Minibüs durağı kahyasının oda aleyhine açtığı işçilik alacakları davasında, işveren sıfatı bulunmayan davalı odaya karşı pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddedilmesi ve bölge adliye mahkemesi kararının Yargıtayca onanması.
Özet: Bir minibüs durağında kahya olarak çalışan davacının, davalı minibüs odasını işveren olarak gösterip kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti ve diğer işçilik alacaklarının tahsilini talep ettiği uyuşmazlıkta; ilk derece mahkemesi davacının taleplerini kısmen kabul etmesine karşın, bölge adliye mahkemesi tanık beyanlarına dayanarak davacının ücretini bireysel şoförlerden aldığını ve davalı oda ile arasında hizmet akdi bulunmadığını tespit etmiştir. Bu tespit sonucunda, davalının taraf sıfatı yokluğu (pasif husumet yokluğu) nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş olup, temyiz incelemesini yapan yüksek mahkeme, bölge adliye mahkemesinin bu kararını usul ve yasaya uygun bularak oybirliğiyle onamıştır.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 60. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/4414 E., 2026/48 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 26. İş MahkemesiSAYISI : 2022/233 E., 2023/362 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 04.03.2007-22.03.2022 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalıştığını, fazla çalışma yapmasına rağmen karşılığının ödenmediğini, hak kazandığı yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ve ücretlerinin de ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi alacağı, fark ücret alacağı ve yıllık ücreti izin alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının durak esnafının çalışanı olduğu ve geçimini durak esnaflarının verdiği günlüklerle sağladığını, davacının müvekkili tarafından istihdam edilmediğini, davacının minibüs hattını çalıştıran esnaf tarafından seçildiğini, husumetin müvekkiline yöneltilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iş sözleşmesini çalışması karşılığı hak kazandığı ücretlerin ödenmemesi sebebiyle feshettiği, bu hâli ile kıdem ve ihbar tazminatına hak kazandığı, ödenmeyen ulusal bayram ve genel tatil ücreti, asgari geçim indirimi alacağı, bakiye ücret, yıllık ücretli izin ve fazla çalışma ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenilen davacı tanıklarının beyanlarından kahya (değnekçi) olan davacının parasını her şoförün ayrı ayrı kendisine ödediğini belirtir açık beyanları bulunduğu, davacı ile davalı arasında hizmet akdinin kurulmadığı, davacının minibüs durağında kahya olarak çalıştığı, ücretinin durakta faaliyet gösteren araç sahipleri tarafından ödendiği, gerek çalışılan yer gerekse yapılan işin niteliğine göre işveren sıfatının çalışmanın yapıldığı iddia edilen duraktaki minibüs işletmecilerine ait olduğu, davalının taraf sıfatının bulunmaması (pasif husumet yokluğu) nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği, bu nedenle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Müvekkilinin davalı odaya bağlı çalışan olduğunu, işe alınması, ücretinin belirlenmesi ve ödenmesi ile izin ile diğer tüm hak ve yetkilerin davalıya ait olduğunu, minibüs sahipleri ile müvekkili arasında işçi-işveren ilişkisinin olmadığını,2. Tanıkların beyanlarının değerlendirilmediğini, açıkca davacının oda bünyesinde çalıştığını ifade ettiklerini,3. Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin tanık beyanlarının farklı yorumlanması sonucunda hatalı olduğunu, kabul etmediklerini,4. Tanık ...'nın mahkeme huzurunda alınan yeminli beyanında müvekkili tarafından günlük olarak minibüs plaka sahiplerinden toplanan aidatların oda yöneticisine teslim edildiği ve yönetici tarafından davacıya ödeme yapıldığını,5. Her iş ilişkisinin şartlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği, davacı ile aynı konumda çalışan ve kahyalık yapan herkesin bire bir aynı statüde değerlendirilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık husumet noktasındadır. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.