Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün dayanak kanununun iptaliyle konusuz kalan disiplin cezası davası hakkında kararını verdi.
Özet: Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü uyarınca "amirin emrini yapmamak" fiilinden 10 ay kısa süreli durdurma cezası alan bir teknisyenin, hem bu cezanın hem de tüzüğün kendisinin iptali talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi, tüzüğün dayanağı olan yasa maddesinin Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi ve yerine yeni disiplin düzenlemelerinin getirilmesi sebebiyle tüzüğün iptali isteminin konusuz kaldığına karar vermiştir. Bu kararın temyiz incelemesi yapılmaktadır.

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No : 2025/41Karar No : 2025/1105 TEMYİZ EDENLER (DAVALILAR):1- ... 2- ... BakanlığıVEKİLİ: Huk. Müş. Daire Başkanı ...3-... Valiliği VEKİLİ: Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) : ... adına... Sendikası VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay İkinci Dairesinin 20/03/2024 tarih ve E:2021/2198, K:2024/1812 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Konya ili, Ereğli İlçe Emniyet Müdürlüğünde Teknisyen olarak görev yapan davacının, Konya İl Emniyet Müdürlüğü İkmal Şube Müdürlüğü emrinde görev yaptığı dönemde “amirin emrini yapmamak” disiplin suçunu işlediğinden bahisle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 10. maddesi uyarınca 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, geçmiş hizmetlerinin olumlu olması nedeniyle anılan Tüzüğün 15. maddesi uygulanarak 10 ay kısa süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve... sayılı Konya Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu kararı ile bu işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün tamamının ve anılan Tüzüğün 10. ve 15. maddelerinin iptaline, ayrıca 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 83. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasaya Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir.Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 20/03/2024 tarih ve E:2021/2198, K:2024/1812 sayılı kararıyla, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün dayanağı olan 3201 sayılı Kanun’un 83. maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 tarih ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla iptal edildiği ve bu kararın 29/01/2016 tarih ve 29608 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandığı belirtilerek dava konusu düzenleyici işlemin dayanağı olan Kanun maddesine yönelik davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmemiş,Anayasa’nın 153. maddesi, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 83. maddesi, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun 2. ve 15. maddeleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 1. ve 134. maddeleri, mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 10. ve 15. maddeleri, 17/09/1982 tarih ve 8/5336 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik’in 1., 2. ve 4. maddeleri ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 26., 34. ve Geçici 1. maddelerine yer verilerek, I- Düzenleyici işlemin iptali istemi yönünden;Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 tarih ve 29608 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, 13/01/2016 tarih ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 83. maddesinin birinci cümlesinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiği ve söz konusu iptal kararının, Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren bir yıl sonra yürürlüğe girmesinin ayrıca karara bağlandığı,3201 sayılı Kanun’un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararının ardından, Anayasa’nın 121. maddesi ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 37. maddesi ile anılan 83. maddenin yürürlükten kaldırıldığı; yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümlerinin düzenlendiği,08/03/2018 tarih ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususların düzenlendiği,23/03/1979 tarih ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün dayanağı olan 3201 sayılı Kanun’un 83. maddesinin, 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 37. maddesiyle yürürlükten kaldırıldığı ve 7068 sayılı Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü personeline ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturması usulü ile diğer ilgili hususların düzenlendiği görüldüğünden; halihazırda uygulama kabiliyeti kalmayan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün tamamının ve 10. ile 15. maddelerinin iptali istemine yönelik olarak açılan davanın konusuz kaldığı,Bu itibarla, davacının iptalini talep ettiği düzenleme yürürlükte olmadığından, düzenlemenin iptaline ilişkin istem hakkında karar verilmesine yer bulunmadığı,II - Dava konusu bireysel işlemin iptali istemi yönünden; Anayasal haklar arasında düzenlenen sendika hakkının bir sonucu olarak, disiplin tahkikatı altındaki kamu görevlisine tayin edilecek yaptırımın belirleneceği disiplin kurulunda, üyesi olduğu sendika temsilcisinin de bulunması gerekliliğini düzenleyen ve bu suretle savunma hakkının da bir parçasını oluşturan Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesi hükmü karşısında, ilgilinin üyesi olduğu sendika temsilcisi davet edilmeksizin toplanan disiplin kurulunca alınan kararların şekil yönünden hukuka aykırı olacağı ve iptal edilmesi gerektiği,Somut uyuşmazlıkta; dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri ve 4688 sayılı Kanun’un “Sendika üyesi olamayacaklar” başlıklı 15. maddesinin (j) bendinde yer alan “ve emniyet teşkilatında çalışan diğer hizmet sınıflarına dâhil personel” hükmünün iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 29/01/2014 tarih ve E:2013/130, K:2014/18 sayılı kararı birlikte değerlendirildiğinde; 15/07/2014 tarihinde ... Sendikası’na (...) üye olan davacının disiplin dosyasının görüşüldüğü 06/11/2014 tarihli İl Polis Disiplin Kurulu toplantısına, davacının üyesi olduğu sendikanın temsilcisinin davet edilmediği ve sendika temsilcisi yer almaksızın karar verildiği anlaşıldığından, davacının “10 ay kısa süreli durdurma” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve... sayılı Konya Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu kararında, şekil unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle,Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün tamamı ile 10. ve 15. maddelerinin iptali istemine ilişkin olarak karar verilmesine yer olmadığına, davacının Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 10. ve 15. maddeleri uyarınca “10 ay kısa süreli durdurma” cezasıyla tecziyesine ilişkin Konya Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararına yönelik kısmı bakımından ise dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davalı idarelerden Konya Valiliği tarafından, davacı hakkında hazırlanan disiplin soruşturma raporu ve eklerinin incelenmesinden; Köprübaşı Polis Merkezi Amirliğinde meydana gelen jeneratör arızasının giderilmesi amacıyla, daha önce bu konuda eğitim almış olan davacıya İkmal Şube Müdür Yardımcısı tarafından sözlü olarak görev verilmiş olmasına rağmen, davacının bu onarım işinin başka bir şubenin sorumluluğunda olduğunu ileri sürerek, yazılı emir bulunmaksızın görevi yerine getirmeyeceğini beyan ettiği; bu beyan üzerine hakkında disiplin soruşturması başlatılarak dava konusu işlemin tesis edildiği, davacıya verilen görevin, kanunsuz ya da yetkisiz bir içeriğe sahip olmadığı; aksine, aldığı eğitim doğrultusunda görev alanına giren nitelikte bulunduğu değerlendirilmiş olup, bu kapsamda tesis edilen bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, Daire kararının dava konusu işlemin iptali yolundaki kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.Davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı ve İçişleri Bakanlığı tarafından, tesis edilen bireysel işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ayrıca Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün, özel kanun niteliğindeki 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’na dayanılarak hazırlandığı ve anılan Kanun’un amacıyla uyumlu şekilde düzenlendiği belirtilerek, kısmen kısmen karar verilmesine yer olmadığı, kısmen dava konusu işlemin iptali yolundaki Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay İkinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçelerinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,b) Hukuka aykırı karar verilmesi,c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1. Davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddine,2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen iptale yönelik Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu 20/03/2024 tarih ve E:2021/2198, K:2024/1812 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 21/05/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Dava konusu bireysel işlem yönünden;3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 83. maddesinde, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralı yer almıştır.657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun;“Kapsam” başlıklı 1. maddesinde, “(Değişik: 30/5/1974 - KHK-12/1 md.; Aynen kabul 15/5/1975 - 1897/1 md.) Bu Kanun, Genel ve Katma Bütçeli Kurumlar, İl Özel İdareleri, Belediyeler, İl Özel İdareleri ve Belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarla kurulan fonlarda, kefalet sandıklarında veya Beden Terbiyesi Bölge Müdürlüklerinde çalışan memurlar hakkında uygulanır.Sözleşmeli ve geçici personel hakkında bu Kanunda belirtilen özel hükümler uygulanır.(Değişik: 19/2/1980 - 2261/5 md.) Anayasa Mahkemesi üye ve yedek üyeleri ile raportörleri; hakimlik ve savcılık mesleklerinde veya bu mesleklerden sayılan görevlerde bulunanlar, Danıştay ve Sayıştay meslek mansupları ve Sayıştay savcı ve yardımcıları, Üniversitelerin, İktisadi ve Ticari İlimler Akademilerinin, Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademilerinin, Devlet Güzel Sanatlar Akademilerinin, Türkiye ve Orta - Doğu Amme İdaresi Enstitüsünün öğretim üye ve yardımcıları, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası üyeleri, Genelkurmay Mehtaran Bölüğü Sanatkarları, Devlet Tiyatrosu ile Devlet Opera ve Balesi ve Belediye Opera ve tiyatroları ile şehir ve belediye konservatuvar ve orkestralarının sanatkar memurları, uzman memurları, uygulatıcı uzman memurları ve stajyerleri; Spor-Toto Teşkilatında çalışan personel; subay, astsubay, uzman jandarma, uzman erbaş ve sözleşmeli erbaş ve erler ile Emniyet Teşkilatı mensupları özel kanunları hükümlerine tabidir.” hükmüne yer verilmiştir. (Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan) mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 10. maddesinde; "Amirin emrini yapmayan memura uzun süreli durdurma cezasının üst sınırı verilir. Emrin yapılmaması, Devleti ya da kişileri zarara uğratmış ya da hizmetin gecikmesine ya da durmasına neden olmuşsa, doğan zararın derecesine ya da durumun ağırlığına göre meslekten çıkarma cezası da uygulanabilir." hükmü yer almış; anılan Tüzüğün "Bir alt ceza verilmesi" başlıklı 15. maddesinde ise, "Kararın verildiği güne kadar geçmiş hizmetleri olumlu ve sicilleri iyi olan memurlara, Tüzükte gösterilen cezanın bir derece aşağısı uygulanabilir." hükmü yer almaktadır.08/03/2018 tarih ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un;“Disiplin amirlerinin ve kurullarının belirlenmesi ve çalışmasına dair esaslar” başlıklı 26. maddesinde, “... (7) Disiplin kurullarında, kanuna uygun olarak bir sendikaya üye olan personelin soruşturma dosyasının görüşülmesi sırasında, personelin talebi halinde yetkili sendika temsilcisi de disiplin kuruluna üye olarak katılır...”“Uygulanacak hükümler” başlıklı 34. maddesinde, “(1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Kanunun disipline ilişkin hükümleri uygulanır...”"Geçiş Hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak bu Kanun hükümleri uygulanır. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur..." hükümlerine yer verilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacı hakkında başlatılan soruşturma sonucunda, görevli olduğu dönemde "amirin emrini yapmamak" fiilinin sübuta erdiği gerekçesiyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü uyarınca 24 ay uzun süreli durdurma cezası verilmesi gerektiği, ancak geçmiş hizmetlerinin olumlu bulunması nedeniyle 10 ay kısa süreli durdurma cezası verilmesine ilişkin Konya Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun...tarihli ve... sayılı kararının ve dayanağı düzenleyici işlemin iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.657 sayılı Kanun’un “Kapsam” başlıklı 1. maddesinin 3. fıkrasında, Emniyet Teşkilatı mensuplarının özel kanun hükümlerine tabi, olduğu belirtilmiştir. İşlem tarihinde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Kanun’un 83. maddesinde ise, özetle, personele uygulanacak disiplin cezalarının derecesi ve miktarının hazırlanacak bir tüzükle belirleneceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme uyarınca yürürlüğe giren mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nde, Emniyet Teşkilatı’nda görev yapan her sınıftan memura verilecek disiplin cezalarını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar ile bu fiillere karşılık gelen ceza türleri, dereceleri ve miktarları açıkça gösterilmiştir.3201 sayılı Kanun’un, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 83. maddesinin birinci cümlesi, Anayasa’nın suçta ve cezada kanunilik ile kanuni düzenleme ilkelerine aykırı bulunarak, Anayasa Mahkemesinin 13/01/2016 tarihli ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Bu iptal kararının ardından, 23/01/2017 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile söz konusu madde yürürlükten kaldırılmış; Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de dâhil olduğu genel kolluk görevlilerine ilişkin disiplinsizlik halleri ve cezalar, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulleri ile diğer ilgili hususlar yeniden düzenlenmiş ve aynı KHK’nın 26/7. maddesi uyarınca, sendikaya üye personelin talebi hâlinde, yetkili sendika temsilcisinin disiplin kurulunda üye olarak yer alabileceği hükme bağlanmıştır. Bilahare, bu Kanun Hükmünde Kararname, 08/03/2018 tarih ve 30354 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Kanun ile yasalaşmıştır.Temyize konu karara ilişkin dosya incelendiğinde; Danıştay İkinci Dairesince, disiplin dosyasının görüşüldüğü 06/11/2014 tarihli toplantıya, davacının üyesi olduğu sendikanın temsilcisinin davet edilmemesi nedeniyle işlemin iptaline karar verilmiş ise de, işlem tarihinde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Kanun ile Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nde, Emniyet Teşkilatında görevli tüm memurların tabi olduğu disiplin hükümlerinin özel olarak düzenlendiği; anılan düzenlemelerde, Emniyet Teşkilatına ait disiplin kurullarında sendika temsilcisinin bulunması gerektiğine dair bir kurala yer verilmediği dikkate alındığında, bu yönüyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenle, Daire kararının Konya Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ilişkin kısmının, işin esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.KARŞI OY XX- Dava konusu düzenleyici işlem yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a fıkrasında; iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır. İptal davaları, tarafların subjektif durumlarından ziyade, dava konusu idari işlemin hukuka uygunluğunun denetlendiği objektif nitelikli bir dava türüdür. Bir başka ifade ile iptal davaları, idari işlemlerin hukuk kurallarına uygunluğunun denetlendiği davalardır. Bu husus hukuk terminolojisinde iptal davalarının objektif niteliği olarak ifade edilmektedir.İptal davasının objektif niteliği göz önüne alındığında; idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurabilenler tarafından iptal davasına konu edileceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır.İptal davasının amacı, hukuka aykırı idari işlemin hukuki etki ve sonucunun ortadan kaldırılması, geçersiz kılınması ve işlemin hukuksal geçerliliğine son verilmesidir. Burada sağlanmak istenen, hukuk düzeninde hukuka aykırı işlemlerin hukuki etki ve sonucunun ortadan kaldırılması sağlanarak hukuk devletinin korunmasıdır. İdare Hukuku ilkelerine göre, iptal kararları, iptali istenilen işlemi, tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak, işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar.Bir idari işlemin hukuki irdelemesi yapıldığında, tespit edilen duruma göre hukuka uygunluğuna bağlı olarak dava konusu işlemin iptali ya da davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerekmektedir. Hukuka uygunluk denetimi yapılan işlem yönünden "karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilmesi, usulde yeri olmayan bir uygulama olup, işin esasının incelenmesinin sonucu olarak esas hakkında bir hüküm kurulması zorunlu bulunmaktadır. Bir düzenleyici işleme dava açıldıktan sonra, idarenin yeni bir düzenleyici işlem yapma konusunda yetkisi bulunduğu açık olmakla birlikte, bu durum Danıştayın yargısal denetimi kapsamında bulunan düzenleyici işlem hakkında, hukuka uygun olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılarak, hukuk normunun geçerliliğine yönelik bir tespit yapılmasına hukuken engel değildir. Aksi hâlde, idarenin sürekli değişiklik yapmak suretiyle yeni düzenleyici işlemler yürürlüğe koyarak, mevcut düzenleyici işlemin yargı denetimine tabi tutulmasından kaçınmasına neden olunacaktır. Ayrıca, davacılar şeklen değiştirilen her düzenlemeye karşı dava açmak zorunda bırakılarak, hak arama özgürlüğünün kullanılması da zorlaştırılacaktır.Nitekim, iptal davasının, idarenin hukuka aykırı işleminin iptali ile idarenin hukuka bağlı kalmasını sağlayan bir dava türü olduğu dikkate alındığında, yargı organlarının yapması gereken, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla üst hukuk normlarına uygun olup olmadığının hukuksal denetimini gerçekleştirmektir.Bu durumda, hukuka aykırı olduğu ileri sürülen düzenlemelerin hukuki irdelemesi yapılarak Dairece işin esası hakkında, "ret" ya da "iptal" hükmü kurulması gerekirken, temyize konu kararda, anılan düzenlemeler yönünden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Diğer taraftan, düzenleyici işlemlerin hukuki irdelemesi yapılarak verilecek kararın sonucuna göre, bu kısım yönünden hükmedilecek yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin yeniden değerlendirilmesi gerektiği de açıktır.Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı ve İçişleri Bakanlığının temyiz istemlerinin kabul edilerek, temyize konu Daire kararının karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmı yönünden bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.