtimali olsa dahi, salt markayı tescil ettirme eylemi ya da markalar arasında yer alan benzerlikler kötü niyetin bir göstergesi olarak değerlendirilemez. Kötü niyetin varlığı somut delillerle kanıtlanmalıdır. Davacı tarafından somut bir delil sunulmamakla birlikte, davalı tarafın bulunduğu sektör itibariyle davacı firma ve markalarından haberdar olmamasının hayatın olağan akışı içerisinde mümkün olmadığı, .... ibaresinin ilgili sektör bakımından bir tanımlayıcılığı/sıklıkla kullanılan bir ibare olmadığı, SMK 6/1 bakımından yapılan incelemede; davacının kullanım ispatı ile sunulan delillerinin kullanımı ispatlamaya yetmediği, karara itiraz aşamasında sunulan delillerin ise “kullanım ispatı” olarak değerlendirilemiyeceği, Bu doğrultuda, kullanım ispatına konu olmayan .... markası ile dava konusu marka arasında benzerlik bulunduğu ve “Bilgisayar hizmetleri: bilgisayar programlama, bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncelleştirilmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri” bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, SMK 6/3 ve 6/6 bakımından yapılan incelemede, dava konusu markada yer alan “37 - İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. ve “42 Bilimsel ve sınai inceleme, araştırma hizmetleri; mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi” bakımından tescil engelinin oluştuğu, SMK 6/5 kapsamında davacı markasının sektörel tanınmışlığının bulunduğu, bu nedenle “36 Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri.” ve “43 Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri” bakımından imaj devrinin mümkün olduğu ve tescil engelinin oluştuğu, Kötü niyet iddialarının ispat edilemediği, Tanınmışlık koşullarının oluşmadığı, ..... sayılı kararının 36. Sınıf : gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri,37. Sınıf; inşaat hizmetleri, inşaat araç- gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri,42. Sınıf; bilimsel ve sınai inceleme araştırma hizmetleri, mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi hizmetleri, bilgisayar hizmetleri; bilgisayar programlama bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncellenmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri, 43. Sınıf ; yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri" mal ve hizmetleri bakımından iptali koşullarının oluştuğu, karar tarihi itibariyle dava konusu markanın tescil edilmediği anlaşılmış olup aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir. H Ü K Ü M : Davanın Kısmen Kabulüne,....sayılı kararının 36. Sınıf : gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri, 37. Sınıf; inşaat hizmetleri, inşaat araç- gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri, 42. Sınıf; bilimsel ve sınai inceleme araştırma hizmetleri, mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, kalite ve standart belgelendirme amaçlı mal/hizmetlerin test edilmesi hizmetleri, bilgisayar hizmetleri; bilgisayar programlama bilgisayarı virüse karşı koruma, bilgisayar sistem tasarımı, başkaları adına web sitelerinin tasarlanması, bakımı ve güncelleştirilmesi, yazılım tasarımı, kiralanması ve güncellenmesi, internet arama motoru sağlama, hosting, bilgisayar donanımları alanında danışmanlık, bilgisayar donanımlarının kiralanması hizmetleri, 43. Sınıf; yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri" mal ve hizmetleri bakımından iptaline, Davaya konu marka karar tarihi itibariyle tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen ....gönderilmesine, Alınması gereken 615,40-TL harçtan peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Davanın kısmen reddolunması ve davalıların kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Davanın kabul ret oranının takdiren %50 olarak kabulüne,Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 427,60-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 8.703,40.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı kurum ile şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.17.09.2025 Kâtip Hâkim ..... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 488,40.-TL Bilirkişi Ücreti : 8.000,00.-TL P.P : 215,00.-TL TOPLAM : 8.703,40.-TL