İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesinin, özel güvenlik hizmet sözleşmesinden doğan alacakların tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında, yapılan ödemeler ve faiz hesaplamaları ile bilirkişi raporlarındaki çelişkileri değerlendiren istinaf kararı.
Özet: Davacı şirketin özel güvenlik hizmet bedellerini tam alamaması üzerine başlattığı icra takibinde, kısmi ödemelerin ardından kalan alacak ve icra inkar tazminatı talebiyle açtığı itirazın iptali davasında; davalının borcun kalmadığı, kötü niyetli takip ve takas mahsup iddialarına karşılık, ilk derece mahkemesi, TBK 100. maddesi uyarınca yapılan ödemelerden önce ferilerin mahsup edilmesi gerektiğini belirterek davanın kısmen kabulüne, 18.559,18 TL asıl alacak için itirazın iptaline ve 3.711,83 TL icra inkar tazminatına hükmetmiş, bu karar ise davalı tarafından bilirkişi raporlarının çelişkili olduğu ve TBK 100. madde uygulamasının hatalı olduğu gerekçeleriyle istinaf edilmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİESAS NO: 2022/967 KARAR NO: 2026/1122T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: 22/12/2021NUMARASI: 2020/24 Esas - 2021/93 KararDAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 16/09/20266100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 30.09.2015 tarihli özel güvenlik geçici hizmet sözleşmesinin imzalandığını, davacının ait tüm yükümlülükleri eksiksiz yerine getirmiş olmasına rağmen, vermiş olduğu hizmete ilişkin fatura bedellerini zamanında ve tam olarak davalıdan alamadığını ve itiraza uğramayan faturaların ödememesi üzerine başlatılan İstanbul 22. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı icra takibinden sonra 12.04.2019 tarihinde 20.000,00 TL, 26.04.2019 tarihinde 30.00,00 TL, 03.05.2019 tarihinde 12.814,24 TL ve 17.05.2019 tarihinde 65.134,23 TL olmak üzere toplam 127.948,47 TL müvekkili şirket hesabına haricen ödeme yapıldığını, takip kapak hesabında kalan borcun ise 20.757,77 TL olduğunu, yapılan ödeme ile ilgili TBK'nın 100. maddesi uyarınca hesaplama yapılması gerektiğini beyanla, itirazın iptali ile 20.757,77 TL üzerinden takibın devamına, icra takibine konu asıl alacak olan 127.948,47 TL'nin %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; İstanbul 22. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 16.05.2019 itibarı ile müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı vekilince de ikrar edildiği üzere 31.067,95 TL borç olmamasına rağmen kötüniyetli olarak 127.948,47 TL'nin takibe konulması nedeniyle bu bedel üzerinden davacının %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ettiklerini, 492 Sayılı Harçlar Kanuna Ekli I sayılı tarifenin İcra ve İflas Harçları başlıklı B Bölümünün İcra Harçları adlı I-3 maddesindeki tahsil harcının ancak ödeme emrinin tebliğinden sonraki işlemler nedeniyle alınacağının öngörüldüğünü, ödeme veya icra emri tebliğinden önce yatırılan paradan tahsil harcı alınamayacağını, davacı şirket çalışanı ... tarafından Bakırköy 16. İş Mahkemesi'nin 2018/125 E. sayılı dosyasında açılan işe iade davasında davalı şirket işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre alacağı bedeli 24.682,03 TL davacıdan kaynaklı riskin mevcut olduğundan davacının alacağından takas mahsubunu talep ettiklerini, davacı tarafın icra inkar tazminat talebinin haksız ve mesnetsiz olduğunu savunmuşturİLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İİK'nın 67. maddesinde düzenlenen itirazın iptali davasında, tüm dosya kapsamı, alınmış olan son bilirkişi raporu denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğundan davanın kısmen kabulü ile, davacının takip talepnamesinde TBK'nın 100. maddesi kapsamında tahsilat talebinde bulunmuş olması nedeniyle takipten sonra yapılan ödemelerden önce takibe konu alacaktan kaynaklanan feriler mahsup edilmiş olduğundan davalının İstanbul 22. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının 18.559,18 TL asıl alacak bakımından iptali ile 17/05/2019 tarihinden itibaren bu alacağa takip talepnamesinde talep edilen faiz oranının işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, İİK'nın 67/2. maddesi kapsamında davanın kabul edilen miktarı esas alınmak kaydayla 3.711,83 TL icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerektiği gerekçesiyle "Davanın kısmen kabulü ile; Davacının takip talepnamesinde 6098 sayılı m.100 kapsamında tahsilat talebinde bulunmuş olması nedeniyle takipten sonra yapılan ödemelerden önce takibe konu alacaktan kaynaklanan feriler mahsup edilmiş olduğundan davalının İstanbul 22. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının 18.559,18 TL asıl alacak bakımından iptali ile 17/05/2019 tarihinden itibaren bu alacağa takip talepnamesinde talep edilen faiz oranının işletilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, İİK m.67/2 kapsamında davanın kabul edilen miktarı esas alınmak kaydayla 3.711,83 TL icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine " dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; Mahkemenin hükme esas yaptığı bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, aynı bilirkişiden asıl rapor ve 3 tane ek rapor alınmış olup alınan tüm raporların birbiri ile çelişen raporlar olduğundan raporlar arasında çelişki giderilmeden karar verilemeyeceğini, davacı tarafın itirazın iptali davasındaki talepleri dosyadaki kapak hesaptan görüleceği üzere icrada işleyen faiz, icra vekalet ücreti, harç/masraf ile tahsil harcından ibaret olmasına rağmen Mahkemenin TBK'nın 100. madde kapsamında tahsilat talebinde bulunmuş olması nedeniyle takipten sonra yapılan ödemelerden önce takibe konu alacaktan kaynaklanan ferileri mahsup ederek hüküm kurmasının açıkça taleple bağlılık ilkesine aykırılık oluşturduğunu, karşı tarafı temerrüde düşürmeden faiz talep edilemeyeceğinden mahkemenin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda yapılan faiz hesaplamasının açıkça Borçlar Kanununa ve yerleşik Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, ayrıca alacaklı vekilinin icra dosyasına yaptığı haricen tahsil beyanında faize ilişkin haklarını da saklı tutmadığından faiz de talep edilemeyeceğini, ödeme veya icra emri tebliğinden önce yatırılan paradan tahsil harcı alınamayacağını, davacı tarafın itirazın iptali davasına konu ettiği tahsil harcı, vekalet ücreti ve masraf alacağı kalemleri dosya alacağının fer’ileri olup böyle bir alacak olup-olmadığı yargılama sonucu ortaya çıkacağından yerleşik Yargıtay kararları gereği bu kalemler yönünden icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇEDava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davaya konu İstanbul 22. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının iş bu dava davacısı, borçlunun ise iş bu dava davalısı olduğu, 159.016,42 TL asıl alacak üzerinden 02.04.2019 tarihinde başlatılan icra takibinde yedi ayrı güvenlik hizmet bedeline ilişkin faturaya yönelik borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 16.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği, 22.05.2019 tarihinde yetkiye ve borca itiraz edildiği, 12.04.2019 tarihinde 20.000,00 TL, 26.04.2019 tarihinde 30.00,00 TL, 03.05.2019 tarihinde 12.814,24 TL ve 17.05.2019 tarihinde 65.134,23 TL olmak üzere toplam 127.948,47 TL'nin davalı tarafça davalıya haricen ödendiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde 10.01.2020 tarihinde iş bu itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir. Davacı ile davalı şirketler arasındaki 30.09.2015 tarihli özel güvenlik hizmetleri sözleşmesinin 10 maddesi uyarınca İstanbul İcra Dairelerinin yetkili olduğuna dair yetki sözleşmesi yapılması ile yetkili icra dairesi ilişkin İİK'nın 50. maddesinin yollamasıyla HMK'nın 17. maddesi uyarınca icra dairesinin yetkisine yapılan itiraza itibar edilmemiştir.Dava dilekçesi ile davalı tarafın yaptığı ödemeler bildirilerek TBK'nın 100. maddesi uyarınca hesaplama yapılması gerektiğini, 20.757,77 TL üzerinden takibın devamına, icra takibine konu asıl alacak olan 127.948,47 TL'nin %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına karar verilmesini talep edilmiş olması karşısında İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü ile davalının takibe itirazının 18.559,18 TL asıl alacak bakımından iptaline hükmedilmesi dikkate alındığında taleple bağlılık ilkesinin aşılmadığı kanaati ile davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebebine itibar edilmemiştir.İlk Derece Mahkemesinin itibar ettiği 07.12.2021 tarihli ek rapor içeriğinde denetime elverişli hesaplama neticesinde TBK'nın 100. maddesi uyarınca davalı tarafça yapılan kısmi ödemelerin öncelikle ferilerden mahsup edilip takip tarihi itibariyle faiz başlangıcının dikkate alınarak hesaplamasının yapılmasında ve ödeme emrinin tebliğinden sonra yapılan ödeme olan 65.134,23 TL üzerinden tahsil harcının hesaplamasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Bu ek rapordaki hesaplamalarının belirtilen şekilde yapılması nedeniyle kök ve önceki ek raporlar ile hesap farklılıkları içermesi ise çelişki olarak nitelendirilemeyeceğinden davacının bu istinaf sebeplerine itibar edilmemiştir.İİK'nın 67/2. maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesi yer almaktadır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Dava konusu hizmet alım sözleşmesi kaynaklı güvenlik hizmetine konu tarafların kabulündeki faturalar nedeniyle alacak miktarının biliniyor olması karşısında likit bir alacak olduğundan, mahkemece itirazın iptaline karar verilen kısım yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yanlışlık olmadığından davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebebine de itibar edilmemiştir.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvurma harcının Hazine'ye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 317,20 TL'nin mahsubu ile bakiye 414,80 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/09/2026