Kira sözleşmesine aykırı olarak fotokopi makinelerinin adres değişikliği ve haczi nedeniyle cezai şart ve fatura alacağına itirazın iptali talepli istinaf kararı.
Özet: Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında davacı, davalının kiraladığı büro makinelerini sözleşmeye aykırı olarak farklı bir adrese taşıması ve diğer sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle makinelerin haczedilmesine yol açtığını belirterek cezai şart ve fatura bedeli için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ile inkar tazminatı talep etmiştir; davalı ise makinelerin daima davacının bildiği şube adresinde olduğunu, adres değişikliği olmadığını ve cezai şartın fahişliğini savunmuş, ilk derece mahkemesi ise makinelerin sözleşmede belirtilmeyen bir adreste haczedilmesi nedeniyle davalının sözleşmeyi ihlal ettiğini hükmetmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: 2022/866 KARAR NO : 2026/1098T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO : 2019/469KARAR NO : 2022/34DAVA TARİHİ: 26/06/2018KARAR TARİHİ: 19/01/2022DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: 16/09/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının büro makineleri kiralaması işi yaptığını, kira sözleşmesi gereği davacının iki adet ... makinenin kullanımını davalıya tahsis ettiğini, kullanım bedeli olarak kopya/çıktı üzerinden fatura düzenlendiğini, ayrıca aylık 70 euro sabit hizmet bedeli belirlendiğini, davacının davalı tarafa 01/12/2017 tarih ve 518,27 TL bedelli E-faturayı düzenleyip gönderdiğini, davalının numaratör bilgilerini göndermediği gibi müvekkilinin çalışanlarının da makinelere erişimine imkan tanımadığını, davalının malların haczedildiği bilgisini verdiğini, yapılan sorgulamada davalının bu makineleri sözleşmeden farklı bir adrese taşımış olduğunu ve burada... ... şirketinin malıymış gibi haczedildiğinin anlaşıldığını, makinelerin nerede ve kimin elinde olduğunun belli olmadığını, makineler üzerinde haciz işleminin İzmir 21.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında 13/09/2017 tarihinde yapıldığını, sözleşme hükümleri ihlal edildiğinden davalının cezai şart bedelini ödemekle yükümlü olduğunu, davacının davalı aleyhine İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasından icra takibi yaparak, hizmet bedeli kısmındaki belirtilen cezai şart bedeli ile kalan sürenin çarpımından meydana gelen tutarı ve fatura bedelini talep ettiğini, davalının takibe kısmi olarak itirazda bulunduğunu, itiraz edilen kısım için takibin durduğunu beyanla, davalının itirazının 13.454,00 TL (cezai şart) üzerinden iptali ile davalının %20'den az olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında akdedilen kira sözleşmesinde belirtilen adresin ... .... Sokak, No:2. D:501 İzmir olarak yer aldığını, bu adresin davalının merkez adresi olduğunu, kiralanan makinelerin ilk kiralandığı tarihten itibaren, davacı tarafından kurulumunun yapıldığı ve davalı tarafından kullanılan adresin ... Mahallesi, ... Caddesi, Avm Apt. ... .../İzmir olduğunu, bu adresteki davalıya ait İzmir şubesinin sözleşme tarihinden önce kurulduğunu, davacıdan kiralanan cihazların sadece bu adreste kullanıldığını, herhangi bir adres değişikliği yapılmadığını, davacının çalışanlarının da İzmir şubesi olan adreste cihazların ölçümünü ve kartuş değişimi yaptığını, bu nedenle davacının sözleşmenin imzalanmasından sonra adres değişikliği yapıldığı yönündeki beyanının gerçeğe aykırı ve kötü niyetli olduğunu, davalının işyerinde İzmir 21.İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası üzerinden gerçekleştirilen fiili haciz işleminde davacı tarafından sözleşmede kiralanan cihazların Kyocera'ya ait olduğunun haciz zaptına geçirilmediğini, bu durumun haciz esnasında davalı şirket yetkililerinin haciz mahallinde bulunmamasından kaynaklandığını, Kyocera marka cihazlara ilişkin beyanın tutanak içeriğinde yer almasa da dava konusu kira sözleşmesinin haciz mahallinde ve sırasında takip dosyasına fiilen sunulduğunu ve fiilen sözleşmeye uygun davranıldığını, kabul anlamına gelmemek şartıyla davacı tarafından talep edilen cezai şart miktarının fahiş olduğunu, alacaklının asıl bocun ifa edilmesi halinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul adil ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar, borçlunun kusur derecesi gibi durumlar dikkate alınarak, hak ve nesafet kurallarına uygun bir cezai şart miktarına hükmedilebileceğini beyanla, davalının sözleşmeye aykırı hareket etmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin I.B. Maddesi gereği davalının kendisine teslim edilen fotokopi makinelerini sözleşmede belirtilen tebligat adresinde bulundurmak adres değişişikliklerinde on beş gün önceden yazılı olarak davacı şirkete bildirimde bulunarak davacının yazılı onayını almak zorunda olduğu, sözleşmede davalı şirketin tebligat adresi "... ... Sok. No:... .../İZMİR" olarak yazıldığı için fotokopi makinelerini bu adreste bulundurmasının zorunlu olduğu ancak resmi makamlar tarafından düzenlenen 13/09/2017 tarihli haciz tutanağından da açıkça görüleceği üzere fotokopi makineleri sözleşmede belirtilen tebligat adresi yerine "... Mah. ... Cad. No:... .../İZMİR" adresinde haczedildiği, yani fotokopi makinelerinin davalı şirket tarafından sözleşmeye aykırı şekilde başka bir adreste kullanıldığı, makinelerin bulunduğu bu adresin davalı şirketin şubesinin adresi olduğunu savunulmuş ise de sözleşme uyarınca makinelerin davalı şirketin tebligat adresinde kurulup teslim edildiğinin kabulünün zorunlu olduğu, aksi yöndeki savunmanın davalı tarafından ispatlanması gerektiği ancak makinelerin ilk günden itibaren bu adreste kurulduğuna yönelik davalının savunmasını ispatlayabilecek soyut beyan dışında hiçbir delil bulunmadığı, sözleşmenin I.H. maddesinde gündeme gelebilecek hacizler için makinelerin mülkiyetinin ve zilyetliğinin aslen ve feran davacı şirkete ait olduğu mutlak suretle haciz tutanağına yazdırılacağının kararlaştırıldığı ne var ki İzmir 21. İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı icra dosyasında davalı şirket adresinde yapılan fiili haciz işleminde sözleşmeye açıkça aykırı şekilde fotokopi makineleri heczedilmesine rağmen malların mülkiyetinin ve zilyetliğinin davacı şirkete ait olduğu haciz tutanağına yazdırılmadığı, sözleşmenin I.N. maddesinde davalı sözleşme maddelerinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmediği, herhangi bir şekilde şekilde zilyetlik iddia ettiği takdirde veya sözleşmeyi bitiş süresinden önce feshetmek istemesi halinde fesih tarihindeki cari hesap borcuna ek olarak "hizmet bedeli" kısmında belitilen cezai şart bedeli ile kalan sürenin çarpımından meydana gelen tutarı cezai şart bedeli olarak davacı şirkete ödemeyi kabul ettiği, somut olayda davalı şirketin sözleşmenin yukarıda değinilen madde hükümlerini ihlal ettiği, bu kapsamda fotokopi makinelerini sözleşmede kararlaştırılan tebligat adresnde bulundurmadığı, başka bir adreste kullandığı, bunun yanı sıra fotokopi makinelerinin haczi sırasında malların davacı şirkete ait olduğu noktasında itirazda bulunmadığı ve bu durumu haciz tutanağa yazdırmadığından sözleşme yükümlülükleri yerine getirilmediği için davacı şirketin sözleşmede belirlenen cezai şart tutarını istemeye hakkının olduğu, alınan bilirkişi raporunun da mahkemenin kabulünü destekler şekilde düzenlendiği ve ceza tutarının 13.454,00 TL olduğu hesaplandığı, davalı taraf cezai şart alacağının fahiş olduğunu ileri sürmüş ise de davalının ticari defter ve belgeleri incelendiğinde davalı şirketin ticari işlem hacmi, cirosu, malvarlığı,.. nazara alındığında cezai şartın fahiş olmadığı, davalı ticari şirketin ekonomik mahvına sebebiyet verecek, onu iflasa sürükleyecek ya da şirketin ticari faaliyetini sonlandıracak düzeyde yüksek olmadığıayrıca sözleşmenin I.n. maddesinde davalı tarafça cezai şartın tenkisinin isteyemeyeceğinin kabul edildiği, yerleşik Yargıtay içtihatları nazara alınarak, cezai şart tutarı fahiş olmadığından tenkis yoluna gidilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek, delillerinin toplanmadığını, hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, davanın reddi gerektiğini, icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında iki adet fotokopi makinesine ilişkin "Kullanım Hakkı ve Hizmet Sözleşmesi" başlıklı sözleşme imzalanmıştır. Sözleşmede davacı "Şirket", davalı "Müşteri" olarak anılmaktadır. Müşteri "Tebligat Adresi: ... ... Sok. No:... - 35220 .../İZMİR" olarak belirtilmiştir. Sözleşmenin süresi 36 ay olarak belirlenmiş, aylık sabit hizmet bedeli 70 € + KDV, cezai şart bedeli 70 € + KDV olarak belirtilmiştir. Sözleşmenin "I. Müşteri Yükümlülükleri" başlıklı maddesinde; a. Müşterinin kullanmakta olduğu ürünlerin numaratör bilgilerini Şirketin mail yolu ile otomatik olarak her ay alması için kendi sistemine bir mail adresi tanımlamakla ve bu adresi Şirketle paylaşmakla yükümlü olduğu, b. Müşterinin kopyalama sistemini sözleşmede tanımlanan tebligat adresinde bulundurmak zorunda olduğu aksi halin ihtarsız fesih ve sistemin geri alınması nedeni sayılacağı, Müşterinin adres değişikliklerinde 15 (on beş) gün önceden Şirkete yazılı olarak bildirimde bulunmak ve yine yazılı olarak onay almakla yükümlü olduğu, ... h. Şirketin iş bu sözleşme ile anılan makinayı sadece sözleşme süresince mülkiyet ve zilyetlik haklarını saklı tutarak Müşterinin kullanımına ve hizmetine sunduğu, makinanın mülkiyeti ve zilyetliği Şirkete ait olduğundan; .... ııı) Gündeme gelebilecek haciz şartlarında makine mükiyetinin ve zilyetliğinin aslen va far'an Şirkete ait olduğunun mutlak suretle haciz tutanağına yazdırılacağı..., n. Müşterinin işbu sözleşme süresi kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeden, Şirketin yazılı onayını almadan tek taraflı olarak sözleşmeyi fesih edemeyeceği, Müşterinin sözleşme maddelerinde belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediği, herhangi bir şeklide zilyetlik iddia ettiği takdirde veya sözleşmeyi bitiş süresinden önce feshetmek istemesi halinde fesih tarihindeki cari hesap borcuna ek olarak "Hizmet Bedeli" kısmında belirlilen ceza-i şart bedeli ile kalan sürenin çarpımından meydana gelen tutarı, ceza-i şart bedeli olarak ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, cezai şartın fahiş olduğundan bahisle tenkisini isteyemeyeceği... hükümlerine yer verilmiştir. Ceza koşulu, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi üstlendiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Ceza koşulu zararı tazmin amacı değil, sözleşmeden doğan borcun ifasını sağlama amacı güder... Ceza koşulu, borçlunun asıl edimi hiç veya gereği gibi ifa etmemesi hali için kararlaştırılır. Bu bakımdan ceza koşulu, koşula bağlı bir edim taahhüdüdür. Burada geciktirici koşul söz konusudur. Şart, muaccel bir asli edimin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesidir. Bu nedenle, asıl edim hiç veya gereği gibi ifa edilmediği takdirde koşul gerçekleşir ve kararlaştırılan ceza koşulu, yani yan edim (fer'i borç) muaccel hale gelir. Ceza koşulunun yan borç niteliği, muaccel olduğu ana kadar devam eder; ceza koşulu muaccel olduktan sonra bağımsız bir alacak niteliği kazanır. (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Ankara 2022, Cilt III, s..2857, 2861). 6098 sayılı TBK'nın 179/1 hükmüne göre; "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir." Borçlu, borca uygun hareketle yükümlü olup, bu hükme göre taraflar, sözleşmede borçlunun ya borcunu sözleşmeye uygun olarak ifa etmesini ya da ceza koşulunu ödenmesini kararlaştırmış olabilirler ancak bu durumda seçim hakkı alacaklıya tanınmıştır. Alacaklı borcun aynen ifasını talep edebileceği gibi bundan vazgeçerek ceza koşulunun ödenmesini de talep edebilir. Şart gerçekleştiği, yani asıl edim hiç yada gereği gibi ifa edilmediği takdirde, alacaklının seçimlik yetkisi doğar. Ne var ki, bu yetki ne tam anlamıyla seçimlik bir yetki ne de gerçek anlamda seçimlik bir borçtur. Ancak hakim görüş bu yetkiye kıyas yoluyla seçimlik borç hakkındaki hükümleri uygulamaktadır. Buna göre alacaklı ceza koşulu muaccel olunca seçimlik bir hakka sahip olmaktadır. Bu hak niteliği itibariyle değiştirici yenilik doğuran bir haktır. Her yenilik doğuran hak gibi kullanıldıktan sonra bundan da dönülemez. Bu itibarla alacaklı seçim hakkını kullandığı zaman, seçmiş olduğu borç kesin borç haline dönüşür ve artık bundan dönemez, bunu geri alamaz. (Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s.2864).Somut olayda, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile kararlaştırılan cezai şart, seçimlik cezai şarttır. TBK'nın 182.maddesinde; "Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler. Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkansız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkansız hale gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez. Hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir." hükmü yer almaktadır.Ceza koşulu, sözleşme özgürlüğü ilkesine dayandığı için taraflar ceza miktarını belirleme konusunda serbesttir. Ancak cezai şart miktarı borçlunun ekonomik kişilik hakkını, ticari faaliyetlerini ihlal edecek şekilde aşırı miktarda ise bu durumda hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu takdir hakkını kullanarak re'sen indirir. TTK'nın 22.maddesine göre; "Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanununun 121 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hallerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez."TBK'nın 182.maddesinin 3.fıkrasında yer alan cezai şartın indirilmesi konusundaki hükmün, TTK'nın 22.maddesi uyarınca ticari işler ve tacirler bakımından uygulanmayacağı kabul edilmiş ise de özellikle miktar yönüyle ahlaka, adaba ve kanunun emredici hükümlerine aykırı olan cezai şart miktarına, sırf cezai şartı ödemekle yükümlü olan tarafın tacir olduğu ve basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunduğu ileri sürülerek müdahale edilememesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olacaktır. Nitekim yerleşik Yargıtay içtihatları ile sözleşmede belirlenen cezai şart miktarının, borçlunun ekonomik yönden mahvına sebebiyet verecek düzeyde fahiş olması halinde, cezai şarttan indirim yapılması gerektiği kabul edilmiştir. Sözleşme konusu 2 adet fotokopi makinesinin, sözleşmede davalının tebligat adresi olarak belirlenen "... ... Sok. No:... - 35220 .../İZMİR" adresinde bulunmadığı, dava dışı borçlu ... Limited Şirketi'nin alacaklısı .... Ltd. Şti. tarafından "... Mah. ... Cad. No:... .../İZMİR" adresinde haczedildiği, haciz tutanağında söz konusu makinelerin davacıya ait olduğunun yazılmadığı İzmir 21. İcra Dairesi'nin ...E sayılı dosyası kapsamında yer alan kayıtlar ile tespit edilmiştir.Davalı her ne kadar makinelerin hacze konu adreste kurulduğunu ileri sürmüş ise de sözleşmede açıkça tebligat adresinde bulundurulması gerektiği düzenlendiğinden, HMK'nın 187 vd maddelerinde yer alan ispat kuralları çerçevesinde aksine yönelik iddianın ispat yükü davalıya ait olup, bu yöndeki savunma ispat edilemediğinden soyut beyanlarına itibar edilmemiştir. Davalının sözleşmenin "I. Müşteri Yükümlülükleri" başlıklı maddesindeki hükümlere aykırı davrandığı anlaşıldığından, davacının cezai şart talebinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Sözleşmeye göre cezai şart tutarı, kalan sözleşme süresi nazara alınarak 70 € + KDV üzerinden hesaplanması gerektiğinden, 35 ay x 70 € = 2.450,00 € olup %18 KDV ile 2.891,00 € hesaplanmış ve takip tarihindeki kur üzerinden (1 € = 4,6538 TL) 13.454,00 TL hesap edilmiştir. Miktar itibariyle hesaplanan tutarın tacir olan davalının ekonomik mahvına sebebiyet verecek düzeyde fahiş olmadığı sabittir. Ceza bedeli sözleşmede duraksamaya yer olmayacak şekilde hesaplama açısından açık olarak belirlenmiştir yani sözleşme uyarınca kalan hizmet süresi ve hizmet bedeli belirli olup cezai şart bedelinin, davalı tarafından tek başına hesaplanması bu veriler uyarınca mümkündür. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/03/2013 tarihli 2012/6586 E. 2013/1393 K. sayılı kararında; "...sözleşmede kararlaştırılan cezai şart miktarının, hangi tarihten itibaren ödenmeye başlayacağı, davalı yüklenici yönünden bilinebilir ve hesaplanabilir yani likit nitelikte olduğundan İİK 67/2. maddesi uyarınca, davacı lehine itirazın haksızlığına karar verilen asıl alacak tutarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, bu istemin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir..."Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 25/10/2018 tarihli 2015/9684 E. 2018/4930 K. sayılı kararında; "...6102 sayılı TTK’nın 22. maddesi uyarınca tacir kararlaştırılan cezanın aşırı olmasından dolayı indirilmesini talep edemez. Ancak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.03.1974 günlü ve 1970/T-1053 E. 1974/222 K. sayılı kararı uyarınca, ceza, tacirin iktisaden mahvına neden olabilecek derecede ağır ise tamamen kaldırılabileceği gibi tenkis yoluna da gidilebilir. Somut olayda, davacılar sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın yarısı olan 350.000,00 TL’yi talep etmiş olmaları ve talep edilen bu miktarın davalının iktisaden mahvına sebep olmayacağının belirlenmiş olmasına rağmen mahkemece yarı oranında yeniden indirim yapılması doğru olmamıştır. Ayrıca, talep edilen bedelin likit olduğu dikkate alınarak icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken alacağın likit olmadığından bahisle yanılgılı gerekçeye dayalı hüküm kurulması doğru olmamıştır..." şeklinde karar verilmiştir. Bu durum karşısında mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi yerindedir. Davalı tarafça hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de, mahkemece davalının cevap dilekçesinde bildirdiği delillerin toplandığı, davalı tarafından yargılama süresince dosya kapsamına başka bir delil ibraz etmediği, yukarıda açıklandığı üzerine adres yönünden ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, bu savunmanın ispat edilemediği anlaşıldığından sair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. İstinaf incelemesi HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı re'sen gözetilmiş, açıklanan gerekçelerle davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/09/2026