Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 11/07/2019 sonrası rüzgar ve güneş enerjisi kapasite artış taleplerinde yeni EPDK düzenlemelerinin kazanılmış hak ve haklı beklentiyi ihlal etmediğine hükmetti.
Özet: Bu hukuki evrak, enerji piyasası düzenleme kurulunun rüzgar veya güneş enerjisine dayalı elektrik üretim tesislerinin kapasite artış taleplerine ilişkin kurallarını değiştiren kararının iptali talebiyle açılan davada, mahkemenin, idarenin kamu yararı gözeterek düzenleyici işlem yapma ve mevcut düzenlemelerde değişiklik yapma yetkisi bulunduğunu, henüz hakkında uygun bulma kararı alınmamış başvuruların kazanılmış hak veya haklı beklenti oluşturmadığını ve iletim sisteminin kısıtlılıklarını yönetmek amacıyla yapılan düzenlemelerin geçerli olduğunu belirterek iptal talebini reddettiğini göstermektedir.

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No : 2024/2847Karar No : 2025/1117 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Ticaret Sanayi AŞ VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... KurumuVEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 21/05/2024 tarih ve E:2019/3905, K:2024/2312 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: 11/07/2019 tarih ve 8704 sayılı Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (Kurul) kararının 2. maddesinin iptali ile bu madde uygulanarak tesis edilen 21/08/2019 tarih ve 38730 sayılı işlemin ve 30/09/2019 tarih ve 44473 sayılı işlemin iptali istenilmiştir.Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 21/05/2024 tarih ve E:2019/3905, K:2024/2312 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazı geçerli görülmemiş, İdarenin düzenleyici işlem yapabilme yetkisinin, Anayasa'nın 124. maddesine dayanan anayasal bir yetki olduğu, mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla idarece düzenleyici işlemler yapılabileceğinin kuşkusuz olduğu, kamu hizmetlerinin hangi şartlar altında ve nasıl yürütüleceğini önceden tespit etme her zaman mümkün olmadığı için, gelişen durumlara uyum sağlamak ve ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayabilmek amacıyla ve kurallar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, düzenleyici işlemler üzerinde gerekli değişikliklerin yapılması konusunda da idareye takdir yetkisi tanındığı,8704 sayılı Kurul kararının dava konusu edilen 2. maddesinde, 11/07/2019 tarihi itibarıyla hakkında uygun bulma kararı alınmamış veya bu tarihten sonra TEİAŞ'a görüş oluşturulmak üzere gönderilecek rüzgar veya güneş enerjisine dayalı elektrik üretim tesislerinin kapasite artış talepleri için, TEİAŞ'ın ilgili mevzuat hükümleri kapsamındaki görevlerini tekemmül bağlamında oluşturarak Kuruma bildirdiği 29/05/2019 ve 05/07/2019 tarihli yazıları çerçevesinde işlem tesis edilmesine karar verildiği,Düzenleyici ve denetleyici kurumların ilgili bulundukları piyasada düzenleme ve denetleme görevi üstlenmekte olduğu, bu kuruluşların temel işlevinin, toplumsal ve ekonomik hayatın temel hak ve özgürlükler ile yakından ilişkili alanlardaki kamusal ve özel kesim etkinliklerini birtakım kurallar koyarak düzenlemek, konulan kurallara uyulup uyulmadığını izlemek ve denetlemek olduğu, kamu hizmetlerinin değişen şartlara uyarlanması ve geliştirilmesi ihtiyacının, idarelere kamu hizmetinin sunumuna ilişkin düzenleyici işlemlerin değiştirilebilmesi ya da yürürlükten kaldırılabilmesi imkânını tanıdığı, diğer idareler ile karşılaştırıldığında, bağımsız idarî otoritelerin düzenleme yapma ve mevcut düzenlemelerde değişiklik yapma yetkisinin, düzenlemeye tâbi piyasanın dinamik ve teknik yapısı gereği daha kapsamlı olduğu konusunda tereddüt bulunmadığı, elektrik piyasası ile ilgili olarak düzenlemeler yapma yetkisine sahip olan davalı Kurumun, 4628 ve 6446 sayılı Kanun'larla kendisine tanınan bu yetkiyi dava konusu Kurul kararını yürürlüğe koymak suretiyle kullandığının görüldüğü,Davacının, dava konusu Kurul kararının alınmasından önce tadil başvurusunda bulunanlar için başvuru tarihindeki kurallara göre işlem tesis edilmesi gerektiği iddiasının ise "kazanılmış hak" ve "haklı beklenti" kavramları bağlamında ele alınması gerektiği,"Kazanılmış hak" kavramının, yürürlükteki hukuka uygun olarak doğan ve böylece kişiye özgü lehte sonuçlar doğurmuş, daha sonra mevzuat değişikliği ya da işlemin geri alınması gibi durumların varlığına rağmen hukuk düzenince korunması gereken bir hak olduğu, bir hakkın, kazanılmış hak olarak nitelendirilebilmesi için, kişinin bulunduğu statüden doğan, tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel alacak niteliğine dönüşmüş olması gerektiği, tadil başvurusunda bulunan davacının bu başvurusu henüz neticelenmeden mevzuat değişikliği ile birlikte 8704 sayılı Kurul kararının tesis edildiği dikkate alındığında, 11/07/2019 tarihi itibarıyla hakkında uygun bulma kararı alınmamış kapasite artış taleplerinin karar tarihindeki kurallara göre sonuçlandırılmasının kazanılmış hak ihlâli olarak değerlendirilemeyeceği,İdarenin, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmelerine karşın bu beklentinin korunmaması için baskın bir kamu yararının varlığını ortaya koyması durumunda haklı beklentiden söz edilemeyeceği,Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesisi kurmak amacıyla alınan lisanslar kapsamındaki tesislere yönelik kapasite artışı başvurularına izin verilebilmesi için TEİAŞ ve/veya ilgili dağıtım şirketinden alınan tadil kapsamındaki bağlantı görüşünün olumlu olması gerektiği, iletim sisteminin, diğer bütün sistemlerde olduğu gibi kısıtlılıklarının mevcut olduğu, bu kısıtlılıkların yönetilebilmesi için, usul ve esasların belirlenmesi ve bu konuda bazı düzenlemelerin yapılmasının zorunlu olduğu, birden çok kaynaklı elektrik üretim tesisine dönüşüm taleplerine ilişkin olarak verilecek kararda gözetilen kriterlerden birinin de bağlantı noktasında ve/veya bölgede TEİAŞ'ın boş kapasite olduğunu ilan etmesi olduğu, zira TEİAŞ tarafından ilan edilecek boş kapasitenin yalnızca tadil talebinin yapıldığı dönemdeki teknik altyapı müsaitlik durumunu değil, bunun yanında pek çok bütünsel ve geleceğe dönük planlamaların da göz önünde bulundurulmasını kapsadığı, iletim sistemi işletmecisi olarak TEİAŞ'ın sistem yönetimini çok sayıda parametreyi göz önünde bulundurarak yürütmesi gerektiği gibi, ilan edilecek boş kapasitelerde sadece noktasal bazda teknik yeterliliklerin hesaplanmasından ziyade kısa, orta ve uzun vadeli planlamaların da dikkate alındığı,Öte yandan, 26/07/2016 tarihli başvurusuna 60 gün içinde cevap verilmeyen davacı şirketin, kapasite artırımına ilişkin talebinin cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesi sonrasında zımni ret işlemine karşı dava açmayarak, iradesini bu yönde ortaya koyduğu, bu nedenle davacının, 26/07/2016 tarihli başvurusunun, başvuru tarihinden sonra belirlenen yeni değerlendirme yöntemine göre incelenmesine yönelik tesis edilen işleme dair haklı beklentisinin bulunduğunun da söylenemeyeceği, Bu itibarla 11/07/2019 tarihi itibarıyla hakkında uygun bulma kararı alınmamış veya bu tarihten sonra TEİAŞ'a görüş oluşturulmak üzere gönderilecek rüzgar veya güneş enerjisine dayalı elektrik üretim tesislerinin kapasite artış taleplerinin karar tarihindeki kurallara göre sonuçlandırılmasına ilişkin 11/07/2019 tarih ve 8704 sayılı Kurul kararının 2. maddesinde hukuka aykırılık bulanmadığı,11/07/2019 tarih ve 8704 sayılı Kurul kararının 2. maddesinin uygulanmasına yönelik olarak tesis edilen dava konusu 21/08/2019 tarih ve 38730 sayılı ile 30/09/2019 tarih ve 44473 sayılı işlemlerin ise 4628 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 8. fıkrasının (e) bendi uyarınca "Kurul kararlarının gereğinin yerine getirilmesini sağlamak" amacıyla tesis edildiklerinin görüldüğü,Bu kapsamda, 8704 sayılı Kurul kararının 2. maddesi uyarınca yapılan değerlendirme sonucunda TEİAŞ'ın 02/08/2019 tarih ve 48585 sayılı cevabi yazısında, Amasya, Ordu, Samsun, Sivas, Tokat illerini kapsayan bölge için "0" MW kapasite belirlendiği belirtilerek, davacı şirketin kapasite artış talebinin olumsuz olarak değerlendirilmesi nedeniyle 6446 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 7. fıkrası ve Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 24. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendi çerçevesinde "TEİAŞ'tan alınan tadil kapsamındaki bağlantı görüşünün olumlu olması" şartı sağlanmadığından, kapasite artışına ilişkin tadil talebinin reddine dair 21/08/2019 tarih ve 38730 sayılı ile 30/09/2019 tarih ve 44473 sayılı işlemlerde de hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kapasite artış talebinin başvuru tarihindeki mevzuata göre değerlendirilmesi gerektiği, başvuruların yoğun emek ve hazırlık gerektiren süreçler olması nedeniyle başvuru yapıldıktan sonra idarenin cevabının beklendiği, daha önce yapılan başvurunun sonucu beklenerek dava açılmamış olmasının yaşanılan hak kaybının meşru sebebi olarak gösterilemeyeceği, 2016 yılında yapılan başvurunun 2019 yılına kadar bekletilerek cevap verildiği, bu süreçte değişen metodolojiye tabi kılınmak için hukuki bir sebebin bulunmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemininreddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,b) Hukuka aykırı karar verilmesi,c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin reddine,2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 21/05/2024 tarih ve E:2019/3905, K:2024/2312 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kullanılmayan ...TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,4. Kesin olarak, 22/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.