7. Hukuk Dairesi, kamulaştırma ve eklemeli zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil davasında, bozma sonrası Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz incelemesini yürütüyor.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, bir kamu kurumundan edindiği ve kendisinin de sürdürdüğü eklemeli zilyetlikle taşınmaz üzerinde malik sıfatıyla otuz yıldan fazla süredir nizasız ve fasılasız zilyet olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ve kendi adına tescilini talep ettiği bir davayı ele almaktadır; ilk mahkeme kararı taraf teşkilindeki eksiklikler nedeniyle Yargıtayca bozulmuş, bozma sonrası yeniden yapılan yargılamada mahkeme, olağanüstü zamanaşımı zilyetliği şartlarının gerçekleştiğine hükmederek davayı kabul etmiştir, ancak bu karar, davalılarca kamu kurumunun zilyetliğine dayanılmasının mümkün olmadığı, devir sözleşmesinin geçersizliği ve kamulaştırma sürecinin kesinleşmediği gibi gerekçelerle temyiz edilmiştir.
7. Hukuk Dairesi         2026/1050 E.  ,  2026/1260 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2019/510 E., 2021/280 K.
Mahkeme kararı bir kısım dâhili davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 9 98... parsel sayılı taşınmazın 15.02.1941 tarihinde ölen ......adına tapuda kayıtlı olduğunu, bu taşınmaz ve dava dışı komşu taşınmazların 19.11.1976 tarihinde dava dışı ... lehine kamulaştırılıp el konulduğunu, bu kurumun 1977 tarihinden itibaren taşınmazın davasız ve aralıksız malik sıfatıyla zilyedi olduğunu, 31.07.1995 tarihli satış sözleşmesi ile taşınmazın müvekkiline devredildiğini, kayıt malikinin ölümünün üzerinden 65 yılın geçtiğini, eklemeli zilyetlikle müvekkilinin taşınmaz üzerindeki zilyetlik süresinin 30 yılı bulduğunu ileri sürerek, taşınmazın davalılar adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılardan Hazine vekili cevap dilekçesinde; eldeki davada sadece kayıt maliklerinin davalı olarak gösterilmesinin gerektiğini ve davanın açılması için gerekli olan şartların bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalılardan ..., ...ve ... vekili cevap dilekçesinde; benzer nitelikte bir davanın önceden davacı tarafından açılmış olduğunu, davacının iddialarının herhangi bir yasal dayanağının olmadığını, kamulaştırma işleminin kesinleşmediğini, davacının eklemeli zilyetlikten yararlanamayacağını, devirden sonra 20 yıllık bir sürenin geçmediğini, davacı tarafın önceden açtığı tapu iptali ve tescil davasının zamanaşımını kestiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Bir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın önceden açtığı benzer nitelikte derdest bir davanın olduğunu, davacının iddialarının yasal dayanağının bulunmadığını, davacı tarafın eklemeli zilyetlikten istifade etme hakkının bulunmadığını, ...arafından devrin yapılmasından sonra 20 yıllık zamanaşımının geçmediğini, ayrıca davacıya karşı 2007/251 Esas sayılı dosyası ile davanın açıldığını ve zamanaşımın kesildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 08.09.2011 tarihli ve 2007/370 Esas, 2011/293 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüyle...oğlu ... ...adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile bu tapu kaydının 720/768 hissesinin davacı adına tapuya tesciline; kalan 48/768 hissenin mirasçılardan Hazine adına tapuya tesciline; fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargtay 8. Hukuk Dairesinin 13.06.2019 tarihli ve 2019/2061 Esas, 2019/5881 Karar sayılı kararıyla "...dava konusu 16 parsel sayılı taşınmazın ... ...adına tam hisse ile kayıtlı olduğu, Hazine hasım gösterilmek suretiyle alınan Balıkesir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/142 Esas, 2018/482 Karar sayılı veraset ilâmına göre davada davalı olarak gösterilen Hazinenin kayıt malikinin mirasçısı olmadığı, ayrıca kayıt malikinin davada taraf gösterilenler dışında da mirasçıları bulunduğu..." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 16.07.2021 tarihli ve 2019/510 Esas, 2021/280 Karar sayılı kararında "...Balıkesir ili, ...Mahallesi, 81 09... parsel sayılı taşınmazın muris İsmail oğlu ... (...) adına kayıtlı olduğu, bozma ilâmı doğrultusunda taraf teşkilinin sağlandığı, aldırılan bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğu, dava konusu taşınmazın davacı Şirket tarafından malik sıfatı ile ve nizasız fasılasız olarak kullanıldığı, olağanüstü zamanaşımı süresi ve şartlarının dava tarihi itibari ile dolduğu, davanın sübut bulduğu..." gerekçesiyle davacının davasının kabulü ile Balıkesir ili, ...Mahallesi, 81 09... parsel (...Mahallesi, 9 98... parsel) sayılı .... oğlu ......adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptaline, davacı adına kayıt ve tesciline; davacının davalı Hazine aleyhine açtığı davasının usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bir kısım dâhili davalılar vekili cevap dilekçesinde;
1. Kamu kurumu niteliğinde olan ...’in zilyetlik süresine dayanılmasının mümkün olamayacağını,
2. Sözleşmenin şekil yönünden geçerli olmadığını,
3. Kamulaştırma işleminin kesinleşmediğini,
4. ...’in işleminin kamulaştırmasız el atma niteliğinde olduğunu,
5. Davacının taşınmazı fiilen kullanmadığını,
6. Hak sahiplerinin bir kısmı tarafından davacıya karşı el atmanın önlenmesi davasının açıldığını,
7. Davaya ilişkin şartların oluşmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/2 hükmüne göre ölüm hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Anılan madde hükmünde 1. fıkradaki zilyetlik şartlarının gerçekleşmesi halinde mülkiyet hakkının istenebileceği belirtilmiştir. Buna göre, tescil istenebilmesi için taşınmaz üzerinde davasız ve aralıksız bir şekilde, 20 yıl boyunca ve malik sıfatıyla zilyet olunması gerekmektedir. Bunun yanında, uygulamada benimsendiği üzere taşınmaz üzerindeki zilyetliğin ekonomik amacına uygun olması da şartlardan biridir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; taşınmazın 1941 yılında ölen ... ...adına tapuya kayıtlı olduğu, mirasçılarına intikal etmediği ve Özelleştirme İdaresi tarafından 31.07.1995 tarihinde davacıya harici olarak satıldığı anlaşılmaktadır. Kayıtlarda kamulaştırma şerhi bulunmayan taşınmazla ilgili olarak Dairemizce verilen geri çevirme kararı sonrasında dosya arasına alınan belgelerde, Özelleştirme İdaresi tarafından adına satış yapılan ... lehine herhangi bir kamulaştırma işleminin bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda davanın açıldığı tarih olan 01.10.2007 ile satışın yapıldığı 31.07.1995 tarihleri arasında davacı lehine yaklaşık 12 yıllık zilyetlik bulunmakta ise de, adına satış yapıldığı belirtilen Kurumun kamulaştırma işlemi bulunmaksızın zilyetliği benimsenemeyeceğine göre, eklemeli zilyetlikten yararlanabilmesi de mümkün değildir. Bunun yanında, taşınmazın tel örgü ile çevrili boş bir arsa olduğu gözetildiğinde zilyetliğin ekonomik amaca uygun sürdürüldüğünü söyleyebilme imkanı da yoktur. Hal böyle olunca; Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
05.03.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
K A R Ş I O Y
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi üzerine Dairemizin Çoğunluk görüşü ile ve "(...) Bunun yanında uygulamada benimsendiği üzere taşınmaz üzerindeki zilyetliğin ekonomik amacına uygun olması gerekmektedir. Hâl böyleyken; taşınmazın sadece tel örgü ile çevrili boş arsa olduğu gözetildiğinde zilyetliğin ekonomik amaca uygun olarak sürdürülmediği anlaşılmaktadır.
Ayrıca dosya içeriği ve toplanan delillere göre; taşınmazın 1941 yılında ölen ... ...adına tapuya kayıtlı olduğu, mirasçılarına intikal etmediği, ve Özelleştirme İdaresi tarafından 31.07.1995 tarihinde davacıya harici olarak satıldığı anlaşılmaktadır. Kayıtlarda kamulaştırma şerhi bulunmayan taşınmazla ilgili olarak Dairemizce verilen geri çevirme kararı sonrasında dosya arasına sunulan belgelerde Özelleştirme İdaresi tarafından adına satış yapılan ... lehine herhangi bir kamulaştırma işleminin bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda davanın açıldığı tarih olan 01.10.2007 ile satışın yapıldığı 31.07.1995 tarihleri arasında davacı lehine 12 yıllık zilyetlik bulunmakta ise de adına satış yapıldığı belirtilen Kurumun kamulaştırma işlemi bulunmaksızın zilyetliği benimsenemeyeceğine göre eklemeli zilyetlikten yararlanabilmesi de mümkün değildir. Tüm bu nedenlerle; Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bozulması gerekmiştir...." şeklindeki gerekçeyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden de anlaşılacağı üzere, dava konusu taşınmazın maliki 15.02.1941 tarihinde vefat etmiş olup, mirasçıları tarafından taşınmazın mirasçıları adına intikali yapılmamıştır. Ancak taşınmaz ... tarafından 1976 yılında kamulaştırılmış, 1977 yılında kamulaştırma bedeli ödenerek taşınmaza el konulmuştur. Bilahare, dava konusu taşınmazı da kapsayan fabrika 31.07.1995 tarihli sözleşme ile davacı Şirkete devredilmiştir. Özetle; davalı gerçek kişilerin taşınmazla ilgileri 1977 yılında kesilmiştir ve o tarihten bu yana hiçbir şekilde taşınmazı kullanmadıkları gibi, müdahalenin önlenmesi yönünde bir talepleri de olmamıştır. Kamulaştırmanın üzerinden 30 yılın üzerinde zaman geçmiştir. Önceki zilyed ...in ve davacının zilyetliği 1977 yılından bu yana kesintisiz ve niza'sız şekilde devam edegelmiştir. Bozma kararının gerekçesinin aksine, taşınmazın tel örgü ile çevrilmiş olması ve davalı gerçek kişilerin buna karşı çıkmamış olmaları, kamulaştırmayı kabullendiklerini ve davacının malik sıfatıyla zilyetliğini benimsediklerini açıkça ortaya koymaktadır. Bu eylem, davanın reddi değil, davanın kabulü için bir gerekçe olmalıdır.
Davanın kabulüne karar verilebilmesi için zilyetliğin, taşınmazın maliki gibi, nizasız ve fasılasız sürmesi yeterli olup, bozma kararında sözü edilen "zilyetliğin ekonomik amacına uygun olması gerekmektedir" gerekçe yasal bir gerekçe değildir. Tescil talebinde bulunulabilmesi için, zilyetliğin malik gibi, aralıksız ve çekişmesiz yirmi yıl devam etmesi yeterli olup, bu süre sonunda zilyet, taşınmazın adına tescilini talep edebilecektir. Somut uyuşmazlıkta da, bu şartların hepsi oluşmuştur. O nedenle, taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesi isabetli ve yasaldır.
Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin kararının onanmasına karar verilmesi kanaatinde olduğumdan, Sayın Çoğunluğun bozma yönündeki kararına katılmıyorum.