Ankara Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi, "pars" temalı marka başvurusunun haksız reddi üzerine kurum kararlarının iptali ve marka tecavüzünün yokluğunun tespiti davasına bakıyor.
Özet: Davacı şirket, "..." ibaresinden esinlenerek oluşturduğu marka tescil başvurusunun, davalı kurumun tanınmışlık, sulandırma ve kötü niyet iddialarına dayanarak haksız yere reddedildiğini ileri sürmektedir. Şirket, başvuru markasının davalı markasıyla karıştırılmayacak düzeyde farklı ve ayırt edici olduğunu, davalı markasının tanınmışlık vasfını taşımadığını ve itiraz gerekçelerinin oluşmadığını savunarak marka tescil başvurusunun reddine ilişkin kurum kararının iptalini ve tecavüzün mevcut olmadığının tespitini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/286 Esas - 2025/264

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ANKARA
2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/286
KARAR NO : 2025/264
....
DAVA : Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Tecavüzün Mevcut Olmadığının Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ : 15/06/2024
KARAR TARİHİ : 09/07/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 11/07/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Tecavüzün Mevcut Olmadığının Tespiti İstemli) istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA :
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili .... Anonim Şirketinin girişim sermayesi yatırımları, sermaye piyasası araçları ve ..... tarafından belirlenen diğer varlık ve haklardan oluşan portföyü işletmek amacıyla paylarını ihraç etmek üzere kurulan bir sermaye piyasası kurumu olduğunu, 96.000.000-TL sermayesi bulunan ve .... uyarınca faaliyetlerini Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda açıklamakta olup yatırımcıların şirket faaliyetlerini ve mali tablolarını detaylı olarak takip edebildiklerini, müvekkili şirketin .... başvuru numarası ile tescile konu ettiği markanın .... ibaresinden oluştuğunu, marka yaratılırken güç ve hız simgesi olarak çokça ve yaygın olarak kullanılan kedigillerden "Pars"'ın bilimsel ismi olan "..." isminden esinlenildiğini, marka örneğinde "P" harfi içerisinde üçgen formlarla geometrik bir "Pars" figürü konumlandırıldığını, müvekkilinin ....markasının “(36-1) Sigorta hizmetleri, (36-2) ..... sayılı markalara dayanılarak itiraz edildiğini, müvekkilinin başvuru sınıfında faaliyet göstermediği bilinen davalı kurumdan bu hizmet sınıflarına ilişkin kullanım ispatı istendiğini, muteriz kurumun kullanım ispatı yapamaması sebebiyle .... kapsamında inceleme yapılmadan benzerlik/karıştırma ihtimali itirazının haksız bulunduğunu, yine SMK 6/5 kapsamında "Türkiye'de tanınmışlık" iddiasına dayanan itirazın ve SMK 6/9 kapsamındaki kötü niyete dayalı itirazın ve SMK 5/1-ç kapsamında tescilli markayla aynı veya ayırt edilemeyecek düzeyde benzerliğe dayalı itirazın ..... kararında bir isabetsizlik olmadığının tespit edildiğini, buna karşın davalı kurum markası "tanınmış" markaymış gibi değerlendirme yapılarak SMK 6/5 kapsamında tanınmışlık ve SMK 6/9 kapsamında kötü niyet şartlarının oluştuğu gerekçesiyle muteriz kurumun itirazlarının kabul edildiğini ve müvekkilinin marka tescil başvurusunun reddedildiğini, bu kararın hukuka aykırı olduğunu, .... marka sicilinde de esas unsuru "..." olan veya içeren onlarca tescilli marka olduğunu, ..... yaşayan bir alt türü olduğunu, ana tür adı olan ....parsının bilimsel isminde değil, diğer alt türlerin bilimsel isminde de geçen ve "üst tür" adı olan "pars"ın bilimsel adı olduğunu, dolayısıyla yaratılmış, türetilmiş, ilk kez kullanılmış, özgün ya da doğuştan ayırt ediciliği yüksek bir ibare olmadığı gibi, her sınıf için tanımlayıcılığı yüksek bir ibare olduğunu, itiraza dayanak gösterilen davalı markalarının "..." şeklindeki kelime unsuru ve bir "pars" yüzünün özel figürasyonuyla oluşturulduğunu, her iki unsurun raduslu çerçeve içine alındığını, kelime unsurundaki harf karakterinin kendine özgü bir tasarıma sahip olduğunu, markanın şekil unsurunun çerçevelenmiş renkli arka fonu ve ayırt edici tasarımı ile kelime unsuruna göre daha ön planda olduğunu, "....marka olarak nitelendirilen bir marka olan davalı markalarında gerek kelime unsuru olan "..." ibaresinin gerekse şekil unsuru olan pars figürünün "esas" unsur niteliğinde olduğunu, şekil unsurunun kelime unsuruna göre daha baskın nitelikte olduğunu, ayırt ediciliği düşük bir ibare olan "..." ibaresinin yazım tekniği ve baskın şekil unsuruyla ayırt ediciliği artırılmış bir marka olduğunu, müvekkil, marka başvurusunun ise kelime markası olduğunu ve markanın "P" ve "A" harfinin özel tasarıma sahip olduğunu, ayrıca bir "şekil" unsuru içermediğini, markanın esas unsurlarından birisinin "...." ibaresi olduğunu, her iki markada kullanılan "..." ibaresinin tanımlayıcı niteliği düşünüldüğünde markanın genel algısını yaratan diğer esas unsurların ve tali unsurların değerlendirmede belirleyici olacağını, müvekkil marka başvurusunun karıştırılmaya engel olacak düzeyde farklı bir bütünsel algıya sahip olduğunu ve nispi ayırt ediciliğe sahip olduğunu, davaya konu.... kararı incelendiğinde, muteriz kurumun son 5 yılda markalarını ilgili sınıflarda kullandığını ispat edemediğine yönelik..... tarafından somut kriter ve kapsamlı araştırmaya dayanılmadan itiraza mesnet markaların "tanınmış" marka olarak kabul edildiğini, bununla yetinilmeyerek hiç bir somut gerekçe gösterilmeden iki sulandırma şartının ve kötü niyetin mevcut olduğu değerlendirmesiyle müvekkili başvurusunun haksız şekilde reddedildiğini, oysaki somut olayda itiraza dayanak markayı bilen tüketicilerin, müvekkili markasıyla zihinsel bir bağ kurarak, bu bağ sebebiyle, çok farklı bir sektörde hizmet veren müvekkili markasına yönelmesinin ve sonuçta bu sebeple müvekkilinin haksız bir yarar elde etmesinin mümkün olmadığını, ..... kararında muteriz markasının ne şekilde ve nasıl olup da itibarının zarar göreceğinin de açıklanmadığını, müvekkilinin apayrı bir sektörde finansal hizmetler sunan bir şirket olduğunu, müvekkilinin markasını muteriz şirket markasının itibarını zedeleyecek bir ürün ya da hizmette kullanmadığı gibi ülke düzeyinde önemli bir sermayeye sahip, saygın bir teşebbüs olduğunu, gerek müvekkili kullanımlarının gerekse "..." esas unsurlu onlarca tescilli marka ve yüzlerce tescilli ticaret ünvanının bugüne kadar davalı markalarının ayırt ediciliğini zedelediğine ilişkin bir bulgu bulunmadığını, sırf "..." kelimesini içermesi sebebiyle ve başka hiçbir kötü niyet dayanağı gösterilmeden yapılan değerlendirmenin subjektif, haksız ve dayanaksız bir görüşten ibaret olduğunu, müvekkilinin sadece bir marka tescil başvurusunda bulunmadığını, "...." ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin aktif olarak kullandığı ticaret ünvanının da kök unsuru olduğunu, üçüncü kişilerin tescilli markayı ticaret ünvanı olarak kullanmasının SMK 7/3-e bendine atfen SMK 29. Maddede marka hakkına tecavüz olarak düzenlendiğini, dolayısıyla öncelikle bu kararın iptali edilmesi gerektiğini, bunun yanında izah edilen sebep ve gerekçelerle müvekkilinin markasal ve ünvansal kullanımlarının muteriz marka haklarına "tecavüz teşkil etmediğinin tespiti" de gerektiğini iddia ederek; ..... ve müvekkilinin markasal ve ünvansal kullanımlarının muteriz kurum marka haklarına "tecavüz teşkil etmediğinin tespitine" karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı kurum vekili cevaplarıyla özetle; davacı şirket vekilinin .... başvuru numaralı "... girişim" ibareli başvuru markası ile diğer davalı Kuruma ai...." ibareli markalar olduğunu, .... sayılı kararı, 6769 sayılı SMK’nun 6/5 maddesine uygun bir karar olduğunu, her somut olayda markaların tanınmışlık iddiasının ve tanınmışlık düzeyinin irdelenmesi gerektiğini, özgün, ayırt edici niteliği yüksek, tek başına ve kelime ve/veya şekil kombinasyonu olarak tesadüfi olarak seçilmesi ya da oluşturulması mümkün olmayan yurtiçi ya da yurtdışında tescilli veya kullanılan ibare veya şekilleri içeren marka tescil başvuruları kötü niyetli başvurular kapsamında değerlendirildiğini, dava konusu markalarda ortak ibarenin “...” ibaresi olduğunu, söz konusu ibarenin diğer davalı Kurum olan .... bünyesinde geliştirilen bir işletim sistemi geliştirme projesinin adı olduğunu, söz konusu projenin halihazırda Kamu kurumlarında açık kaynak/özgür yazılımların yaygınlaştırılmasının sağlanması amacıyla .... tarafından yürütülmekte olduğunu, internet üzerinden ücretsiz indirilebilen ve kurulabilen özgür ve açık kaynak kodlu bir işletim sistemi olduğunu, bu nedenlerle söz konusu "...." projesinin ilgili piyasada bilinirliği olan bir proje olduğunu, "...." ibaresini ayırt ediciliği yüksek bir ibare olduğunu, söz konusu ibarenin 2005 yılından bu yana diğer davalı .... adına tescilli olduğunu, dava konusu markalarda ".... ibaresinin esas unsur konumunda olup diğer davalı Kuruma ait itiraz gerekçesi markalarda yer alan ...." figürü şekil unsuru ile benzer nitelikteki "..." şekil unsurunun davacı şirkete ait başvuru markasında "p" içine konumlandırılmış şekilde yer aldığını, bu durumlar birlikte değerlendirildiğinde davacı vekilinin iddialarının aksine, dava konusu markalar arasında ilişkilendirilme, diğer davalı kuruma ait itiraz gerekçesi markaların bilinirliğinden haksız kazanç elde etme ve bunlara zarar verme ihtimalleri ortaya çıkabileceğini, ayrıca davacı başvuru sahibi şirketin başvuru markasını tesadüfi bir şekilde oluşturulması olasılığının düşük olduğunu ve davalı Kurumun markalarından habersiz olarak tescil ettirmeye çalışmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, bu nedenlerle davacı iddialarının aksine marka başvurusunun iyi niyetli bir başvuru olarak nitelendirilemeyeceğini,... kararının yerinde olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; açık kaynak kodlu yazılımların geliştirilmesi ve desteklenmesine yönelik olarak .... sayılı başvuru kapsamında 01 / 02 / 03 / 04 / 05 / 06 / 08 / 14 / 15 / 16 / 17 / 18 / 19 / 20 / 21 / 22 / 23 / 24 / 26 / 27 / 28 / 31 / 33 / 34 / 35 / 36 / 37 / 39 / 40 / 41 / 43 / 44 / 45 / sınıflarında;.... nolu başvuru kapsamında 09, 38 ve 42 nci sınıflarda tescilli olduğunu, çıkarıldığı ilk günden bu yana düzenli olarak ... İşletim Sistemi dağıtımının devam ettiğini, kamu kurum ve kuruluşlarında açık kaynak dönüşümü faaliyetlerinin sürdürüldüğünü, .....” olan ticaret unvanını .... Ortaklığı A.Ş.” olarak değiştirdiğini, söz konusu kararın.... markası için tescil talebinde bulunduğunu, şirketin 0910/06/2022 tarihinde de halka arz edildiğini, davacının ticaret unvanını “..... markası tanınmış bir marka olduğu için ülke genelinde ulaşmış olduğu tanınmışlık düzeyinden haksız yere istifade etmek suretiyle kullanım gerçekleştirmesinden dolayı SMK m.7/2-c hükmünü, ticaret alanında şirketin iş evraklarında ve reklamlarında, sosyal medyada ve tüm tanıtımlarda kullanması nedeniyle SMK m.7/3-ç hükmünü, https://pardusgirisim.com/ internet sitesi isminde kullanmak suretiyle ticari etki oluşturacak şekilde bir alan adı olarak kullanması nedeniyle SMK m.7/3-d hükmünü, ticaret unvanını ..... iken "... Girişim Sermayesi Yatırım Ortaklığı" olarak değiştirmek suretiyle, ticaret unvanı olarak kullanması nedeniyle SMK m.7/3-e hükmünü ihlal ettiğini, davacının bu eylemlerinin aynı Kanunun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, ve (b) bendinde belirtilen Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek fiilleri ile uyuşmakta olup; bu bentler uyarınca müvekkili Kurumun marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, seçilen ticaret unvanı ile davacının açık bir şekilde iltibas yarattığını, müvekkili Kurum ile arasında bir bağ varmış gibi bir algı kurmaya çalıştığını, davacının böylelikle müvekkil Kurumun itibarından ve verdiği güven duygusundan faydalanarak Kurum ile arasında var olmayan bir bağı varmış gibi göstererek hizmetlerinden yararlanmak isteyen kişileri yanıltmaya ve bu eylemiyle haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davacının tecavüz oluşturan bu tutumlarından dolayı (ticaret unvanı değişikliği) kamuoyunda oluşan yanlış algı üzerine müvekkil kurum .... sayılı marka başvurusunun reddine ilişkin dava konusu....’un müvekkilinin tanınmış markası olduğunu ileri sürerek; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE :
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,.... Kararının iptali koşullarının oluşup oluşmadığı ile davalının 6769 sayılı kanunun 6/5 , 6/9 kapsamındaki itirazlarının yerinde olup olmadığı, davalı markasına tecavüz edilip edilmediği noktalarında toplanmaktadır. ..... tarafından markasının “36. sınıf: Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. .... şekil” ve .... ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali olduğu, markanın tanınmışlığından kaynaklı tescil engeli bulunduğu, başvurunun kötüniyetle yapıldığı iddiasıyla itiraz edildiği ve reddinin istendiği, başvuru sahibi davacı tarafından davalı itirazına karşı görüş bildirilerek iltibas oluşmayacağının ileri sürüldüğü ve itiraza mesnet markalar için kullanım ispatı talep edildiği, davalı.... markalarının kullanımını ispata yönelik deliller sunulduğu, ..... Başkanlığı tarafından davalı itirazının; “(6/1) Benzerlik/Karıştırılma ihtimali - Haksız Bulunmuştur. (İtiraz gerekçesi markalar hakkında kullanım ispatı talebinde bulunulmuştur. Sunulan delillerin yeterli bulunmadığı tespit edildiğinden, söz konusu markalar Md. 6/1 kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmamıştır.) (6/5) Tanınmışlık - Haksız Bulunmuştur.
(6/9) Kötü Niyet - Haksız Bulunmuştur.
(5/1-ç) Haksız Bulunmuştur.” gerekçeleriyle reddedildiği,
Bu karara davalı .... Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu nezdinde itiraz edilerek markalar arasında iltibas oluşacağının, .... ibareli itiraza mesnet markaların tanınmış olduğunun ve başvurunun kötüniyetle yapıldığının ileri sürüldüğü, başvurunun reddine karar verilmesinin istendiği,
Başvuru sahibi davacı tarafından karşı görüş bildirilerek itiraza mesnet markaların kullanımının ispatlanamadığı, iltibas oluşmayacağı, tanınmışlıktan kaynaklı tescil engeli bulunmadığı ve başvurunun kötüniyetle yapılmadığı hususlarında beyanda bulunulduğu ve itirazın reddinin istendiği,11.04.2024 tarih ve .... sayılı ‘... şekil’, ‘... şekil’, ‘...’ ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
6769 s. SMK'nın ‘Marka tescilinde nispi ret nedenleri’ başlıklı 6 ncı maddesinin 1 inci fıkrası; ‘Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.’ hükmünü içermektedir.
Yargıtay içtihatları ve doktrince de benimsendiği üzere, Kanunun ilgili hükmü anlamında markaların benzerliğini markanın bütünü itibariyle orta düzeydeki tüketici kitlesi üzerinde bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırt edici niteliğini ön plana çıkaran unsurlarında aramak gereklidir. Dolayısıyla, benzerlik değerlendirmesinde markanın sadece benzer olan unsurlarını ön plana çıkarıp bu unsurlara vurgu yaparak değerlendirme yapılması kadar, ön planda yer alan asli unsurların göz ardı edilerek farklılıklara vurgu yapılması da markanın temel fonksiyonlarına ve maddenin ruhuna aykırıdır. Bu nedenle, değerlendirmenin, markaların asli ve tali unsurlarının her biri dikkate alınarak, bu unsurların marka üzerindeki fonksiyonları ve hedef tüketici kitlesi üzerindeki etkileri dikkatli bir şekilde değerlendirilerek ve nihai olarak markanın bu unsurların tamamı ile birlikte ve bütünü itibariyle hedef tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etki dikkate alınarak yapılması gerekir.
Öte yandan 6769 s. SMK'nın 19/2 maddesi ‘6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye'de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye'de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması halinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir’ hükmünü içermektedir.
Öncelikle, başvuru sahibinin ....çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğu; inceleme konusu başvurunun yapıldığı 12/08/2022 tarihinde anılan markaların beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olduğu, dolayısıyla söz konusu markalar bakımından kullanım ispatı talebinin geçerli ve incelenebilir nitelikte bir talep olduğu; bu kapsamda yayına itiraz sahibi tarafından sunulan delillerin incelenmesi neticesinde....'nın ‘markalar kullanımın ispatına ilişkin sunulan delillerin yeterli bulunmadığını tespit edildiğinden Md. 6/1 kapsamında yapılan incelemede dikkate alınmamıştır’ değerlendirmesinde bulunduğu ve bu çerçevede, itiraz gerekçesi markalar bakımından kullanımı ispatlanamadığından SMK m. 6(1) kapsamındaki itirazı reddettiği görülmektedir. Yapılan incelemede MDB’nin kullanımın ispatlanamadığı yönündeki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla, kullanım ispatı talebine konu markaların kullanımlarının ispatlanamadığı sonucuna varılmış olduğundan, SMK m. 19(2) hükmü uyarınca, söz konusu markalara dayalı olarak SMK m. 6(1) kapsamında yapılan itirazın reddi gerekmiştir.
6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi ‘Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir’ hükmünü, 6769 s. SMK'nın 6 (9) bendi ise ‘Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir’ hükmünü içermektedir.
Kötü niyet kavramı, ‘bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak veya başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu’ olarak tanımlanabilir. Marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı şekilde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız yarar elde etmek, markayı gerçekte kullanmayıp yedeklemek, marka ticareti yapmak, gerçek hak sahibinin piyasaya girişini engellemek, gerçek hak sahibine maddi veya manevi zarar vermek amaçlarına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Özgün, ayırt edici niteliği yüksek, tek başına ve kelime ve/veya şekil kombinasyonu olarak tesadüfi olarak seçilmesi ya da oluşturulması mümkün olmayan yurtiçi ya da yurtdışında tescilli veya kullanılan ibare veya şekilleri içeren marka tescil başvuruları kötü niyetli başvurular kapsamında değerlendirilmektedir.
Yapılan incelemede ‘...’ ibaresinin ....) tarafından yürütülmekte olduğu, internet üzerinden ücretsiz idirilebilen ve kurulabilen özgür ve açık kaynak kodlu bir işletim sisteminin adı olarak ‘...’ projesinin ilgili piyasada bilinirliğinin olduğu görülmüştür. .... ibaresinin ayırt ediciliğinin yüksek olması, 2005 yılından bu yana itiraz sahibi adına tescilinin bulunması, başvurunun ‘...’ ibaresini aynıyla esas unsur olarak içermesi, itiraz gerekçesi markalarda yer alan ‘pars’ figürü şekil unsuru ile benzer nitelikteki ‘pars’ şekil unsurunun işbu başvuruda da ‘p’ içine konumlandırılmış şekilde yer alması hususları birlikte değerlendirildiğinde markalar arasında ilişkilendirilme, itiraz gerekçesi markaların bilinirliğinden haksız kazanç elde etme ve bunlara zarar verme ihtimallerinin ortaya çıkabileceği kanaatine varılmış, başvuru sahibinin işbu başvuruyu tesadüfi bir şekilde oluşturulması olasılığının düşük olduğu, ilgili markadan habersiz olarak tescil ettirmeye çalışmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve başvurunun iyi niyetli bir başvuru olarak nitelendirilemeyeceği kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle tanınmışlık ve kötü niyet gerekçeli itirazların kabulü gerekmiştir.” gerekçesiyle itirazın kabulüne ve başvurunun reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir.
DEĞERLENDİRMELER;
1- Kullanma İspatı Talebi Yönünden Değerlendirme
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “Kullanma İspatı”na ilişkin 19/2. Maddesi; “6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.” hükmünü içermektedir.
Dava konusu marka başvurusu, 12.08.2022 tarihinde yapılmış olup; itiraz aşamasında başvuru sahibi davacı, davalının itirazına dayanak gösterdiğ..... sayılı markaların kullanımının ispatına ilişkin sunulan delillerin yeterli bulunmadığını tespit ederek, bu markaları değerlendirmeye esas almamış ve Md. 6/1 kapsamındaki itirazı reddetmiştir.
Bilindiği üzere SMK m. 9 uyarınca şu haller “markayı kullanma” olarak kabul edilir: a) Markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması.
b) Markanın sadece ihracat amacıyla mal veya ambalajlarında kullanılması.
Ayrıca markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda markaların tümünün ayırt edici esaslı unsuru olan “B” logosunu içeren kullanımlar söz konusu markaların kullanımı mahiyetindedir.
SMK 19/2 ve 25/7 maddeleri gereğince markanın kullanıldığını ispat yükü davacıya aittir. Bu konuda delil serbestisi geçerli olup marka sahibi markasını kullandığını kanaat verici ve denetlenebilir olması kaydıyla gazete ve dergilerdeki duyuru, tanıtım ve reklamları, üzerinde tarih bulunan ve piyasaya dağıtıldığı ortaya konulabilen ve baskı tarihi denetlenebilen katalog, broşür gibi tanıtım araçları, dijital ortama konulduğu tarih teknik olarak ispat edilebiliyorsa internet ortamındaki arşiv kayıtları, süpermarket insertlerindeki görseller, fatura ve benzeri her türlü delille ispat edebilir. (....” kararında belirtildiği gibi, hangi tarihte, nerede çekildiği belli olmayan fotoğraflar kullanımın ispatı için yeterli değildir. Zira bu gibi delillerin her zaman için oluşturulması mümkündür. Az sayıda ve düşük meblağlı faturaların da şüpheyi mucip olduğu açıktır. Sözgelimi gıda sektöründe tescilli bir markanın kullanmama nedeniyle hükümsüzlüğünün istendiği bir davada sadece 2 adet fatura markanın kullanıldığını ispata yeterli görülmemiştir. (.... Bu nedenledir ki, kullanım delili olarak bu türden zayıf delillerin gösterilmesi durumunda, mahkemenin bu delillerin sağlığını ve güvenilirliğini, ciddi bir kullanımı gösterip göstermediğini araştırması gereklidir. (Çolak sy 988) Bununla birlikte, Yargıtay üzerinde tarih bulunmayan broşür, katalog gibi delillerin tek başına delil olma vasfını sırf tarih yokluğundan dolayı kaybetmeyeceklerini, mahkemece broşür veya katalogların nerede bastırıldığı, basımı yapan firmaların bunları hangi tarihte bastığı gibi hususlarının da araştırılmasını istemektedir.(...
Davacı .... sayılı markaların kullanımının ise ispatlanamadığı,
Marka işlem dosyası içinde yer alan kullanım delilleri kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde; davalının, itirazına mesnet gösterdiği .... sayılı markasını “09. Sınıf: Bilgisayar yazılımları. 42. Sınıf: Bilgisayar yazılım hizmetleri.” üzerinde, dava konusu marka başvurusunun yapıldığı tarih itibariyle ciddi biçimde kullanmakta olduğu ve bu kullanımı ispatladığı,
Söz konusu markaların 09. Sınıftaki kullanımı ... karar iptali yönünden yapılacak değerlendirmede sadece söz konusu mallarla sınırlı şekilde iltibas değerlendirmesine esas alınmalıdır.
6769 Sayılı SMK’nun 6/1 Maddesi (İltibas) Kapsamında Değerlendirme:
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/1 maddesi uyarınca; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” Bu madde ile getirilen düzenleme kapsamında, önceki markanın benzeri olan işaretler, sadece “aynı tür” mal ve hizmetler için değil, farklı sınıf ve alt gruplarda yer almakla beraber “benzer” mal ve hizmetler için de tescil edilemeyecek, tescil edilmişse hükümsüz kılınacaktır.
“Benzerlik” kavramı 6769 sayılı yasada tanımlanmamıştır. Ancak “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlıklı 7/2(b) bendinde; “Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.” yasaklanmış ve benzerlik olduğunun kabulü için gereken kıstas burada açıklanmıştır. İşbu hükümler mülga 556 sayılı KHK’nın 8/1-b ve 9/b maddelerine karşılık gelmekte olup, bu KHK’ya ilişkin Yargıtay kararları ile doktrin görüşleri, SMK m. 6/1 bakımından da geçerlidir.
Karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir.
Benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin kabulü için, tüketicilerin iki markayı “aynı” zannetmesi gerekmemekte, aralarında bağlantı kurulması, birinin diğerini çağrıştırması, seri marka olarak algılanabilmesi de karıştırılma ihtimali kapsamında değerlendirilmektedir.
Ulusal yargı kararlarımızda olduğu gibi .... kararlarında da somut olayın özelliğine göre değerlendirme yapılması gerekliliği, mal ve hizmetler arasındaki benzerlik ile markalar arasındaki benzerliğin birlikte göz önüne alınması gerekliliği ifade edilmektedir.
SMK’nun 6/1 hükmünün uygulanabilmesi, eski ve yeni marka arasındaki benzerliğin markaların kapsadıkları mal/hizmetlerin yakınlık derecesi de dikkate alındığında iltibas tehlikesi yaratması koşuluna bağlıdır. Burada iltibasın fiilen gerçekleşmiş olmasına gerek yoktur, sadece iltibas ihtimalinin varlığı yeterlidir.
Dolayısıyla markalar arasındaki benzerliğin, alıcıları, satın almayı düşündükleri mal/hizmet yerine bir başka mal/hizmet almak durumunda bırakması kadar, alıcıların iki farklı marka karşısında bulunduklarını anlamalarına rağmen bu markaların aynı kişiye ait olduğunu sanmaları ya da bu malları/hizmetleri üreten/yapan işletmeler arasında idari-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları da iltibas tehlikesi içine alınmalıdır. Zira bu yolla, iltibasa yol açan markayı taşıyan mallar/hizmetler de, marka sahibine atfolunmaktadır.
İltibas ihtimalinin araştırılmasında, markalar arasında benzerlik bulunup bulunmadığı hususunda markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki dikkate alınarak karar verilir. Marka farklı unsurlardan oluşmasına rağmen bütünü itibariyle bıraktığı etki, eski markayı çağrıştırabilir. Tam tersine, unsurlardaki benzerliğe rağmen markalar tamamen farklı etki bırakabilirler. Markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılması ve özellikle markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tasviri işaretlerden oluşan kısımlarının aynı veya benzer olup olmadıkları üzerinde durulmasına da gerek yoktur. Ancak bunlar, markanın genel görünümüne etkileri ölçüsünde incelemede dikkate alınabilirler. Buna karşılık markaların esas unsurlarının aynı veya benzer olması markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir.
Tüm bu açıklamalar ve kullanım ispatı bakımından yapılan tespitler ışığında dava konusu markalar aşağıda karşılaştırmalı olarak incelenmiş, 6769 sayılı SMK m.6/1 uyarınca aralarında iltibas ihtimali bulunup bulunmadığı,
a) İşaretlerin aynı veya benzer olup olmadığı:
Yukarıda da açıklandığı üzere; iltibas ihtimalinin araştırılmasında, markalar arasında benzerlik bulunup bulunmadığı hususunda markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki dikkate alınarak karar verilir. Marka farklı unsurlardan oluşmasına rağmen bütünü itibariyle bıraktığı etki, eski markayı çağrıştırabilir. Tam tersine, unsurlardaki benzerliğe rağmen markalar tamamen farklı etki bırakabilirler. Markanın bütünü itibariyle bıraktığı etki esas olduğundan, parçalara bölünerek inceleme yapılması ve özellikle markaların tek başına ayrım gücü bulunmayan tasviri işaretlerden oluşan kısımlarının aynı veya benzer olup olmadıkları üzerinde durulmasına da gerek yoktur. Ancak bunlar, markanın genel görünümüne etkileri ölçüsünde incelemede dikkate alınabilirler. Buna karşılık markaların esas unsurlarının aynı veya benzer olması markanın genel görünümüne etkisi az olan diğer unsurlardaki farklılığa rağmen iltibasa yol açabilir. Bu nedenle, işaretlerin görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alınmalı ve ilgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkate alınmalıdır.
.... sayılı davacı markası, beyaz zemin üzerine lacivert renkte büyük harflerle yazılmış .... ibaresinden oluşmaktadır. .... kelimesinin başındaki “P” harfi, içinde bir “pars” figürü yer alacak şekilde karakterize edilmiştir. Markanın ayırt edici esaslı unsuru görsel kompozisyonun bütününü içerecek şekilde “....” ibaresidir. .... bilimsel adı olan .... .... gelmektedir.
İtiraza mesnet gösterilen ve kullanımı ispatlanan davalı markası ise şeklinde olup, .... ibaresi ile pars figüründen oluşan karma bir işarettir. Davalı markalarında .... kelimesi ve bu kelimeyi pekiştiren şekil unsuru bütünsel olarak ayırt edici esaslı unsurdur.
Marka karşılaştırmasında benzerlik; kavramsal, görsel ve duysal açıdan değerlendirilir. Markaların benzerliği değerlendirilirken markanın arkasındaki fikir üzerinde de durulmalıdır. OHIM itiraz kılavuzunun markaların mukayesesi kısmında da ifade edildiği üzere bir manası olan markaların kavramsal mukayesesinde ifade bir bütün halinde ele alınmalı tek tek sözcükler üzerinde durulmamalıdır. İki marka arasındaki benzerlik değerlendirmesi, karma markanın sadece bir unsuru alınarak diğer bir markayla karşılaştırılmasından daha fazla anlam taşır. Ancak belli şartlarda bir karma markanın ilgili tüketiciye ilettiği genel izlenimin, markanın bir veya daha fazla unsurunun hâkimiyeti ile sağlanmadığı anlamına gelmez.
Bilindiği üzere önceki markanın tek ve baskın unsurunun, bir bütün olarak sonraki markada da yer alması halinde, işaretlerin kısmen aynı oldukları ve ilgili tüketicide bu doğrultuda bir etki bırakacağı kabul edilmektedir. Konu ile ilgili olarak .... kararında “Bir markanın önceki markaya eklenmiş bir diğer kelimeden oluşması iki markanın benzer markalar olduğu yönünde bir göstergedir.” tespitlerine yer verilmiştir. Yine “.... kararında “Birlikte bir kelime markasını oluşturan iki kelimeden birisi, tek kelimeden müteşekkil önceki bir kelime markasıyla, görsel ve işitsel bakımlardan aynıysa, ve bu kelimeler kamunun ilgili kesimi açısından, birlikte veya başka unsurlardan ayrı biçimde kavramsal bir karşılığı işaret etmiyorsa, inceleme konusu markalar bütün olarak değerlendirildiğinde, normal şartlarda markaların benzer olduğu kabul edilmelidir.” tespitlerine yer verilmiştir.
Görsel Benzerlik :
Taraf markalarının benzer olup olmadığının değerlendirilmesinde, yapılacak olan ilk değerlendirme, karıştırmaya konu markalar arasında görsel bir benzerliğin bulunup bulunmadığıdır. Söz konusu benzerlik, taraf markalarını oluşturan harflerin, sözcüklerin, sloganların, resim, logo, grafik ve benzeri diğer şekli unsurların aynı ya da benzer olması şeklinde kendisini göstermektedir.
Somut olayda davacı markası ile davalı markasının görsel benzerlik içerdiği, şöyle ki; her iki markada da ... kelimesi ve pars şekli bulunduğu, yazım stilindeki ve şekil unsurundaki figüratif farklılıklar, taraf markaları arasındaki bütünsel görsel benzerliği ortadan kaldırmadığı,
Kavramsal Benzerlik:
Bilindiği üzere işaretler arasında kavramsal benzerlik bulunması da markanın tescil edilmesine engel hallerden biridir. Kavramsal benzerlik, tek tek sözcükler değil bir bütün halinde markaların tekabül ettikleri anlam bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Bazı hallerde markalardaki şekil unsuru birbirinden çok farklı olsa bile, sözcük unsurlarından dolayı ortaya çıkacak tüketici algısı nedeniyle kavramsal benzerliğe bağlı olarak karıştırılma ihtimali sabit görülebilir. .....” anlamına geldiğinden şekil unsurunu göz ardı ederek markalarını benzer bulmuştur.
Yine .... konu ile ilgili olarak, ambalajında siyah bir genç kız resmi olan “.... ibaresinin İngilizcede “timsah” anlamına geldiği değerlendirilerek mezkûr ibarenin davacıya ait tanınmış “...” şekli içeren markaları ile benzer olduğu,
Somut olayda taraf markalarının esaslı unsuru “.... kelimesini ortak ibare olarak içeren taraf markaları arasında anlamsal açıdan benzerlik bulunmadığı,
İşitsel Benzerlik Değerlendirmesi:
Son olarak taraf markaların işitsel olarak karşılaştırılmaları gerekmektedir. İşitsel benzerlik, markaların telaffuzları nedeniyle kulakta bıraktıkları sesle ifade olunmaktadır. Bu başlık altında yapılacak inceleme özellikle ses ve sözcük markaları bakımından önem arz etmektedir. Zira kimi durumlarda bir marka görsel olarak bir diğerinden farklı olsa dahi tüketicinin kulağında kalan imaj yine de aynı/benzer olabilmektedir. Örneğin ..... markası ile işitsel olarak benzer olduğu belirtilmiştir. İşitsel benzerlik incelemesinde dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de sözcüklerin ilk heceleri, ilk sesleridir. Zira ortalama tüketiciler, sözcüklerin son kısmına nazaran başlangıcına daha fazla dikkat ederler. Bu nedenle sözcüklerin ilk hecelerinde, ilk bölümlerinde ayniyet, karıştırma ihtimaline yol açabilmekte, buna karşılık sözcüğün son kısmındaki benzerlikler karıştırma ihtimali incelemesinde göz ardı edilebilmektedir. Söz gelimi....” markaları arasında karıştırma ihtimali görmemiştir. Zira, markalar arasında zayıf bir işitsel benzerlik bulunsa bile görsel ve kavramsal benzerlik mevcut değildir. .... ibaresinden sonra farklı kelimeler eklenmişse de markaların iltibasa meydan verebilecek derecede benzer olduğuna hükmetmiştir.
.... kelimesi telaffuz edilmekte olup; okunuşları aynı olan taraf markaları arasında işitsel benzerlik bulunduğu ,
b) Mal ve hizmetlerin aynı/aynı tür veya benzer olup olmadığı:
İltibas değerlendirmesi bakımından “aynı” mal ve hizmet ile kastedilen, mal/hizmet listeleri arasındaki birebir örtüşmedir. “Aynı tür” mal veya hizmetten kasıt ise aynı sınıfın alt grubunda sayılan mal veya hizmetlerin birbirine göre durumudur.
Farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığı ise; bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle, bu mal veya hizmetlerin benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, ikame imkânlarının bulunup bulunmadığı, birbirini tamamlayıcı niteliği bulunup bulunmadığı benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı dikkate alınarak belirlenir.
Doktrinde de kabul gördüğü üzere, markalara ait mal veya hizmet listelerinde yer alan emtiaların "benzer" olup olmadığının değerlendirilmesinde, sınıflandırmaya ilişkin ulusal ve uluslararası düzenlemeler bağlayıcı kesin kurallar içermemektedirler. Bu nedenle, inceleme konusu markaların emtia listelerindeki sınıf numaralandırması ile bağlı kalınmaksızın, karşılaştırılan emtia listelerinin "benzer/ilişkili" mal veya hizmetlerden oluşup oluşmadığı da incelenmelidir.
“Marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda 1957 yılında yapılmış olan “Uluslararası Nice Protokolü” kapsamında hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte tek başına listenin bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bu anlamda, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez.”
Zira asıl olan, işaretlerin, kapsamlarındaki mal veya hizmetler üzerinde tescilli bir marka olarak kullanılması durumunda, tüketici nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açıp açmayacağıdır. Bu nedenle, mal ve hizmet sınıf ve alt gruplarında benzerlik araştırmasında piyasanın anlayışı, benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, mal veya hizmetlerin birbiri yerine ikame edilebilme ve rekabet olanaklarının olup olmadığı, birinin diğerini tamamlama imkânı olup olmadığı, mal veya hizmetlerin dağıtım kanallarının ortak olması, aynı veya yan yana raflarda satışa arz edilip edilmediği kullanım yöntemleri, hedeflenen müşteri kesiminin aynı olup olmadığı hususlarının araştırılması gereklidir.
“Dairemiz yerleşik kararlarında ..... belirtildiği üzere, marka kapsamındaki mal ve hizmetlerin aynı veya benzer tür olup olmadığı hususunda hazırlanan “Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ”in hükümlerine ve bunun ekindeki sınıflara ve alt gruplara göre yapılan listenin dikkate alınması gerekmekle birlikte, ilişkilendirmenin varlığı için mal ve hizmetlerin tamamen aynı sınıfta veya aynı alt grupta yer alması gerekmez. Tescil kapsamındaki mal ve hizmetlerin ilişkilendirilebilecek olup olmadıklarının değerlendirilmesinde özellikle her iki grup malların da aynı tüketici kitlesine hitap edip etmediği, birbirine alternatif olup olmadıkları, aynı dağıtım veya dolaşım yollarına sahip olup olmadığı, hammadde-mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı, birbirlerini bütünleyici/tamamlayıcı olup olmadıkları hususlarının, bir bütün olarak ve ortalama tüketici kitlesinin özellikleri ve genel bakış açısı dikkate alınarak belirlenmelidir.”
Markalar arasında iltibas değerlendirmesinin koşullarının birisinin, taraf markaları kapsamındaki emtiaların benzerliği olduğu hususu Yüksek Mahkemeni....nezdinde verilen kararlarda da malların benzerliğine ilişkin değerlendirmenin, mal ve hizmetler arasındaki ilişkilerin ilgili özellikleri dikkate alınarak yapılması gerektiğini, bu özelliklerin, malların doğaları, kullanım amaçları, kullanım yöntemleri ve birbiriyle rekabet halinde veya birbirini tamamlayıcı olup olmadıklarını içerdiği belirtilmiştir.
Davacı marka başvurusu kapsamında yer alan 36. Sınıftaki hizmetlerdir. İtiraza mesnet gösterilen
.... sayılı ibareli davalı markalarının kapsadıkları ve kullanımı ispat edilen emtialar ise, 09 ve 42. Sınıflardaki mal ve hizmetlerdir.
Söz konusu mal ve hizmetler farklı ihtiyaçları gideren, ikame imkanı bulunmayan, farklı ve ilişkisiz emtialar, bu kapsamda somut olayda emtia benzerliği şartının gerçeklemediği,
İltibas İhtimali Olup Olmadığı
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır.
Somut olayda marka işaretler arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik mevcuttur ancak; markaların kapsadığı mal ve hizmetler farklı ve ilişkisiz olduğundan, iltibas ihtimalinden söz edilmesi mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle; .... ibareli davalı markasının; görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer olduğu ve bunun markaları bütünsel değerlendirmede benzer kıldığı; ancak davacı marka başvurusunun kapsadığı 36. Sınıftaki hizmetler itibariyle taraf markalarının mal/hizmet listeleri farklı ve ilişkisiz mal ve hizmetlerden oluştuğundan, markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığı ,
Tanınmışlık İddiası Bakımından Değerlendirme:
SMK 6/5 maddesi gereğince; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.”
Belirtilen düzenlemede “tanınmışlık düzeyine ulaşmış marka” kavramına yer verilmiştir. Ancak, bu kavram hakkında herhangi bir açıklama yapılmamıştır. “Tanınmışlık düzeyine ulaşmış marka” olmak, “tanınmış marka”ya nazaran daha düşük tanınmışlık derecesinde olacaktır. Bu nedenle .... Ortak Tavsiye Kararı’nda belirtilen kriterler şunlardır:
Toplumun ilgili kesiminde markanın bilinme veya tanınma derecesi,
Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım derecesi ve kullanım süresi,
Markanın kullanıldığı mal veya hizmetlerle ilgili olmak üzere markanın reklam ve tanıtımlarını ya da fuar veya sergilerde sunumlarını içeren promosyon faaliyetlerinin kapsadığı coğrafi alan, promosyon süresi ve derecesi,
Markanın kullanım ve tanınmışlığının göstergesi niteliğinde olacak şekildeki marka tescillerinin veya marka tescil başvurularının süresi ve kapsadığı coğrafi alanı,
Özellikle yetkili mercilerce markanın tanınmışlığına ilişkin verilen kararlar olmak üzere, marka haklarının başarılı bir şekilde uygulandığını gösterir kayıtlar,
Markaya atfedilen değer.
Bu kriterler tavsiye kararı altında yer almaları nedeniyle bağlayıcılıkları olmadığı gibi belirtilenlerle sınırlı olmaları da mümkün değildir.
Markanın ulaştığı tanınmışlık düzeyi tespit edilirken her somut olayın özellikleri ve tanınmışlık düzeyine ulaşıldığı iddiasında bulunan marka veya başvuru sahibinin iddiasını ispat için sunduğu deliller göz önünde tutularak, markanın veya başvurunun kapsamındaki mal veya hizmet çeşidinin mevcut ve gelecekteki tüketici kitlesi esas alınarak belirlenmesi gerekmektedir . Belirtilenler ışığında tescile engel olduğu ileri sürülen markanın “tanınmışlık düzeyine ulaşmış” olmasının yanı sıra başvuru ile aynı/benzer olması ve tanınmışlık düzeyine ulaşmış markanın tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya ayırt edici karakterinin zedelenmesi sonuçlarının doğabileceği hallerin bulunması gerekmektedir.
Davalı .... nezdindeki itirazlarında .... markasının başvuru tarihi itibariyle “09. Sınıf: Bilgisayar yazılımları” ve “42. Sınıf: Bilgisayar yazılım hizmetleri” bakımından tanınmış marka olduğu anlaşılmaktadır
Şöyle ki; .... sistemini kullanmaktadır.....
.... Projesiyle birlikte .... sağlamış olduğu Etkileşimli tahtalar başta olmak üzere okullardaki bilgisayarlarda ....İşletim Sistemi kullanılmaktadır. Türkiye genelindeki okullarda kullanılan .... işletim sisteminin yurt içindeki kullanımını gösterir grafiğe https://tahta.etap.org.tr/ sayfasından erişilebilir.
..... genelindeki yaygınlığı görülebilir.
..... öncelikle altyapısını bu yazılımlara uyumlu hale getirmiş ve Ekim 2018 itibariyle düzenli bir planlama ile tüm sunucu ve istemcilerinde ..... gerçekleştirmiştir. An itibari ile ülkemizde 81 ildeki İl müdürlüklerinde ... İşletim Sistemi kullanılmaktadır.
.... da yaygın olarak ... kullanan kurumların başında gelmektedir. Bursa kamu hastaneleri, Sağlık Bakanlığında ilk ... dönüşümü yapılan illerdendir. Buradaki hastanelerde hasta karşılama bankosundan ameliyathane içerisinde kullanılan bilgisayarlara kadar ... İşletim sistemi kullanılmaktadır. ..../ adresinden bakanlık içerisinde yapılan çalışmalar tanıtılmaktadır. Sadece Yurtiçindeki hastanelerde değil, Katar’da açılan bir hastanede de ... İşletim sistemi kullanılması için alt yapı çalışmaları gerçekleştirilmektedir. .... linkinde ve yer alan verilere göre 2024 yılı güncel toplam indirme sayısı 139.580; güncel toplam paket indirme sayısı ise 9.725.910 olup; linkte yer alan istatistiki veriler yıllar bazında görüntülenebilmektedir. 2023 yılında ise güncel toplam indirme sayısı 908.427; güncel toplam paket indirme sayısı ise 51.033.008’dir.
... İşletim Sisteminin tanınmışlığına ilişkin olarak kamuoyu araştırması yapılmış olup, sektörde en çok bilinen 6 hizmet arasında olduğu anlaşılmaktadır. .... belirtilmiştir.
....
Buna göre, ankete cevap veren paydaşların ...., .... kuruluşları oluşturmuş olup, anket sonucundan ...’un en çok bilenen 6 hizmet arasında olduğu belirlenmiştir.
Davalının ... markasının tanınmış olması;
Tanınmış markanın toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği,
Markanın itibarına zarar verebileceği,
Tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerde davalıya, başvurunun tescilini engelleme hakkı vermektedir.
Somut olayda davacı marka başvurusu 36. Sınıftaki “Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri”ni kapsamaktadır. Her ne kadar bu hizmetler doğrudan davalının ... markasının tanınmış olduğu bilgisayar yazılım sektörü ile ilişkili değilse de; bilgisayar yazılımının yoğun biçimde kullanıldığı bu hizmetler üzerinde davacının ... GİRİŞİM markasını tescil ettirmesi durumunda, davalı ....’ın tanınmış ... markasının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarar sağlanması, markanın itibarına zarar verilmesi veya markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğması kuvvetle muhtemeldir.
Bilindiği üzere, markanın itibarından haksız yararlanmadan bahsedilebilmesi için, her şeyden önce imaj transferinin gerçekleşmesi gerekir. ...... İmaj transferi, tanınmış markanın özdeş veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılması suretiyle, tüketicinin markanın imajı ile ilgili olumlu düşüncelerinin, ikinci markanın kullanılacağı ürünlere aktarılması ve bu suretle satışların arttırılması stratejisidir. (.... Tanınmış markanın tüketici zihninde oluşan olumlu çağrışımlar, bu markanın özdeşi veya benzerinin kullanılması suretiyle sonradan oluşturulmuş markanın ilgili olduğu ürünlere aktarılabilir olmalı ki, tanınmış markanın itibarının istismarından söz edilebilsin. Ancak bu tür durumlarda tanınmış markaya ait imaj, istismar eden tarafından ekonomik açıdan kendi lehine haksız yere değerlendirilmiş ve ekonomik menfaat sağlanmış olur. Dava konusu olayda imaj transferi şartının gerçekleşmesi ilişkili hizmetler bakımından mümkündür.
Tüketiciler bilgisayar yazılım markası olarak bilip tanıdıkları ....... markalarının benzeri olan ... .... markasını 36. Sınıftaki sigortacılık ya da finans gibi hizmetler üzerinde gördüklerinde, taraf markalarını büyük olasılıkla ilişkilendirecekler ve tanınmış davalı markasından edindikleri izlenimi kanaatimizce davacı markasına nakledeceklerdir. Zira markalar arasında bu şekilde imaj transferine uygun şekilde yüksek düzeyli benzerlik vardır. Bu koşullarda, davalı markasının tanınmışlığının 36. Sınıftaki çekişme konusu hizmetler bakımından SMK m. 6/5 anlamında haksız yarar sağlanmasına, imaj zedelenmesine, itibar kaybına ve markanın ayırt ediciliğinin zayıflamasına yol açabileceği,
Kaldı ki dosya kapsamında fiilen imaj transferi ve itibar zedelenmesi yaşandığını gösterir deliller de bulunmaktadır. Davalı ....’ın ... Çağrı Merkezine gelen 04.01.2023 ve 04.04.2023 tarihli çağrılar ile ... Yardım Masasına gelen mesajlar, ... İşletim Sisteminin, ... Girişim ile karıştırıldığını ve ... Girişim’e ilişkin olumsuz deneyimlerin ....’a nakledildiğini ortaya koymaktadır. Bu karışıklığı aşmak için davalı .... sayılı davacı marka başvurusu yönünden 6769 sayılı SMK’nun 6/5 maddesi anlamında tescil engeli yarattığı,
Kötüniyet İddiası Bakımından Değerlendirme:
Davalı .... ile karıştırıldığını ve 13.05.2022 tarihinde davalı .....’ın bir kamuoyu duyurusu yapmak zorunda kaldığını ortaya koymaktadır. Dava konusu marka başvurusu bu duyurudan 3 ay sonra, 12.08.2022 tarihinde yapılmış olup; davacı şirket söz konusu karışıklığı bilerek ... ibaresini ve pars şeklini içeren bir marka başvurusunda bulunulduğu,
Bu kapsamda davalının, “yazılım” sektöründe bilinen ... markasının itibarından yararlanarak faaliyette bulunmak, en azından sektörde ... ile ilişkili olduğu ya da aralarında lisans ilişkisi bulunduğu konusunda bir yanılgı yaratmak maksadıyla dava konusu markayı tescil ettirmek istediği, elbette, bir markanın benzerinin tescili, her durumda kötü niyetli tescil olarak kabul edilemez. Ancak, somut olaydaki gibi bir kamu kurumuna ait olan, kamuoyu tarafından oldukça güven duyulan ve iltibas yarattığı halihazırda bilinen bir markanın seçilmesinin kötü niyetli tescil olduğu,
Marka Tecavüzünün Olup Olmadığı;
SMK’nun “Tecavüzün mevcut olmadığına ilişkin dava ve şartları” başlıklı 154. Maddesi;
“(1) Menfaati olan herkes, Türkiye’de giriştiği veya girişeceği ticari veya sınai faaliyetin ya da bu amaçla yapmış olduğu ciddi ve fiili girişimlerin sınai mülkiyet hakkına tecavüz teşkil edip etmediği hususunda, hak sahibinden görüşlerini bildirmesini talep edebilir. Bu talebin tebliğinden itibaren bir ay içinde cevap verilmemesi veya verilen cevabın menfaat sahibi tarafından kabul edilmemesi hâlinde, menfaat sahibi, hak sahibine karşı fiillerinin tecavüz teşkil etmediğine karar verilmesi talebiyle dava açabilir. Bildirimin yapılmış olması, açılacak davada dava şartı olarak aranmaz. Bu dava, kendisine karşı tecavüz davası açılmış bir kişi tarafından açılamaz.
Birinci fıkra uyarınca açılan dava, sicile kayıtlı tüm hak sahiplerine tebliğ edilir.
Birinci fıkra uyarınca açılan dava, hükümsüzlük davasıyla birlikte de açılabilir.
Mahkeme, 99 uncu maddenin üçüncü veya yedinci fıkrası ile 143 üncü maddenin onuncu veya onikinci fıkrası uyarınca yapılan yayımdan önce, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak karar veremez.” hükmünü içermektedir.
Belirlenmesi gereken, davacının ticaret unvanı ve marka kullanımının, davalı .....’ın marka haklarına tecavüz teşkil edip edilmediğidir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiilleri” içeren 29. maddesinin (a) bendi uyarınca; “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.” marka hakkına tecavüz olarak değerlendirmektedir.
SMK’nun “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı ile düzenlenen
7. maddesi ise aşağıdaki şekildedir:
“Madde 7- (1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2)Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya
hizmetlerde kullanılması.
b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması...”
Bu madde hükümlerinden anlaşılacağı üzere; marka hakkının ihlal edildiğinin kabulü için 29.
madde delaletiyle 7/2-c bendinde tanımlanan kullanım şeklinin gerçekleşmesi gereklidir. Yani, tecavüzün varlığına hükmedebilmek için; davalı .....’ın tescilli ve tanınmış ... markası ile davacının fiilen kullandığı markanın benzer olması ve aralarında imaj transferi gerçekleşerek haksız yarar sağlanması, markanın itibarının ve ayırt ediciliğinin zarar görmesi gerekmektedir. Aksi durumda davacının eylemli markasal kullanımı bakımından tecavüz söz konusu olmayacaktır.
Uyuşmazlık bu kapsamda aşağıda ele alındığında; davacının.... markasından haksız yararlanmaya, markanın itibarının ve ayırt ediciliğinin zedelenmesine yol açtığı ve bu durumun SMK 7/2-c bendi gereği davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiği,
Yine davacı şirketin,....” olarak değiştirmesinin ve bu unvanla halka arz edilmesinin, davacının tescilli ve tanınmış .... markaları ile fiilen iltibasa yol açtığı ve bu durumun da SMK 7/3-e bendi gereği davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiği,
Netice itibariyle,
... sayılı ibareli davacı marka başvurusu ile kullanımı ispatlanan .... sayılı ibareli davalı markasının; görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer olduğu ve bunun markaları bütünsel değerlendirmede benzer kıldığı; ancak davacı marka başvurusunun kapsadığı 36. Sınıftaki hizmetler itibariyle taraf markalarının mal/hizmet listeleri farklı ve ilişkisiz mal ve hizmetlerden oluştuğundan, markalar arasında iltibas ihtimali bulunmadığı,
Davalının ..... ibareli markasının ülkemizde tanınmış marka olduğu ve SMK’nun 6/5 maddesinde sayılan koşulların somut olayda gerçekleştiği; bu kapsamda .... sayılı davacı marka başvurusu yönünden 6769 sayılı SMK’nun 6/5 maddesi anlamında tescil engeli bulunduğu,
Davacının dava konusu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığı,
Davacının .... şeklindeki marka ve ticaret unvanı kullanımının, davalının marka haklarını ihlal ettiği ve 6769 sayılı SMK m. 7 ve 29 uyarınca davalının markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği sonuçlarına ulaşılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
H Ü K Ü M :
1-....sayılı kararının iptali talebinin reddine,
Alınması gereken 615,40.-TL harçtan, peşin alınan 427,60.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 187,80.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Davalı kurumun yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
Diğer davalının yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına,
2-Dava kullanımlarının dava konusu marka açısından tecavüz teşkil etmediğinden tespiti yönündeki davanın reddine ,
Davalı TUBİTAK kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı TUBİTAK'a verilmesine,
3-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
Dair, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, diğer davalının yokluğunda, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ..... istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.09.07.2025
Kâtip Hâkim ....
✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır