6769 sayılı SMK 6/1 maddesi uyarınca karıştırılma ihtimali oluşturan görsel ve sescil benzerlik nedeniyle YİDK tarafından reddedilen marka başvurusunun iptali davası.
Özet: Davacı, benzer markalar nedeniyle reddedilen marka başvurusunun iptali talebiyle dava açmış; davalılar ise markaları arasındaki karıştırılma ihtimali ve kendi markalarının tanınmışlığına dayanmıştır. İlk derece mahkemesi, davacı ve davalı markaları arasında, özellikle 30. sınıftaki ürünler için, ortalama tüketicide iltibas oluşturacak derecede yüksek görsel ve sescil benzerlik bulunduğunu ve Sınai Mülkiyet Kanununun 6/1. maddesindeki şartın oluştuğunu tespit etmişken, Bölge Adliye Mahkemesi esas hakkında yeniden hüküm kurarak davayı kabul etmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2025/5357 E.  ,  2026/2269 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/788 Esas, 2025/979 Karar
KARAR : Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/332 E., 2021/341 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2019/64820 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna davalı şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından itirazın reddedildiğini, davalı şirketin bu karara yönelik itirazının ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından kabul edildiğini ve müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkili markasının ayırıcı vasfı, baskın unsuru, orijinal niteliğinin olmadığını, davalının itiraza mesnet olan markalarının ilgili sınıflar için tescilinde hiçbir üstün hakkının olmadığını, müvekkilinin "..." ibareli markalarının 30. sınıfta tescil edildiğini, dokuz bini aşkın satış noktasında bu ürünlerin satışı ve dağıtımınını yaptığını, bir bütün olarak değerlendirildiğinde taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik olmadığını, müvekkili markasının Türkiye’nin tamamında bilinir ve tanınır hale gelerek ayırt edicilik kazandığını, müvekkilinin ... markasının önceki markalarının ayırt edici unsurunu değiştirmeden türetilen seri markalardan biri olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2020-M-6767 sayılı kararının iptaline ve müvekkili marka başvurusunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." markalı ürünlerinin, ürün portföyünün en önemli markaları arasında yer aldığını, bu markanın 54 ülkede tescil edildiği gibi dünyada 100’den fazla ülkede satışa sunulduğunu, "..." ibareli markaların tanınmış olduğuna ilişkin mahkeme kararlarının bulunduğunu, davaya konu başvuruda yer alan "..." ibaresinin, davacıya ait çatı marka olduğunu, dava konusu markanın tescille korunmak istenen ana unsur "..." ibaresinin müvekkilinin "..." markasına benzediğini, "..." markalı ürün ambalajlarını taklit eden ambalaj tasarımlarının başvurularının reddedildiğini, davacıya ait üç markanın da müvekkilinin itirazı üzerine reddine karar verildiğini, "..." markası ile işbu itiraza konu başvurunun esas unsuru olan "..." ibaresinin, yazılış, okunuş ve fonetik açıdan ayırt edilemeyecek derecede benzerlik içerdiğini, başvuruda kullanılan renk ve stilize yazım biçiminin de müvekkili markası ile birebir aynı bulunduğunu, markaların "O" harfi ile bittiğini ve fonetik açıdan da farklı bir marka yaratılmadığını, davacının müvekkilinin ... markasının güveninden kendi menfaatine haksız yarar sağlamayı hedeflediğini, dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının "..." ibareli başvuru markası ile davalı şirketin "...+şekil" ve "..." ibareli markaları arasında, başvuru kapsamındaki 30. sınıfta yer alan “Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül.. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç.” malları açısından biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, her iki marka işaretinin renk, yazı biçimi, karakterize edilen şekline bakıldığında görsel benzerliğin yüksek olduğu, bu açıdan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmündeki iltibas koşulunun oluştuğu, diğer yönden dava konusu 2019/64820 sayılı markanın kapsamında yer alan 30. sınıftaki "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler.... Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar.... Sakızlar.... Tuz... Pekmez ... '' mallarının ise davalının mesnet markası kapsamında bulunmadığından, SMK'nın 6/1 hükmündeki iltibas koşulunun oluşmadığı, davalı tarafın markalarının tanınmış olduğu ileri sürülse de davacı ... başvurusunun, davacıya ait tanınmışlık iddia edilen markadan haksız bir yarar sağlayacağının, davalı markasının itibarına zarar vereceğinin veya ayırt edici karakterini zedeleyeceğinin kanıtlanmadığı, dava konusu marka açısından SMK'nın 6/9 hükmü anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 2020-M-6767 sayılı YİDK kararının, dava konusu edilen 2019/64820 sayılı markanın kapsamında yer alan 30. sınıftaki "Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler....Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar.... Sakızlar.... Tuz... Pekmez ...'' malları yönünden iptaline, diğer kısımlar yönünden ise davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili, davalı ... vekili ve katılma yoluyla davalı şirket vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu başvurunun, 5 harf ve 3 heceden oluşmakta iken redde mesnet markaların ise 4 harf ve 3 heceden meydana geldiği, söz konusu markalarda "..." ve ".." harfleri ortak olsa da, markaların bir bütün olarak karşılaştırılmalarının esas olduğu hususu da gözetildiğinde, anılan markalar arasında görsel bir benzerlik olduğunun söylenemeyeceği, yine işitsel olarak da taraf markaları arasında benzerlik olmayıp, kavramsal bir benzerlik de bulunmadığı, bu haliyle taraf markalarının tamamen farklı bir algı yarattıkları, öte yandan, bu hususun esasen davalı Kurum kararında da belirtildiği ancak markalar arasındaki benzerliğin, ibarelerin stilize yazım biçimlerinden kaynaklandığının açıklandığı, Dairece, dava konusu YİDK kararında yapılan bu değerlendirmenin yerinde görülmediği, gerçekten de taraf markaları, içi beyaz dolgulu mavi renkle gölgeli biçimde yazılmış ise de, markaların kelime unsurları arasında hiçbir benzerlik olmaması, aksine bu ibarelerin son derece farklı bulunmaları karşısında, sırf anılan yazım şekli benzerliğinin markaların karıştırılması sonucuna yol açmayacağı, taraf marka işaretleri arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerliğin olmadığı, taraf markalarının, ortalama tüketicilerce ilişkilendirilmeyeceği ya da dava konusu başvurunun, davalı şirket markalarının serisi olarak algılanmayacağı, alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı şekilde her ne kadar taraf markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetler arasında kısmen benzerlik mevcut ise de taraf marka işaretlerinin benzer olmadığı, "..." ibareli başvuru ile davalı şirketin "..." asıl unsurlu markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin görülmediği, davacı tarafça, dava konusu başvuru üzerinde kazanılmış hakkının olduğu ileri sürülmüş ise de, davacının 2018/61270
sayılı markasının tescil tarihi ile dava konusu başvuru tarihi arasında geçen süre gözetildiğinde, önceki markanın uzun süreli kullanım şartının gerçekleşmediği, davacının müktesep hak iddiasının yerinde görülmediği ancak taraf marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından bu durumun sonucu etkilemediği, tanınmışlık ve kötüniyet iddialarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgililere iadesine, 21.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.