Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde tanınmış marka hakkına tecavüz teşkil eden ticaret unvanının sicilden terkinine ilişkin yargılama.
Özet: Bir kurumun, tescilli ve tanınmış markasıyla özdeşleşen bir ibareyi ticaret unvanında kullanarak kendisiyle bağlantılı olduğu izlenimi yarattığı ve marka hakkına kötü niyetli tecavüzde bulunduğu iddiasıyla davalı şirketin sicilden terkinini, tecavüzün tespiti ve önlenmesini talep ettiği; davalının ise ibarenin şahıs isimlerinin baş harflerinden oluştuğunu, davacıyla bağlantısız ve faaliyet alanlarının farklı olduğunu, kötü niyetin ispatlanamadığını ileri sürerek davanın reddini istediği ve uyuşmazlığın, sınai mülkiyet kanunu çerçevesinde marka hakkına tecavüzün varlığı ile ticaret unvanının sicilden terkininin yerindeliği konularında bilirkişi raporu ve deliller ışığında değerlendirildiği hukuki bir uyuşmazlıktır.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/445 Esas - 2025/306

T.C.
ANKARA
2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA
Esas No : 2024/445
Karar No : 2025/306
....
Dava : Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması ve Kaldırılması, Ticaret Unvanının Sicilden Terkini, İlan
Dava Tarihi : 22/10/2024
Karar Tarihi : 17/09/2025
Gerekçeli Kararın
Yazıldığı Tarih : 17/09/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka Hakkına Tecavüzün Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması ve Kaldırılması, Ticaret Unvanının Sicilden Terkini, İlan istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilinin 205 sayılı ..... Yardımlaşma Kurumu Kanunu ile kurulduğunu, .... nezdinde tescilli çok sayıda markanın sahibi olduğunu, markaların bir kısmının bizzat müvekkili tarafından, bir kısmının ise çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren iştirakleri tarafından lisans sözleşmeleri yoluyla kullanıldığını, müvekkili markalarının tüm sınıflarda tescilli olduğunu, ayrıca müvekkilinin.... sayılı tanınmış markasının bulunduğunu, "..." ibaresinin müvekkili ile özdeşleştiğini, davalı şirketin 13.08.2020 tarih ve 16451 sayılı sicil numarasıyla tescil edildiğinin ... Gazetesinde ilan edildiğini, davalı şirketin ticaret ünvanında müvekkiline ait ...markasını kullanarak faaliyet gösterdiğinin tespit edildiğini, bu durumun üçüncü kişiler nezdinde davalı şirketin müvekkili ile bağlantılı olarak hareket ettiği intibaı oluşturabileceğini, davalı şirketin tek ortağı ve yetkilisi olan .... tarafından kurulan ve temsil edilen, ünvanında "..." ibaresi yer alan 5 ayrı şirket bulunduğunu, davalı şirket yetkilisi tarafından "..." ibaresini haiz .....sayılı marka başvurularının ....tarafından reddedildiğini, müvekkilinin rızası ve müvekkili ile akdedilmiş bir lisans sözleşmesi bulunmaksızın müvekkili markasını davalı şirket tarafından kullanıldığını, davalı şirketin kullanımlarının kötü niyetli olduğunu ve müvekkilinin marka haklarını ihlal ettiğini, müvekkilinin akaryakıt, lojistik ve enerji sektöründe faaliyet gösteren ve sektörün en etkin şirketlerinin üst ortağı konumunda olduğunu, davalı kullanımlarının müvekkili ile davalı arasında haksız rekabet oluşturabileceğini ifade ederek, davalı şirketin ticaret ünvanında yer alan "..." ibaresinin ticaret sicilinden terkinine, davalı fiillerinin müvekkiline ait marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına ve kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkili şirket yetkilisi ....’in ülke çapında akaryakıt, lojistik ve enerji gibi birçok sektörde tanınmış bir iş insanı olduğunu, "..." ibaresinin müvekkili şirketin sektörel alanda faaliyet gösterirken kendisine bilgi, tecrübe ve maddi destek sağlayan .... isimli kişilerin isimlerinin baş harflerinden meydana geldiğini, davacı kurum ile bağlantısı bulunmadığını, ticaret ünvanı haricinde müvekkilinin "..." ibaresini markasal olarak kullanmadığını, davacı ile müvekkili şirketin faaliyet konularının tamamen farklı olduğunu, işbu uyuşmazlıkta anılan hizmetler bakımından bilinçli tüketicilerin dikkate alınması gerektiğini, davacının kötü niyetli kullanıma yönelik iddialarını somutlaştıramadığını davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık, davalı tarafından davacı marka hakkına tecavüz edilip edilmediği, terkin istemlerinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. maddesinde "Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller" başlığı ile tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Buna göre; "Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek."
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesi 1(a) bendinde "marka hakkına tecavüz sayılan fiiller" arasında düzenlenen ve "Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları" başlıklı 7. maddede, izinsiz olarak yapılması halinde marka sahibinin önlenmesini talep edebileceği fiiller şu şekilde belirtilmiştir;
"a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması."
Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. maddesinin 3. fıkrasında ise marka hakkı sahibinin yasaklayabileceği bazı hallere (haksız kullanım şekillerine) yer verilmiştir. Buna göre, aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
Marka hakkının ihlali açısından yapılacak değerlendirmede, öncelikle davacı adına tescilli marka ile davalı tarafça kullanılan işaret arasında aynılık, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik veya ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, tescilli markanın kapsadığı mal ve hizmetler ile davalı yana ait kullanımın aynı/benzer mal ve hizmetleri kapsayıp kapsamadığının da değerlendirilmesi gerekir.
Davacı taraf, davalının ticaret unvanının, marka hakkının ihlali niteliğinde olduğundan bahisle işbu davayı açmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından verilen 08 Şubat 2023 tarihli ve 2021/446 E.- 2023/61 K. sayılı karar ile marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için ticaret unvanının markasal kullanımının zorunlu olmadığı, tecavüz iddiasının söz konusu olduğu markaların işlevlerinin zarar görme ihtimallerinin mevcudiyeti durumunda da marka hakkına tecavüzden söz edilebileceğine karar verilmiştir. Kararda ifade edildiği üzere, "Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında ticaret unvanının "ticaret alanında" kullanımından maksat; unvanın ekonomik kazanç elde etmek amacıyla ticari alanda kullanımı olup kazanç elde amacıyla kullanım dışındaki özel bir şekil ve sebep için ticaret unvanının kullanımı bu kapsama girmemektedir. Bir marka ile aynı ibareyi içeren ticaret unvanının marka hakkına tecavüz teşkil etmesi için SMK'nın 7/2-a maddesi gereğince markanın tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin ekonomik kazanç elde etme amacına yönelik olarak ticari alanda kullanılması gerekir. Buradan hareketle unvanın ticaret alanında kullanımı, unvanın markasal kullanımını da içine alan ancak ondan daha geniş kapsamlı bir kullanım şeklidir. Bu anlamda ticaret unvanının markasal kullanımı yanında markanın sahip olduğu işlevlere zarar verme anlamında tehlike oluşturan kullanımlar da, markasal kullanım şeklini almamış olsa dahi, SMK'nın 29/1-a maddesi yollamasıyla aynı Kanun 7/3-e maddesi gereğince marka hakkına tecavüz teşkil edebilir. Dolayısıyla bir markadaki aynı işareti içeren ticaret unvanının kullanımının marka hakkına tecavüz oluşturması, unvanın sadece markasal kullanımına bağlı değildir. Bu anlamda mehaz düzenlemelerde yer alan; ticaret unvanının kullanımının mal veya hizmetlerin ayrıt edilmesi amacına hizmet ettiği durumların sadece markasal kullanıma özgü olmayıp ticaret alanındaki diğer kullanımlar sırasında da böyle bir etkinin ortaya çıkması mümkündür. Özellikle ticari alandaki hizmet sunumlarının ticaret unvanı adı altında yapılması durumunda, markasal bir kullanım niteliğinde olmasa dahi bu kullanımların yukarıda açıklanan nitelikleri itibariyle sunulan hizmetin kökenini gösterme yahut diğer teşebbüslerin hizmetlerinden ayırt edilmesi işlevini haiz olabileceğinden bu tür bir kullanım, aynı ibareyi içeren ve aynı sınıflarda unvandan daha önce tescilli marka hakkına tecavüz niteliğinde olacaktır."
..... sayılı kararında ifade edildiği üzere, "TTK'nın 41. maddesi gereğince davalı tüm ticari iş ve evraklarında ticari unvanı kullanmak ve tescil olunan ticaret unvanını ticari işletmenin giriş cephesine herkes tarafından kolayca görülebilecek bir yerine yazılması zorunluluğu vardır. O halde ticaret unvanının özellikle hizmet sınıfındaki ticarî faaliyetlerde kullanılması halinde, unvan sadece bir taciri diğer tacirlerden ayırmayacak, bundan başka mallar ve özellikle hizmetler için "ayırt edicilik" fonksiyonunu da yerine getirecektir."
Yine aynı kararda belirtildiği üzere, "... mal sınıfında tescilli markaların, aynı malı üreten bir tacirin ticaret unvanına karşı korunmaları ile hizmet sınıfında tescilli bir markanın, aynı hizmeti sunan bir tacirin ticaret unvanına karşı korunması arasında farklılıklar bulunmaktadır."
Davacı tarafa ait .... sayılı ....ibareli, .... sayılı ...ibareli, .... sayılı ...ibareli, 2005 46778 sayılı ...ibareli,... sayılı ...ibareli markalarının tek unsuru olan "..." ibaresi, markaların esas unsurudur. Davacıya ait .... sayılı marka ise "...OTOMOTİV LOJİSTİK GRUBU" ibaresinden oluşmakla birlikte, işbu markanın da esas unsuru "..." ibaresidir. Zira "OTOMOTİV LOJİSTİK GRUBU" ibareleri, marka vasfı bulunmayan, tanımlayıcı nitelikte ibarelerdir.
Davalı şirketin ticaret unvanı ise 13.08.2020 tarihli tescil edilmiştir. "......ibareleri, sektöre ilişkin kelimeler olup, ayırt edici niteliği bulunmayan ibarelerdir. Davalının ticaret unvanının ayırt edici unsuru "..." ibaresidir.
Davacıya ait markalarda "..." ibaresinin esas unsur olduğu, davalıya ait ticaret unvanının esas unsurunun da ek unsur konumundaki "..." ibaresi olduğu, dava konusu ticaret unvanının esas unsuru ile davacı markalarının işitsel, görsel ve kavramsal olarak karşılaştırıldığında, dava konusu ticaret unvanı ile davacı markalarının esas unsurlarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak aynı olması nedeniyle dava konusu ticaret unvanı ile davacıya ait markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik bulunduğu değerlendirilmiştir.
Davacıya ait markalar, 1-45 sınıf tüm mal ve hizmetlerde tescillidir. Dava konusu ticaret unvanının amaç ve konusu ise, 14.08.2020 tarihli .... sayılı ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği üzere; lojistik, akaryakıt, inşaat ve ticaret alanlarına ilişkindir.
Davacının markaları, lojistik (39. Sınıf), inşaat (37. Sınıf), akaryakıt (37. Sınıf) hizmetleri bakımından tescilli olup, davacı markaları kapsamında yer alan 37 ve 39. Sınıf hizmetler aşağıda gösterilmiştir; (2018 117416 sayılı markanın emtia listesi)
37. Sınıf: İnşaat hizmetleri, inşaat araç - gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri. Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri. Kara araçları servis istasyonu hizmetleri (bakım, tamir ve akaryakıt dolumu). Deniz araçlarının bakımı ve tamiri hizmetleri; gemi inşaatı hizmetleri. Hava taşıtlarının bakım ve tamiri hizmetleri. Mobilyalara ilişkin döşeme, tamir, restorasyon hizmetleri. Isıtma, havalandırma ve su tesisatının kurulması (tesis edilmesi), bakımı ve tamiri hizmetleri. Giysilerin temizliği, bakımı ve tamiri hizmetleri. Sınai makinelerin ve cihazların, büro makinelerinin ve cihazlarının, haberleşme cihazlarının, elektrikli ve elektronik cihazların tesisi, bakımı ve tamiri hizmetleri. Asansör tamiri ve bakımı hizmetleri. Saat tamiri hizmetleri. Madencilik, maden çıkarma hizmetleri. Ayakkabı, çanta, kemer tamiri hizmetleri.
39. Sınıf: Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri.
Neticede, davacıya ait marka ile davalıya ait ticaret unvanının esas unsurlarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayniyet derecesinde benzerlik taşıdığı, davacıya ait markaların kapsamında yer alan 37. ve 39. Sınıf hizmetler ile davalının ticaret sicil kayıtlarında yer alan faaliyetler arasında aynılık/benzerlik oluştuğu, somut olayda, uyuşmazlık konusunu inşaat, lojistik, akaryakıt hizmetlerinin oluşturduğu, hizmet markalarının niteliği gereği sunuldukları hizmet üzerindeki kullanım şeklinin, ticaret markalarında olduğu gibi doğrudan ait olduğu mal üzerine konulmak biçiminde olmadığı, hizmet söz konusu olduğunda ticaret unvanlarının ayırt etme fonksiyonu da üstlendiği, TTK'nın 41. maddesi gereğince davalının tüm ticari iş ve evraklarında ticari unvanı kullanmak ve tescil olunan ticaret unvanını ticari işletmenin giriş cephesine herkes tarafından kolayca görülebilecek bir yerine yazılması zorunluluğu bulunduğu, buna göre; uyuşmazlık konusu hizmetler yönünden tüketicinin taraf markasını/ticaret unvanını aynı/benzer/ilişkili hizmetler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, önceden bildiği ve tanıdığı davacıya ait marka ile davalının ticaret unvanını birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması, ortalama tüketicilerin davacı markalarından edindiği izlenimi davalı unvanına aktarabilecek olması, tüketicinin karşı karşıya kaldığı marka ve unvanın aynı iktisadî veya idarî kaynağa ait olduğu yanılgısına düşebilecek olması karşısında, marka ile ticaret unvanının birbiri ile karıştırılma tehlikesi bulunması nedeniyle, somut olay bakımından davacıya ait markalar ile davalıya ait ticaret unvanı arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu kanaatine varılmıştır.
Neticede, bilirkişi raporu, toplanan delillerden ve tüm dosya kapsamından;
Davacı markaları ile davalının ticaret unvanı arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu ve davalı tarafın ticari sicil kayıtlarında yer alan faaliyetlerinin davacı tarafın markalarında yer alan hizmetler ile aynı/aynı tür olduğu, bu nedenle aralarında iltibas ihtimali bulunduğu, netice itibariyle de davalının ticaret unvanında yer alan ...ibaresinin ticaret sicilinden terkin şartlarının oluştuğu, davalı eylemlerinin davacı adına tescilli markalarından doğan hakları ihlal niteliğinde olduğu kanaatine varıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M :
Davanın Kabulüne,
Davalı şirketin ticaret unvanında yer alan ...ibaresinin ticaret sicilinden terkinine,
Davalı fiillerinin davacı ...'ın marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitine, söz konusu marka hakkına tecavüzün önlenmesine, durdurulmasına, kaldırılmasına,
Davalının ...markalarını ihlal eder nitelikteki ürünlerin davalı şirketin adresinden toplatılmasına,
Davalı şirketin adresinde tespit edilecek olan ve ...'ın marka haklarını ihlal eden her türlü pankartın, afişin, broşürün ve sair eşyaların toplatılmasına,
Tecavüz oluşturan ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulmasına,
Tecavüz oluşturan ürün ve araçlar üzerinde yer alan ihlale konu ibarelerin imhasına, kaldırılmasına,
Karar kesinleştiğinde kararın masrafları davalıya ait olmak üzere ulusal çapta yayın yapan gazetelerden birinde ilanına,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 6.116‬,00.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davalının yapmış olduğu bir yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesi'ne İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.17.09.2025
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İlk Masraf : 916,00.-TL
Bilirkişi Ücreti : 5.000,00.-TL
P.M. : 200,00.-TL
TOPLAM : 6.116‬‬,00.-TL