Çalışanın sadakat yükümlülüğünü ihlal, tedarikçiden para talep etmesi ve işverenin güvenini kötüye kullanma iddiasıyla iş sözleşmesinin haklı feshedilip feshedilmediği üzerine tazminat talebi.
Özet: Bu hukuki metin, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem, ihbar ve manevi tazminat talep eden işçinin davasını incelemektedir; davalı işveren ise işçinin şirket tedarikçisiyle çıkar ilişkisi kurup gizli bilgiler paylaşarak sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle iş sözleşmesinin haklı feshedildiğini savunmuştur; ilk derece mahkemesi feshin haklı nedene dayanmadığına hükmedip davayı kısmen kabul ederken, bölge adliye mahkemesi işçinin tedarikçiye iş yönlendirmesi ve ondan borç para istemesinin işverenin güvenini kötüye kullanma eylemi olduğunu kabul ederek feshin haklı nedene dayandığına ve davanın reddine karar vermiş, davacı vekili ise bu kararı temyiz etmiştir.
9. Hukuk Dairesi         2026/1700 E.  ,  2026/4873 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/420 E., 2025/2438 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 5. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/381 E., 2023/396 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 14.09.2011-30.04.2019 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde çalışırken iş sözleşmesinin haklı neden olmadan feshedildiğini, ayrıca iş sözleşmesi feshedilirken işverenin sözlü saldırı ve kötü muamelesine maruz kaldığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette kalite kontrol görevlisi olarak çalıştığını, sadakat yükümlülüğünü ağır şekilde ihlal ettiğini, Şirketin tedarik edeceği ürünlerle ilgili olarak müvekkili Şirketten gizli olacak şekilde görüşmeler yaptığını ve bu görüşmelerde kendisine nakdi ve gayri nakdi pek çok menfaat sağladığını, Şirketin üretim ve mal kabulü ile ilgili gizli tutulması gereken bilgileri dava dışı şirket tedarikçileri ile paylaştığını, bu nedenlerle iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu'nun (4857 sayılı Kanun) 25/II hükmü uyarınca haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalıya ait işyerinde 14.09.2011-30.04.2019 tarihleri arasında çalıştığı, davalı tarafından dosyaya sunulan davacıya ait Whatsapp ve ses kayıtlarından davacı ile tanık .... arasında iş verme ve para isteme olayları ile ilgili muhtelif konuşmalar yapıldığı, ne var ki konuşma içeriğinde davacının söz konusu paraları borç olarak istediğine dair açıklamalarının bulunduğu, iş verme yahut verilmesini sağlama karşılığı menfaat temin edildiği hususunun ispatlanmadığı, ispatlanan kısmın işveren açısından işçinin davranışları nedeniyle geçerli sebebe konu olabilecek görüşmelerden ibaret olduğu, aksi durumun ispatlanmaması nedeniyle feshin haklı nedene dayanmadığı ve davacının feshe bağlı kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, manevi zararın ise davacı tarafından ispatlanmadığından reddi gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan ve davacı ile .... arasındaki ses kayıtlarının çözümüne ilişkin bilirkişi raporu incelendiğinde, davalı Şirketin tedarikçisi olan ...'ya iş verilmesi konusunda davacının yönlendirmede bulunduğu ve aralarında iş ilişkisi bulunan bu kişiden zaman zaman borç para istediği anlaşılmakta olup söz konusu eylemin 4857 sayılı Kanun'un 25/II-(e) hükmü kapsamında işverenin güvenini kötüye kullanma ve doğruluk ile bağlılığa aykırı davranış niteliği taşıdığı, bu nedenle davalı tarafından yapılan feshin haklı nedene dayandığı ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği, manevi tazminatın reddine ilişkin kararın ise isabetli olduğu gerekçeleriyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkili tarafından bizzat doğrulanmayan mesaj kayıtlarına göre karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kabul etmemekle beraber söz konusu konuşmalarda müvekkilinin .... isimli kişiye iş verilmesi konusunda yönlendirmede bulunduğunun anlaşılmadığını, arkadaş olan kişilerin birbirinden borç isteyebileceğini ve bunun haklı fesih sebebi olmaması gerektiğini, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, insanlık dışı muameleye maruz kaldığını, manevi yönden çöküntüye uğradığını, özel hayatına dair yazışmaların dosyaya sunulmasıyla özel hayatına müdahale edilmiş olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi ile buna bağlı olarak davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile manevi tazminata hak kazanıp kazanmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.