İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde ticari satımdan doğan ödenmeyen fatura alacağı nedeniyle icra takibine yapılan itirazın iptali ve ispat yükü değerlendirmesi.
Özet: Bu itirazın iptali davası, davacının davalıya gıda ürünleri satışı sonrası düzenlenen faturaların süresi içinde itiraz edilmeyerek kabul edildiğini, bir kısmının ödenmesine rağmen bakiye alacağın ödenmediğini ve başlatılan icra takibine davalının borcun tamamına haksız itiraz ettiğini ileri sürerek icra takibinin devamı ile icra inkar tazminatı talebiyle açılmıştır; davalı süresinde cevap dilekçesi sunmazken, mahkeme, ispat yükünün davacıda olduğunu ve davacının davalıya hizmet verdiğini ve alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini belirtmiştir.

T.C.
İSTANBUL5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : 2025/891 EsasKARAR NO : 2026/689 Karar DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : 08/12/2025KARAR TARİHİ : 04/09/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Mersin ilinde gıda ürünleri satışı yaptığı, davalı şirket ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturaların süresi içerisinde itiraz edilmeyerek kabul edildiği, fatura bedellerinin bir kısmının ödenmesine rağmen bakiye alacağın ödenmediği, ... 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe davalının yetki itirazında bulunduğu, ... 5. İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... E sayılı kararı ile dosyanın .... 33. İcra Müdürlüğü'ne gönderildiği, ... 33. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden devam eden takibe davalı tarafından 11.07.2025 tarihinde haksız şekilde itiraz edildiği, bu itirazın takibi sürüncemede bırakmak amacıyla yapıldığı, dava öncesinde ... Arabuluculuk Bürosunun... büro dosya numarası ve ... sayılı arabuluculuk faaliyetinin sonuçsuz kaldığı, davalı ve müvekkil şirket ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği, yaklaşık ispat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davalının banka hesapları ile taşınır ve taşınmazları üzerine ihtiyati haciz konulmasının talep edildiği, davalının haksız itirazının iptali ile takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi ve tensip tutanağının tebliğ edildiği ancak cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava faturadan kaynaklı itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf davalı ile ticari ilişki sebebiyle davalı adına düzenlenen faturaları davalının ödemediğini ve bu sebeple davalı aleyhine icra takibi başlattığını davalının bu takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali davası açmıştır.... 33.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının dosyamız davacısı ..., borçlunun dosyamız davalısı .... Şti. borcun kaynağının cari hesaptan kaynaklanan alacak 260.219,00-TL olduğu görülmüştür.Borçlu tarafın itiraz dilekçesinin incelenmesinde; şirket aleyhine başlatılan icra takibine itiraz ediyoruz. Müvekkil şirketin icra takibine konu kadar borcu bulunmamaktadır. Bu nedenle yapılan takibe, borcun asıl ve ferilerine itiraz ediyoruz. Şeklinde itiraz etmiştir.Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.Somut olayda ispat külfeti davacı taraf üzerinde olup davacı taraf davalıya hizmet verdiğini ve hizmet karşılığında kendisine ödeme yapmadığı ve davalıdan alacaklı olduğunu ispatlamak durumundadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK'daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz (YHGK 28.03.2018 tarih, ... Esas ve... Karar sayılı ilamı). Huzurdaki davada taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında bir borç ilişkisi bulunduğu, cari hesap ilişkin şartların oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davacı yan cari hesap ilişkisine dayanmış ise de teknik olarak taraflar arasında açık hesap ilişkisi olduğu görülmüştür.Dosya davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmak üzere bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişinin talimat mahkemesine sunduğu raporda; Davacı ticari defter kayıtları, TTK.64/1 maddesi kapsamında dikkate alındığında yasal şartları taşıdığı, sahibi lehine delil niteliğine sahip olduğu, Davacı ticari defter kayıtlarına göre, davalı ile ticari ilişkinin 07.08.2023 tarihinde başladığı, 25.04.2024 tarihinde sona erdiği, E-Fatura ve E-Defter kullanıcısı davacı tarafından, E-Fatura ve E-Defter kullanıcı davalı şirket adına elektronik fatura düzenlenmiş olduğu, düzenlenmiş faturaların davalıya elektronik ortamda tebliğ edilmiş olduğu, tebliğ edilmiş e- faturalara davalı tarafından yapılmış herhangi bir itirazın bulunmadığı, husus dikkate alındığında borçtan davalının haberinin bulunduğunun kabulü gerektiği, davacı ticari defter kayıtlarına göre, davalıdan 260.219,67 TL tutarında alacaklı olduğu şeklinde rapor ibraz etmiştir.Davalı taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması için davalı tarafa usulüne uygun ihtarat yapılmasına rağmen davalı taraf defterlerini sunmadığından davalı ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamamıştır.HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. ... K. .... sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.Davalı taraf ticari defterlerini ibraz etmemiş olduğundan davacının ticari defterleri HMK 222/3 maddesi gereği davacı lehine kesin delil niteliğine haiz olup davacı defterleri üzerinde yapılan incelemede davacının davalıdan 260.219,67 TL tutarında alacaklı olduğu tespit edilmiş olduğundan davanın kabulü ile, davalının ... 33. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 260.219,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 260.219,00 TL'ye takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, %20 oranındaki 52.043,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Açıklanan nedenlerle;1-Davanın KABULÜ ile, Davalının ... 33. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının İPTALİNE, takibin 260.219,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 260.219,00 TL'ye takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, %20 oranındaki 52.043,80 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 17.775,56TL harçtan başlangıçta alınan 3.142,79TL'nin mahsubu ile bakiye 14.632,77 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından yatırılan 3.142,79 TL peşin harç ve 615,40 TL başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesine göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan toplam 10.210,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,6-Başvuru tarihi itibariyle hazine tarafından karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin tamamının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,7-Artan gider avansı bakiyesinin HMK 333. md göre karar kesinleşmesi halinde ilgililere iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı diğer tarafın yokluğunda tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 04/09/2026 Katip e-imzalıdır Hakim e-imzalıdır