İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin, kefil sıfatıyla imzalanan senedin geçersizliği ve bedelsizliği iddialarıyla menfi tespit davasının istinaf incelemesi.
Özet: Davacı, üçüncü şahıs lehine teminat amacıyla kefil olarak imzaladığı ve alacaklı tarafından gerçeğe aykırı doldurulduğunu (nakten ibaresi, miktar, tanzim yeri) iddia ettiği senede dayalı icra takibine karşı, ürünler teslim edilmeden önce kefillikten vazgeçme ihtarı çekmesine rağmen senedin işleme konulduğunu ileri sürerek borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptalini talep etmekte; davalı ise davacının senede attığı imzanın adi kefalet değil, aval hükmünde olduğunu savunmaktadır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/471
KARAR NO : 2026/1308
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : MUĞLA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20.12.2023
NUMARASI : 2022/1200 E. - 2023/957 K.
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit
KARAR TARİHİ : 10.09.2026
KARAR YAZIM TARİHİ: 10.09.2026
Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.12.2023 tarih 2022/1200 E. - 2023/957 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :Davacı vekili, Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2021/9549 Esas sayılı dosyasından davacı hakkında kefil sıfatıyla imzası bulunan senede dayalı olarak örnek 10 icra takibi başlatıldığını, davacı işi sebebi ile uzun süredir İstanbul da olması sebebi ile dosyadan gönderilen tebligatın muhtar tarafından alındığını, davacının haberi olmadığını, hakkında açılan takipten haberdar olduktan sonra alacaklı davalı ile yapmış olduğu görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, takibe konu senet metninde senedin dayandığı temel borç ilişkisini gösterir bedel kaydı nakten olarak belirtildiğini, ancak dava dışı senet borçlusu .... ile alacaklı ... arasında davacının da kefil olduğu herhangi bir para alışverişi olmadığını, iş bu senete ait ekran görüntüsü çıktısı bulunan üzeri senet altı alınan malları belirtir defter sayfasının gönderildiğini, bu evrakta satıldığı iddia edilen ürünlere ilişkin kesilen faturalarında gönderildiğini, davalı alacaklı senedin sebebini gerçek ilişkiye aykırı olarak doldurduğunu, senet geçersiz olup davacının davalı alacaklıya herhangi bir borcu bulunmadığını, senedin ihdas sebebinin değiştirilmesi halinde ispat yükü davalı alacaklıda olup 3. kişi ... ile aralarında davacının da kefil olduğu nakit olarak bir borç/alacak ilişkisini davalı alacaklı yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, davalı alacaklı yanca senedin sebebinin talil ettiğini beyan ederse de davalı alacaklının alacağını yazılı deliller ile ispat etmesi gerektiğini, davalının mal, ürün verdiğini ispat etmesi gerektiğini, davacı davalı alacaklıdan herhangi bir nakit yada eşya almadığını, bu senet ile ilgili olarak üçüncü kişi ...’in 27.08.2020 tarihinde şüpheliye ait ... isimli firmadan bir kısım ev eşyaları siparişi verdiğini, bu satışa karşılık teminat olarak bu senetin verildiğini ve müvekkilinin de kefil olarak seneti imzaladığını, üçüncü kişi ... ile yaşadığı problem sebebi senedi imzaladıktan ancak siparişe konu ürünler üçüncü kişiye teslim edilmeden önce davalının işleri ile ilgilenen oğlu ....yı aradığını, ürünlerin teslim edilmesiyle Fethiye 7. Noterliği'nin 10.10.2020 tarih ve 13025 nolu ihtarı ile senedin geçersizliği, kefilliğin iptali için ihtarname gönderildiğini ve bu ihtarın 12.10.2020 tarihinde ....'ya tebliğ edildiğini, davalının sonradan senedi davacının rızasına aykırı olarak doldurduğunu ve işleme koyduğunu, davacı hakkında bedelsiz kalmış senedi icraya verdiğini, senette herhangi bir idari birim belirtilmediği halde senede '' Fethiye' ibareleri sonradan davalı alacaklı yanca eklenilerek senede kambiyo vasfı kazandırıldığını, senedin ödeme tarihi hem yazı ile hem de rakam ile yazılacak yerleri boş olduğu halde farklı tarih ile doldurulduğunu, senede konu ürünlerin listesinde ürünlerin toplam bedeli için kalan borç 36.000,00 TL olduğu halde senette 41.000,00 TL yazılarak senet faturaya uyarlanmaya çalışıldığını, davalı alacaklı davacı ile nakden bir alış veriş yapmadığı gibi davacıya satmış olduğu bir ürün de olmadığı halde iş bu senedi davacının rızasına doldurarak, davacı açısından bedelsiz kalmış senedi icraya koyduğunu, davalı alacaklı hakkında Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu, Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/3718 Sor. Sayılı dosyası ile soruşturma da devam ettiğini, davacının açılan icra takibi sebebi ile mağdur olduğunu, davacının daha fazla mağdur olmaması için Fethiye İcra Müdürlüğü'nün 2021/9549 Es sayılı dosyasının tedbiren davacı açısından durdurulması gerektiğini, davanın kabulünü, Fethiye İcra Müdürlüğünün 2021/9549 Esas sayılı dosyasından davacı ...'in borçlu olmadığının tespitini ve takibin davacı açısından iptalini, konulmuş olan tüm hacizlerin kaldırılmasını, davalının ana alacağın %20'si oranındaki tazminatının davalıdan tahsilini ve yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP : Davalı vekili, davacı tarafın, dava dilekçesinde, kefil sıfatına haiz olduklarını ve uyuşmazlığın da kefaletin genel hükümlerine göre çözülmesi gerektiğini iddia ettiğini ancak davaya konu icra takibinin dayanağının bir bono olup, bonunun ön yüzüne davacı tarafından atılmış olan imzanın aval hükmünde olduğunu, öncelikle, uyuşmazlığın Türk Borçlar Kanunu'nun kefalet hükümlerine göre çözümlenmeye çalışılmasının hatalı olduğunu, uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nun aval hükümlerine göre aydınlatılması gerektiğini, lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval verenin bu geçersizliği ileri süremeyeceğini, Türk Ticaret Kanunu m. 702, aval veren kişinin, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olacağını, bu sorumluluğun lehine aval verilen kişinin sorumluluğundan bağımsız bir sorumluluk olduğunu, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç batıl olsa bile aval verenin taahhüdünün geçerli olacağını, aval verenin, senet hamiline karşı, lehine aval verdiği kişiye ait kişisel def‘ileri bile ileri süremeyeceğini belirtmekte olduğunu, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurul kararları ile somut olaydaki ilişkiyi açık ve net bir şekilde açıklamakta ve davacının iddialarının hiçbirinin dinlenemeyeceğini , davacı tarafın borcun esasına ilişkin hiçbir iddialarını, savunmalarını, defilerini veya itirazlarını kabul etmediklerini, dava konusu bonoda, herhangi bir tahrifat olmadığını, davacının, dava dilekçesinde, senette tahrifat yapıldığı iddiası ile müvekkili hakkında şikayetçi olduğunu, T.C. Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/3718 Esas ve 2022/2440 Karar numaralı 29/03/2022 tarihli kararıyla müvekkili hakkında takipsizlik kararı verildiğini, davacının senette tahrifat yapıldığına ilişkin iddialarının asılsız ve dayanaksız olduğunun , müvekkiline gerekli ödemelerin yapılmadığını, davanın reddi ile müvekkili yararına %20 den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine, HMK madde 329 gereğince müvekkili ile aralarında tanzim etmiş oldukları vekalet ücret sözleşmesi gereğince dava değeri üzerinden hesaplanan asgari vekalet ücretinin kötüniyetli olan davalı tarafından tazmin edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, menfi tespit davasında takibe konu kambiyo senedinin bedelsizliğini ileri süren davacının bu iddiasını ispat ile mükellef olduğu, dava konusu takibin kambiyo senedine dayandığını, dolayısı ile senede karşı senet ile ispat kuralı çerçevesinde, davacının senet bedelinin ödendiğini ya da senet içeriğinin gerçek ilişkiye aykırı doldurulduğunu ispat etmesi gerektiğini, uyuşmazlığın davacı iddialarının yazılı delille ispatının zorunlu olup olmadığı noktasında toplandığı, bu kapsamda öncelikle, alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin hukuksal niteliğini irdelenmesi gerektiği, davacı tarafın senetteki imzaya itiraz etmeyip, senedin bazı kısımlarının sonradan doldurularak tahrifat yapıldığını iddia etmiş ise de senedin sonradan doldurulmasının hukuka aykırı durum teşkil etmediği, bunun tahrifat olarak nitelendirilmediği uygulamada ve içtihatlarla sabit olduğu, kaldı ki bu hususta başlatılan soruşturma sonucu Fethiye CBS 2022/3718 Esas sayılı dosyasından kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği, menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıda ise de kambiyo senedine dayalı menfi tespit taleplerinde ispat yükünün borçluda olduğu, buna göre senedin ihdas nedeni de nakden olduğundan ve davalı yan tarafından davacı tarafça iddia edilen ilişkiler kabul edilmediğinden nakden düzenlenen senet borcunun bulunmadığına yönelik iddianın davacı tarafça ispatlanması gerekmekte olup, davacı taraftan senede karşı aynı mahiyette başkaca herhangi bir delil ibraz edilmediği, davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığından davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, yerel mahkemece her ne kadar kambiyo senedine dayalı menfi tespit davalarında ispat yükünün borçluda olduğu, davalı alacaklı yanca senedin ihdas nedeni nakden olup davalı/alacaklı yanca iddia edilen hukuki ilişkiler kabul edilmediğinden beisle ve davacı yanca aynı mahiyette yazılı delil de ibraz edilmediği belirtilse de; dosyadan hazırlanan bilirkişi raporu ve celp edilen kayıtlardan davalı/alacaklının tacir olduğu, ticari defterlerinin incelenmesinde takibe konu senede ilişkin fatura kayıtlarının bulunduğunun tespit edildiğini, davalı/alacaklının ticari defterlerinin incelenmesinde mobilya satışı sebebi ile takibe konu senedin ihdas edildiğinin sabit olduğunu, bu sebeple davalı/alacaklının ticari defterleri ile ortaya konulduğu üzere senedin ihdas sebebi nakden değil malen olmalı iken, davalı/alacaklı yanca senedin ihdas sebebinin değiştirildiğini, bunun yanı sıra dosyaya sunulan ''üzeri senet altı alınan malları belirtir defter sayfası'' şeklinde evrak ile dosyadan düzenlenen fatura birlikte değerlendirildiğinde senedin ihdas sebebinin mal satışına ilişkin olduğunun ortaya konulduğunu, tüm bunların yanı sıra üçüncü kişi....’in 27.08.2020 tarihinde davalı/alacaklıya ait ... isimli firmadan bir kısım ev eşyaları siparişi verdiğini, bu satışa karşılık teminat olarak bu senedin verildiğini, müvekkilinin de kefil olarak senedi imzaladığını, ancak üçüncü kişi ... ile yaşadığı problem sebebi senedi imzaladıktan ancak siparişe konu ürünlerin üçüncü kişi teslim edilmeden, fatura düzenlenmeden öncedavalının işleri ile ilgilenen oğlu ....yı aradığını , ancak sonradan ürünlerin teslim edildiği öğrenilince Fethiye 7. Noterliği'nin 10.10.2020 tarih ve 13025 nolu ihtarı ile senedin geçersizliği, kefilliğin iptali için şüpheliye ihtarname gönderdiğini ve bu ihtarın 12.10.2020 tarihinde şikayetçinin oğlu....'ya tebliğ edildiğini, bu mesajlar dahi yazılı delil başlangıcı hükmünde olmasına rağmen yerel mahkemece bu hususların değerlendirilmediğini, tüm bu husular birlikte değerlendirildiğinde davacının davalı/alacaklıya herhangi takibe konu senet sebebi ile herhangi bir borcu bulunmadığını, davalı/alacaklı yanca ürünlerin 3. kişiye teslim edilmeden önce, fatura düzenlenmeden önce borçlu olmadığı belirtildiği halde kötü niyetli olarak 3. kişiden alacağını tahsil edemeyince senet metnini hukuki ilişkiye aykırı olarak değiştirdiğini ve işlem koyduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE :Dava, İİK'nın 72/3 maddesine göre İcra takibinden sonra açılmış menfi tespit istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Davacı vekilinin istinaf sebepleri arasında yer alan dava konusu senedin kambiyo senedi vasfı taşımadığı sonradan doldurulduğu, ispat yükünün davalıda olduğu, yapılan bilirkişi incelemesinde de senedin talil edildiğinin belirlendiğini, ispat yükünün davalıda olmasına rağmen ispat edilemediğini, malın teslim edildiğinin ispatlanması gerektiğini, bu konuda yeterli delil toplanmadan karar verildiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
Davacının istinaf talepleri içerisinde yer alan senedin kambiyo senedi vasfı taşımadığı usule aykırı olarak doldurulduğu konusunda Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/3718 Esas dayalı soruşturmasında takipsizlik kararı verildiği belirlenmiştir. Ayrıca davacının bu iddiasını ispatlayacak yani senedin taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasını ispatlayacak yazılı bir delil de bulunmamaktadır .
Davalının cevap dilekçesinde belirtmiş olduğu üzere TTK madde 700 ve 702 arasında düzenlenen aval hükümlerinin Somut olayda uygulanması gerekmektedir. Davacının bu senette kefil sıfatıyla imzasının olması durumunda TTK madde 700 ve devamına göre bu imza aval veren olarak kabul edilmektedir . Bu halde senet TTK madde 700 /2 f. Gereği " (2) Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir." şekle ait noksanlar dışında aval veren tarafı bağlamaktadır. Somut olayda da senette şekle ait bir noksan olduğu ispatlanmıştır. Dolayısıyla davacı bu senetten dolayı aval veren sıfatıyla sorumludur.
Davacı taraf her ne kadar senedin talil edildiğini ileri sürmüş ise de bu iddiasını ispatlayacak deliller mevcut olmadığı gibi davalı tarafından da senedin talil edildiği kabul edilmemiştir. Bunun aksinin kabulü hâlinde dahi yaptırılan bilirkişi incelemesinde senedi düzenleyen tarafın yani asıl borçlunun alacaklıya borç borcunun bulunduğu 04.08.2023 tarihli bilirkişi raporuyla belirlenmiştir .Sonuç olarak bu senedin bu mal satışına ilişkin olduğu kabul edilecek olsa dahi bunu kabullenecek olsa dahi alacaklının alacağının mevcut olduğu ve borcun bulunduğu sabittir. Dolayısıyla talil iddiası kabul edecek olsa dahi davalının alacaklı olduğu belirlendiğinden davacının bu senetten dolayı borçlu olmadığını kabul etmek mümkün değildir. Bilirkişi incelemesinde de bu durum belirlenmiş olup mahkemece yapılan değerlendirmede de davacının iddiasını ispat edemediği belirlenmiş olup davanın reddine ilişkin kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 10.09.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.