Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, tanınmış markanın benzer ibareli markayla karıştırılma ihtimali ve YIDK kararının iptali talebiyle açılan hükümsüzlük davası.
Özet: Davacı, kendi yüksek tanınmışlığa sahip “...” markası ile davalının “...” şeklindeki başvuru markasının görsel, işitsel ve anlamsal olarak yüksek derecede benzer olduğunu, aynı hizmet sınıflarını kapsadığını ve tüketiciler nezdinde karıştırılma tehlikesi yarattığını, hatta davalının markasının müvekkilinin seri markası izlenimi verdiğini ileri sürerek ilgili kararın iptali ile marka hükümsüzlüğünü talep etmiş; davalı ise tek bir harf farkının dahi kısa kelimelerde genel izlenimi önemli ölçüde değiştirdiğini, markalar arasında karışıklık yaratacak düzeyde benzerlik bulunmadığını ve davacı markasının tanınmışlığının tek başına tescile engel teşkil etmediğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/374 Esas - 2025/269
TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO : 2024/374 KARAR NO : 2025/269....DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Marka HükümsüzlüğüDAVA TARİHİ : 03/09/2024KARAR TARİHİ : 09/07/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH : 09/07/2025 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka... Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkilinin itiraza mesnet “...” esas unsurlu markaları ile davalının başvuru konusu “...” markası benzer olup markalar arasında karıştırılma tehlikesinin bulunduğunu, hem davalı şahsın “...” markası ile müvekkilinin “...” ibareli markaları arasındaki benzerlik ve karıştırılma tehlikesi, hem de müvekkili şirketin “...” markasının yüksek tanınmışlığı gözetildiğinde, söz konusu TPMK kararının usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, müvekkili şirketin “...” ibareli markaları ile davalının “...” başvuru konusu markası aynı sınıflarda yer alan aynı hizmetler için tescil edilmek istendiğini, buna göre, hem davalının başvuru konusu markası hem de müvekkilinin markalarının 37., 38., ve 41. sınıflarda yer alan ortak hizmetleri kapsadığını, böylelikle sınıflar bakımından da çakışan markaların karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkilinin itiraza mesnet “...” markası ile de, “...” şeklinde tek bir harf değişikliği yapılması ve yine siyah-beyaz düz yazı şeklinde aynı tertip tarzı kullanılması suretiyle de ciddi benzerlik oluşturulduğunu, müvekkili şirketin “...” markasının tüketiciler nezdinde yüksek tanınmışlığı olduğu gözetildiğinde, davalının “...” kullanımının müvekkili şirkete ait seri marka olduğu, hangi sektörde olursa olsun doğrudan müvekkili şirketle ve tanınmış “...” esas unsurlu markalarıyla bağlantılı olduğu izlenimini oluşturduğunu, markalar arasındaki görsel, işitsel, anlamsal benzerlik son derece açık olup “...” markası, müvekkilinin “...” markasını akla getirdiği için seri marka izlenimi de oluşturduğunu, müvekkil şirketin “...” markası tanınmış marka olup davalı başvurusunun her halükarda tüm mal ve hizmetler için reddedilmesinin gerektiğini beyan ederek, .... sayılı “...” ibareli markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru konusu markanın “...” ibaresinden oluştuğunu, davacı markalarının ise “...” esas unsurlu markalar olduğunu, taraf markalarının tüketicilerin dikkatinin yoğunlaştığı başlangıç kısımlarının birbirinden farklı olması ve söz konusu farklılığın markaların bütünüyle bıraktığı izlenimi önemli ölçüde farklılaştırması nedeniyle de markaların benzer olduğu iddiasının yerinde olmadığını, kelime markalarını oluşturan harflerin sayısının incelemede dikkate alınması gereken bir husus olduğunu, markaların benzerliğinin belirlenmesindeki temel ilke markaların genel izlenimleri itibarıyla benzerliği olsa dahi, benzer oldukları iddia edilen kelime unsurlarında bulunan harf sayısının, benzerlik incelemesinde dikkate alınacak önemli bir değişken olduğunu, kısa ibareler ufak bir değişiklikle farklılaştırılabildiğinden marka olarak ayırt edici niteliklerinin de düşük olduğunu, kelimedeki harf sayısı azaldıkça, kelimenin ortalama tüketici tarafından bütüncül olarak algılanması ihtimalinin arttığını, bu sebeple kısa kelimelerde, küçük farkların dahi genel izlenimin farklı algılanmasına neden olabildiğini, aynı mekanizma dolayısıyla, daha çok harf içeren kelimelerdeki farklılıkların algılanma ihtimalinin harf sayısının artmasıyla azalacağını, bu bakımından tek bir harfin farklı olmasının bile karıştırılma ihtimalini oldukça düşüreceğini, AB Adalet Divanı içtihatlarına göre de işaret ne kadar kısa olursa, halkın o işareti oluşturan her biri unsuru daha kolay algılayabildiğini, böylelikle, kısa kelimelerdeki küçük farklılıkların, sıklıkla farklı bir genel izlenime yol açabildiğini, bu nedenle başvuru konusu “...” ibaresinin itiraza mesnet markadan işitsel ve görsel olarak farklılaştığını, markalar arasında farklılıkların, benzer unsurlara göre daha belirgin bir biçimde ortaya çıktığı ve başvuru ile itiraz gerekçesi davacı markaların da görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları genel izlenim itibariyle, 6769 sayılı Kanunun 6/1 maddesi anlamında karıştırılabilecek ölçüde benzer markalar olmadıkları ve başvuru kapsamındaki malların hitap ettiği ortalama tüketiciler açısından, belirtilen markalar arasında ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, bir markanın sektöründe belirli bir bilinirliğe sahip olması, aynı ya da benzer başka bir markanın farklı mallar üzerinde tesciline engel oluşturabilmesi için yeterli olmayıp, aynı zamanda kanundaki şartların oluşması ve davacı tarafından ispat etmiş olmasının gerektiğini, somut olayda bu şartlar gerçekleşmemiş, davacı tarafında da ispatlanamamış olup davacının iddialarının da mesnetsiz kaldığını ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalının yargılamaya katılımı olmamıştır. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, ... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davalı şahıs tarafından 10.12.2022 tarihinde.... ilan edilmiş, söz konusu yayına davacı ve dava dışı bir şirket tarafından itiraz edilmiş, dava dışı şirketin itirazı 09., 16., 35. ve 36. sınıflardaki mallar/hizmetlerin tamamı, 37. sınıftaki bazı hizmetler bakımından kısmen kabul edilmiş ancak davacı şirketin itirazı reddedilmiş, davacı tarafından söz konusu karara .... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği anılan kararın ilgilere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER Emtia ve Marka İşaretleri Bakımından Benzerlik Değerlendirmesi Benzerlik değerlendirmesinin ilk koşulu markaların tescilli oldukları sınıfların birbirine benzerliğidir. Markaların tescilli oldukları veya tescili talep edilen mal ve hizmetlerin benzerliğine kanaat getirilmesi halinde, ikinci şart olan markaların benzerliğine geçilir. Eğer her iki koşul da gerçekleşmiş ise markalar arasında iltibas olduğuna karar verilecektir. Markalar arasındaki benzerlik incelenirken, Markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlik, Çağrıştırma, Bir bütün olarak markaların uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan mal veya hizmetin değeri ve alıcının bu mal ve hizmeti almaya ayırdığı zaman, kriterleri ele alınmalıdır. İltibas, kanunlarda tanımlanmamış olmakla birlikte öğretide “bir markanın aynen veya benzerinin kullanılması suretiyle, alıcı zihninde gerek emtiaların (veya hizmetlerin), gerekse müteşebbisin kaynağı açısından yanlış kanaatler uyandırılması ve bunların aynı yerden piyasaya sürüldüklerinin düşündürülmesi, bu yönden çağrışımlar yapması” olarak tanımlanmıştır. Sadece alıcıların belirli bir mal veya hizmet yerine başka mal veya hizmeti almak istemeleri halinde değil; alıcıların mal veya hizmetlerin birbirinden farklı olduklarını anlamalarına rağmen, bunların kaynağının aynı işletme olduğuna veya malları satan yahut hizmetleri sunanlar arasında idari veya ekonomik bağlılık olduğuna inanmaları halinde de iltibas ihtimali vardır. Dolayısıyla, iltibas bulunduğunun kabulü için işaretin marka ile bağlantı kurulmasına ve düşünsel olarak markayı çağrıştırmasına elverişli olması gerektiği anlaşılmaktadır. Karıştırılma ihtimalinin varlığı “halk” nezdinde olmalıdır. Bir markanın diğer marka ile karıştırılma ya da iki marka arasında ilişki bulunduğu ihtimali, malın hitap ettiği uzman ya da satıcı nezdinde değil, halk nezdinde araştırılmalıdır. Dolayısıyla, markaların hitap ettiği tüketici ya da kullanıcı dikkate alınmak suretiyle, markaların bu kişiler nezdinde karıştırılıp karıştırılmayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. “Halk” tabiri amaca uygun şekilde “markayı taşıyan ürünlerin nihai tüketici kitlesi” olarak anlaşılmalıdır. Benzerlikte görüşüne başvurulacak kişi markalı ürünün yöneldiği hedef kitleye mensup/makul derecede bilgilendirilmiş, makul derecede dikkatli ve makul derecede ihtiyatla değerlendirme yeteneğine sahip kişinin değerlendirmesidir. İltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığının tespitinde, mal ve hizmetlerin aynı veya benzer alıcı çevresine hitap edip etmediklerine ve aynı veya benzer ihtiyaçları gidermede kullanılıp kullanılmadıklarına; markaların kullanıldığı mal veya hizmetin ekonomik değerine; bunların hitap ettiği alıcı grubunun sosyal ve ekonomik düzeyine ve orta yetenekteki alıcıların markanın kullanılacağı mal veya hizmetleri aldıkları sırada sarf edecekleri dikkat ve özene de bakılır. Emtiaların Aynı/Benzer/İlişkili Olup Olmadığı; Mal ve hizmetlerin benzerliği değerlendirilirken de çekişme konusu mal ve hizmetlerin ortalama tüketici kitlesi, doğal yapısı, kullanım amacı, fiyatı, alım sıklığı, üretim dağıtım ve satış kanalları ile yerleri, rekabet, ikame veya tamamlama ilişkisi olup olmadığı gibi bütün faktörler dikkate alınmalıdır. Tüketicinin dikkat ve bilinç seviyesi, markalar arasındaki iltibas riskini etkileyecek bir unsurdur. Dikkati düşük olan tüketici kitlesine yönelik emtiaların tescillendiği markalarda iltibas riskinin daha yüksek olacağı açıktır. Diğer yandan, tüketicinin bilinç ve dikkat seviyesi tek başına iltibas riskini oluşturan unsurlardan değildir. Marka işaretlerinin ne derece ayırt edici olduğu, markanın ne derece iltibas riski taşıdığı, markaların korunma düzeyinin ne aşamada değerlendirileceği de iltibas riskinin tespitinde önem taşımaktadır. Markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, yukarıda da değinildiği üzere, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılması gerekmektedir. Global değerlendirme gereği, markaların unsurları bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir. Dolayısıyla aslolan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır. ... kararlarından da izlenebileceği gibi, karıştırma olasılığının değerlendirmesi, aslında ileriye dönük bir tetkiktir. Bu tetkikte; “Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları” ve “davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak, global olarak yapılmalıdır” . Bununla birlikte markalar esas ve yardımcı unsur olmak üzere iki unsurdan meydana geldiği asla göz ardı edilmemelidir. Markayı benzerlerinden ayırt etmeye yarayan markada diğer unsurlara göre daha ön planda olan unsur esas unsur iken; esas unsura göre nispeten arka planda olan, malın ve hizmetin temel özelliklerini veya sair özelliklerini belirten ve esas unsura bağlı ve onunla ilişki içinde bulunanlar yardımcı unsurdur. Markaları benzerlerinden ayıran en önemli unsur esas unsurlardır. Markanın ayırt ediciliği ve iltibasa sebebiyet verip vermediği gibi hususlar esas unsur nazara alınarak tespit edilir. Benzerlik değerlendirmesine ilişkin bu genel tespitler çerçevesinde yapılması gereken temel değerlendirme, dava konusu marka ile davacı yanın redde gerekçe gösterdiği markalar arasında SMK md. 6/1 uyarınca karıştırılmaya yol açabilecek düzeyde bir benzerliğin mevcut olup olmadığı ile ilgili olacaktır. Dava konusu marka, beyaz zemin üzerine, siyah, kalın renkte “...” ibaresinin yer aldığı, herhangi bir figüratif unsurun bulunmadığı kelime markasıdır. Davacıya ait markalar münhasıran “...” veya bu ibarelerle birlikte farklı ibarelerin yer aldığı markalardır. Karıştırılma İhtimali ; Güncel mevzuat gereğince iltibastan söz edilebilmesi için işaret aynılığı / benzerliği ile mal veya hizmet aynılığı / benzerliği bir arada bulunmak zorundadır. Bunun yanı sıra halk (ilgili tüketici kitlesi) tarafından markaların karıştırılma ihtimali ve karıştırılma ihtimalinin markalar arasında ilişki olduğu ihtimalini kapsaması gerekmektedir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi, karıştırılma ihtimali bulunduğunu kabul etmek için yeterli olacaktır. “Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurmasıdır. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir.” Elbette bu değerlendirme yapılırken markaların tescilli oldukları sınıflar da göz önünde bulundurulmalıdır. Markaları oluşturan işaretler arasındaki benzerlik, alıcıları satın almayı düşündükleri mal ve hizmet yerine, bir başka mal ve hizmeti almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı mal veya hizmet karşısında olduklarını bilmelerine rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları üreten işletmeler arasındaki idari - ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikeleri içinde ele alınmalıdır. Doktrinde kabul edildiği üzere iki marka arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir. İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir. Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır. Nitekim tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan ürünü/hizmeti satın almayı tercih ederler. Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünürler. Marka hukuku anlamında “imaj transferi” kavramının karşılığı olan bu durum sonraki markanın, önceki markanın ticaret sahasında sahip olduğu avantajdan yararlanması sonucunu da beraberinde getirmektedir. Bunun yanı sıra markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. .... iltibas ihtimalinin belirlenmesinde, ortalama tüketici testinin uygulanmasını isteyerek değerlendirmeye konu ürünün ortalama tüketicisini de makul düzeyde bilgili, dikkatli ve tedbirli olarak tanımlamıştır. Yine .... kararlarında belirtildiği üzere; “ortalama alıcılar/kişiler”, çabuk aldanabilen kişiler olmadığı gibi aptal ya da budala da değildir. Mal/hizmetin alıcısı olarak dikkate alınacak olan bu kişiler; orta düzeyde zekâ ve dikkate sahip olan, işareti/markayı anımsaması da sıradan olan kişilerdir. Sonuç olarak, dava konusu mallar/hizmetlerin tamamının redde gerekçe markaların kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, ayrıca dava konusu marka ile redde gerekçe markalar arasında benzerlik bulunduğu, davalı tarafından tescili talep edilen ... ibareli markası ile davacının itiraza mesnet ... ibareli markalarına ve özelikle de ... ibareli markası arasında ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu, Davalı’nın “...” marka başvurusunda her ne kadar ortak olmayan “O” ibaresiyle başlanmış olsa da, “...” ibaresinin eklenmesi suretiyle ve markanın “O” – “...” şeklinde hecelere ayrıldığı da gözetildiğinde, tüketicilerde doğrudan davacı şirket’in “...” markasını çağrıştırmaya yönelebileceği, markadaki “O” eklemesinin, doğrudan “...” markasına işaret ettiği, davacının farklı bir “...” mağaza konsepti olduğu veya diğer şekillerde doğrudan “...” mağazalarıyla bağlantılı olduğu algısı yaratabileceği, markanın asli unsurunun “...” ibaresi olduğu, bununla birlikte, başvuru konusu marka, siyah-beyaz düz yazı şeklindeki yazım tarzıyla, ayrıca “O” harfinin büyük harflerle, “...” ibaresinin ise küçük harflerle yazılması suretiyle “...” ibaresinin bağımsız ayırt edici niteliğinin de korunduğu hususları birlikte gözetildiğinde, itiraza mesnet davacı şirket markalarıyla görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik yaratıldığı, itiraza menet “...” markası ile de, “...” şeklinde tek bir harf değişikliği yapılması ve yine siyah-beyaz düz yazı şeklinde aynı tertip tarzı kullanılmasının benzerlik algısını artıracağını, karıştırılma ihtimalini meydana getirebileceği, ayrıca davalı markasının ... ibaresine bir harf eklenmek suretiyle oluşturulmasının davacının seri markası izlenimi de yaratabileceği, Tanınmışlık Bakımından Değerlendirme Davacının “...” markası ile davalı’nın başvuru konusu markası arasındaki benzerlik ile karıştırılma tehlikesi ve “...” markasının ticarete konu yapıldığı ilgili sektördeki tanınmışlığı gözetildiğinde, “...” markasının Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız yarar sağlanması, markanın itibarının zarar görmesi, ayırt edici karakterinin zedelenmesi sonucunu doğurabileceği, Netice itibariyle, Dava konusu markanın kapsamında yer alan hizmetlerin davacının markalarının kapsamında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, Dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından karıştırılmaya yol açacak düzeyde işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, Dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, Davacının tanınmışlık iddiasının yerinde olduğu,.... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu, sonuçlarına ulaşılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne,.... sayılı kararının tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilam harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 10.336,00.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalı vekilinin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ....istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.09.07.2025 Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır MASRAF DÖKÜMÜ İlk Masraf : 916,00.-TL Gider Avansı : 9.420,00.-TL TOPLAM :10.336,00.-TL