Yargıtay 2. Ceza Dairesinin hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme davalarında zamanaşımı, avukatlık ücreti yönünden bozma ve onama kararı.
Özet: Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından açılan davada, mahkeme, sanıkların mala zarar verme suçundan açılan kamu davalarını sekiz yıllık dava zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle düşmesine karar verirken; bazı sanıkların hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlali suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerini onamış, ancak beraat eden bir sanık hakkında avukatlık asgari ücret tarifesi gereği hazine aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmediğinden hükmü bu yönden düzelterek vekalet ücretinin ödenmesine karar verilmiştir.
2. Ceza Dairesi         2026/2582 E.  ,  2026/7608 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2024/508 E., 2025/654 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düşme
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1 maddesi uyarınca temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 7499 sayılı Kanun'un 22. maddesi ile 5271 sayılı Kanun'a eklenen geçici 6. maddenin 1.fıkrasının (d) bendi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan, bozma sonrası sunduğu dilekçede de sanıkların aleyhe cezalandırılmasını beyan eden şikâyetçinin, bozma öncesi kurulan hükümleri de temyiz ederek katılma iradesini ortaya koyduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesi uyarınca şikâyetçinin davaya katılmasına karar verilerek yapılan temyiz incelemesinde;
I- Sanıklar ..., ... ve ... hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde
Sanıkların katılanın iş yerinin asma kepenk kilitlerini kırdıkları, pimapen kapısını zorladıkları iddia edilen olayda, mala zarar verme suçundan eylemlerine uyan ve 5237 sayılı Kanun'un 151/1. maddesinde düzenlenen cezanın üst sınırına göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık dava zamanaşımının, zamanaşımını kesen son işlem olan 29.06.2016 tarihli sanıklar ... ve ... hakkında verilen mahkûmiyet tarihinden, karar tarihine kadar geçtiği gözetilmeden zamanaşımı nedeniyle davanın düşürülmesi yerine yargılamaya devamla yazılı şekilde hükümler kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafileri ve sanıklar ... ve ...'in temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden,5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
II- Sanıklar ... ve ... hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde
Sanık ... hakkında tekerrüre esas alınan Gaziosmanpaşa 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/431 olan Esas numarasının 2013/431 olarak yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul ediilmiştir.
Bozma üzerine yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA,
III- Sanık ... hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince
Sanık müdafiinin temyiz isteminin, beraat eden sanık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik olduğu belirlenerek, vekâlet ücreti ile sınırlı olarak yapılan incelemede;
Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 14/4. maddesinde yer verilen; "Beraat eden ve vekil veya müdafii ile temsil edilen sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir. Bu hüküm, sanığın 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen müdafii bulunması durumunda kovuşturma için Hazineden alınan ücretin mahsubu suretiyle uygulanır." şeklindeki düzenleme karşısında, kendisini müdafii ile temsil ettiren sanık lehine vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılığın aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, sanık ... hakkında kurulan hükme "Sanık ... kendini 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince görevlendirilen zorunlu müdafii ile temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kovuşturma için ödenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinden, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafii ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife uyarınca ödenen ücretin mahsubu ile bakiye kalan vekalet ücretinin hazineden alınıp sanığa verilmesine," ibaresinin eklenmesine karar verilmek suretiyle, usûl ve yasaya uygun hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 28.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.