Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, tanınmış bir perakende zinciri markasıyla benzerlik gösteren marka başvurusuna itirazın reddi kararının iptali ve hükümsüzlük talebini inceleyen dava.
Özet: Davacı şirket, Türkiye genelinde faaliyet gösteren tanınmış bir perakende zinciri olarak, kendi tescilli ve yüksek ayırt edici "..." esas unsurlu markaları ile davalı tarafından tescil başvurusu yapılan "..." markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal ciddi benzerlik bulunduğunu, bu durumun tüketiciler nezdinde iltibas ve karıştırılma ihtimali yarattığını ileri sürerek, davacının itirazlarını reddeden marka kurumunun kararının iptalini ve davalı markasının ilgili sınıflar yönünden hükümsüzlüğünü talep etmiş; kurum ise itiraz konusu markalar arasında karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığını ve kötü niyetin kanıtlanamadığını belirtmiştir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/173 Esas - 2026/165

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2025/173
KARAR NO : 2026/165
DAVA : Marka ... sayılı ... Kararı İptali - Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 24/04/2025
KARAR TARİHİ : 13/04/2026 Yazım Tarihi: 22/04/2026
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:Davacının 2008 yılında kurulmuş 61.000’den fazla çalışanı ve 600’ün üzerinde tedarikçisi ile Türkiye'nin en yaygın zincir market şirketi olduğu; 28 Nisan 2008 tarihinde ... markasıyla ilk marketin açıldığı, bir ay içerisinde hedefi olan “... market” sayısının aşıldığı; 2023 sonu itibariyle 13.000’in üzerinde mağazayla Türkiye’nin 81 ilinde faaliyet gösterildiği; .... Raporu’na göre, Dünya’nın en hızlı büyüyen ilk 10 perakende şirketi arasındaki %100 yerli sermayeli tek Türk şirketi olup, listede 6.sırada yer aldığı; Türkiye’de 35. Sınıfta perakende satış mağazaları ve mal ve hizmetler kapsamında ... markası başta olmak üzere tanınmış markaya ve yüzlerce tescilli markaya sahip olduğu ve işbu tescillerden 12.08.2015 başvuru tarihli ... başvuru numaralı “...” marka isimli ibareli markanın tanınmış marka olarak korunduğu; Davalının ise bu markalar ile karıştırılacak düzeyde benzer “...” markasının tescili için yaptığı başvuruya itirazlarının ... tarafından ... numaralı karar ile reddedildiği, “...” markasının davacıya ait “...”, “...”, “...” esas unsurlu markaları ile gerek görsel gerekse işitsel ciddi bir benzerlik ve karıştırılma ihtimali içerisinde olduğunu, ortalama tüketicinin dava konusu markaların esas unsurları dışındaki unsurlara dikkat etmeyecek ve sadece işitsel-fonetik-görsel benzerliklerine odaklanacağı, davalı markasının davaya mesnet markaların serisi olarak düşünülebileceği; dava konusu markada Müvekkil’e ait markalarına iltibas yaratılmak amacıyla esas ibare olarak “...” ibaresinin kullanılmış olduğu ve Müvekkil markalarının yüksek ayırtedici olduğu hususları nazara alındığında markalar arasında yüksek benzerlik bulunduğu” ileri sürülerek, ... sayılı 20.02.2025 tarihli ... kararının 35., 38., 41. sınıflar yönünden iptaline ve ... başvuru numaralı markanın bahsi geçen sınıf yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markasına yönelik davacı tarafın itiraz mesnedi markaları dolayısıyla SMK 6/1 maddesine göre iltibas, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım, SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/6 maddesine göre unvan ve isim hakkı, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı yönündeki nisbi red sebepleri ile birlikte SMK 5/1-b maddesine göre ayırt edici olmadığı, SMK 5/1-ç maddesine göre aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu iddia ve itirazlarının nihai olarak reddi konusunda verilen ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin gerekip gerekmediği; hükümsüzlük talebi açısından ise dava dilekçesinde belirtilen SMK 6/1 maddesine göre taraf markaları arasında iltibas, SMK 6/5 maddesine göre davacı markalarının tanınmışlığı yönündeki iddialarının davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 24/02/2025 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 24/04/2025 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ..... sayılı markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itirazın incelendiği; yapılan incelemede, lgili tüketicilerin "..." ibareli başvuru ile "..." ibaresini baskın/esas unsur olarak içeren itiraz gerekçesi markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine varıldığı; başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı; itiraz ekinde başvurunun kötüniyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından ve Kurul'da başvurunun kötüniyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından, kötüniyet gerekçeli itirazın da kabul edilmediği” ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 5/1-ç "Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler" marka olarak tescil edilmez.
Buradaki “ayniyet” olgusuyla, “bir markanın tamamen taklit edilmesi” kast edilmektedir. “Ayırt edilemeyecek derecede benzerlik” olgusuyla ise başvuru konusu markanın tescilli markanın birebir aynısı olmamakla birlikte, “ilk bakışta fark edilemeyecek derecede aynı” olan ve bu hususun ispatına dahi gerek duyulmayan, ancak çok dikkatli bir inceleme sonucu farkın anlaşılabileceği ibare ve şekilleri taşıyan işaretler kast edilmektedir (Pril/Pırıl örneği, Sabih Arkan, Marka Hukuku).
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını,fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/3 maddesinin uygulanması için tescilsiz olarak kullanılan işaretin MARKASAL şekilde yani işlevine uygun , ayırt ediciliği sağlanmış olarak ticaret alanında kullanılması, bu kullanımın da Türkiye hudutları içinde olması gerekir. Üçüncü kişinin davaya konu tescil başvurusundan veya rüçhan hakkının doğumundan önce, bu işareti kullandığı , çevresinde belli bir oranda bu işaret üzerinde hak sahibi olarak bilinip tanındığının ispatı (tüm Türkiye genelinde değil) gerekir. Diğer bir anlatımla, öncelik hakkını ileri sürenin söz konusu ibarenin başkası tarafindan kullanımını veya tescilini engelleme hakkı verecek nitelik ve yoğunlukta bu işareti Türkiye hudutları içinde ticaret alanında kullandığını ispatlaması gerekir. Gerçekten, bir işareti ilk kullanan ve ona ayırt edici nitelik kazandıran kişi onun hak sahibi olarak kabul edilir ve bu halde gerçek hak sahipliği sözkonusudur.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
SMK 6/6 madde kapsamına, kişilik haklarından isim hakkı ile fotoğraf üzerindeki hak, FSEK kapsamında telif hakları ve sınaî haklar olan marka, tasarım, patent, faydalı model, coğrafi işaret, ticaret unvanı, işletme adı girer. Marka ve ticaret unvanı da sınaî mülkiyet hakkı olarak maddenin koruma kapsamına alınmıştır. Ancak sınaî mülkiyet hakları kapsamında korunacak bir markadan veya ticaret unvanından söz edebilmek için “tescil” şarttır. Örneğin bir ticaret unvanına dayanarak başkasına ait marka tescilinin engellenmesi isteniyorsa bu ticaret unvanının ticaret sicilinde tescilli olması gerekmektedir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
... ...
28/02/2026 tarihli Bilirkişi heyet Raporunda ÖZETLE; "(1) SMK 5/1.b kapsamında, davaya konu ... sayılı markasının tescil edildiği 35. SINIF:Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri”, “38.SINIF:Radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri” ve “41. SINIF:Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b.gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri”nden hiçbirisini ifade veya temsil etmeyen, hiçbirinin hiçbir özelliğini doğrudan ve hatta dolaylı belirtmeyen, hiçbirinin hiçbir niteliğine yönelik bilgilendirme içermeyen somut ayırtediciliğe haiz, -ve hatta yüksek- bir ibare olduğu;
(2) Davacının itiraza mesnet gösterdiği ... sayılı ... ibareli başvurusu ile ilk kez huzurdaki davada hükümsüzlük talebine mesnet gösterdiği .... sayılı marka başvurularının da hiç tescil edilmediğinden, ve hükümsüzlük talebine mesnet gösterilen .... sayılı marka başvuruları, davaya konu başvuru markasından sonraki tarihli olduğundan, başvuru markası için SMK md.5/1-ç veya SMK 6/1 uyarınca itiraz, karar iptal veya hükümsüzlük gerekçesi oluşturmadığı;
(3) Başvuru markasının tesciline karar verilen 35, 38 ve 41. sınıf hizmetlerin tamamının, Davacının itiraza mesnet gösterdiği .... sayılı markalarının kapsamında olan birebir aynı hizmet niteliği taşıdığı;
(4) Diğer yandan, “...” ibareli başvuru markasının, Davacının itiraza mesnet "...." ibareli markalarıyla SMK 5/1-ç uyarınca “ayniyet” veya “ayırtedilemeyecek kadar benzerlik” veyahut SMK 6/1 uyarınca “ilişkilendirilebilecek veya karıştırılabilecek düzeyde benzerlik” taşımadığı,
(5) Başvuru markası ile Davacının ilk kez huzurdaki davada SMK 6/1 uyarınca hükümsüzlük talebine mesnet gösterdiği ... sayılı markası arasında görsel, işitsel veya kavramsal hiçbir benzerlik bulunmadığı gibi, başvuru markasının tescil edildiği 35, 38 ve 41. sınıf hizmetler ile Davacının bu markasının tescil edildiği 29 ve 30. sınıf gıda maddelerinin tamamen ilgisiz farklı mal ve hizmet niteliğinde olduğu ve markalar arasında ilişkilendirme veya karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı;
(6) Başvuru markası ile Davacının ilk kez huzurdaki davada SMK 6/1 uyarınca hükümsüzlük talebine mesnet gösterdiği .... sayılı markaları farklı mal ve hizmetleri kapsadığı, başvuru markasının Davacının bu markalarıyla benzerliğinin müştereken sadece “1” rakamını veya müştereken“....” harfi ile “....” rakamını içermekten ibaret olduğu, markalar arasında ilişkilendirme veya karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı;
(7) Başvuru markasının tesciline karar verilen 35, 38 ve 41. sınıf hizmetlerinin Davacının ilk kez huzurdaki davada SMK 6/1 uyarınca hükümsüzlük talebine mesnet gösterdiği .... sayılı markalarının kapsamında olan birebir aynı hizmet niteliği taşıdığı;
(8) Ancak, başvuru markasının Davacının bu markalarıyla benzerliğinin müştereken sadece “1” rakamını veya müştereken “....” harfi ile “....” rakamını içermekten ibaret olduğu, markalar arasında ilişkilendirme veya karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı;
(9) SMK 6/3 kapsamında, dosya münderecatında, Davacı tarafından, ibareli başvuru markasının, davaya konu marka başvurusunun yapıldığı 03.10.2022’den daha önce, başvuru markasının tescil edildiği 35, 38 ve 41. sınıf hizmetlerden herhangi birisi bakımından fiilen markasal olarak kullandığına, bu hizmetler bakımından ayırtedici hale getirildiğine ve böylece başvuru markası üzerinde gerçek haksahibi sıfatı kazanıldığına dair delile rastlanmadığı;
(10) SMK 6/5 kapsamında, Davacının “...” markasının 35. Sınıf mağazacılık/perekande satış hizmetleri için tanınmışlığının ispatlandığının kabulü durumunda dahi, kanaatimizce Davacı markasıyla zaten belirgin benzerlik taşımayan “...” ibareli başvuru markasının ,davacının da tescillerinin kapsamında olmakla birlikte fiili kullanımının olduğu iddia dahi edilmeyen 35, 38 ve 41. sınıf hizmetlerde tescil ve kullanımı halinde; bu hizmetlerin hitap ettiği potansiyel Alıcıların Davacıya ait sadece 35. Sınıf mağazacılık/perekande satış hizmetlerinde kullanılan“...” markaları ile derhal bağlantı kuracağının, bu bağlantının yaratacağı olumlu izlenim ve çağrışımla satın alma tercihlerinin değişerek “...” ibareli başvuru markasına yöneleceğinin ve böylece Davalının haksız menfaat sağlayacağının veyahut Davacı markalarının itibarı veya ayırtedici niteliğine zarar görebileceğinin somut olgu veya delillerle ortaya konulamadığı;
(11) SMK 6/6 kapsamında, dosya münderecatında, davaya konu marka başvurusunun yapıldığı 03.10.2022’den daha önce, Davacının “...” (ve hatta “...”) ibareli bir ticaret ünvanı, işletme adı, internet alanı veya tasarım vb. tescilinin bulunduğuna ve “...” (ve hatta “...”) ibareli ticaret ünvanı/tabelalı bir fiziki veya sanal mağaza/websitesi üzerinden, fiilen, başvuru markasının tesciline karar verilen 35, 38 ve 41. sınıf hizmetlerini veya bu hizmetlerle iltibas yaratan herhangi bir mal veya hizmeti sunduğuna dair herhangi bir iddia veya delile rastlanmadığı;
(12) SMK 6/9 kapsamındaki tespitlerimizin yukarıda belirtildiği; " şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
SMK 5/1-ç yönünden (MUTLAK RED SEBEBİ) değerlendirme:
Davalının başvuru markasının "... " şeklinde, davacı markasının ise " ... " ibare ve görselini içermesi karşısında markalar arasında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olarak değerlendirilemeyeceğinden SMK 5-1-ç maddesine göre mutlak red sebebi oluşmadığı;
NİSBİ RED SEBEPLERİ AÇISINDAN;
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının" ... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının " ..." ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/3 maddesi anlamında önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği kanıtlanmadığı,
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Davacı tarafın "..." ibareli başvuru üzerinde SMK 6/6 maddesi anlamında ticaret ünvanı dahil diğer fikri ve sınai mülkiyet hak iddiası kanıtlanmadığı;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 615,40 TL'nin düşümü ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 13/04/2026
Katip .... Hakim ....
E- imzalıdır E- imzalıdır