İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, sempozyum sponsorluk bedelinin iadesi talepli istirdat davasında, katılımcı şirketin kendi kusuruyla izin alamaması sonucu doğan sorumluluğu ele alan istinaf kararı.
Özet: Bir ilaç şirketinin, sempozyum sponsorluğu için organizasyon şirketine yaptığı ödemenin yasal izinleri kendi kusuruyla zamanında alamayarak etkinliğe katılamaması üzerine iadesini talep ettiği istirdat davasında, davalı organizasyon şirketinin tüm hazırlıkları yapmasına ve tahsis edilen standın boş kalmasına karşılık davacının başvurularını süresinde yapmaması nedeniyle oluşan imkansızlıkta tamamen kendi ihmali ve kusurlu bulunduğu, bu nedenle davalıya bir kusur atfedilemeyeceği tespit edilerek ilk derece mahkemesince davacının ödeme iadesi talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2022/899
KARAR NO: 2026/1058
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 28/01/2022
NUMARASI : 2017/49 Esas - 2022/28 Karar
DAVA: İstirdat
KARAR TARİHİ: 09/09/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 26 - 27 Şubat 2016 tarihleri arasında İstanbul ... ... Merkezi’nde ... Anabilim Dalı tarafından organize edilmiş olan... sempozyumuna sponsorluk faaliyetleri gerçekleştirmek amacıyla katılım yapmak için davalı şirkete 16.800 Euro’luk kısmı 11.02.2016 tarihinde ve 421,20 Euro’luk kalan kısmı ise 19.02.2016 tarihinde olmak üzere ödeme yaptığını, stand sponsorluğunu hukuka uygun şekilde gerçekleştirebilmek üzere, ... Hakkında Yönetmelik’in 11. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 04.02.2016 tarihinde T.C. ... Kurumu’na yapılan başvurunun 17.02.2016 tarihinde internet üzerinden yapılan sorgulamada görüldüğü üzere reddedildiğini, ret kararını öğrendiği gün bu durumu davalıya derhal bildirip 18.03.2016 ve 08.04.2016 tarihlerinde davalıya noter kanalıyla ihtarnameler göndermelerine rağmen tutarın geri iade edilmediğini, müvekkilinin alamadığı bir hizmet için ödediği bedelin iadesini reddetmesinin gerek sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gerekse dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, davalı şirketin hizmet alması imkânsız bir müşterinin verdiği avans ödemesini alıkoymasının kabul edilemez olduğunu belirterek fazlaya dair her türlü talep ve hakları saklı kalmak üzere, etkinlik için ödenen toplam bedel olan 17.220,60 Euro’nun %90’ı olan 15.498,54 Euro’nun TL karşılığının fiili ödeme günü T.C. ... Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanarak dava tarihinden itibaren işletilecek faizi ile beraber davalıdan alınarak müvekkili şirkete ödenmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sempozyuma katılım için süresinde başvuru yapmadığı gibi müvekkili şirkete bu durumu katılım bedeli iade tarihlerinden sonra ve sempozyum başlangıç tarihinden sadece bir iş günü önce bildirdiğini, davacının ilgili kuruma süresinde başvurmadığı için kendinden sadır nedenle sempozyuma katılamadığını, salt davacı içın düzenlenen ve davacıya gönderilen "... ... Rehabililtasyon Bütçe" başlıklı mail ekinde gönderilen sponsorluk dosyasında katılım bedeli iade koşulları açıkça bildirildiğini, bu dosyada “Kayıt ve konaklama iptali 2 Kasım 2015 tarihine kadar bildirildiği taktirde ücretlerin tamamı iade edilecektir. 2 Kasım 2015 - 22 Aralık 2015 tarihleri arasında yapılan iptallerde, kayıt ve konaklama ücretlerinin 50'si iade edilir. 23 Aralık 2015 itibariyle yapılacak iptallerde iade yapılmayacaktır.” ibaresi yer aldığını, bu durumun da hiçbir surette sözleşmenin ifasının imkansız hale gelmesi olarak nitelendirilemeyeceğini, TBK'nın 112. maddesine göre imkansızlığın varlığının borçlunun kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğinin ispat edilmesi şartına bağlı olduğunu, ilgili kurumun ret gerekçesinin davacının dilekçesinde de ikrar edildiği üzere Başeri Tıbbi Ürünlerin Tanıtım Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik'in 11. maddesi 3. fıkrasında belirtilen 15 günlük süreye uyulmamış olması olduğunu, davacının süresi içinde başvuru yapmaması ve tamamen kendi kusurundan kaynaklanan bakanlık ret kararı ile bu durumunu müvekkiline geç bildirdiğini, talebin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında akdedilen organizasyon sözleşmesinin ifasının imkansızlığı iddiasıyla ödenen sözleşme bedelinin %90'nın iadesi talebine ilişkin davada, ilaç şirketi olan davacının 26 - 27 Şubat 2016 tarihleri arasında İstanbul ... ... Merkezi’nde ... Anabilim Dalı tarafından organize edilmiş olan... Sempozyumuna sponsorluk faaliyetleri gerçekleştirmek amacıyla katılım yapmayı planladığı, bu kapsamda davalı organizasyon şirketi ile belirli bir ücret karşılığında anlaşmaya vardığı, bu çerçevede, davalı organizasyon şirketinin, sempozyumun yapılacağı kongre merkezinde sözleşmeden kaynaklanan tüm hazırlıkları yaptığı, buna karşılık davacı şirketin resmi kurumlardan alması gereken izinleri süresinde başvuru yapmaması nedeniyle alamadığı ve sempozyuma katılımın sağlanamadığı, ayrıca dosya kapsamına yansıyan bilirkişi raporlarından ve resmi kurum cevaplarından, davalı organizasyon firmasının sempozyuma katılamama konusunda kusurunun bulunmadığı, bu durumun tamamen davacıdan kaynaklandığı, davalının katılım için tüm hazırlıkları yaptığı, davacı adına ayrılmasını sağladığı standın etkinlik boyunca boş kaldığı, bu stand üzerinden aynı tarihlerde gelir elde ettiğine veya başka bir firmaya bunu devrettiğine dair iddia ya da tespit bulunmadığı, dolayısıyla davacının tamamen kendi kusurundan ve ihmalinden kaynaklı olarak sempozyuma katılamaması nedeniyle bu konuda gerekli hazırlıkları yapması için anlaşmaya varmış olduğu davalıya yapmış olduğu ödemelerin iadesini isteyemeyeceği gerekçesiyle Davanın REDDİNE karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemenin vekalet ücreti hesaplamasında açıkça hataya düştüğünü, davacının davasını ikame ederken davalı müvekkilinden 15.498,54 EURO'nun istirdatını istediğini, dava harcına esas değer olarak da 15.498,54 EURO'nun 16.01.2017 tarihi itibariyle TL karşılığı 62.849,68 TL olarak gösterilerek bu değer üzerinden harç yatırıldığını, davacının istirdadını istediği tutarın yabancı para alacağı olduğunu, yerel mahkemenin; yabancı para alacağı olan 15.498,54 Euro üzerinden karar tarihi itibariyle T.C. ... Bankası efektif satış kuru üzerinden TL’ye çevrilerek hesaplanacak vekalet ücretine karar vermesi gerekirken, "karar tarihi olan 28.02.2022 tarihini" değil "davanın açılma tarihi olan 16.01.2017 tarihini" esas aldığını ve eksik vekalet ücreti takdir ederek hataya düştüğünü belirterek, istinaf başvurularının kabulü ile hükmün vekalet ücretine dair kısmının düzeltilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
Dava, hizmet alım sözleşmesi kaynaklı yapılan ödemenin iadesi istemine ilişkindir.
Davalı tarafın istinafına göre uyuşmazlık, davanın reddine dair verilen kararda davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı noktasındadır. Davacı vekilinin dava dilekçesinde kısmi dava şeklinde 15.498,54 Euro’nun fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden TL ile ödenmesini TBK'nın 99/3. maddesi uyarınca talep ettiği konusunda uyuşmazlık bulunmamakla birlikte davalı vekili yabancı para cinsi alacağın dava tarihi değil karar tarihindeki kur dikkate alınarak vekalet ücreti hesaplaması yapılması gerektiğinden bahisle hükmü istinaf etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.04.1993 tarih ve 1993/13-41 E. 1995/145 K. sayılı ilamı ile de "yabancı para alacaklarında yabancı paranın dava tarihindeki ... Bankası efektif satış kuruna göre bulunacak TL karşılığı üzerinden ilam harcının alınacağı" benimsenmiştir. Nitekim Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 20.02.2019 tarih 2018/3143 E. 2019/698 K., Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 04.12.2019 tarih 2016/23646 E. 2019/12123 K., Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14.12.2022 tarih ve 2021/8284 E. 2022/9092 K. ve Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2023/1605 E. 2024/2907 K., 2025/3279 E. 2025/3411K. - 2025/2434 E. 2025/2920 K. sayılı içtihatları da aynı doğrultudadır. Gerek emsal Yargıtay kararları, gerek Hukuk Genel Kurulunun 1993/13-41 Esas 1993/145 Karar sayı ve 07.04.1993 tarihli kararında vurgulandığı ve gerekse Dairemizce de istikrarlı bir şekilde kabul edildiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden vekalet ücreti ile nispi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir.
Somut davada harca esas değer 15.498,54 Euro cinsi talebin dava açıldığı tarih itibariyle efektif satış kuru karşılığı 62.849,68 TL olup, bu tutar üzerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca vekalet ücretinin hesabında bir hata bulunmamaktadır.
Açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvuru harcının Hazine'ye gelir kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09/09/2026