Ankara Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde, tanınmış marka sahibinin YIDK kararının iptali ve benzer markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkini davası inceleniyor.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının "..." ve benzeri tanınmış markalarıyla tescilli "..." ibareli marka başvurusu arasında yüksek düzeyde benzerlik, ayırt edicilik eksikliği ve kötü niyet iddialarıyla davalıya ait markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini ve ilgili idari kararın iptalini talep ettiği bir marka davasını ele alırken; davalılar ise markalar arasında karıştırılma ihtimali olmadığını, tanınmışlığın davaya etkisinin bulunmadığını ve başvurunun usule uygun olduğunu savunmuştur, mahkeme ise davacının itiraza mesnet gösterilen markalarıyla davalı markasının hizmet sınıfları arasında emtia ayniyeti oluştuğunu belirtmiştir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/297 Esas - 2025/270
T.C.ANKARA2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINAEsas No : 2024/297Karar No : 2025/270....Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden TerkinDava Tarihi : 05/07/2024Karar Tarihi : 09/07/2025Gerekçeli KararınYazıldığı Tarih : 09/07/2025Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili ... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :DAVA : Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davalı şirketin .... sayılı kararı ile reddedildiğini, müvekkili şirketin "..." ve "..." esas unsurlu markalarıyla bilinen perakende sektöründe öncü şirketlerden olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli pek çok marka tescili bulunduğunu, bunlardan bir kısmının ....sayılı tanınmış markanın sahibi olduğunu, dava konusu marka başvurusunun müvekkili şirkete ait markalar ile yüksek düzeyde benzer olduğunu, dava konusu markada yer alan ...." ibaresinin ilgili sınıflarda ayırt ediciliği bulunmadığını, tüketiciler nezdinde dava konusu markanın müvekkiline ait seri marka olarak algılanacağını, dava konusu markada yer alan görsel çalışmaların da ayırt edici niteliği haiz olmadığını, markaların sınıfsal bakımdan benzer olduğunu, müvekkili markasının tanınmış marka olduğunu, davalı şirketin marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu ifade ederek, .... sayılı ve "...." ibareli marka başvurusu tescil edilmişse aynı Sınıflar yönünden hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP : Davalı .... vekili cevaplarında özetle; dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, taraf markalarının orta düzeydeki tüketici tarafından benzer olarak algılanmayacağını, markaların anlam, şekil, fonetik ve bıraktıkları genel izlenim yönünden benzer olmadığını, markalar benzer olmadığından tanınmışlık hususunun davaya etkili olmadığını, marka başvurusunun SMK 6/5 maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığını, davacının kötü niyet iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, kötü niyet iddiasını destekler yeterli delil sunulmadığını,.... kararının usule ve hukuka uygun olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı şirket cevaplarında özetle; davacı şirkete ait markanın "...." şeklinde olduğunu, görsel olarak rakamla belirtildiğini, davalı şirket adına başvuru konusu edilen markanın ise "binbirlezzet" şeklinde olduğunu, markaların alakası ve benzerliği bulunmadığını, dava konusu marka başvurusunun davacıya ait seri marka olarak algılanma ihtimali olmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ile terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının 6769 sayılı kanunun 6/3, 6/5 ve 6/9 kapsamındaki itirazlarının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının ....Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, söz konusu ilana karşı davacının ..... sayılı kararı ile itirazın nihai olarak reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; Davacı tarafından itiraza mesnet gösterilen;.....sayılı markalar ise dava konusu marka başvurusundan sonraki tarihli olduğundan değerlendirmeye alınmamıştır. Dava konusu marka başvurusu kapsamında 30, 35 ve 43. Sınıf hizmetler bulunmaktadır. Dava konusu marka başvurusunun 35/05 alt sınıfı kapsamında ise 29, 30, 32 ve 33. Sınıf emtia sayılmıştır. Davacıya ait marka .... Sınıf hizmetler bakımından, taraf markaları arasında emtia ayniyeti oluşmuştur. Dava konusu marka kapsamında yer alan 30. Sınıf emtia ise, davacı markalarında yer alan (30. Sınıf emtia satışına özgülenmiş) 35/05 alt sınıf hizmetler ile benzerdir. Zira bir malın üretilmesinin doğal sonucu, o malın pazarlanmasıdır. Dolayısıyla bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi söz konusu olup, bu mal ve hizmetler tüketici nezdinde benzerdir. Neticede, dava konusu marka kapsamında yer alan emtianın tamamı bakımından, davacıya ait ...." ibareli marka arasında, emtia ayniyeti/benzerliği koşulu oluştuğu anlaşılmıştır. Dava konusu marka başvurusu, "...." ibaresinden oluşan, kapsamında hem kelime hem şekil ve renk unsurları bulunan karma nitelikte bir markadır. Markanın kelime unsurunu ...." ibaresi oluşturmakta, marka kapsamında süsleme şeklinde bir arka plan ile bir şef şapkası ve buğday başağı resimleri yer almaktadır. Markanın kelime unsurunu oluşturan ".... ibaresi, markanın esas unsuru konumundadır. "... ..." ibaresi, farklı satırlarda farklı renklerle yazılmışsa da, bir bütün olarak algılanmaktadır. Zira "... ..." ibaresi, bir tamlama niteliğinde olup, bir bütün olarak anlam taşımaktadır. .... sözlüğünde "bin bir" ibaresi, "pek çok, çok sayıda" anlamına gelen bir sıfat olarak tanımlanmıştır. "..." ibaresi ise, "Ağız yoluyla alınan tat" anlamındadır. Dolayısıyla, dava konusu marka başvurusu "pek çok tat/çok sayıda tat" anlamına gelen bir ibaredir. Davacıya ait markalar ise, genel olarak ".... ibaresinin başına harf getirilmiş ve.... şeklinde markalar oluşturulmuştur. Davacının "..." ibaresini içeren markaları ile dava konusu marka başvurusu arasında hiçbir benzerlik bulunmamaktadır. Zira dava konusu marka başvurusunda harfler ile yazılmış "..." ibaresi bulunmaktadır. ...." ibareleri, birer sayı olmaları dışında herhangi bir benzerlik taşımamaktadır. Esasen davacının "..." ibareli markaları ile dava konusu marka başvurusunun farklı olmasının bir diğer unsuru ise, "..." ibaresinin bir tamlamanın parçası olması ve bütünsel olarak davacının markalarından farklılaşmasıdır. Davacıya ait bir kısım marka ise, "..." sayısını içermektedir. Davacının "..." ibaresini içeren markaları, "..." ve "..." ibareli markalardır. Davacının "..." sayısından oluşan markalarının başına "A" veya "C" harfleri getirilmiş, "..." sayısı, rakamlar ile yazılmıştır. Dava konusu marka başvurusunda ise "..." sayısı harfler ile yazılmış ve "..." kelimesinden sonra "..." ibaresi getirilerek, "..." kelimesinin sıfat anlamı vurgulanmış, markanın anlamı "..." sayısından uzaklaşmıştır. Markalarda yer alan sayının ortaklığı nedeniyle "..." ibaresinin/sayısının okunuşundan kaynaklanan işaretsel benzerlik oluşmakta ise de, davacı markalarında "A" ve "C" harflerinin, dava konusu markada ise "..." kelimesinin varlığı, markaları bütünsel değerlendirmede işitsel olarak farklılaştırmaktadır. ".../..." ibareli markalar ile "... ..." ibaresi arasında görsel ve anlamsal olarak da benzerlik bulunmamaktadır. Gerek davacı markalarında gerekse dava konusu markada, ".../..." ibaresinin esas unsur olduğunun söylenemeyeceği, markaların kompozisyonu bakımından markaları birbirine yaklaştıracak herhangi bir unsurun da bulunmadığı değerlendirildiğinde, davacı markaları ile dava konusu marka arasında, "markaların aynı ya da benzer olması" şartının sağlanamadığı kanaatine varılmıştır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile "umumi intiba" ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır. Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar. Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır. Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, davacı markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler, genel olarak gıda ürünleri ve bu ürünlerin satışı ve tüketiciye sunumu hizmetlerinden oluşmakta olup, ilgili hizmetlerin hitap ettiği nihai tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesi açısından somut olaya bakıldığında; genel bir tüketici grubuna hitap ettiği, özellikle hizmetlerinin günlük yaşamda en çok tüketilen mal ve hizmetlerden olduğu, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani görece ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerden olduğu ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmadığı, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelemediği, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalıştığı da gözetildiğinde, bu hizmetlerde tüketicinin satın alım ve yararlanma aşamasındaki dikkatinin üst düzey olmayacağı değerlendirilmiş olup,Netice itibariyle de, dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun bir bütün olarak "... ..." ibaresi olduğu, bu ibarenin davacının gerek "..." ibareli gerekse "..." ibaresini içeren markaları ile benzer olmadığı, davacının "..." ibaresini içeren markalarının "..." ve "..." ibareli olduğu, harf ve sayının birlikte yer aldığı bir kompozisyona sahip davacı markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğunun söylenemeyeceği, dava konusu marka başvurusunda da "..." sayısının harf olarak yazılmadığı ve bir tamlamanın parçası niteliğinde olduğu, "..." ibaresinin "pek çok, çok sayıda" gibi anlamlarının da olduğu gözetildiğinde, "..." ve "..." ibarelerini bir bütün olarak değerlendirmek gerektiği, davacı markalarının kompozisyonu ile dava konusu markanın kompozisyonunun da benzer olmadığı, davacı markalarında ".... sayısı haricinde bir harfe yer verilmişken, dava konusu markada bir kelimenin yer aldığı, dava konusu marka kapsamında yer alan emtia, davacının ....sayılı "..." ibareli markasında yer alan mal ve hizmetler ile aynı/aynı tür/benzer olduğu anlaşılmış ise de, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, tüketicinin taraf markalarını aynı/benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmaması nedeniyle, somut olay bakımından markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tanınmış Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği Hususları Bakımından Değerlendirme;Tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir. Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir. Davacı şirket,..... nezdinde yaptığı itiraz aşamasında, itiraz dilekçesi ekinde Youtube video görsellerine, internet haberlerine, broşürlere, ürün tanıtım belgelerine, faturalara, internet adresinden alınan internet sitesi görsellere ve .... kararlarına yer vermiştir. Ayrıca "..." markasının tanınmış marka olarak sicile kayıtlı olduğunu ifade edilmiş olup, dosya kapsamından "A-..." ibaresi için ...sayı ile tanınmış marka tescili için 12.08.2015 tarihinde başvuru yapıldığı, bu başvurunun 22.03.2017 tarihinde kabul edildiği,Somut olayda, davacının "..." ibareli markasının davacı firma ile özdeş hale geldiği ve 35. sınıfta yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)" hizmeti bakımından tanınmış marka olduğu kanaatine varılmıştır. Somut uyuşmazlık bakımından; davacı tarafça, itiraz aşamasında dosyaya sunulan tanınmış marka kaydına dair tescil bilgisinin başvuru tarihinin 2015 olduğu ve bu talebin 2017 yılında kabul edildiği gözetildiğinde ve yine davacı yana ait "..." ibareli markanın 35. sınıfta yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için çeşitli malların bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir)" hizmeti bakımından tanınmış marka olduğu yönünde kanaat oluştuğu, fakat dava konusu marka ile davacıya ait tanınmış marka olduğu yönünde kanaat oluşmakla birlikte, davacı markasının tanınmış olsa dahi, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı olduğu, benzer olmadığı gözetildiğinde, davalıya ait markanın, davacıya ait "..." ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olmadığı kanaatine varılmıştır.Davacının Gerçek Hak Sahipliğinin Bulunup Bulunmadığı Bakımından Değerlendirme; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 6/3; "Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir." hükmünü amirdir. Bu hüküm, markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Madde hükmünde yer alan iddiaların kabul edilebilmesi için, iddia sahibinin o işaret üzerinde tescil tarihinden önce hak sahibi olması ve bunları ispat etmesi gerekmektedir. Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere, öncelik hakkı iddia eden tarafın Türkiye’deki kullanımı yerelden daha geniş bir coğrafyada olmalı, ciddi surette bir markasal kullanım olmalı ve bu kullanım ile markaya belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmektedir. Ayrıca söz konusu kullanım, dava konusu markanın başvuru tarihinden önceki tarihe ilişkin olmalıdır. İtiraz aşamasında, davacı tarafça "..." ibareli markaların kullanımını gösterir bir kısım belgelerin sunulduğu anlaşılmış ise de, bu markanın, hali hazırda davacıya ait tescil ile korunan markalardan olduğu, davacının tescilsiz bir kullanımın söz konusu olmadığı, dosya kapsamında 6769 sayılı SMK madde 6/3 anlamında davacı şirketin Türkiye’de önceki tarihli, markasal ve ciddi kullanımını ispatlar nitelikte bir bilgi/belge bulunmadığı, bu nedenle davacının gerçek hak sahipliği iddiasının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Neticede, bilirkişi raporu, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; Dava konusu marka kapsamında yer alan emtianın, davacıya ait ....sayılı "..." sayılı marka kapsamında yer alan emtia ile aynı/aynı tür/benzer olduğu, davacıya ait "..." esas unsurlu markalar ile dava konusu marka başvurusunun görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı, aralarında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, dava konusu marka başvurusu ile davacının "..." ibaresini içeren markalar arasında da karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacıya ait "..." ibareli markanın tanınmış olduğu yönünde bir kanaat oluşmakla birlikte, taraf markalarının benzer olmadığı, bu nedenle davalıya ait markaların davacı markasının tanınmışlığı gerekçesi ile haksız yarar sağlayacağı, davacı markasının itibarına zarar verilmesi veya davacı markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesine sebebiyet vereceğine dair bir kanaat oluşmadığı, davacı yanın gerçek hak sahipliğinin ispatlanamadığı, sadece markaların benzer olmasının kötü niyet olarak nitelendirilemeyeceği (ki benzer bulunmamıştır), dolayısıyla, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı, .... kararının yerinde olduğu ve iptali koşulunun oluşmadığı, hükümsüzlük ile terkin koşulunun oluşmadığı anlaşıldığından, bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M :Davanın Reddine, Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 187,80.-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,Davalı kurum kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,Davalıların yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı ve davalı kurum vekillerinin yüzlerine karşı, davalı şirketin yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.09/07/2025 Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır