Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde Sınai Mülkiyet Kanunu 6. madde uyarınca tanınmış marka ihlali ve kötü niyetle tescil edilen markanın iptali davası.
Özet: Davacı, mevcut tanınmış markasıyla görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik taşıyan başka bir marka başvurusu için Türk Patent ve Marka Kurumunun verdiği kararın iptalini ve başvurunun tamamen hükümsüzlüğünü talep etmiştir. Davacı, kendi markasının sınıfsal benzerlik, haksız menfaat elde etme, itibar zedelenmesi ve kötü niyet iddialarıyla Sınai Mülkiyet Kanununun 6/1, 6/5 ve 6/9 maddelerine dayanarak başvurunun reddedilmesi gerektiğini savunmuş; davalı kurum kararının yasal olduğunu belirtirken, davalı firma ise savunma sunmamıştır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/171 Esas - 2026/101
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A RESAS NO : 2025/171 KARAR NO : 2026/101DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptaliDAVA TARİHİ : 26/10/2021KARAR TARİHİ: 11/03/2026 Yazım Tarihi: 23/03/2026İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davalının ... sayılı ... markası için 09 ve 35. Sınıfta yer alan mal ve hizmetlerde yaptığı başvurusunun ilanına müvekkili tarafından yapılan itiraz sonucunda başvurudan 09. Sınıf: ve 35. Sınıf çıkartıldığını ve kalan mal ve hizmetler için başvurunun tescil işlemlerinin devamına karar verildiğini, ...’nın bu kararının hatalı olduğunu ve başvurunun tüm mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğünün gerektiğini, müvekkilinin şirketinin ve markalarının tanınmış olduğunu, ... markalı ürünlerin tüm e-ticaret sitelerinde satışa sunulduğunu, davaya konu ... markası ile müvekkili adına tescilli ... ... markaları arasında ayniyet olduğunu, ... ibaresinin ... marka olduğunu, bu ibarenin arka planda bırakılması gerektiğini ve marka değerlendirmesinde baskın unsurun ... olduğunu, taraf markaların esas unsurları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayniyet bulunduğunu, dava konusu marka ile müvekkilin markası arasında sınıfsal benzerlik bulunduğunu, dava konusu markanın 09 ve 35. Sınıfta yer alan tüm emtialar da müvekkiline ait markanın ise 09 ve 14. Sınıfta yer alan mallarda tescilli olduğunu, müvekkiline ait markanın 14. Sınıfta yer alan saatler ile dava konusu markanın başvuru kapsamında yer alan “...” mallarının ilişkili olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu, tüketiciye her türlü rekabet kaygısı dışında yüksek bir kalite sunduğunu, karşı tarafın müvekkilinin tanınmışlığından haksız olarak yararlanacağını, ayırt edici gücünü istismar edeceğini, markanın itibarının zarar göreceğini, bu nedenle başvurunun 6/5 anlamında reddinin gerektiğini, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu belirterek ... ...’nın 26.08.2021 tarih ve ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı ... markasının tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı Firmaya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı ancak dosyaya vekaletname ibraz edildiği , herhangi bir dilekçe veya beyan sunulmadığı görülmüştür. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.ÖNCEKİ DEĞERLENDİRME;Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markasının kabul edilen kısımları açısından davacı firmanın mesnet markası ile SMK 6/1 maddesi açısından taraf markaları arasında iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre markasının tanınmışlığı ve SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetle yapıldığı iddiasının davalı başvurusuna ve alınan ... kararına etki edip etmeyeceği ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.... kararının 27/08/2021 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 26/10/2021 tarihinde ve 6769 sayılı SMK 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ... sayılı kararında; ''... başvuru numaralı ''...'' ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın kısmen reddi yönündeki ... kararına karşı, yayına itiraz sahibi firma tarafından, başvurunun ... sayılı ''...'' ibareli markaya dayanılarak 6769 s. SMK 'nın 6 (1), (5) ve (9) uncu bentleri uyarınca tümden reddi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. ................. Bu kapsamda yapılan inceleme sonucunda başvuru ile itiraz gerekçesi markanın benzer olduğu görülmüş ve başvuru ile tescili talep edilen “09. Sınıf: Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. 35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” ... sayılı markanın tescil kapsamında bulunan mallarla aynı/aynı tür/ilişkili olduğu tespit edilmiş ve belirtilen mallar/hizmetler bakımında da markalar arasında karıştırılma ya da ilişkilendirme olasılığı bulunduğu tespit edilmiştir. ........ Hükümden de anlaşılacağı üzere 6769 S. SMK’nın 6/5 bendi, bir markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle başka bir markanın tesciline engel teşkil edebilmesi, bu tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabilmesi, markanın itibarına zarar verebilmesi veya söz konusu markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilmesi ihtimallerine dayandırmaktadır. Dolayısıyla, bir markanın sektöründe belirli bir bilinirliğe sahip olması, aynı ya da benzer başka bir markanın farklı mallar üzerinde tesciline engel oluşturabilmesi için yeterli olmayıp, aynı zamanda yukarıda belirtilen şartların oluşması gerekmektedir. Buradan hareketle, itiraz sahibi yukarıda sayılan durumların, olayların olağan akışı içinde öngörülebilir olması bakımından gerçekleşmesi muhtemel olduğunu ortaya koymak zorundadır. Bu amaçla itiraz sahibi, markasına verilecek zararın ya da markasının üzerinden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını gösterir ve olayların olağan akışı içinde belirtilen durumların gerçekten olası olduğu yönünde bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak deliller sunmalı veya en azından mantıklı bir sav ileri sürmelidir. Tüm bu bilgiler ışığında yapılan değerlendirme de sunulan bilgi ve belgelerin itiraz gerekçesi markanın Türkiye’de tanınmışlık düzeyine ulaştığı sonucuna ulaşmak için yeterli olmadığı gibi başvurunun tesciline konu mallar/hizmetler bakımından tescile bağlanması durumunda itiraz gerekçesi markalara verilecek zararın ya da bu markaların ününden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını göstermede de yeterli olmadığı tespit edilmiştir. 6769 S. SMK’nın 6/9 bendi “kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir “hükmü amirdir. Ancak başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi sadece markalar arasındaki benzerlik ve iltibas iddiasına dayandırıldığından ve Kurul’un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına kötü niyet iddiasının kabulü için bir kanıt teşkil etmediğinden (....Genel Mahkemesi 01/02/2012 tarih, ... sayılı ....) bu gerekçenin de kabulü mümkün olmamıştır. Belirtilen nedenlerle işbu itirazın kısmen kabulü gerekmiştir.KARAR: İtirazın kısmen kabulüne ve başvurunun 09. Sınıf: Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri. 35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) bakımından reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' ifade edilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 24/06/2022 tarihli raporda ÖZETLE; " Davaya konu olan ... sayılı " ...+..." markası ile davacının mesnet gösterdiği ... ibareli marka her ne kadar görsel ve işitsel olarak benzer olsa da taraf markaların kapsamlarındaki mal ve hizmetlerin tamamen farklı olması nedeniyle 6769 S. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı,Davaya mesnet gösterilen markaların tüketici nezdinde bir farkındalığının olduğu ancak uyuşmazlığın çözümü zaten SMK 6/1 maddesi anlamında yapılmış olup 6/5 maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı,Dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddiasına ait delil bulunmadığı, kötüniyet iddiaları hususunun Sayın Mahkeme’nin takdirinde olduğu, " şeklinde ifade edilmiştir.Mahkememizce yapılan yargılama sonunda 17/10/2022 tarih ve .... sayılı Karar Sayı ile " Davalının "...+... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil benzerlik oluşmuş ise de; davalı markasının kapsamında kalan (yani çıkarılmayanlar) emtialar ile davacının itiraz mesnedi markasının kapsamındaki emtialar benzer olmadığı gibi ilişkili ve bağlantılı mallar/hizmetler de bulunmadığından SMK 6/1 maddesindeki iltibas/karıştırılma koşulu oluşmadığı; SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Neticeden davanın reddine..... " şeklinde karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından İSTİNAF yoluna gidilmiş olup ..... HD.nin 13/02/2025 tarih ve .... sayı ile "6100 sayılı HMK’nın 294. maddesi gereğince mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi, her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. HMK’nın 297/2. maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Yine HMK’nın 298/2. maddesi gereğince de gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Kararın gerekçesi ile hükmün de birbirine uyumlu olması gerekir. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyetine ve kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141. maddesine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun .... sayılı ilamında değinildiği üzere, 10.04.1992 tarih, .... sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olması gerektiğini öngörmektedir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İçtihadı Birleştirme Kararlarının bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Kısa kararla gerekçeli karar ve hüküm arasındaki çelişkiye cevaz verilmemesinin amacı, kamunun mahkemelere olan güveninin sarsılmamasına yöneliktir. Tefhim edilen hüküm başka, gerekçeli karardaki hüküm veya gerekçe başka ise bu durumun, mahkemelere olan güveni sarsacağı tartışmasızdır. İçtihadı Birleştirme Kararında bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde, başka hiçbir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın, kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.Somut uyuşmazlıkta, hükmün gerekçe kısmının son paragrafında, "Davalı firma kendisini vekil ile temsil ettirmesine rağmen dosyaya herhangi bir dilekçe sunulmadığı, duruşmalardan herhangi birine de iştirak edilmediğinden davalı firma lehine vekalet ücreti hükmedilmemiştir." denilmesine rağmen, hüküm kısmında davalı Şirket yararına da vekalet ücretine hükmedilmiştir. Bu durum, az yukarıda açıklanan hükmün gerekçesi ile sonuç kısmının birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırıdır. O halde anılan İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı arasındaki çelişki giderilecek şekilde yeniden bir karar verilmesi zorunlu olduğundan, usul ve yasaya aykırı olan hükmün kaldırılması gereklidir. Kabule göre de; taraf markalarının kapsamlarında yer alan mal ve hizmetler arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzerlik olup olmadığı yönünden ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporuna, davacı vekili tarafından ciddi ve gerekçeli itirazlar ileri sürülmüş olup, bu itirazlar değerlendirilmeksizin hüküm kurulmuştur. Oysa, içinde dava konu markaların kapsamlarında yer alan ürünlerin ilgili olduğu alanda uzman bilirkişilerin de bulunduğu bilirkişi heyetinden, davacının ciddi ve gerekçeli itirazlarını değerlendirecek şekilde bir bilirkişi raporu alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, ilk derece mahkemesi bu yönden de yerinde görülmemiştir. Her ne kadar bölge adliye mahkemeleri, hukuki denetimin yanında aynı zamanda maddi vakıa incelemesi de yaparak, tahkikat sonucuna göre yeniden esas hakkında hüküm kurabilir ya da yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde, veyahut kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verebilirse de somut olayda, mahkemece verilen hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı arasında çelişki olduğundan, ortada hukuki ve maddi vakıa denetimine elverişli bir hüküm de bulunmamaktadır. Bu nedenle, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın esası incelenmeden kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile .... Hukuk Mahkemesinin 17/10/2022 gün ve ..... sayılı kararının KALDIRILMASINA.2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE....." şeklinde İADE kararı ile dosya yeniden mahkememize gönderilmiştir.YENİDEN DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE:... iade kararında geçtiği şekilde 3 kişilik yeni heyet oluşturularak rapor alınmıştır.Bilirkişi heyetinin sunduğu 24.11.2025 Tarihli raporda ÖZETLE " (1) SMK md. 6/1 kapsamında itiraza mesnet ... sayılı ... ibareli davacı markasının tescili kapsamındaki 9. Sınıfta yer alan; “Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesı (reprodüksiyonu) için cihazlar (veri işlem, haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar bilgisayar yazılımları ve bilgisayar çevre donanımları dahil) Ana fonksıyonu uyarı ve alarm olan cihazlar (taşıt alarmları hariç), elektrikli ziller.” Emtiaları ile ... sayılı ...+... ibareli başvuru markasının tescil kapsamından çıkartılmamış olan 9. sınıftaki; “Elektronik devreler, Antenler, uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları, sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları” emtialarının birbiri ile benzer/ilişkili mallar oldukları,(2) İtiraza mesnet ... sayılı ... ibareli davacı markasının tescili kapsamındaki 14. Sınıfta yer alan; “Saatler ve zaman ölçme cihazları (kronometreler, metronomlar ve parçaları” Emtiaları ile ... sayılı ...+... ibareli başvuru markasının tescil kapsamından çıkartılmamış olan 9. sınıftaki; “Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları.” Emtiaları, aynı mal/hizmet sınıfında yer almasa da aynı tür emtialar oldukları,(3) Başvuru markasının 35. Sınıf kapsamında yer alan “perakende/toplu satış hizmetleri”, davacının tescilli itiraza mesnet markasının 9. sınıf elektronik cihazlarının ve 14. Sınıfta yer alan saat ve zaman ölçme cihazlarının, sunumunu da kapsayabileceğinden hizmet ve mal arasında tamamlayıcı ilişki bulunması nedenleriyle söz konusu mal ve hizmetlerin birbiri ile benzer/ilişkili mal ve hizmetler oldukları,(4)Davacının itiraza mesnet ... sayılı ... ibareli markası ile ...+... ibareli ... sayılı başvuru markası arasında görsel ve işitsel olarak benzerlik bulunduğu,(5) SMK 6/1 kapsamında markaların genel izlenim yönünden benzer olduğu ve başvuru markasının kapsamından çıkartılmamış olan yukarıdaki (1), (2) ve (3) nolu sonuç kısmında belirtmiş olduğumuz mal ve hizmetler bakımından aralarında ilişkilendirme ve karıştırma olasılığının olacağı, iltibas tehlikesinin bulunduğu,(6) SMK md. 6/5 kapsamında; davaya konu marka başvurusunun yapıldığı 04.06.2020 itibarıyla Davacının “...” esas unsurlu markasının “refleks halinde müdahaleye ihtiyaç duymadan hatırlanan tanınmış bir marka olduğu/tanınmışlık düzeyinin korunduğu”nun ispatlanamadığı,(7)Davacının SMK md. 6/9 Kötü niyet iddialarına ilişkin Takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu, " şeklinde ifade edilmiştir.Davacı vekilinin aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.Davalı başvuru Markası Davacı Markası ...+... (...) ... (...)09,35. Sınıf 09,14. SınıfÖnceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının "...+... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ..." ibareli tescilli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; her iki taraf markasının asli belirleyici unsuru "..." olduğundan davalı başvurusunun davacı markasının ibaresine yaklaşma/yakınlaşma çabası içinde olduğu ; diğer yönden taraf markaları açısından dava konusu edilen ... sayılı markanın kapsamında yer alan 9. Sınıftaki " Antenler , uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Elektronik devreler .... Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları..... Sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. " malları ile 35. Sınıfta yer alan " Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için .... Antenler , uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Elektronik devreler .... Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları..... Sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Mallarının bir araya getirilesi hizmetleri ( belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir ) " hizmetleri davacıya ait markanın kapsamındaki mallar/hizmetler ile aynı/benzer/ilişkili olup bu açıdan taraf markalarında ilişkili ve bağlantılı mallar/ hizmetler olduğundan emtia benzerlik oluştuğu; (bilirkişi heyet raporundaki tabloda sayfa 7-8- 9 da gösterildiği şekilde)İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu yukarıda belirtilen mallar/ hizmetler yönünden ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "...+... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ..." ibareli tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki taraf markasında bir yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından benzerlik nedeniyle başvuru konusu işaret ile davacının markası arasında yukarıda belirtilen mallar/hizmetlerde işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşabileceğinden bu emtialarda SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; Bunun dışında kalan emtialarda ise SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı; Diğer yönden ise ; SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Ancak; bu durumlar yukarıda izah edilen SMK 6/1 maddesindeki kısmi iltibası ortadan kaldırmadığından neticeden davanın kısmen kabulü gerekmiştir. Davalı firma vekili dosyaya herhangi bir dilekçe sunmadığı, duruşmalara da katılmadığından davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmemiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-Dava konusu ... ... sayılı ... kararının dava konusu edilen ... sayılı markanın kapsamında yer alan 9. Sınıftaki " Antenler , uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Elektronik devreler .... Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları..... Sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. " malları ile 35. Sınıfta yer alan " Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için .... Antenler , uydu antenler, yükselticiler ve bunların parçaları. Elektronik devreler .... Birim zamandaki tüketim miktarını ölçen sayaçlar ve zaman ayarlayıcıları..... Sinyalizasyon, işaretle bildirme cihazları ve araçları. Mallarının bir araya getirilesi hizmetleri ( belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir ) " hizmetleri açısından ... kararının KISMEN İPTALİNE, marka tescilli olmadığından hükümsüzlük konusunda karar verilmesine yer olmadığına, 3-Diğer kısımlar yönünden davanın reddine ,4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL maktu karar harcından peşin alınan 59,30 TL'nin düşümü ile bakiye 672,7 TL'nin davalılardan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,5-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine,6-AAÜT uyarınca 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan eşit tahsiliyle davacıya verilmesine,7-Davacının yaptığı 17.350,00 TL bilirkişi ücreti, 330,00 TL tebligat gideri, 59,30 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 17.739,30 TL nin kabul ve red oranına göre takdiren 1/2 si olan 8.869,65 TL nin davalılardan eşit tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma vekilinin yokluğunda 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.11/03/2026 Katip .... Hakim ....E-İmzalıdır E-İmzalıdır