Ceza Genel Kurulu: Teşebbüs nitelikli yağma suçunda, savcının esas görüşü alınmadan verilen direnme kararının usulden incelenmesi.
Özet: Yerel mahkemenin, Yargıtayın sanık hakkında delil yetersizliği, meşru müdafaa veya tahrik ihtimali ile şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği beraat yönündeki bozma kararına direnerek nitelikli yağma suçundan yeniden mahkûmiyet hükmü kurduğu davada, dosya Ceza Genel Kuruluna gelmiş; Genel Kurul, esasa girmeden önce, direnme kararının verildiği duruşmada cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünün usulüne uygun olarak, tüm beyanlar alındıktan sonra değil, sadece bozmaya direnilmesi yönünde mütalaa bildirilerek hüküm kurulmasının usuli bir eksiklik olduğunu tespit etmiştir.
Ceza Genel Kurulu         2024/545 E.  ,  2026/333 K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ :Ağır Ceza
    SAYISI : 70-251
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanığın teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 149/1-a-d, 35, 53... . maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 15.01.2019 tarihli ve 206-4 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince 12.02.2020 tarih ve 1312-345 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine; bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 10.01.2024 tarih ve 4023-276 sayı ile; "...Sanığın savunmalarında üzerine atılı yağma suçuna ilişkin suçlamayı ısrarla kabul etmemesi, sanığın aşamalarda 'Kaçmak için silah çektiğini ancak katılanı tehdit edip para istemediğini' ifade etmesi, katılan ...'nın, şikâyetçiler ..., ...'ın beyanları, iş yeri önündeki kamera kayıtları, dosyadaki bilgi ve belgeler karşısında; sanığın kaçmasını engellemeye çalışan şikâyetçiler ..., ...'ın, ...'ya karşı olay yerinden kaçıp kurtulmak için silah çekmesinin meşru müdafaa veya meşru müdafaa sınırlarını aşıp aşmadığı, meşru müdafa sınırlarında değil ise ağır tahrik altında silahla tehdit suçunun işlenip işlenmediği hususları tartışılmadan, yağma suçunu işlediğine ilişkin, katılanın soyut beyanı ve diğer katılan ...'nın mahkemede doğrulamadığı iddiası dışında, hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanığın nitelikli yağma suçundan beraati yerine yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesi 25.06.2024 tarih ve 70-251 sayı ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçundan mahkûmiyetine karar vermiştir.
    Direnme kararına konu bu hükmün de sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.09.2024 tarihli ve 90228 sayılı "bozma" istemli tebliğnamesiyle dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 07.11.2024 tarih ve 4702-11937 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    II. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN
    Direnmenin ve temyizin kapsamına göre inceleme sanık hakkında teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.
    Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat olunan teşebbüs aşamasında kalan nitelikli yağma suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünün usulüne uygun olarak alınıp alınmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
    III. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesince bozmadan sonra yapılan yargılamanın 25.06.2024 tarihli oturumunda bozma ilamı okunarak duruşmada hazır bulunan sanık, sanık müdafii ile Cumhuriyet savcısından bozma ilamına karşı diyeceklerinin sorulduğu, Cumhuriyet savcısının; "Yargıtay bozma ilamına direnilmesine karar verilmesi kamu adına mütalaa olunur." şeklinde düşüncesini bildirdiği, ardından diyecekleri sorulan sanık müdafii ve sanığın beyanı alındıktan sonra sanığa son sözü sorularak Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun şekilde alınmadan duruşmaya son verilip direnme kararına konu hükmün kurulduğu anlaşılmaktadır.
    IV. GEREKÇE
    Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 12.09.2024 tarihli ve 362-243, 10.07.2024 tarihli ve 307-2 33... .02.2025 tarihli ve 110-54 sayılı kararları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;
    Yargıtayın bozma ilamı ile derece mahkemelerince verilen hüküm ve kararlar ortadan kalkarlar. Bozmadan sonraki serbestlik ilkesi kapsamında mahkemeler kural olarak bozmadan sonra gerek bir önceki kararlarından, gerekse bozma ilamından tamamen farklı bir sonuca ulaşıp apayrı bir hüküm/karar tesis edebilirler. Bu ilkenin istisnalarından birini direnme/ısrar kararı oluşturur (CMK madde 307/4).
    Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar (CMK madde 307/1). Cumhuriyet savcısının bozmaya karşı diyeceklerini bildirmesi ile esas hakkındaki mütalaasını sunması, prensip olarak farklı fonksiyonları ve sonuçları olan savcılık işlemleridir. Bu nedenledir ki Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak derece mahkemesi, bozma kararına uysa da önceki kararında ısrar etse de Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasının, savunma hakkının etkin kullanılabilmesine imkân sağlayacak açıklık ve yeterlilikte olması usuli bir mecburiyettir.
    Bu açıklamalar ışığında ön sorun değerlendirildiğinde;
    Bozmadan sonra yapılan yargılamanın 25.06.2024 tarihli celsesinde Cumhuriyet savcısı tarafından serdedilen; "Yargıtay bozma ilamına direnilmesine karar verilmesi kamu adına mütalaa olunur." şeklindeki düşüncenin, usule uygun geçerli ve yeterli esas hakkında mütalaa olarak kabul edilmesi mümkün bulunmadığından, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan direnme kararına konu hükmün kurulması suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlandığı kabul edilmelidir.
    Yukarıda açıklanan bu usule aykırılık nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu hükmünün, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi suretiyle savunma hakkının kısıtlanması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmesi gerekmektedir.
    V. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- İstanbul Anadolu 5. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 25.06.2024 tarihli ve 70-251 sayılı direnme kararına konu hükmün, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşü usulüne uygun olarak alınmadan yargılamaya son verilip hüküm tesis ve tefhim edilmesi suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,
    2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.