İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, sağlık turizmi hizmet bedeli faturası alacağından kaynaklı icra takibine itirazın iptali konulu istinaf kararı.
Özet: Davacı, davalıya sunulan sağlık turizmi hizmet bedeli nedeniyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talep ederken, davalı hizmet almadığını ve borçlu olmadığını savunmuş; ilk derece mahkemesi, davalının faturaları kaydetmesi, vergi dairelerine bildirmesi ve süresinde itiraz etmemesi nedeniyle faturanın içeriğini kabul ettiğini varsayarak davanın kısmen kabulüne ve belirlenen alacak tutarı üzerinden takibin devamına karar vermiş, davalı ise istinafta sözleşmesiz işlerde faturaya itiraz edilmemesinin borcu kanıtlamadığını, hizmetin ispatlanamadığını ve temerrüdün oluşmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO: 2022/869
KARAR NO: 2026/1056
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: (KAPATILAN) İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/02/2022
NUMARASI : 2021/81 Esas - 2022/81 Karar
DAVA: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ: 09/09/2026
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirkete verilen sağlık turizmi hizmeti nedeniyle hizmet bedeli kapsamında davalının 6.372,00 Euro borcu bulunduğunu, bu borcun 30.11.2017 tarihli TCMB Euro kuru karşılığı toplam KDV dahil 29.186,31 TL olduğunu, davalı tarafça ödeme yapılmaması nedeniyle başlatılan İstanbul Anadolu 14. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasına konu edilen cari hesap alacağına konu icra takibine davalı tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz edildiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; takip konusu alacağın zamanaşımına uğradığından zamanaşımı itirazında bulunduklarını, müvekkilinin davacı tarafa herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkil şirketin davacı şirketten takip konusu hizmet/ürün alımı gerçekleştirmediğini, davacının icra inkar tazminatı talebinin yerinde olmadığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafından kesilen faturaların davalının BA formlarında bildirdiği, davalının faturayı teslim aldığı, davacının davalı yana kesilen takibe konu hizmet faturasını davalı tarafın BA formlarında bildirdiği, davalının davaya konu faturaya itiraz ettiğine dair delil sunmadığı ayrıca davacıya ödeme yapmadığı, davalının vergi dairesine bildirdiği ve faturayı ticari defterlerine kayıt ettiği ve tebliğ aldığı, itiraz edilmeyen fatura içeriklerinin davalıca kabul edilmiş sayıldığı, davacının davalıdan 29.186,31 TL asıl alacak ve 12.168,08 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 41.354,39 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne ve takibin devamına karar vermek gerektiği, işlemiş faize ilişkin takip talebindeki fazlaya ilişkin talebin; TTK 1530/4-a maddesi uyarınca temerrüt başlangıç tarihinin 30.12.2017 olduğu anlaşılmakla fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerektiği, eldeki davada, dava konusu alacak yargılamayı gerektirdiği, likit (belirlenebilir) olmadığı anlaşılmakla icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair talebin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle Davanın KISMEN KABULÜNE; Davalının İstanbul Anadolu 13. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile, takibin 29.186,31-TL asıl alacak ve 12.168,08-TL işlemiş faiz toplam 41.354,39-TL üzerinden işleyecek faiz yönünden asıl alacağı takip tarihinden tahsil tarihine kadar işleyecek değişen oranlarda avans faiziyle devamına, Fazlaya ilişkin talebin reddine, İcra inkar tazminat şartları oluşmadığı anlaşıldığından icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkili şirketin davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirketin davacı yanca iddia edildiği gibi davacı şirketten takip konusu hizmet alımında bulunmadığını, yani davacı şirketten dava konusu faturaya konu herhangi bir hizmet almadığını, Yargıtay kararlarına göre de sözleşmesi olmayan işlerde faturaya itiraz edilmemiş olmasının bağlayıcı olmadığını, davacı şirketin müvekkili şirkete faturada belirtilen “flymedi listing hizmeti” vermiş olduğunu ispat edemediğini, salt faturaya itiraz edilmeyerek kayıtlara işlenmiş olmasının alacağın varlığını ispata yeterli olmadığını, TBK'nın 117. maddesi uyarınca davacı şirket tarafından dava konusu alacağın ödenmesi ile ilgili müvekkili şirketin temerrüde düşürülmediğinden takip öncesine ilişkin faize hükmedilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE
Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı sağlık turizm hizmeti sunulması nedeniyle düzenlenen fatura kaynaklı davalıdan alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalı ise herhangi bir hizmet verilmemesi nedeniyle davacıya borçlu olmadığını savunmuş olup İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde faturanın kayıtlı olduğuna ilişkin birbirini teyit eder taraf defteri kayıtlarına göre düzenlenen mali müşavir bilirkişi raporuna itibar edilerek davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Tarafların usulüne uygun tutulan ticari defter ve kayıtlarınında takipteki borcun sebebi 14.12.2017 tarihli 6.372,00 Euro karşılığı 29.186,31 TL bedelli davacının düzenlemiş olduğu "Flymedi Listing Bedeli" açıklamalı faturanın davalının da defterinde defterlerinde kayıtlı olduğu, netice itibariyle her iki taraf ticari defterlerinin aynı şekilde davacının davalıdan 29.186,31 TL alacaklı olduğunda dair kayıt içerdiği ve bu anlamda HMK'nın 222. maddesi uyarınca tarafların ticari defterlerinin birbirini doğruladığı, ve davalı defterindeki takip konusu faturaların kayıtlı olmasının da davalının aleyhine delil teşkil ettiği, davalı defterlerine kaydedilmiş ve itiraza uğramamış fatura karşısında, sözleşme konusu işin yapılmadığı ya da gereği gibi ifa edilmediği konusunda ispat yükü davalı taraftadır. Davalı taraf, davacının kestiği faturaları ticari defterlerine işlediğine göre, sözleşmeye konu işin ifa edildiği hususunda davacı lehine karine oluşmuştur. Karinenin aksinin ispat yükü davalı tarafta olduğu, davalının ispata elverişli belge ve delil sunmadığı anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/05/2024 tarihli 2023/574 E. 2024/1479 K., Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K., Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K., Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K., Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı içtihatları da bu doğrultuda olduğundan davalının tarafın alacağın esasına yönelik istinaf sebebine itibar edilmemiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 26.10.2023 tarih ve 2022/3666 E., 2023/3531 K. sayılı ilamı:" Uyuşmazlık, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın işlemiş faizinin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
...Taraflar arasındaki uyuşmazlık faiz alacağına ilişkin olup tarafların sıfatı ve aralarındaki ticari ilişkinin niteliği dikkate alındığında TTK’nın 1530. maddesi gereğince borçlunun temerrüde düştüğü ve buna bağlı olarak davacı alacaklının faiz talep edebileceği..."şeklindedir.
Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedarikinde geç ödemenin sonuçlarına ilişkin olmak üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 1530. maddede; temerrüt tarihi, temerrüt faizi başlangıcı ve faiz oranı yönünden daha özel nitelikte bir düzenleme bulunmaktadır. Bu hükme göre; ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer (TTK 1530/2). Mütemerrit borçlunun alacaklısı sözleşmede öngörülen tarihten ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren, şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır (TTK 1530/3).
Somut uyuşmazlıkta, taraflar tacir olup davalı tarafın kobi olmaması, tarafların aralarındaki sözleşme hizmet tedarikine ilişkin olduğundan taraflar arasındaki uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesince TTK'nın 1530. maddesinin uygulanarak faize hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmadığından davalının tarafın aksi yöndeki istinaf sebebine de itibar edilmemiştir.
Açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M :Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere,
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı tarafından yatırılan 220,70 TL istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından davalı tarafından yatırılan 708,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 24,00 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 09/09/2026