Antalya Bölge Adliye Mahkemesi, ticari ilişkiden kaynaklanan kıymetli evrakın teminat senedi olduğu iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ilk derece mahkemesinin ret kararının istinaf incelemesi.
Özet: Ticari bir menfi tespit davasında, davacı şirket, davalıya teminat olarak verdiğini iddia ettiği senede dayalı icra takibinden borçlu olmadığını ve cari hesap ilişkisi neticesinde aslında davalının kendisine borçlu olduğunu öne sürerken, davalı ise senedin gerçek bir alacak-borç ilişkisinden kaynaklandığını ve kendi alacaklı olduğunu savunmuştur; ilk derece mahkemesi, davacının senedin teminat olduğu yönündeki iddiasını yazılı delillerle ispatlayamadığı ve ticari defter incelemesi sonucu davalının alacaklı olduğunun tespit edilmesi gerekçesiyle davayı reddetmiş, bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

T.C.

ANTALYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
KARAR TARİHİ:24/02/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ:01/07/2021
DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ:24/02/2025
İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.
Üye hakimin görüşü değerlendirildi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin ... İnş......Ltd. Şti. ... Otelini işletmekte olup, davalı ... ......Ltd. Şti.'nin ise acente işletmeciliği yapmakta olduğunu, davacı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiler sebebiyle 18/05/2018 tarihinde ek protokol imzalandığını ve bu protokole göre, davalı alacaklının acenta toplam ... Euro tutarlı 7 parça çeki müvekkil şirkete teslim ettiğini bunun karşılığında, müvekkil şirketin teminat olarak davalı şirkete ... Euro tutarında senet verdiğini, bu iki şirket arasında cari hesap ilişkisi de bulunduğunu, 2018 yılı turizm sezonu boyunca Acentenin gönderdiği müşterileri kabul ettiğini, bunun karşılığında toplam 72.619,27 Euro müşteri bedelleri tuttuğunu, 61.731 Euro bunun karşılbunun karşılığında toplam 72.619,27 Euro müşteri bedelleri tuttuğunu, 61.731 Euro sözleşmede bahsi geçen çekler ve artı bakiye olarak müvekkil şirkete banka kanalıyla ödendiğini, davalı alacaklının 22/10/2018 tarih itibariyle bakiye 10.888,27 Euro borcu kaldığını, davalı alacaklı şirketin, bir türlü cari hesabın kapanmasına yönelik taleplerine cevap vermediğini, davalı şirketin bakiye 10.888,27 Euro borcu olduğunu, buna rağmen bu borcu inkara yönelerek, kendisinin yapmış olduğu icra takibindeki miktara yakın alacağı olduğunu iddia ederek Antalya 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ... Euro bedelli senedini kısmen icraya koyduğunu, müvekkiller hakkında başkaca haciz işlemlerinin yapılarak mağdur olmasının önlenmesi için davaya konu Antalya 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının tedbiren dava sonuna kadar durdurulmasını talep etmenin zorunluluk olduğunu, tarafların ticari defter ve banka kayıtlarının incelenmesi ile senet metni üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile metnin ayrı ayn zamanlarda doldurulduğunun sabit olacağı gibi nedenlerle, davacı müvekkillerin davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile takibin kötü niyetli yapılması sebebiyle, davalının %20 den az olmayacak oranda icra inkâr tazminatı mahkumiyetine, mahkeme masrafları ve vekâlet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını dava ve talep etmiştir.
DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davalı vekili, cevap dilekçesinde, müvekkili şirket ile davacı arasında ticari ilişki olduğunun doğru olduğunu, iş bu dava ile ileri sürülen iddiaları kabul etmediklerini, ticari defter ve belgeler incelendiği takdirde müvekkil şirketin davacı şirketten alacaklı olduğunun ortaya çıkacağını, icra takibine konu olan senedin müvekkili şirketince doldurulması ile ilgili iddia ise kesinlikle gerçeğe aykırı olup ispata muhtaç olduğunu, aynca bu senetin, müvekkil şirket tarafından karşı tarafa teminat olarak değil aradaki alacak - borç ilişkisine dayalı olarak verilmiş olup, davacı tarafın borcundan kaçınmak için bu yola başvurduğunu, kaldı ki müvekkili şirketin davalının iddia ettiği gibi kötü niyetli olarak hareket etmiş olsa idi senedin tamamını takibe konu yapabileceği gerçeğinin olduğunu, ancak borç miktarı kadar ki kısım için takip başlattığını, mahkemece ticari defterlerinin incelenmesi ile müvekkil şirketin alacağının açıkça ortaya koyabileceği, dolayısıyla haksız ve kötü niyetli davamn reddine ve davacıların %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine, yargılama masrafları ile vekâlet ücretinin karşı taraflara yükletilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda özetle; "..dava konusu senedin bono olduğu, davacının imzaya itirazının olmadığı 6100 sayılı HMK'nun 200.maddesi uyarınca senede karşı senetle ispatın zorunlu olduğu, aynı kanunun 201.maddesi uyarıncada senede karşı tanıkla ispatı mümkün olmadığı, davalının senedine karşı iddianın da ancak yazılı belge ile ispatlanması gerektiği, davacı tarafından yukarıdaki belgeler dışında herhangi bir yazılı belge sunulmadığı gibi dava dilekçesinde yemin deliline de dayanılmadığı böylece senedin teminat senedi olduğu iddiasına dayalı davanın kesin delillerle ispatlanamaması ve yapılan ticari defter incelemesi sonucu alınan bilirkişi raporunda da icra takibindeki miktar üzerinden davalının davacıdan alacaklı olduğunun tespit edilmesi nedeniyle...." şeklindeki gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında 27.04.2018 tarihinde Sor-sat fiyat listesi üzerinden belirli tarihlerde ve dönemlerde ... olarak indirimler belirlendiğini, davalının satışlarını bu indirim oranlarına göre gerçekleştirmesi için anlaşıldığını, ... tarihine gelindiğinde satışı yapılan rezervasyonların ve muhasebe cari mutabakatının davacının taleplerine rağmen gerçekleştirilemediğini, davacının bu durumdan rahatsız olduğunu ve şüphelendiğini nitekim şüphelerinin doğru çıktığını ve kontratta yapılan indirimlerin dışında % 60-65 gibi astronomik indirimlerle otel oda satışların gerçekleştiğinin fark edildiğini, davacının durumu tespit etmesine rağmen yine de Türk Turizmi adına önceden gelen rezervasyonları kabul ettiğini ve müşterilerini otelde konaklattığını, ancak davalının hiçbir iyi niyet göstermeyerek mutabakatlarla ilgili sürekli olarak davacının muhasebesini oyaladığını, bu durumlar göz önünde bulundurularak davalının 18.05.2018 tarihinde ... Euro'luk satışına istinaden 7 parça halinde toplam ... Euro'luk çeklere karşılık davacıdan aldığı ... Euro'luk Teminat Senedini bir alacak karşılığı gibi davacı taraftan tahsil ettiğini, ... eylül 2018 saat ... Tarihli E- Posta Dökümünde davacı tarafından gönderilen e-posta da tüm sezon rezervasyon satış tutarı ve gelen ödemeler ile farkı (davacının alacağı) yönünde olduğunu, davalı tarafından o güne kadar hiçbir mecrada konuşulmayan iade faturalarının bulunduğu bilgisinin verildiğini, ... eylül 2018 saat ... tarihli E-Posta dökümünde davalı şirketin ... adresinden gelen e-posta da açık bir şekilde firmalarına bilgi verilmeksizin indirimlerin onaylandığını alenen gördüklerini, bu tarihlerde yaşanan güvensizlikten dolayı acenteye uyarı bildirimlerinin devam ettiğini, kendilerine gönderilen rezervasyonları tutar ile göndermelerini ve verdikleri indirim oranları ile satılmasının bildirildiğini, 2 şirket arasında oluşan anlaşmazlığın sorsat kontratına uyulmaksızın davalı tarafın kendi kararı ile düşük tutarlardan sattığı rezervasyonları kabul ettirmeye çalışması ile başladığını, davacı şirketin bu güvensizlik çerçevesinde tutarlı rezervasyon gönderilmesi, peşin ödeme yapılması ,geçmiş mutabakat anlaşmazlığının çözülmesi için defalarca uyarı bildirimi yaptığını, fakat teminat olarak verilen senedin hacze verilerek davacı şirketin zor duruma düşürüldüğünü, son mail bildirimlerindeki yazışmalarda peşin satış taleplerinin çarptırılarak mısafır kabul etmediklerinin vurgulandığını, kaydırma yapma gibi durumlara çevrilerek taraflarına fark faturası kesildiğini, mail yazışmaları tarih sırasına göre incelendiği takdirde gerçek anlaşmazlık sorununun açıklığa kavuşacağını, davalının sorsat kontrata uymayarak astronomik rakamlarla satış yapmasının, davacıya bu rezervasyonları tutar bakıye yazmadan göndererek 34 aylık bır oyalama sureci sonucu mutabakat yapmama istekleri karşısında güvenin sarsıldığını ve davacının; şirketini koruma adına acenta rezervasyon mutabakatı ve muhasebe carı mutabakatı sonuç vermeyince dava açma yoluna başvurduğunu, davalının ise bu durumu çarptırarak kaydırma faturası adı altında fatura keserek cari bakiyeyi kapatmaya çalıştığını, mallarda bu farkların önceden satılmış rezervasyona istinaden misafirin konakladığının ve faturasının davacı şirket tarafından kesildiğinin, davalı şirket tarafından kabul edildiğinin ve daha sonrasında bu indirim uyuşmazlığına istinaden yazışmalar fiyat farkı faturası kesme isteğinin açık ve alenen görüldüğünü (mail:... saat:...),... ekim 2018 saat: ...), (... ekim 2018 ...)....bu maillere istinaden davalı şirketin ... nl ... euroluk faturası ekli listeye istinaden konaklama iadesi açıklaması ile kesildiğini ve davacı şirket tarafından kabul edilmediğini, diğer davalı tarafından kesilen faturaların taraflarına ulaşmadığını, bu faturaların anlaşmazlığının da aynı şekilde olduğunu, kaydırma faturası kapsamına giren içerik bulunmadığını, ayrıca davacı şirket adına misafir tarafından yapılan rezervasyonların davacıya bildirilmeyerek, başka otellere kaydırılması ve misafirin rezervasyon yaptığı otel olan davacı şirketin oteli olan ... oteli istemesi üzerine, misafirin (müşteri) kendi imkanları ile otellerine geldiğini ve konakladığını, davacı şirketin tutumunun her zaman için işletmelerine gelen misafirlerin haklarını korumak olduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamında, mahkemece aldırılan 15/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davalı tarafça davacı taraf adına düzenlenen bu kaydırma fark faturalarının davacı taraf ticari defter kayıtlarında yer almadığı, davalı şirketin 2018 yılı ticari defter kayıtlarında yer aldığı şekilde davalı şirketin davacı şirkete 618,29 Euro borcu olduğu, mahkeme aksi kanaatte ise davacının davalıdan, davacının ticari defter kayıtlarında yer aldığı gibi ... Euro alacaklı olduğu hususunun bildirildiği; ... tarihli bilirkişi ek raporunda da benzer tespitler yapıldığı ancak mahkeme gerekçesinde davalının davacıdan alacaklı olduğunun bildirildiğinin tespit edildiğinin belirtildiği görülmektedir. Mahkeme gerekçesi bu haliyle kendi içinde çelişmektedir.
Mahkemece, anılan çelişkinin, gerekirse tekrar bilirkişi raporu alınarak giderilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Yine, davacı, davaya dayanak icra takibine konu bononun teminat bonosu olduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise bunu inkar etmiştir.
Bir “teminat bonosu”ndan söz edilebilmesi için, ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile bonoyu vermiş olması gerekir (Ahmet Türk, Kambiyo Senedi Borçlusu Tarafından Açılan Bedelsizliğe ve Hükümsüzlüğe Dayalı Menfi Tespit Davalarının Gösterdiği Özellikler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 2005, Cilt 7, s. 329, 330).
Teminat senedi verilmesi durumunda ise, ya temel ilişkide bir alacağın doğup doğmadığı kesin değildir, ya da senedi düzenleyen kişinin borcu, paradan başka bir edimdir (Türk, s. 328-329).
Senedin teminat senedi olup olmadığı yargılama sonucunda belli olacaktır (Hüseyin Ülgen vd., Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul, 2015, s. 148).
Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılamıyor ise 2004 sayılı Kanun'un 169/a maddesi kapsamında bononun sözleşme ile bağlantısı kanıtlanmalıdır. Sözleşmede senedin vade, tanzim tarihi ve miktarlarına açık bir şekilde atıf bulunmalıdır. Senede açıkça atıf bulunan sözleşmede senedin teminat amacıyla verilmiş olduğu belirtilmiş olabilir. Nitekim bu hususlar Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2023 tarihli ve ... Esas, ... Karar ile 14.06.2023 tarihli ve ... Esas, ... Karar sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Hatta, Yargıtayın bazı kararlarında, taraflar arasında akdedilmiş sözleşme veya protokolde teminat senedi olduğunu ileri sürülen çeke açıkça atıfta bulunmamakla birlikte, senet ile taraflar arasındaki sözlemenin düzenlenme tarihleri göz önüne alınarak bağlantı kurulabildiği hallerde senedin teminat senedi olarak düzenlendiği kabul edilmektedir. (PULAŞLI, Hasan., Kıymetli Evrak Hukukunun Esasları, 7. Baskı, Ankara 2019, s. 269-270 ve orada anılan Yargıtay 12. HD'nin 2010/31441 esas, 2011/12749 karar emsal ilamı)
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olayın incelenmesinde; taraflar arasında imzalandığı anlaşılan 18/05/2018 tarihli "Ek protokol" başlıklı sözleşmenin 3'üncü maddesinde, "Otel acenteya 31/10/2018 tarihli ... Avro bakiyeli senet verecektir" düzenlemesinin mevcut olduğu görülmektedir. Takibe dayanak senedin ise 18/05/2018 tanzim ve 30/11/2018 tarihli ... Avro miktarlı senet olduğu görülmektedir.
Mahkemece, taraflar/temsilcileri isticvap edilerek, potokol hükmünde senedin yer almasının sebebinin aydınlatılması gereği, davacı tarafın teminat senedi iddiası, davalının ise teminat senedi olmadığı, alacak verecek ilişkisine dayalı olduğu iddialarına yönelik açıklayıcı beyanları da alınarak, yukarıdaki açıklamalar ışığında, senedin niteliği konusunda bir değerlendirme yapılması, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Sonuç olarak, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 01/07/2021 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacılara İADESİNE,
5-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA,
6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,
7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE,
8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.
...