İşten çıkarılan genel müdürün belirli süreli iş sözleşmesi gereği ücret alacağı ve icra inkar tazminatı talepleri ile işverenin zimmet iddiasıyla masraf avansı iadesi taleplerinin tartışıldığı temyiz davası.
Özet: Dava, belirli süreli iş sözleşmesiyle genel müdür olarak çalıştığını iddia eden davacının, haksız fesih edildiğini belirterek ödenmeyen ücret alacakları ve kalan sözleşme süresine ilişkin ücretleri ile icra inkar tazminatı talebiyle açtığı asıl dava ile davalının, davacının istifa ettiğini, gerçekte belirsiz süreli ve daha düşük ücretli bir sözleşme kapsamında çalıştığını ve şirketinden masraf avansı olarak aldığı ancak belgelendirmediği paraları iade etmediği gerekçesiyle açtığı karşı davaların birleşiminden oluşmakta olup, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin niteliği, feshin hukuki dayanağı ve karşılıklı alacak iddiaları ihtilaf konusudur.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 29. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1044 E., 2025/1861 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 8. İş MahkemesiSAYISI : 2019/231 E., 2021/498 K.BİRLEŞEN DAVAMAHKEMESİ : Bakırköy 29. İş MahkemesiSAYISI : 2019/274 E., 2019/418 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Davalı karşı davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı karşı davalı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ile 01.12.2017 tarihinde belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığını, 01.01.2018 tarihinde işe başladığını, davalı işyerinde genel müdür olarak çalıştığını, aylık net 20.000,00 TL ücret aldığını, ayrıca araç tahsis edildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme süresinin 01.01.2018-01.01.2021 tarihleri arasında olduğunu, davacının sözleşme süresi dolmadan 10.12.2018 tarihinde haksız olarak işten çıkarıldığını, bir anda işten çıkartılması ve geçmiş aylara ilişkin alacaklarını tahsil edememesi nedeniyle bakiye 42.500,00 TL ücret alacağı için icra takibi başlattığını, davalının, davacının bakiye ücretini ödemediği gibi haksız şekilde icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek haksız itirazın iptali ile 42.500,00 TL ücret alacağının ve %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; davacının davalı ile 01.12.2017 tarihli belirli süreli iş sözleşmesi imzaladığını, davacının 01.01.2018 tarihinde işe başladığını, sözleşme süresinin 01.01.2018-01.01.2021 arasında olduğunu, sözleşme süresi dolmadan davacının 10.12.2018 tarihinde haksız olarak işten çıkarıldığını, taraflar arasında mevcut iş sözleşmesinin bitmesine henüz 24 ay bulunduğunu, davacının sözleşme ile belirlenmiş ücretlerini almadan iş sözleşmesinin sonlandırıldığını, iş sözleşmesinde belirtilen ve bakiye kalan 2018 Aralık ayından itibaren 2020 Aralık ayına kadar olan toplamda 490.000,00 TL'lik ücret alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalının haksız şekilde icra takibine itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı karşı davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili Şirket tarafından karşı davalı işçinin hesabına farklı tarihlerde toplamda 113,852,00 TL tutarında paranın, şirket masrafı-avansı olarak ödendiğini, davalı şahıs genel müdür olduğu için müvekkili Şirket yetkililerinin güvenini kötüye kullanmak suretiyle, sürekli masraf adı altında hesabına para ödemesi yapılmasını sağladığını, davalı tarafın bugüne kadar bu tutarların karşılığını açıklayamadığını ileri sürerek masraf avanslarının davacı karşı davalı işçiden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı karşı davacı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirket bünyesinde 03.01.2018 tarihinde imzalanan sözleşme ile istifa ederek işten ayrıldığı 10.12.2018 tarihine kadar genel müdür olarak çalıştığını, davacının davalıdan herhangi bir alacağı bulunmadığını, icra takibine haklı olarak itiraz ettiklerini, müvekkili tarafından yapılan haksız bir fesih olmadığını, davacının işten ayrıldığını belirten 10.12.2018 tarihli bir dilekçe ile sebep bildirmeden istifa ederek işten ayrıldığını, davacının ilk işe girişinde şirket yetkilileri tecrübesiz olduğundan matbu belirli süreli iş sözleşmesi taslağını davacıya imzalattıklarını, ilerleyen dönemlerde yetkililer bu durumu fark edince davacı ile 03.01.2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin imzalandığını, hiçbir zaman banka hesabına 20.000,00 TL aylık ücret ödemesi yapılmadığını, düzenli olarak 2.675,00 TL ödendiğini, davacıya araç tahsis edilmediğini, sunulan belirsiz iş sözleşmesinin düzenlenme tarihinin de davacı tarafça iddia edilen sözleşme tarihinden daha sonraki tarihte olduğunu, belirsiz süreli ve 2.675,00 TL aylık ücret öngörülen sözleşmenin geçerli olduğunu, davacının işten ayrılması sonrasında davacının masraf adı altında 113.852,00 TL bakiyenin hesabına aktarıldığını, masraf ve makbuzların belgelerinin bulunmadığının tespit edildiğini, hesabına geçilen masrafların ve giderlerin belgeleri istenmekle, belgelendirilmeyen masraf ve giderlerin iadesi, aksi hâlde hukuki işlem başlatılacağının 21.03.2019 tarihli ihtarname ile davacıya bildirildiğini, davacı aleyhine savcılığa şikayette bulunulduğunu, davacıya tüm ücret alacaklarının zamanında ödendiğini, davacının kötü niyetle afaki şekilde 42.500,00 TL'lik ücret talep ettiğini, davacının haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.Davalı karşı davacı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; davacı işçinin davalı işyerinde 03.01.2018 tarihlerinde imzalanan sözleşme ile kendi isteğiyle istifa ettiği 10.12.2018 tarihine kadar genel müdür olarak çalıştığını, hak kazandığı tüm ücret ödemelerinin kendisine yapıldığını, davalı firmanın küçük, orta ölçekli bir işletme ve şirket yetkililerinin lise ve ilkokul mezunu olduğunu, matbu ve kırtasiyelerde satılan bir sözleşmeyi alıp imzaladıklarını, kısa süre içerisinde vekilleri olarak avukata danışılıp, sözleşmenin geçersiz olduğu öğrenilince yeni sözleşme olan 03.01.2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme tarihi itibarıyla sigorta girişi yapıldığını, davacının görevine göre sözleşmenin belirli süreli olmasını gerektirecek bir durum bulunmadığını, belirsiz süreli iş sözleşmelerinde bakiye ücret alacağı istenemeyeceğini savunarak davanın reddine ve icra takibinin kötüniyetle yapılması nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere müvekkili lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı karşı davalı vekili karşı davaya cevap dilekçesinde; davalının iddiasının aksine davacının ücretinin, taraflar arasında imzası sahte olmayan tek gerçek sözleşmede belirtilen aylık 20.000,00 TL olduğunu, davalı/karşı davacı, davacı karşı davalı işçiye yapılan ödemelerin avans/masraf ödemesi olduğunu ileri sürmekte ise de söz konusu ödemelerin davacıya gecikmeli olarak yapılan maaş ödemeleri olduğunu, hatta davacının işten çıkartıldığı ayda en son kendisine 20.000,00 TL ücret ödendiğini, karşı davanın kötü niyetle açıldığını savunarak davanın reddini istemiştirIII. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı işyerinde 03.01.2018-10.12.2018 tarihleri arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı, hizmet süresinin 11... gün, fesih tarihindeki aylık ücretinin ise net 20.000.00 TL olduğu, dosyaya sunulan 10.12.2018 tarihli davacı imzası içeren metinde “Ocak 2018 de başladığım görevimden ayrılıyorum. 42.500 TL alacağım vardır. Gereğinin yapılmasını arz ederim” yazılı olduğu, davacı vekilince, bu metnin davacının işten ayrıldığını gösterdiği ancak ne sebeple işten ayrıldığını göstermediği, davalı tarafından zorla işten el çektirildiği ve istifaya zorlandığı iddia edilmiş olup, dosya kapsamı ve dinlenen tanık beyanlarına göre davacının ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, asıl davanın kabulüne karar verildiği, davalı tarafından gerçekleşen bir fesih durumu bulunmadığı ve davacı bakiye süre ücretine hak kazanamayacağından birleşen davanın reddi gerektiği, davalı karşı davacı vekili, davacı karşı davalıya 113.852,00 TL masraf avansı gönderildiğini, bu tutarların karşılığının açıklanmadığını iddia etmiş ise de banka kayıtlarında masraf avansı açıklamasına yer verilmemesi, ayıca maaş kapatılmaksızın avans ödemeye devam edilmesinin iş yaşamı gereklerine aykırı olduğu gerekçesiyle karşı davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının aldığı ücret 20.000,00 TL kabul edilerek asıl davada takibin iptaline karar verilmişse de davacının net 2.675,00 TL ücretle çalıştığını, davacının istifa dilekçesi üzerinde müvekkil Şirketin kabul beyanının alacak meblağına değil istifaya ilişkin olduğunu, davacının ücret iddiasını ispat edememesine rağmen dayanaksız şekilde asıl davanın kabulünün hukuka aykırı olduğunu, gerekçesiz olarak ve eksik inceleme ile karar verildiğini,b. Davacı ile sehven ilk etapta belirli süreli iş sözleşmesi imzalanmış ise de kısa zamanda bu durum fark edilerek akabinde 03.10.2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi imzalanarak uygulamaya konulduğunu, sehven imzalanan belirli süreli iş sözleşmesinin hiç uygulanmadığını, davacının icra ettiği genel müdürlük işinin belirli süreli sözleşme yapılmasına engel olacağını, kanuni şartları taşımadığını,c. Bilirkişi raporuna itirazlarının gözetilmediğini, davacı tanıkları husumetli olduğundan beyanlarının esas alınamayacağını,d. Karşı davanın gerekçesiz olarak reddedildiğini ve ek rapordan sonra taraflarına davayı ıslah etme hakkı tanınmadan dosyanın karara çıkarıldığını,e. Karşı dava yönünden banka kayıtlarında masraf-sair gider-muhtelif gider açıklamalarıyla yapılan ödemelerin ve müvekkili tarafından açıklama olmadan yapılan ödemelerin hesaplamaya katılmamasının hatalı olduğunu, raporda belirtildiği üzere 87.992,00 TL ödemenin davacı hesabına yapıldığını, karşı davanın kabulü gerektiğini, eksik incelemeyle karar verilmesinin savunma hakkını kısıtladığını, f. 6100 sayılı Kanun'un 329. maddesi uyarınca kötü niyetli davacı aleyhine müvekkili ile anlaştıkları dava değerinin %15’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davacının istifa etmediğini, işverence işten çıkarıldığını, birleşen dava ile talep edilen bakiye süre ücreti talebinin kabulü gerektiğini, iş sözleşmesinin sebepsiz yere davalı tarafından sonlandırıldığının, tanık anlatımlarıyla sabit olduğunu, belirli süreli sözleşme ile kararlaştırılan bakiye ücret alacaklarının ödenmesi talebinin haklı olduğunu, b. Dosyaya davalı tarafından sunulan ücret bölümünde 3.210,60 TL yazan, müvekkilin imzasının taklit edildiği 03.01.2018 tarihli belirsiz süreli iş sözleşmesi sebebiyle davalı Şirket yetkililerine karşı başlattıkları bir şikâyet olduğunu,c. Davacının ayrılmasına ilişkin dilekçenin belirtilenin aksine açık bir istifa iradesi içermediğini, aksine davacının işten zorla el çektirilip, istifaya zorlandığını, davacının iş sözleşmesinin haksız şekilde davalı işverence feshedildiğini, d. Davacının aylık 20.000,00 TL ücret ve kullanımına tahsis edilen lüks bir aracı varken işi sebepsiz bırakmasının mümkün olamayacağını, davacının davalı Şirketin içinde bulunduğu maddi zorluklar sebebiyle işten çıkartıldığını, işverence eğer ibraname verirse tüm bakiye alacaklarının ödeneceği telkin edildiğinden davacı tarafından verilen 10.12.2018 tarihli dilekçenin o ana kadar doğan alacakları tespit eden bir dilekçe olduğunu, bakiye ücret alacakları açısından davacının irade fesadına uğratılarak alacaklarının ödenmediğini, e. Aylık 20.000,00 TL ücret içeren, 3 yıl süreli bir sözleşmeye ve davacının işine haksız olarak işverence son verildiğine dair ortak tanık ifadelerine göre, davacının bakiye ücretlere hak kazandığını, davacının işinden kovulduğu, bakiye maaşını alamadığı, aylarca işsiz kaldığı gibi belirli süreli iş sözleşmesine rağmen bakiye aylara ilişkin ücretlerini de alamadığını, hatalı değerlendirme ile haksız bir karar verildiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin türü, iş sözleşmesinin kim tarafından sona erdirildiği, davacı işçinin ödenmeyen ücret alacağının bulunup bulunmadığı, davacı karşı davalı işçinin hesabında, işverenden haksız yere elde ettiği masraf avansı bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARAR Açıklanan sebeple;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.