Geçici köy korucusunun iş sözleşmesine dayalı kıdem ve ihbar tazminatı talebi, ilişkinin idari işlemden kaynaklandığı gerekçesiyle idari yargı görev alanında onandı.
Özet: Geçici köy korucusu olarak görev yapan davacının iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem, ihbar ve yıllık izin alacakları talebiyle başlattığı hukuki süreçte, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, taraflar arasındaki ilişkinin iş sözleşmesi niteliğinde olmayıp idari işleme dayalı olduğu ve uyuşmazlığın çözümünde adli yargının değil idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş; Yargıtay da bu değerlendirmeyi yerinde bularak Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamış, böylece geçici köy korucularının idari statüde olduğu ve bu tür alacak davalarında idari yargının yetkili olduğu ilkesini teyit etmiştir.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/3016 E., 2026/364 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 52. İş MahkemesiSAYISI : 2025/166 E., 2025/367 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı nezdinde 15.02.2019-07.03.2025 tarihleri arasında geçici köy korucusu olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı neden olmaksızın feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının görev yerinin usulünce değiştirildiğini ancak 21.11.2024 ve devamındaki 10 gün süreyle göreve gitmediğini, hakkında disiplin soruşturması başlatıldığını ve 03.01.2025 tarihli disiplin raporu ile görevden çıkarma disiplin cezasının önerildiğini, 03.02.2025 tarihli komisyon kararı ile görevden çıkarma disiplin cezası kararı verildiğini idare hukukunda idari işlemler üzerindeki yargısal denetimin sadece işlemin hukuka uygunluğunun saptanması ile sınırlı olduğunu, takdir yetkisini ortadan kaldıracak şekilde karar verilemeyeceğini, İdarenin bir kusuru olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. 2. Davalı ... cevap dilekçesinde; kusuru bulunmayan İdare aleyhine açılan davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya bağlı olarak köy koruyucusu sıfatıyla çalıştığı, köy korucusunun ataması ve göreve başlamasının 442 sayılı Köy Kanunu'na göre idari işlem ile yapıldığı, davacı ile davalı arasında işçi işveren ilişkisinin mevcut olmadığı, dava dayanağının iş sözleşmesi olmayıp İdarenin ... ve işlemlerine yönelik olduğu, bu sebeple idari yargı yolunun görevli olduğu ve yargı yolunun caiz olmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda davacının geçici köy korucusu olarak göreve başladığı ve görevine İdarece son verildiği tarihe kadar çalışmasını sürdürdüğü, taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığı, idari işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114/1-(b) ve 115/2 hükümleri gereğince, yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine dair Mahkeme kararının usule ve mevzuata uygun olduğu gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davacının hizmet sözleşmesine tâbi 4/A kapsamında sigortalı olarak çalıştığını,2. Davaya bakma görevinin adli yargıda olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ilişkinin iş sözleşmesine mi yoksa idari sözleşmeye mi dayalı olduğu ve buna bağlı olarak uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.