Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Yetkilendirilmiş Tüzel Kişiler Yönetmeliğindeki ceza puanı uygulamasının idari tedbir mi yoksa kanunilik ilkesine tabi idari ceza mı olduğunu değerlendiriyor.
Özet: Danıştay, Maden Kanunu kapsamında yetkilendirilmiş tüzel kişilerde çalışan personele uygulanan ve belirli bir ceza puanına ulaşılması halinde imza yetkisinin bir yıl süreyle askıya alınmasını öngören "ceza puanı" sisteminin, Anayasanın 38. maddesindeki "suç ve cezaların kanuniliği" ilkesi uyarınca bir kanunla düzenlenmesi gereken idari ceza niteliğinde mi yoksa kamu hizmetinin aksamadan yürütülmesini sağlamaya yönelik, yönetmelikle düzenlenebilecek idari tedbir niteliğinde mi olduğu hususunu inceleyerek, bu uygulamanın idari tedbir kapsamında değerlendirilmesi ve dolayısıyla kanuni bir dayanağa ihtiyaç duymadan yönetmelikle düzenlenebileceği sonucuna varmıştır.

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No : 2023/2825Karar No : 2025/1041 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... OdasıVEKİLİ : Av....KARŞI TARAF (DAVALI) :... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Sekizinci Dairesinin 03/03/2023 tarih ve E:2022/5874, K:2023/1020 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: 03/06/2016 tarih ve 29731 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yetkilendirilmiş Tüzel Kişiler ile İlgili Yönetmelik'in 2. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "süresinin uzatılması" ibaresinin, 5. maddesinin 5. fıkrasının, 6. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendinin, 10. maddesinin 1., 5., 6., 12., 13., 14., 15., 17. ve 18. fıkralarının, 12. maddesinin, 17. maddesinin 2., 3., 4., 5., 6., 7. ve 8. fıkralarının, 18. maddesinin, 21. maddesinin 3., 7., 9., 10., 12. ve 13. fıkralarının, Geçici 1. maddesinin, Geçici 2. Maddesinin, ekinde yer alan Ek-2 ve Ek-4'ün iptali istenilmiştir.Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 03/03/2023 tarih ve E:2022/5874, K:2023/1020 sayılı kararıyla, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2022 tarih ve E:2021/2515, K:2022/2035 sayılı kısmen bozma kararına uyularak;3213 sayılı Maden Kanunu'nun 3. maddesinde yer alan yetkilendirilmiş tüzel kişiler tanımı ile 10. maddesinin 11. fıkrası, 17. maddesinin 4. fıkrası, 24. maddesinin 1. fıkrası, 29. maddesinin 3. fıkrası, Geçici 30. maddesi ve Yetkilendirilmiş Tüzel Kişiler ile İlgili Yönetmelik'in 17. maddesinde yer alan kurallar aktarılarak, 04/02/2015 tarih ve 6592 sayılı Kanun ile 3213 sayılı Maden Kanunu'na "yetkilendirilmiş tüzel kişiler" tanımının eklendiği, bu tanımda yetkilendirilmiş tüzel kişilerin, Maden İşleri Genel Müdürlüğünce yetkilendirilen, bu Kanun kapsamında Genel Müdürlüğe verilmesi gereken rapor, proje ve her türlü teknik belgeyi hazırlamaya yetkili, şirket hisselerinin yarısından fazlasının sahibinin mühendis olduğu ya da bünyesinde nitelik ve nicelikleri yönetmelikle belirlenen mühendisler çalıştıran maden arama ruhsat sahibi veya işletmesi olan tüzel kişileri ifade ettiğinin belirtildiği,Aynı Kanun ile 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesine eklenen 11. fıkrada ise, yetkilendirilmiş tüzel kişilerin Genel Müdürlükten yetki belgesi almakla yükümlü oldukları kuralına yer verildiği; yetki belgesinin verilmesi, denetimi, uyarılması, yetki belgelerinin askıya alınması ve belgenin iptal edilmesi ile ilgili usul ve esasların da yönetmelikle belirleneceğinin öngörüldüğü,Kanun'un bu hükmüne dayanılarak çıkarılan dava konusu Yetkilendirilmiş Tüzel Kişiler ile İlgili Yönetmelik'in 17. maddesinde, yetkilendirilmiş tüzel kişilerin denetlenmesi, belgelerinin iptali ve askıya alınması ile ilgili düzenlemelerin yapıldığı, söz konusu maddenin 4. fıkrasında ise, yetkilendirilmiş tüzel kişilerde çalışan personele yönelik düzenlemenin yapıldığı, bu düzenlemede, yetkilendirilmiş tüzel kişilerde çalışan personele bu Yönetmelik'in Ek-2’sinde yer alan ceza puanlarının uygulanacağı, personelin ceza puanının yüz ceza puanına ulaşması halinde ise ilgili personelin bu Yönetmelik kapsamında bir yıl süre ile rapor, proje ve her türlü teknik belgeyi imzalayamayacağı, bu kapsamda imza yetkisi alınan personelin ceza puanının sıfırlanacağı hükümlerine yer verildiği,Davacı Oda tarafından, Yönetmelik’in dayanağı 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinde; yetki belgesinin verilmesi, denetimi, uyarılması, yetki belgelerinin askıya alınması ve belgenin iptal edilmesi ile ilgili usul ve esasları belirlemek amacıyla yönetmelik çıkarılacağının belirtildiği, ancak dava konusu Yönetmelik'in birçok maddesinde Kanun'da bulunmamasına ve Kanun'a aykırı olmasına rağmen "ceza puanı" uygulamasının öngörüldüğü, Anayasa'nın 38. maddesi uyarınca, ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirlerinin ancak kanunla konulabileceğinin ileri sürüldüğü,İdari yaptırımlardan "idari cezalar"da muhatabın cezalandırılması amacının, "idari tedbirler"de ise kamu hizmetinin aksamadan ve kamu düzeninin bozulmadan işleyişine devam etme amacının ağır bastığı, hizmetin düzgün işlemesini olumsuz etkileyebilecek ihlâlleri engelleyici ve durdurucu nitelik taşıyanların "idari tedbir"; idari tedbir boyutunu aşıp tedip etme ve cezalandırma boyutuna varan yaptırımların ise "idari ceza" olarak kabul edilmesi gerektiği, bu durumun bir uzantısı olarak, "idari ceza" niteliğindeki yaptırımlarda, "suç ve cezaların kanuniliği" ilkesi gibi ceza hukuku prensiplerinin uygulanması gerektiği,Uyuşmazlıkta ise, dava konusu Yönetmelik'in 17. maddesinin 4. fıkrasında, yetkilendirilmiş tüzel kişilerde çalışan personelin uymak zorunda olduğu kurallara uyulmaması durumunda öngörülen yaptırımın, "idari tedbir" niteliğinde olması nedeniyle kanunla belirlenmesi zorunluluğu bulunmayıp, yönetmelikle düzenlenebilecek nitelikte olduğunun anlaşıldığı,Bu durumda, yetkilendirilmiş tüzel kişilerde çalışan personele yönelik idari bir tedbir niteliği taşıdığı anlaşılan dava konusu Yönetmelik'in 17. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "... Personelin ceza puanının yüz ceza puanına ulaşması halinde ise ilgili personel bu Yönetmelik kapsamında bir yıl süre ile rapor, proje ve her türlü teknik belge imzalayamaz. Bu kapsamda imza yetkisi alınan personelin ceza puanı sıfırlanır." ifadelerinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle,davanın reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin hem güncel halinde hem de dava konusu Yönetmelik'in yürürlüğe girdiği tarihteki halinde gerçeğe aykırı veya yanıltıcı beyanda bulunan teknik eleman hakkında uygulanacak işlemlerin kural altına alındığı, fiilin üç yıl içerisinde tekrarı halinde Kanun gereği yapılacak beyanların 1 yıl süreyle geçersiz sayılacağı hükmüne yer verildiği, dava konusu Yönetmelik hükmünde ise, yetkilendirilmiş tüzel kişilerde görevli personelin ceza puanının yüz ceza puanına ulaşması halinde ilgili personelin bir yıl süre ile Yönetmelik kapsamında rapor, proje ve her türlü teknik belgeyi imzalayamayacağının belirtildiği, 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 5. fıkrasındaki teknik elemana ilişkin düzenlemeleri aşacak şekilde teknik eleman olan mühendislerin beyanlarının hangi halde ve ne kadar süreyle geçersiz sayılacağına ilişkin Yönetmelik hükmünde hukuka uyarlık bulunmadığı, ayrıca, Yönetmelik'in 21. maddesinin 4. fıkrasında, yetkilendirilmiş tüzel kişilere sözleşme ile hizmet veren kişi tarafından hazırlanan bilgi ve belgelerin doğru olmadığı ya da gerçeğe aykırı beyan içerdiğinin tespit edilmesi halinde ilgili kişiye bir yıl süre ile 3213 sayılı Kanun'un 10. maddesi gereğince beyanda bulunmama cezası verilerek ilgili meslek odasına bildirileceği düzenlemesine yer verildiği, aynı hizmeti gören yetkilendirilmiş tüzel kişilerde istihdam edilen personel ile dışarıdan hizmet alınan personel arasında bu şekilde bir ayrıma gidilmesinde tutarlılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME:2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının;"a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,b) Hukuka aykırı karar verilmesi,c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; 4. fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin 4. fıkrasında ise, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır.Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/06/2022 tarih ve E:2021/2515, K:2022/2035 sayılı bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1. Davacının temyiz isteminin reddine,2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 03/03/2023 tarih ve E:2022/5874, K:2023/1020 sayılı kararının ONANMASINA,3. Kesin olarak, 14/05/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.