Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, benzerlik ve karıştırılma ihtimali iddiasıyla "..." markasının "..." başvurusu kararının iptali ve tescilin reddi davası.
Özet: Bu hukuki evrak, bir markanın sahibi tarafından, kendi mevcut markasına (örneğin "...") görsel ve işitsel olarak çok benzer ("...") yeni bir marka başvurusuna (sadece son harf farkıyla) ilişkin Türk Patent ve Marka Kurumunun (TÜRKPATENT) itirazını kısmen reddeden kararının iptali istemiyle açılmış bir davayı konu almaktadır. Davacı, tek harf farkının ortalama tüketici nezdinde karışıklığı gidermeye yetmediğini, markaların bütünsel izlenim itibarıyla aynı ticari kaynaktan geldiği algısını yaratabileceğini, ayrıca davalı markasındaki "..." ibaresinin tanımlayıcı olup ayırt ediciliği artırmadığını ve ilgili mal/hizmetler arasında tamamlayıcılık bulunduğunu öne sürerek kötü niyet iddiasıyla başvurunun tamamen reddini ve ihtiyati tedbir uygulanmasını talep etmektedir; davalı taraf ve TÜRKPATENT ise alınan kararların hukuka uygun olduğunu savunmaktadır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/218 Esas - 2026/179

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ
K A R A R
ESAS NO : 2025/218
KARAR NO : 2026/179
DAVA : Marka ... Kararı İptali- Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 21/05/2025
KARAR TARİHİ : 27/04/2026 Yazıldığı tarih : 07/05/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: "davalı ...’nın ... başvuru numarası ile
“...” ibareli markanın 03, 05 ve 35. sınıflarda tescili amacıyla yaptığı başvurunun ....’nde yayımlanması üzerine, davacıya ait “...” ibareli markalara dayanılarak
karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle .... nezdinde itiraz edildiğini,
... tarafından yapılan inceleme sonucunda itirazın kısmen kabul edilerek
başvurunun 35. sınıfta yer alan hizmetler bakımından tescil kapsamından çıkarıldığını, ancak kalan
mallar bakımından itirazın reddedildiğini, bu karara karşı yapılan başvurunun da ....’nun 21.03.2025 tarih ve ... sayılı
kararı ile reddedildiğini, anılan ... kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek iptali ile dava
konusu marka başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürdüğü; davacı tarafça müvekkil
şirketin tanınmış “...” markası kapsamında kişisel bakım ve ... alanında faaliyet gösteren
“...” markasıyla mağazalar açtığı, dava konusu “...” ibareli markada yer alan “...”
ibaresinin markanın esas unsurunu oluşturduğu, “...” ibaresinin ise tanımlayıcı nitelikte tali bir
unsur olduğu, taraf markalarının dörder harften oluştuğu ve yalnızca son harf bakımından farklılık
içerdiği, “...” ve “...” ibarelerinin ilk üç harfi itibariyle aynı olduğu ve tek harf farklılığının ortada
yer alması nedeniyle tüketici nezdinde fark edilmesinin güç olduğu, bu nedenle markalar arasında
görsel ve işitsel benzerlik bulunduğu, ayrıca ... ibaresinin eklenmesinin markayı ayırt edici hâle
getirmediği gibi müvekkil markasının faaliyet alanını çağrıştırarak karıştırılma ihtimalini artırdığı,
markaların bütünsel olarak bıraktıkları izlenim itibariyle ortalama tüketici nezdinde aynı ticari
kaynaktan geldikleri yönünde bir algı doğurabileceği, tüketicilerin markaları farklı zamanlarda
görmeleri nedeniyle ayrıntılı karşılaştırma yapamayacakları ve markaların zihinde kalan eksik imajı
üzerinden değerlendirme yapacakları, ayrıca Yargıtay içtihatlarında da tek harf farklılığının markalar
arasındaki benzerliği ortadan kaldırmadığının kabul edildiği, müvekkil markalarına dayanılarak
üçüncü kişiler tarafından yapılan bazı marka başvurularına karşı yapılan itirazlarda .... tarafından
benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin kabul edildiği ve başvuruların reddedildiği, bu durumun somut
uyuşmazlıkta da taraf markaları arasında benzerlik bulunduğunu gösterdiği, bunun yanında müvekkil
markalarının 35. sınıfta tescilli olduğu ve dava konusu başvurunun 03 ve 05. sınıflardaki malları
kapsaması nedeniyle her ne kadar ... tarafından 35. sınıf hizmetler başvuru
kapsamından çıkarılmış olsa da ... ve kişisel bakım ürünlerinin perakende satışına ilişkin
hizmetler ile bu ürünlerin kendisi arasında tamamlayıcılık ilişkisi bulunduğu ve dağıtım kanalları, satış
yerleri ve tüketici kitlesi bakımından benzerlik bulunduğu, bu nedenle mallar ile hizmetler arasında da
ilişkilendirme ve karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğu ileri sürülerek ... kararının iptaline,
başvurunun kötü niyetli olduğunu, dava konusu marka başvurusunun reddine ve dava süresince
markanın kullanımının önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesi talep
edildiği; davacı tarafın ayrıca davalı .... ve davalı şahsın cevap dilekçelerine karşı sunduğu
beyanlarında da ... ve davalı tarafça ileri sürülen markalar arasında benzerlik bulunmadığı, mallar
ve hizmetler bakımından ilişki olmadığı ve kötü niyet iddiasının ispatlanamadığı yönündeki
savunmaların yerinde olmadığını belirterek taraf markalarının esas unsur itibariyle benzer olduğunu,
“...” ibaresinin tanımlayıcı nitelikte olması nedeniyle ayırt edicilik taşımadığını, tek harf
farklılığının ortalama tüketici algısında markaları ayırt etmeye yeterli olmayacağını, markaların görsel,
işitsel ve kavramsal açıdan benzer bir izlenim yarattığını ve bu nedenle ortalama tüketici nezdinde
markalar arasında ekonomik veya ticari bir bağlantı bulunduğu yönünde bir algı oluşmasının kuvvetle
muhtemel olduğunu ileri sürerek dava dilekçesinde belirtilen taleplerinin kabulü gerektiğini” talep ve
dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı ... vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Şahıs Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: "davacı ... A.Ş. tarafından ....’nun 21.03.2025 tarih ve ...
sayılı kararının iptali ile ... başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusunun
reddi, marka tescil işlemlerinin durdurulması ve ihtiyati tedbir uygulanması talepleriyle dava açıldığı,
ancak davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve reddi gerektiği ileri sürülmüş; davalı tarafından
09.06.2023 tarihinde ... başvuru numarası ile “...” ibareli marka için tescil
başvurusunda bulunulduğu ve söz konusu başvurunun ....’nde yayımlanması üzerine
davacı tarafından itiraz edildiği, itirazın ... nezdinde incelendiği ve nihai olarak reddedildiği, bu
nedenle ... kararının hukuka uygun olduğu belirtilmiş; davacı tarafın SMK m.6/1 kapsamında ileri
sürdüğü karıştırılma ihtimali iddiasının yerinde olmadığı, zira başvuru konusu “...”
markası ile davacıya ait “...” ibareli markalar arasında gerek görsel gerek işitsel gerekse genel
izlenim bakımından belirgin farklılıklar bulunduğu, başvuru markasında “...” ibaresinin de yer
aldığı, ayrıca harf dizilişi, yazı karakteri, renk ve tasarım unsurları bakımından markaların birbirinden
ayrıştığı, bu nedenle tüketici nezdinde karıştırılma veya ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığı
savunulmuş; bunun yanında taraf markalarının tescil edildiği mal ve hizmetler bakımından da benzerlik
bulunmadığı, bu nedenle ilgili tüketici kitlesi bakımından herhangi bir çağrışım ihtimalinin söz konusu
olmayacağı ifade edilmiş; davacı tarafın başvurunun kötü niyetli olduğu yönündeki iddialarının da
gerçek dışı olduğu, davalı tarafından markanın oluşturulmasında kötü niyet bulunmadığı, “...”
ibaresinin davalının sahip olduğu kedinin adı olan “...” ile kendi isminin baş harfi olan “....”
harfinin birleştirilmesi suretiyle oluşturulduğu ve herhangi bir şekilde davacı markalarından haksız
yarar sağlama amacının bulunmadığı belirtilmiş; ayrıca piyasada benzer şekilde çok sayıda marka
başvurusu bulunduğu ve bu tür iddiaların mahkemeler tarafından da kabul edilmediği ifade edilerek,
dava konusu marka ile davacı markaları arasında benzerlik veya karıştırılma ihtimali bulunmadığı, kötü
niyet iddiasının da ispatlanamadığı gerekçeleriyle davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekâlet
ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın .... sayılı mesnet markaları dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas , SMK 6/9 maddesine göre kötüniyetli başvuru yapıldığı iddia ve itirazlarının reddi konusunda verilen ...'nın ... sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde ise hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 24.03.2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 21.05.2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın kısmen
reddi yönündeki ... kararına karşı, yayına itiraz sahibi firma tarafından,
başvurunun .... sayılı "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali,
kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca tümden reddi talebiyle yapılan itiraz
incelenmiştir.
Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir.
Belirtilen hususlar kapsamında yapılan incelemede, yayına itiraz incelemesi neticesinde iş başvuru ile .... sayılı "...", "..." ibareli markalarda aynı/aynı tür olan hizmetlerin başvuru
kapsamından çıkarılmış olduğu, başvuruda kalan mallar bakımından yapılan inceleme sonucunda, "... " ibareli başvuruya konu marka ile .... sayılı "...", "..." ibareli
markaların benzerlik düzeyi ile çekişme konusu markaların kapsamlarında bulunan mal ve hizmetlerin
benzerlik düzeyi bir arada değerlendirildiğinde kalan mallar için markalar arasında
karıştırılma/ilişkilendirme ihtimali ortaya çıkmayacağına karar verilmiş ve itirazın reddi gerekmiştir. Son olarak, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve
Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz
haklı görülmemiştir.
Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir.
" ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
...+... (...) ...+...(.... ve ....)
10.03.2026 Tarihli Bilirkişi Raporunda Özetle; "1)SMK md. 6/1 kapsamında; Dava konusu ... sayılı “...” ibareli başvuru markasının
03 ve 05. sınıfa konu mallarının tamamının; davacının itiraza mesnet .... sayılı “...” ibareli tescilli markalarının 35. sınıf kapsamında yer alan ve söz
konusu malların satışına ilişkin hizmetleri içeren emtialar ile doğrudan ilişkili olduğu,
2) Davacı markalarının 35. sınıf kapsamında yer alan “Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler:
deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri.
Parfümeri; ... ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için
deodorantlar dahil;ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç). Sabunlar (ilaç ihtiva eden sabunlar
hariç). Diş bakımı ürünleri: diş macunları, diş parlatma ve beyazlatma maddeleri, tıbbi amaçlı
olmayan ağız gargaraları. Aşındırıcı ürünler: zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları,
aşındırıcı pastalar. Deri, vinil, metal ve ahşap için parlatma ve bakım ürünleri: cilalar, bakım
kremleri, cilalama amaçlı vaks.,” gibi malların satışına yönelik hizmetleri içerdiği; davalı
başvurusunun ise aynı malları 3. sınıfta olmak üzere bu malları aynen kapsadığı,
3) Davacı markalarının 35. Sınıf kapsamında yer alan “insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve
veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler,
ilaç ihtiva eden kozmetikler. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik
maddeler;insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı
tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Diş
hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç) : diş dolgu maddeleri, diş kalıbı alma maddeleri,
protez ve yapay diş yapıştırma ve tamir maddeleri. Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar,
tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve
evcil hayvanlar için bezler. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici
maddeler. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı temizleyici ve kötü kokuları
giderici maddeler. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar,
ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları.” gibi malların satışına
yönelik hizmetleri içerdiği; davalı başvurusunun ise aynı malları 5. sınıfta olmak üzere bu
malları aynen kapsadığı,
4) Bu nedenle, dava konusu başvurunun 03 ve 05. sınıf kapsamındaki malları ile davacıya ait
itiraza mesnet markaların 35. sınıf kapsamındaki bu malların satışına yönelik hizmetleri
arasında ekonomik ve ticari açıdan güçlü bir ilişki/benzerlik bulunduğu, ortalama tüketicinin
bu malların üreticisi ile satış hizmetini sunan işletme arasında ticari bir bağlantı bulunduğu
kanaatine varmasının kuvvetle muhtemel olduğu, dolayısıyla dava konusu başvuru markası ile itiraza mesnet davacı markaları kapsamında aynı veya benzer mal ve hizmetlerin bulunduğu,
bu suretle SMK m. 6/1 kapsamında aranan mal/hizmet benzerliği koşulunun gerçekleştiği,
5) Sonuç olarak; somut olayda emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu, taraf
markalarının bütüncül değerlendirilmesi neticesinde görsel ve kavramsal orta düzeyde benzerlik
olduğunun kabulüyle, markaların özellikle işitsel açıdan yüksek derecede benzerlik taşıdığı ve
kısa kelime yapıları nedeniyle söz konusu benzerliğin ortalama tüketici nezdinde daha güçlü bir
etki yaratabileceği dikkate alındığında, SMK 6/1 kapsamında taraf markaları arasında
ilişkilendirme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunduğu,
6) Davacının SMK m. 6/9 kapsamında ileri sürdüğü kötü niyet iddiaları yönünden; dosya
kapsamındaki mevcut bilgi ve belgelerle somut ve objektif şekilde desteklenmediği, iddiaların
büyük ölçüde varsayıma dayandığı anlaşılmakta olup, heyetimizce kötü niyetin olmadığına
kanat getirilmiş olup, nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu,
7) Bu itibarla, SMK m. 6/1 kapsamında taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu
değerlendirildiğinden, ....’nun 21.03.2025 tarihli ve ... sayılı kararının iptali gerektiği ve hükümsüzlük
koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığını,
KARŞI GÖRÜŞ; Somut olayda davacı markalarının 35. sınıfta 03 ve 05. sınıftaki malların satış hizmetleri bakımından tescilli olduğu, dava konusu markanın ise doğrudan 03. ve 05. sınıf mallarını kapsadığı görülmektedir. Heyetçe yapılan emtia benzerlik değerlendirmesine göre emtia benzerlik koşulunun gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. Bu tespit her ne kadar doğru olsa da somut olay yalnızca emtia benzerliği üzerinden değil; markaların benzerliği ile birlikte emtia benzerliği şeklinde; yani birinin varlığı mevcutsa diğerine bakılarak değil; bütüncül bir yaklaşımla incelenmelidir. Zira 35 sınıfta yer alan perakende satış hizmetlerine dayalı bir tescilin, markalar arasında yüksek dereceli bir benzerlik bulunmadığı durumlarda, emtialar bakımından başvuruya konu olmuş bir markanın tesciline engel teşkil etmemelidir. Nitekim bu durum, .... sayılı kararında; "35. sınıftaki mağazacılık/perakendecilik hizmetlerinin, farklı malların bir araya getirilerek satışına ilişkin bulunduğu, bu kapsamda, belli malların satışına özgü mağazacılık hizmetleri ile o mallar arasında benzerlik görülmesinin, markasını bu sınıfta tescil ettiren kişiye çok geniş bir koruma sağlayacağı ancak böyle bir durumda belli mallara özgülenmiş mağazacılık hizmetleri ile o mallar arasında benzerlik bulunmadığının kabul edilmesinin de hakkaniyete aykırı sonuçlara yol açacağı, dolayısıyla, belli malların satışına özgülenmiş mağazacılık hizmetleri ile o mallar arasında benzerlik olup olmadığının, her somut olayın özelliklerine, marka işaretleri arasındaki benzerlik düzeyine göre değerlendirilmesi gerektiği, marka işaretleri arasında yüksek düzeyli benzerlik bulunması halinde anılan hizmet ve mallar arasında benzerlik olduğu kabul edilebilecekken, aksi durumda, yani marka işaretleri arasında düşük düzeyli benzerlik olması durumunda, marka kapsamlarının benzer Bu doğrultuda, somut olayda emtia benzerliğine ilişkin değerlendirme tek başına yapılabilecek nitelikte olmayıp, markalar arasındaki benzerlik düzeyi de dikkate alınarak bütüncül bir inceleme yapılması gerekmektedir. Bu amaçla, aşağıda taraf markaları arasındaki benzerlik görsel, işitsel, kavramsal ve bütünsel açılardan ayrıca değerlendirilmektedir." şeklinde ifade edilmiştir.
GEREKÇE;
Daha önce başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş bir marka ile sonraki başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "...+... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ...+... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak benzerlik bulunduğu;
Diğer yönden taraf markaları arasında bilirkişi raporundaki sayfa 11-14 teki tabloda dava konusu edilen ... başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan 3. Sınıftaki tüm mallar ile 5. Sınıftaki " insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler , tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler " malları DIŞINDA kalan tüm mallar yönünden aynı/benzer/ilişkili ve bağlantılı mallar olduğundan KISMEN emtia benzerliği de gerçekleştiği;
HEDEF TÜKETİCİLER açısından iltibasa bakıldığında ;
Dava konusu markanın kapsamındaki 05/01. Sınıftaki "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. " mallarında hedef tüketicilerin doktor, veteriner ve eczacılar açısından yapılacak değerlendirmeye göre bakılması gerekli olup bunun sonucunda, anılan emtiaların hedef kitlesinin eğitim seviyesi ve mesleki sorumlulukları sonucu sahip oldukları yüksek dikkat ve özen seviyesi olanlar kastedildiği; Bu açıdan bu mallarda taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesindeki karıştırılma /iltibas koşulu oluşmadığı;
Dava konusu markanın kapsamındaki 05/01 sınıf dışında kalan tüm mallarda ise hedef tüketici grubu ortalama düzeydeki tüketici grubu olduğu; Buna göre ;
Dava konusu markanın kapsamındaki 3. Sınıftaki tüm mallar ile 5. Sınıftaki " insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler , tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler " malları DIŞINDA kalan tüm mallarda;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu bu mallar için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının ".... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ...+... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı , diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından dava konusu marka kapsamındaki 3. Sınıftaki tüm mallar ile 5. Sınıftaki " insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler , tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler " malları DIŞINDA kalan tüm mallarda; davacının " ...+... " ibareli tescilli markalı mallarından satın almak/yararlanmak isterken davalının "...." ibareli başvuru markalı malı satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu ".... "ibareli işaret ile davacının " ...+... " ibareli tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı da oluşabileceği bu açıdan taraf marka işaretleri bu emtialarda benzediğinden bu mallarda SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu;
Diğer yönden ;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Ancak bu durumlar var olan kısmi iltibası ortadan kaldırmadığından aksi yöndeki ... kararı yanlış olduğundan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1- Davanın KISMEN KABULÜNE,
2- Dava konusu ...'nın ... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan 3. Sınıftaki tüm mallar ile 5. Sınıftaki " insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler , tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler " malları DIŞINDA KALAN tüm mallar yönünden ... KARARININ KISMEN İPTALİNE, markanın bu emtialar yönünden kısmen HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinden ...'ya müzekkere yazılmasına,
3- Dava konusu ... başvuru sayılı markanın kapsamında yer alan 3. Sınıftaki tüm mallar ile 5. Sınıftaki " insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler , tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler " yönünden davanın REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davalılardan eşit tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle eşit şekilde davalılara verilmesine,
6-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,
7-Davacının yaptığı; 16.000,00TL bilirkişi ücreti, 625,00 TL tebligat gideri, 615,40 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 17.240,40 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 8.620,20 TL nin davalılardan eşit tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı ... vekilinin yüzüne karşı, davalı şahıs vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 27/04/2026
Katip ....
E imza
Hakim ....
E imza