Silahlı terör örgütü üyeliği davasında istinaf mahkemesinin sanık ve müdafiinin taleplerini incelememesi üzerine bozma veya tevdi kararı verilmesi ile feragatın konuyu mühil kılıp kılmayacağı uyuşmazlığı.
Özet: İlk derece mahkemesinin beraat kararına karşı hem savcının hem de sanık ile müdafiinin istinaf başvurularını değerlendirmeyen bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararı üzerine, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin usuli eksiklik nedeniyle dosyayı tevdi etme kararına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının hukuka aykırı bularak doğrudan bozma kararı verilmesi gerektiği itirazında bulunmasıyla ortaya çıkan uyuşmazlık, Ceza Genel Kurulu tarafından sanığın itiraz sonrası istinaf ve temyizden feragat etmesi sebebiyle konunun konusuz kalıp kalmadığı ön sorunuyla birlikte çözüme bağlanmayı beklemektedir.

KARARI VERENYARGITAY DAİRESİ : 3. Ceza DairesiMAHKEMESİ :Ceza DairesiSAYISI : 92-577I. HUKUKÎ SÜREÇSanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine ilişkin Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 14.02.2020 tarihli ve 226-333 sayılı hükmün, Cumhuriyet savcısı ile sanık ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin 07.06.2022 tarihli ve 92-577 sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın da Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı ile sanık ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesince 13.10.2025 tarih ve 21008-23809 sayı ile; "Sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan hüküm, sanık tarafından 15.10.2020 tarihli ve sanık müdafii tarafından 19.10.2020 tarihli dilekçeleri ile istinaf edilmesine karşın, bölge adliye mahkemesi tarafından gerçekleştirilen istinaf incelemesi sırasında sanık ve müdafiinin istinaf talepleriyle ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, yalnızca Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu incelenerek hüküm kurulduğu anlaşılmakla, belirtilen eksikliğin giderilmesinden sonra ek tebliğname düzenlenerek incelenmek üzere gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine" karar verilmiştir.II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise 11.12.2025 tarih ve 89571 sayı ile; "...Oluş ve dosya kapsamına göre; İlk derece mahkemesince verilen beraat hükmü yasal süresi içerisinde sanık ve müdafisi ile Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edildiği halde, Bölge Adliye Mahkemesince sanık ve müdafisinin istinaf istemleri incelemeye konu edilmeden sadece Cumhuriyet savcısının istinaf istemi incelemeye konu edilerek esastan red kararı verilmiştir. Yukarıda belirtilen yargısal içtihatlardan da anlaşıldığı üzere, bir sanık hakkında bir hükme ilişkin verilen istinaf mahkemesi kararı bir bütündür. Dolayısıyla aynı sanığın aynı suçuna ilişkin farklı kişiler tarafından yapılan istinaf istemlerinin, istinaf mahkemesince ayrı kararlarda incelemeye konu edinmesi durumunda aynı sanığın aynı suçuna ilişkin birden fazla karar oluşacak hatta bu kararlar birbirinden farklı olabilecek ve bu da temyiz incelemesinde, kesinleşmede ve infazda sorunlara yol açabileceğinden, Bölge Adliye Mahkemesince sanık ve müdafinin istinaf istemi incelemeye konu edilmeden sadece Cumhuriyet savcısının istinaf istemi incelemeye konu edilerek verdiği esastan red kararının Yüksek Dairece bozulmasına karar verilmesi gerekirken tevdii kararı vermesinin hukuka aykırı olduğu" görüşüyle itiraz kanun yoluna başvurmuştur.CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 19.01.2026 tarih ve 8656-1463 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın ve sanık müdafiinin istemleri dikkate alınmaksızın, Cumhuriyet savcısının istemine istinaden yapılan inceleme sonucunda verilen istinaf isteminin esastan reddi kararındaki bu eksikliğin, bozma mı yoksa tevdi kararı mı verilerek çözümleneceğinin belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönemetliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; sanığın itirazdan sonra 26.12.2025 tarihli dilekçesi ile istinaftan ve temyizden feragat ettiğinin anlaşılmasına göre tevdi kararının ve itirazın konusuz kalması nedeniyle Ceza Genel Kurulunca bir karar verilmesi gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir. IV. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLERİncelenen dosya kapsamından; sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle 01.04.2019 tarih ve 18363-3802 sayı ile iddianame düzenlendiği, Ankara 21. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada, sanığın CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, bu hükmün sanığın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması gerektiği gerekçesiyle Cumhuriyet savcısı tarafından, CMK'nın 223/2-a,b maddeleri uyarınca beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle ise sanık ve müdafii tarafından istinaf edildiği, istinaf taleplerini inceleyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi tarafından 07.06.2022 tarihli ve 92-577 sayılı kararla; "Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, kararın dayandığı gerekçeye ve takdire göre verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından Cumhuriyet Savcısının istemi yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-a maddesinin ilk cümlesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine"; bu kararın da Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık ve müdafiince temyiz edilmesi üzerine 13.10.2025 tarih ve 21008-23809 sayı ile; istinaf incelemesi sırasında sanık ve müdafiinin istinaf talepleriyle ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, yalnızca Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusu incelenerek hüküm kurulan dosyanın bu eksikliğin giderilmesinden sonra ek tebliğname düzenlenerek incelenmek üzere gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.12.2025 tarihli ve 89571 sayılı itirazından sonra sanığın, 26.12.2025 tarihinde "Temyizden Vazgeçme" başlıklı ve "Ankara 21.Ağır Ceza Mahkemesinin 14.10.2020 tarih ve 2019/2 26... /333 K sayılı kararıyla hakkımda açılan davada beraat kararı verilmiştir. Bu kararı gerekçe yönünden temyiz etmiştim. Gelinen aşamada bu karara karşı yapmış olduğun istinaf ve temyiz başvurusundan feragat ediyorum. Gereğinin yapılmasını talep ederim." içerikli dilekçe sunduğu anlaşılmaktadır. V. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin AçıklamalarYargılama hukukunun temel prensiplerinden olan davasız yargılama olmaz ilkesine uygun olarak, temyiz incelemesi de; temyizi mümkün bir hükümle ilgili olarak, buna hakkı olanlarca (CMK madde 260, 262), usulüne uygun (CMK madde 291) açılan bir temyiz davasının mevcudiyetine bağlıdır. Diğer taraftan CMK'nın kanun yollarına ilişkin genel hükümlerin düzenlendiği bölümde yer alan "Başvurudan vazgeçilmesi ve etkisi" başlıklı 266. maddesinde;"(1) Kanun yoluna başvurulduktan sonra bundan vazgeçilmesi, mercii tarafından karar verilinceye kadar geçerlidir. Ancak, Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılan başvurudan onun rızası olmaksızın vazgeçilemez.(2) Müdafiin veya vekilin başvurudan vazgeçebilmesi, vekâletnamede bu hususta özel yetkili kılınmış olması koşuluna bağlıdır.(3) 150 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kendisine müdafi atanan şüpheli veya sanıklar yararına kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde şüpheli veya sanık ile müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır." şeklindeki düzenleme ile kanun yoluna başvurulduktan sonra merci tarafından karar verilinceye kadar başvurudan vazgeçilebileceği, diğer bir deyişle kanun yolu başvurusunun geri alınabileceği kabul edilmiştir.Kanun yolu başvurusunda bulunulması veya bu başvurudan vazgeçilmesi kural olarak asılın iradesine tabidir. Ancak maddenin 3. fıkrasında buna bir istisna getirilmiş ve on sekiz yaşını doldurmamış ya da sağır veya dilsiz veya kendisini savunamayacak derecede malul olan şüpheli veya sanığın, kanun yoluna başvurulması ya da başvurunun geri alınması konusundaki iradesi ile müdafiinin iradesinin çelişmesi hâlinde asılın değil, müdafiinin iradesine üstünlük tanınmıştır. CMK'da, kanun yolu başvurusunda bulunulduktan sonra bundan vazgeçme (kanun yolu başvurusunun geri alınması) düzenlenmiş fakat kanun yolundan feragat (kanun yoluna başvurma hakkı doğduktan sonra bu hakkın kullanılmayacağının açıklanması) düzenlenmemiştir. Hukukun genel ilkeleri uyarınca hak sahibi, hakkı doğduktan sonra özgür iradesiyle bu hakkını kullanmayacağını, diğer bir deyişle hakkından feragat ettiğini açıklayabilir. Bu durumda kanun yoluna başvurma hakkından feragate ilişkin açıklamanın ilgili makama ulaştırılmasıyla birlikte karar kesinleşir. Kanun yolundan daha doğru bir ifadeyle kanun yoluna başvurma hakkından feragatin, kararın ilgiliye bildiriminden itibaren kanun yolu için öngörülen sürenin bitimine kadar yapılması gerekmektedir. Kanun yoluna başvurulduktan sonra başvurudan vazgeçme ise mercii tarafından talep konusunda bir karar verilinceye kadar geçerlidir (Centel-Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Basım Yayım Dağıtım AŞ, 15. Baskı, İstanbul, 2018, s. 844).Temyiz yolu başvurusunda bulunulduktan sonra, ilgililerin temyiz başvurusundan feragat ya da vazgeçme ve benzeri içerikli taleplerinin, kanun yoluna başvurma hakkından feragat kapsamında değil, yapılan kanun yolu başvurusunun geri alınmasını düzenleyen CMK'nın 266. maddesi kapsamında değerlendirilmesi ve talep içeriğinin açıkça temyiz başvurusunun geri alınması, diğer bir deyişle yapılan temyiz başvurusundan vazgeçme iradesini yansıtıp yansıtmadığına bakılması gerekir. İradenin açıkça yapılan temyiz başvurusundan vazgeçmeye yönelik olması hâlinde, temyiz davasının açılabilmesi için gerekli olan istek de ortadan kalkmış olacağından vazgeçilen bu temyiz davasından dolayı Yargıtayca temyiz incelemesi yapılamayacaktır.B. Hukuki Değerlendirmeİlk Derece Mahkemesince sanığın beraatine karar verildikten sonra sanık ve müdafiinin istinaf taleplerinin değerlendirilmediğinden bahisle Özel Dairece dosyanın bu eksikliğin giderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine ilişkin kararının hukuka uygun olup olmadığının değerlendirilmesi için dosya Ceza Genel Kuruluna gönderilmiş ise de; sanığın itirazdan sonra 26.12.2025 tarihli dilekçesi ile istinaf ve temyiz taleplerinden vazgeçtiğini bildirmesi karşısında, Ceza Genel Kurulunca incelenecek bir uyuşmazlık kalmadığı ve karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinin zorunluluk arz ettiği kabul edilmelidir. VI. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Ceza Genel Kurulunca incelemesini gereken bir uyuşmazlık bulunmadığından KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,2- Dosyanın, Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.