Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, et ürünleri sektöründe tescilli markalara ait görsel unsurlarla birleşen ibare kullanımlarının karıştırma ihtimali yaratması nedeniyle marka tecavüzüne hükmetti.
Özet: Mahkeme, kamu yararına faaliyet gösteren bir iktisadi devlet teşekkülü olan davacının et ve et ürünleri sektöründeki tescilli markalarına yönelik ihlal iddiasında, davalının tek başına kullandığı "..." ibaresinin genel terim niteliğinde olması nedeniyle tecavüz oluşturmadığına hükmetmiş; ancak, davalının hayvan başı figürü içeren "şekil+..." ibareli markasal kullanımlarının, davacının özellikle 2009/03281 sayılı markasıyla yüksek benzerlik göstererek ortalama tüketici nezdinde karıştırılma tehlikesi yaratması nedeniyle davacı markalarına tecavüz ettiğini tespit ederek, bu tecavüz oluşturan tabela, etiket ve alışveriş poşeti gibi materyaller üzerindeki kullanımların kaldırılmasına kısmen karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1044 Esas, 2025/1138 KararHÜKÜM : Esastan retİLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/171 E., 2023/12 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kamu yararı amacıyla ve kamu hizmetinin gereklerine uygun nitelikte iktisadi alanda faaliyetlerini sürdüren ve sermayesinin tamamı devlete ait bulunan bir iktisadi devlet teşekkülü mahiyeti taşıdığını, ..., ..., ..., ... sayılı markaların sahibi olduğunu, davalının 2013 29218 sayılı " ... " ibareli markasının bulunduğunu, davalının, tescilli markasını kullanmayıp işletmesinde müvekkiline ait markalar ile iltibas oluşturacak şekilde "..." ve "mağaza" ibaresini ön planda tutan, müvekkilinin şubesi algısı veren markasal kullanımlarda bulunduğunu ileri sürerek müvekkili markalarına tecavüz teşkil eden tabela, afiş, flama, camekan etiketleri, reyon tabelası, mağaza içi görselleri, internet ve sosyal medyadaki kullanımları ile tespit olunacak tüm ihlallerin kaldırılmasına, mahkeme ilamının masrafı davalıdan alınmak kaydıyla ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davayı görmeye Bursa mahkemelerinin yetkili olduğunu, tarafların yakın tarihlerde kurulduğunu, müvekkilinin davacının bilinirliğinden ve güvenilirliğinden yararlanma gibi bir niyetinin bulunmadığını, davalının, herhangi bir taklit amacı olmaksızın davacıdan bağımsız bir marka kurduğunu, 8 yılı aşkın süredir aktif bir şekilde ...tescil numaralı marka tahtında faaliyetlerini gerçekleştiren, saygın ve bilinen bir işletme olduğunu, taraflar arasında iddia edildiği gibi isim, tabela, amblem ve kartvizit benzerliği bulunmadığını, davacı taraf ile davalının aynı firma olduğunu çağrıştırabilecek kullanımlarının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini, bu dava nedeniyle ticari itibarı zedelenen ve müşteri kaybeden müvekkili hakkında re'sen maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının et ve et ürünleri imalatı ve satışı hizmetinde bulunduğu, davalının söz konusu ticari faaliyetlerinin davacıya ait ..., 2009/03281, 2010/31025, 2010/31026, 2010/31027, 2010/31028, 2011/93803, 2011/93804, 2013/52156, 2013/62596 sayılı markaların kapsamlarında yer alan ve genel olarak "et ile her nevi işlenmiş et ürünleri" olarak nitelendirilebilecek emtialar ile aynı/aynı tür olduğu, davalıya ait işyerinde markasal olarak kullanıldığı anlaşılan " ..." ibaresinin davacıya ait tescilli markalar ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak, davaya konu emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik oluşturmadığı, bu nedenle salt "..." ibarelerinin davalının markasal kullanımlarında yer alması eyleminin davacıya ait marka haklarını ihlal ettiği iddiasının yerinde görülmediği, "..." kelimelerinin, et ve et ürünleri bakımından ayırt ediciliği bulunmayan ve bu nedenle marka olarak kimsenin inhisarına bırakılamayacak genel sözcükler olduğu, davacının salt "..." ibareli tescilli markasının da bulunmadığı, bununla birlikte işyeri iç duvarında yer alan tabelada, et ürünleri üzerindeki etiketlerde, dava dilekçesi ekinde sunulan alışveriş poşeti üzerinde, "Şekil+..." ibareli markasal kullanımların tespit edildiği, bunların davalının mesnet gösterdiği ...sayılı markanın koruma kapsamında kalmadığı, söz konusu markanın ayırt edici unsurları ile davalının sözü edilen bu markasal kullanımlarının aynı olmadığı ancak ifade edilen davalıya ait markasal kullanımlar ile davacıya ait ..., 2009/03281, 2010/31025, 2010/31026, 2010/31027, 2010/31028, 2011/93803, 2011/93804 sayılı markalar arasında makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı ortalama tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzerlik görüldüğü, özellikle 2009/03281 sayılı marka ile davalıya ait sözü edilen markasal kullanımlar arasındaki benzerlik seviyesinin oldukça yüksek olduğu, zira müşterek bulunan hayvan başı figürünün renk ve tertip tarzı itibariyle oldukça yakın düzenlendikleri, bu nedenle davalıya ait sözü edilen markasal kullanımların davacıya ait ifade edilen markalara ve özellikle 2009/03281 sayılı markaya tecavüz oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının "Şekil+..." ibareli markasal kullanımlarının yer aldığı tabela, etiket, alışveriş poşeti üzerindeki bu markasal kullanımların kaldırılmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar kesinleştiğinde masrafı davalı tarafından karşılanmak suretiyle hükmün hülasasının ulusal düzeyde yayın yapan bir gazetede ilan edilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının Bursa İli, ... İlçesindeki işletmesinde kullanılan "..." ibaresinin davacıya ait tescilli markalar ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik taşımadığı, "..." kelimelerinin, et ve et ürünleri bakımından ayırt ediciliği bulunmadığından davacının tekeline bırakılmayacağı, kaldı ki davacının marka hakkına tecavüz dışında haksız rekabete dayalı bir iddiasının da bulunmadığı, bununla birlikte işyeri iç duvarında yer alan tabelada, et ürünleri üzerindeki etiketlerde, dava dilekçesi ekinde sunulan alışveriş poşeti üzerinde bulunan "Şekil+... " ibareli markasal kullanımlar ile davacıya ait ..., 2009/03281, 2010/31025, 2010/31026, 2010/31027, 2010/31028, 2011/93803, 2011/93804 sayılı markalar arasında ortalama tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzerlik bulunduğu, davacı markalarının tescil sınıfları ile davalının faaliyet alanının aynı/aynı tür olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, söz konusu kullanımların davacının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, davalının bu kullanımlarının mesnet gösterdiği ....sayılı markanın koruma kapsamında kalmadığı, davacı markalarına yanaştığı, kaldı ki bu markanın 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 155. maddesi uyarınca davalı tarafından savunma gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerinin temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin önlenmesi ve hükmün ilamı talebine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeYapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine, 21.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.