Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Gümrük Yönetmeliği 518/3 maddesindeki "affa uğramış olsalar dahi" ibaresinin antrepo işleticilerinin çalışma hakkına etkisini temyizen inceliyor.
Özet: Bir şirketin Gümrük Yönetmeliğinin antrepo açma ve işletme izinlerine dair bazı maddelerinin iptali talebiyle açtığı davada mahkeme, yönetmelikteki değişiklikler nedeniyle bazı iptal istemleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Ancak, antrepo işleticiliğinde "affa uğramış olsalar dahi" güven esasını belirleyen ibarenin iptali talebini reddeden mahkeme, gümrük antrepolarının kamu hizmeti niteliğini ve eşyanın gümrük gözetiminde tutulması sorumluluğunu vurgulayarak, işleticilerin kamu menfaatini ve eşya malikinin haklarını koruyabilmesi için yüksek güvene layık, suçtan arınmış kişiler olması gerektiği gerekçesiyle düzenlemenin hukuka aykırı olmadığına karar vermiştir.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/2275 E.  ,  2025/1032 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/2275
Karar No : 2025/1032
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sanayi ve Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Onuncu Dairesinin 25/10/2023 tarih ve E:2019/899, K:2023/5919 sayılı kararının davanın reddine ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 07/10/2009 tarih ve 27369 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Gümrük Yönetmeliği'nin, 03/01/2019 tarih ve 30644 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değişik/ek; 518. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "affa uğramış olsalar dahi" ibaresi ile 7. fıkrası, 519. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Yatırım iznine tabi antrepolar için antrepo açma ve işletme izinleri;" ibaresi ile "Yatırım iznine tabi olmayan antrepolar için antrepo açma ve işletme izinleri, süresiz olarak verilir." cümlesinin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 25/10/2023 tarih ve E:2019/899, K:2023/5919 sayılı kararıyla; 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun, 3., 93., 94., 95., 96., 99., 101., 103., 105. ve 106. maddelerine atıfta bulunularak, Yönetmeliğin 518. maddesinin 7. fıkrası yönünden;
Dava konusu düzenlemenin, 24/09/2021 tarih ve 31608 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Gümrük Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, bu durumda, anılan düzenleme yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığı,
Yönetmeliğin, 519. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Yatırım iznine tabi antrepolar için antrepo açma ve işletme izinleri;" ibaresi ile "Yatırım iznine tabi olmayan antrepolar için antrepo açma ve işletme izinleri, süresiz olarak verilir." cümlesi yönünden;
Dava konusu düzenlemelerin, 25/05/2022 tarih ve 31846 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelikle değiştirildiği ve yatırım iznine tabi olan ve olmayan tüm antrepolar için antrepo açma ve işletme izninin süresiz hale getirildiği, bu durumda anılan düzenlemeler yönünden konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığı,
Yönetmeliğinin 518. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "affa uğramış olsalar dahi" ibaresi yönünden;
Gümrük antrepolarının açılması ve işletilmesine ilişkin izinleri vermeye, buna ilişkin usul ve esasları belirlemeye davalı idarenin yetkili olduğu,
Gümrük antrepolarına, ithalat vergilerine ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmamış ve serbest dolaşıma girmemiş eşya ile gümrük antreposuna alınması halinde ihracata ilişkin önlemlerden yararlanabilecek ihraç eşyasının konulduğu, antrepo rejimine tabi tutulan eşyanın bu süre boyunca gümrük gözetiminde bulunduğu ve geçici olarak antrepodan çıkarılması veya nakli için gümrük idaresinden izin alınması gerektiği, antrepo işleticisinin ise, antrepodaki eşyanın gümrük gözetimi altında bulunmasını sağlamaktan, eşyayı muhafaza etmekten ve eşyanın kayıtlarının tutulmasından sorumlu olduğu, bu sorumluluklarını yerine getirmediği takdirde eşyaya ilişkin gümrük vergilerinin tahsili ve/veya eşya bedelinin tazmini ile yükümlü olduğu,
Gümrük antrepolarına konulan eşya ile antrepo işleticisinin görev ve sorumlulukları birlikte değerlendirildiğinde; başlangıçta gümrük idarelerince yerine getirilen gümrük antrepo hizmetinin esasında bir kamu hizmeti olduğu, bu hizmet sırasında eşyanın giriş ve çıkışı kontrol altında tutularak bir yandan Devletin en önemli gelir kalemi olan verginin güvenliği ile ticaret politikası önlemlerinin uygulanmasının sağlanması suretiyle kamu menfaatinin, diğer yandan da eşyanın muhafazası suretiyle eşya malikinin menfaatinin korunması gerektiği, bu nedenle her iki taraf yönünden yediemin gibi görev üstlenen antrepo işleticilerinin, belirtilen sorumlulukları yerine getirebileceği noktasında güven duyulan, özellikle madde metninde belirtilen ve antrepo hizmeti ile bağdaşmayan suçlar bakımından şüpheden uzak kişiler arasından belirlenmesine yönelik olarak getirilen dava konusu "affa uğramış olsalar dahi" ibaresinde hukuka, kamu yararı amacına ve hizmet gereklerine aykırılık görülmediği gerekçesiyle,
Gümrük Yönetmeliğinin 518. maddesinin 7. fıkrası ve 519. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Yatırım iznine tabi antrepolar için antrepo açma ve işletme izinleri;" ibaresi ile "Yatırım iznine tabi olmayan antrepolar için antrepo açma ve işletme izinleri, süresiz olarak verilir." cümlesi yönünden karar verilmesine yer olmadığına; Yönetmeliğin 518. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "affa uğramış olsalar dahi" ibaresi yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, çalışma hakkının yalnızca kanunla sınırlanabileceği, bu nedenle kanunilik şartına aykırı olan dava konusu düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu, Türk Ceza Kanunu'nun 65. maddesinde, genel af halinde kamu davasının düşeceği ve hükmolunan cezaların bütün sonuçları ile birlikte ortadan kalkacağının düzenlendiği, Gümrük Yönetmeliği'nin 518. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "affa uğramış olsalar dahi" ibaresinin anılan kanun hükmüne aykırı olduğu, temyize konu kararın davanın reddine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Onuncu Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın davanın reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın anılan kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen davanın reddine ilişkin Danıştay Onuncu Dairesinin temyize konu 25/10/2023 tarih ve E:2019/899, K:2023/5919 sayılı kararının, davanın reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 08/05/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Anayasa'nın 13. maddesinde; "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." kuralına; 48. maddesinde, "Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özel teşebbüsler kurmak serbesttir. Devlet, özel teşebbüslerin milli ekonominin gereklerine ve sosyal amaçlara uygun yürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirleri alır." kuralına; 124. maddesinde, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler..." kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin dayanağını teşkil eden 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 93. maddesinin 3. fıkrasında, gümrük antreposunun, gümrük gözetimi altında bulunan eşyanın konulması amacıyla kurulan ve kuruluşunda aranılacak koşulları ve nitelikleri yönetmelikle belirlenen yer olduğu; 95. maddesinin 1. fıkrasında ise, gümrük antrepoları ile gümrük kapılarında eşya satışı yapmak üzere özel antrepo statüsünde mağaza ve bunların depolarının açılması ve işletilmesine izin vermeye Müsteşarlığın yetkili olduğu, iznin verilmesine, bu iznin geçici veya sürekli geri alınmasına, faaliyet, belge ve kayıt düzenine ilişkin usul ve esaslar ile eşya alabilecek kişiler ve bu kişilere satılabilecek eşyanın cins ve miktarının yönetmelikle belirleneceği düzenlenmiştir.
Dava konusu Yönetmeliğin 518. maddesinin 3. fıkrasında, "Antrepo açma izni almak üzere başvuracak gerçek kişilerin ve tüzel kişilerin yönetim kurulu başkanı ve üyeleri, şirketi gümrük ve dış ticaret işlemlerinde temsile yetkili kişiler ile şirket sermayesinin % 10 veya daha fazlasına sahip gerçek kişilerin, affa uğramış olsalar dahi devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, kamu güvenine karşı suçlar, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, casusluk, rüşvet, zimmet, irtikâp, denetim görevinin ihmali, zimmet veya irtikâp suçunun işlenmesine kasten göz yumma, güveni kötüye kullanma, hırsızlık, dolandırıcılık, inancı kötüye kullanma, hileli iflas, yalan tanıklık, yalan yere yemin, suç uydurma ve iftira, ihaleye fesat karıştırma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, edimin ifasına fesat karıştırma, muhafaza görevini kötüye kullanma suçları ile vergi kaçakçılığı veya vergi kaçakçılığına teşebbüs suçlarına ilişkin 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesine (1/1/1999 tarihinden önceki dönem için aynı Kanunun 344 üncü maddesinin l-6 numaralı bentlerinde), 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa (mülga 7/1/1932 tarihli ve 1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanuna, mülga 10/7/2003 tarihli ve 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa), 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanuna, 4/12/2003 tarihli ve 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanununun mülga Ek-5 inci maddesine, Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanunun mülga 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasına, 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanuna ve 12/6/1933 tarihli ve 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanuna muhalefetten haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmaması şarttır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Türevsel nitelikteki düzenleyici işlemler bakımından kural olarak kanun koyucunun genel ifadelerle yürütme organını yetkilendirmesi yeterli olmakla birlikte Anayasa’da kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda genel ifadelerle yürütme organına düzenleme yapma yetkisi verilmesi yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine aykırılık oluşturabilmektedir. Bu nedenle Anayasa’da temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin konması ve memurların atanması, özlük hakları gibi münhasıran kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda kanunun temel esasları, ilkeleri ve çerçeveyi belirlemiş olması gerekmektedir. Anayasa koyucunun açıkça kanunla düzenlenmesini öngördüğü konularda yasama organının temel kuralları saptadıktan sonra uzmanlık ve idare tekniğine ilişkin hususları yürütmenin türevsel nitelikteki işlemlerine bırakması mümkündür.
4458 sayılı Kanun'un 95. maddesinin 1. fıkrasında, gümrük antrepoları ile gümrük kapılarında eşya satışı yapmak üzere özel antrepo statüsünde mağaza ve bunların depolarının açılması ve işletilmesine izin vermeye davalı idarenin yetkili olduğu, iznin verilmesine, bu iznin geçici veya sürekli geri alınmasına, faaliyet, belge ve kayıt düzenine ilişkin usul ve esaslar ile eşya alabilecek kişiler ve bu kişilere satılabilecek eşyanın cins ve miktarının yönetmelikle belirleneceği kurala bağlanarak idareye düzenleme yetkisi verilmiş ise de, bu yetki çerçevesinde gümrük antrepolarına ilişkin yapılan düzenlemelerde, konuya özgü kurallara yer verilirken Kanun hükümlerini aşmamak üzere sınırlamalar yapılması gerekmektedir. Anılan Kanun maddelerinde, antrepo açma izni almak için başvuracak kişilerde aranacak nitelikler bakımından herhangi bir sınırlama bulunmadığı gibi dava konusu Yönetmelik kuralıyla Anayasa'nın 48. maddesinde düzenlenen teşebbüs hürriyetinin de kanuni bir dayanak bulunmaksızın kısıtlandığı görülmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Gümrük Yönetmeliği'nin 518. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "affa uğramış olsalar dahi" ibaresiyle, Anayasa ve Kanun hükümlerinin aşıldığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın anılan kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.