Kaçak su kullanımından kaynaklanan itirazın iptali davasında büfe/lokanta işletmecisi davalının tacir sıfatı taşımadığından görevli mahkemenin belirlenmesi.
Özet: Kaçak su kullanımına ilişkin itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin uyuşmazlığı ticari nitelikte bularak görevsizlik kararı vermesine rağmen, ilgili ticaret mahkemesi davalının vergi kayıtları, defter tutma şekli ve işletme büyüklüğünün (esnaf işletmesi sınırları içinde kalması) tacir vasfını taşımadığını, bu nedenle davanın mutlak veya nispi ticari dava niteliğinde olmadığını belirterek kendi görevsizliğini ilan etmiştir; bu durum üzerine yapılan değerlendirmede, davalının lokanta işletmesinin Türk Ticaret Kanunu anlamında ticari işletme niteliğinde olmadığı ve tacir sıfatı bulunmadığı saptanarak, davanın ticari bir dava olmadığı sonucuna varılmıştır.
5. Hukuk Dairesi         2025/12732 E.  ,  2026/1849 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2025/203 Esas, 2025/262 Karar
I. YARGI YERİ BELİRLENMESİNE KONU KARARLAR
A. İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.02.2022 Tarihli ve 2019/322 Esas, 2022/81 Karar Sayılı Kararı
Eldeki davanın, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden sonra, 29.03.2013 tarihinde açıldığı, dosya kapsamındaki kaçak su ve usulsüz su kullanım tutanaklarından dava konusu yerin büfe/lokanta olduğu, davacı beyanında davalının kaçak kullanım tarih aralığının 30.09.1999 - 03.04.2007 tarihleri arası gerçekleştiği, davalıya ait vergi kayıtlarının incelenmesinde ise ilk kaydının 01.02.1994 tarihinde yapıldığı 31.07.2004 tarihinde sonlandırıldığı, ikinci kaydın 2007 tarihinde sonlandırıldığı, kaçak kullanım tarihleri ile davalı faaliyet tarihlerinin uyuştuğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari ilişkiden kaynaklandığı, ticari davaların uyuşmazlığının çözümünde ise asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
B. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25.03.2025 Tarihli ve 2025/203 Esas, 2025/262 Karar Sayılı Kararı
Davalının tacir sıfatı olduğuna, tacir sayıldığına veya tacir gibi sorumlu olduğuna dair herhangi bir tespit yapılmadığı, davalının ticari işletme kaydı bulunmadığı, celp edilen vergi kayıtlarına göre davalının gerçek usulde vergilendirildiği, işletme esasına göre defter tuttuğu, bilanço usulü defter tutmadığı gibi 4.616,45 TL'lik tek matrahının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 177 nci maddesine dayalı esnaf işletme sınırlarını aşmadığı, uyuşmazlık dönemini kapsar şekilde esnaf işletmesi düzeyini aşan bir geliri, hasılası bulunmadığı, davalının kaçak tespit tutanağına göre 2 personel ve 5 masa ile lokanta işlettiği, görevsizlik kararı veren mahkemece davalının tacir sıfatının kaynağına dair somut bir belirleme bulunmadığı, bu haliyle davalının tacir sıfatının bulunmadığı, davanın nısbi ticari dava niteliği taşımadığı, mutlak ticari davalardan da olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.
II. GEREKÇE
A. Uyuşmazlık
Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun)"İnceleme yeri" başlıklı 22 nci maddesinin 2 nci fıkrası şöyledir.
“İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir.”
2. 6012 sayılı Kanun, 213 sayılı Kanun
C. Değerlendirme
1. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi, malvarlığı haklarından kaynaklanan davalar yönünden, sulh ve asliye hukuk mahkemeleri arasında dava konusunun değerine bağlı görev ayrımı kaldırarak, bu tür davalarda, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiştir.
2. 13.01.2011 tarihinde kabul edilen ancak 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında ticari davaların genel tanımı yapılarak her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan davaların ticari dava olduğu belirtilirken, devam eden fıkrasında, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava sayılacak işler arasında bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve diğer ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan kaynaklanan davalar da sayılmıştır. 6012 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ise ticari davalarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğu hükmünü amirdir. 6012 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden, 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6335 sayılı Kanun) ile 5 inci maddede değişiklik yapılmış ve asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp, görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Bilindiği üzere mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gerekir. Ancak, 6335 sayılı Kanun'la 6102 sayılı Kanun'a eklenen geçici 10 uncu madde, görev düzenlemesinin derdest davaları etkilemeyeceğini hükme bağlamıştır.
3. Somut olayda, tacir sayılan davacı idarenin kaçak su kullandığı yönündeki iddiasına muhatap olan davalının, kaçak suyun kullanıldığı bildirilen işletmesinin 6102 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinde düzenlenen ticari işletme niteliğinde olmadığı, gerçek usulde vergilendirildiği, işletme esasına göre defter tuttuğu, bilanço usulü defter tutmadığı gibi matrahının 213 sayılı Kanun'un 177 nci maddesine dayalı esnaf işletme sınırlarını aşmadığı dolayısıyla tacir olmadığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki yasal düzenleme karşısında ticari dava niteliğinde bulunmayan uyuşmazlığın genel hükümlere göre İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
III. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
6100 sayılı Kanun’un 21... nci maddeleri ile 5235 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE,
09.02.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.