Makam şoförünün fazla çalışma ve tatil ücreti alacakları davasında asıl işveren-alt işveren sorumluluğu, tanık beyanı ile ispat ve faiz başlangıcı hakkında Yargıtay kararı.
Özet: Çalışanın fazla çalışma ve ulusal bayram/genel tatil ücreti alacakları talebiyle açtığı davada, önceki kararın temyiz mahkemesince bozulması üzerine yapılan yargı

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2026/192 E., 2026/234 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalılar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 01.10.2010-31.03.2016 tarihleri arasında makam şoförü olarak bordrolarda görünen ücret ile çalıştığını, fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştığını ileri sürerek fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP 1. Davalı ... AŞ (....Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirket işçisi olmadığını, diğer davalı Şirketin işçisi olarak çalıştığı dönem için müvekkili Şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davalı Şirkete karşı açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.2. .....ve Danışmanlık AŞ (... Şirketi) vekili cevap dilekçesinde; davacının taleplerine karşı zamanaşımı def'i ileri sürdüklerini, çalışma saatlerine ilişkin iddiasının gerçeği yansıtmadığını ve iddia etmiş olduğu çalışma sürelerinin ve fazla çalışmaların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, evden çıkış saatinin çalışma süresi olarak kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İstanbul 15. İş Mahkemesinin12.11.2019 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 12.11.2019 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesinin 10.09.2025 tarihli kararı ile; yardımcı iş olan makam şoförlüğü işinde, işin sahibi olan davalı ... Şirketinin asıl işveren, yardımcı işi alan ve yerine getiren davalı ... Şirketinin alt işveren olduğu, davalı ... Şirketinin asıl işveren olarak davacı işçinin işçilik alacaklarından 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesi kapsamında sorumlu olduğu, ... Kurumu kayıtlarına göre davacının davalı ... Şirketi nezdinde 01.10.2010 tarihinde çalışmaya başladığı, davacının işyerinin ve davacının iş sözleşmesinin davalı ... tarafından dava dışı .....isimli Şirkete 31.12.2015 tarihinde devredildiği, dava tarihi (12.04.2016) itibarıyla 2 yıllık süre geçmediği anlaşıldığından davalı ... Şirketinin de sorumluluğunun devam ettiği, dosyaya sunulan puantaj kayıtlarında davacının ismi olmadığı gibi bu kayıtlarda davalı Şirketlerin kaşe ve imzalarının olmadığı, bilgisayarda her zaman düzenlenebilecek belge niteliğinde olması nedeniyle itibar edilmemesinin yerinde görüldüğü, davacı tarafından ispatlanan fazla çalışmaların ücretlerinin tam ve eksiksiz olarak ödendiği olgusunu işverenin ispatlayamadığı, dosya kapsamına uygun 24.01.2019 tarihli bilirkişi raporunda davalıların sorumlu oldukları dönemler için ayrı ayrı hesaplanan fazla çalışma alacaklarının kabulünün yerinde olduğu, davacının dava konusu fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları bakımından davasının belirsiz alacak davası türünde açıldığından söz konusu alacaklar için artırılan miktar bakımından faize hükmedilirken tüm alacağa dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceği hususunun gözetilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 10.09.2025 tarihli kararının süresi içinde davalı ... Şirketi tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacı işçinin talep ettiği alacaklarına dair iddiasını ispat amacıyla tanık deliline dayandığı, yargılama sırasında dinlenen davacı ...B. aynen; "Yani cumartesi günü 3 saat kadar çalışılırdı." şeklinde beyanda bulunmuş olup buna göre davacının cumartesi günü 3 saat çalıştığı kabul edilerek fazla çalışma alacağının hesaplanması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bozmaya uyularak yapılan yargılamada; davalı ...Şirketinin net 54.691,57 TL fazla çalışma ücretinden sorumlu olduğu, hesaplanan bu miktarın net 51.730,27 TL'sinden davacıyı 31.12.2015 tarihine kadar çalıştıran davalı ... Şirketinin asıl işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, fazlasından davalı ... Şirketinin tek başına sorumlu olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının çalışma saatlerine yönelik iddia ve beyanlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,b. Hesaplanan ve hükmedilen fazla çalışma ücretinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;a. Müvekkili Şirket ile diğer davalı arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi bulunmadığını,b. Fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücretine ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının fazla çalışma ücreti alacağının ispatı ve hesabına ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.