Yurt dışında çalışan işçinin işçilik alacakları davasında Anayasa Mahkemesinin MÖHUK 27/1 iptal kararının geriye yürümezliği ilkesi kapsamında değerlendirilmesi.
Özet: Yurt dışı şantiyesinde görev yapan işçinin kıdem, ihbar, fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram genel tatil ücreti gibi işçilik alacakları talebine ilişkin davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, uyuşmazlığa yabancı ülke hukukunun uygulanması ve alacakların hak düşürücü süreye tabi olması gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Yargıtay ise temyiz incelemesinde, davanın çözümünde uygulanacak hukuk ve zamanaşımı meselelerini ele alarak, Anayasa Mahkemesinin Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 27/1. maddesini iptal eden kararının olaya etkisini ve bu iptal kararının geriye yürümezliği ilkesini değerlendirme gerekliliğini vurgulamaktadır.

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1438 E., 2025/3012 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 35. İş MahkemesiSAYISI : 2022/562 E., 2024/528 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverenin ...'da bulunan şantiyelerinde 18.08.2004-09.07.2015 tarihleri arasında sıva, boya ustası olarak çalıştığını, ücretinin 2.250.00 Amerikan doları olduğunu, davacının işyerinde haftanın 7 gün çalıştığını, fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, karşılığı ücretlerin ödenmediğini, davalı Şirketler arasında organik bağ bulunduğunu, iş sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP 1. Davalı ... (Eski Ünvan:...) vekili cevap dilekçesinde; işçilik alacaklarının ... Federasyonu kanunlarına tâbi olduğunu, yurt dışında çalışan işçilerin ülke mevzuatına göre ücretlerinin ödendiğini, davacının hak kazanıp davalı işveren tarafından ödenmeyen hiçbir ücret alacağının bulunmadığını, davalı iş yerinde proje kapsamında belirli süreli iş sözleşmesiyle çalışan davacının iş sözleşmesinin projenin sona ermesi sebebiyle kendiliğinden sona erdiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.2. Davalı ... İnşaat Yatırım San. ve Tic. AŞ vekili cevap dilekçesinde; davalı işverenin bu davada pasif husumet ehliyeti bulunmadığını, davanın husumetten reddi gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 18.08.2004-09.07.2015 döneminde ... şantiyelerinde çalıştığı, çalışmasına iş bitimi nedeniyle son verildiği, uyuşmazlığın çözümünde ... Federasyonu iş mevzuatının uygulandığı, buna göre talep edilen alacaklar yönünden 20.04.2017 olan dava tarihinde hak düşürücü sürenin geçirildiği, hak düşürücü süre içerisinde mahkemeye başvuramama gerekçesine ilişkin delil sunulmadığı, davalı lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine oyçokluğuyla karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Uyuşmazlığın Türk hukukuna göre çözümlenmesi gerektiğini, davalının cevap dilekçesinde veya ön inceleme duruşmasına kadar yabancı hukuk itirazında bulunmadığını,2. Davanın kabulü gerektiğini, tüm yargılama giderleri ve harçların davalı üzerinde bırakılmasını talep ettiklerini, kararda yer alan aleyhe sair hususları kabul etmediklerini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı, zamanaşımı ve yargılama giderleri hususlarına ilişkindir.Anayasa Mahkemesinin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün iptaline dair 10.03.2025 tarihli ve 32837 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 05.11.2024 tarihli ve 2023/158 Esas, 2024/187 Karar sayılı iptal kararının uyuşmazlığa etkisinin ele alınması gereklidir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 153/1 hükmünde herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, 153/5 hükmünde ise "İptal kararları geriye yürümez." kuralına yer verilmiştir. Türk anayasal sisteminde, Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadar olan dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır.Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Anayasa Mahkemesinin 05.11.2024 tarihli iptal kararında kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup iptal kararında öngörülen yürürlük tarihinden önce 04.06.2025 tarihli ve 7550 Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 18. maddesi ile 5718 sayılı Kanun'un 27. maddesinde değişiklik yapılmak suretiyle herhangi bir yasal boşluk gerçekleşmemiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki yapılan kanun değişikliği niteliği itibarıyla maddi hukuka ilişkin bir düzenleme olduğundan yalnızca yürürlüğe girmesinden sonra ortaya çıkan hukuki olgu ve ilişkilere uygulanabilir. Yürürlüğünden önce ortaya çıkan olaylar ve hukuki ilişkiler, ortaya çıktıkları tarihte yürürlükte bulunan kanun hükümlerine tâbidir.Yukarıda belirtildiği üzere Anayasa'nın 153. maddesinde düzenlenen geriye yürüme yasağına ilişkin hükmün amacı, kazanılmış hakların korunması ve hukuki güvenliğin sağlanmasıdır. Bununla birlikte ceza ve vergi gibi birey ile Devlet arasındaki ilişkilerde bireyin lehine olarak geriye yürümeden söz edilebilir ise de özel hukuk ilişkilerinde özellikle sona ermiş bir iş sözleşmesinden doğan hak ve borçları ortadan kaldıracak veya önemli ölçüde değiştirecek şekilde geriye yürüme, kazanılmış hakları ortadan kaldıracağı gibi hukuki güvenlik ilkesini ve mülkiyet hakkını da ihlal edecektir. Ayrıca, Anayasa'nın 153. maddesine göre Anayasa Mahkemesi bir kanun hükmünü iptal ederken kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinin kanun hükmü olarak uygulanması da mümkün değildir.Kaldı ki bir an için Anayasa Mahkemesinin sözü edilen iptal kararı sonucu 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasının mümkün olmadığı düşünülse bile aynı Kanun'un 24. maddesi ve 27/2 hükmü uyarınca da hukuk seçimi imkânı bulunduğundan ve 27. maddenin iptal edilmeyen 4. fıkrası da dikkate alındığında; daha sıkı ilişkili hukukun uygulanması söz konusu olamayacaktır. İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır. Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur. Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir. Bu bağlamda tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu ... sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş, davalı işveren yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde; davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde ... iş mevzuatının uygulanması suretiyle dava konusu alacakların hak düşürücü sürede talep edilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilerek yargılama sonuçlandırılmıştır.Dosyada bulunan davacıya ait yurda giriş çıkış kayıtlarına göre dava konusu dönemde davacı, davalı işyerinde 18.08.2004-03.09.2005, 01.04.2007-15.03.20 08... .03.2014-09.07.2015 tarihleri arasında çalışmıştır.Davacının 18.08.2004-03.09.2005 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından hukuk seçimi anlaşması bulunmamaktadır. Bu hâlde uyuşmazlık konusu dönemde iş sözleşmesine, daha sıkı ilişkili hukukun varlığı tespit edilmediği sürece, işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerekir. Yukarıda yapılan açıklamalara göre değerlendirme yapıldığında bu dönem bakımından işçi ve işverenin Türk olması ve yerleşim yerlerinin Türkiye'de olması kriterleri, işverenin emir ve talimatlarına bağlı olarak işin görüldüğü ve ücret ödeme borcunun ifa edildiği yer hukukuna göre Türk hukukunun iş sözleşmesi ile daha sıkı ilişkili olduğunu ortaya koymamaktadır. Buna göre hukuk seçimi anlaşması bulunmayan uyuşmazlık konusu bu dönemde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olmadığı anlaşıldığından mutad işyeri hukuku olan ... hukukunun uyuşmazlığa uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki hukuk seçimi anlaşmasının kapsamında bulunduğu anlaşılan 19.03.2014-09.07.2015 tarihleri arasındaki son çalışma dönemi bakımından; dosyada mevcut yurt dışı iş sözleşmesinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmede hukuk seçimi yapıldığı anlaşılmakta olup taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmesinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir. Buna göre sözü edilen dönem için ... hukukunun uygulanmasında da isabetsizlik bulunmamaktadır.Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (... Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre ... Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir.... Federasyonu İş Kanunu'nun mahkemeye başvurma sürelerinin düzenlendiği 392. maddesinde belirtilen sürelerin, Dairemizce daha önce bazı kararlarda hak düşürücü süre olduğu belirtilmişse de yeniden yapılan değerlendirmede bu sürelerin zamanaşımı süresi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. ... Federasyonu İş Kanunu'nun uygulandığı 18.08.2004-03.09.2005, ve 19.03.2014-09.07.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri açısından dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğu ve davalılar tarafından da usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle 18.08.2004-03.09.2005, ve 19.03.2014-09.07.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de İlk Derece Mahkemesince, söz konusu sürelerin hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesi doğru olmamıştır. Davacının 01.04.2007-15.03.2008 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından ... hukukunun uygulanması gerektiğine yönelik varılan sonuç ise dosya kapsamına uygun düşmemiştir. Dosya içeriğine göre; 01.04.2007-15.03.2008 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında söz konusu çalışma döneminde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacının 01.04.2007-15.03.2008 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.