Uyuşturucu madde ticareti suçundan verilen beraat kararının Yargıtayca bozulması, suçüstü halinde hukuka uygun elde edilen delillerin mahkûmiyete esas alınabileceğini vurgulamaktadır.
Özet: Yargıtay, uyuşturucu madde ticareti suçundan beraat eden sanık hakkında, kolluk görevlilerini görünce elindeki uyuşturucu maddeyi yere atarak kaçması ve akabinde çatıda gizlemeye çalışmasının "suçüstü" hali olarak değerlendirilmesi, bu durumda gecikmesinde sakınca bulunan hal kapsamında hukuka uygun şekilde elde edilen uyuşturucu maddelerin suçun delili kabul edilmesi ve sanığın eylemi nedeniyle mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bölge adliye mahkemesinin beraat kararını bozmuştur.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2016/50 E., 2017/686 K.SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapmaHÜKÜM : İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak beraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : BozmaSanık hakkında kurulan hükmün, yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇA. Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.B. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularına ilişkin olarak duruşmalı yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanığın atılı suçtan beraatine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİCumhuriyet savcısının temyiz sebebi özetle; ele geçirilen uyuşturucu maddelerin hukuka uygun olarak ele geçirildiği ve bu sebeple sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.III. GEREKÇETüm dosya kapsamına göre, kolluk görevlilerince benzer suçları sebebiyle bilinen sanık hakkında uyuşturucu madde satışı yaptığı yönünde bilgi alınması üzerine sanığın ikametinin bulunduğu sokağa gidildiğinde kolluk görevlilerini gören sanığın elindeki uyuşturucu maddeyi yere atarak ikameti içerisine kaçması, bu esnada kolluk görevlilerinin sanığı takip etmesi ve elinde bulunan diğer uyuşturucu maddeleri ikametinin çatısına atarak gizlemeye çalıştığının görülmesi, delillerin ve sanığın muhafaza altına alınarak Cumhuriyet savcısına bildirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; 5237 sayılı TCK'nın 188/3. ve 191. maddelerinde düzenlenen suçların oluşması için "bulundurma" fiilinin yeterli olduğu, sanığın kolluk görevlilerini gördüğünde yere uyuşturucu maddeyi atarak kaçması şeklindeki eyleminde 5271 sayılı CMK'nın 2/1-j bendinde tanımı yapılan “suçüstü” halinin mevcut olduğu, aynı Kanun'un 90. maddesinde kolluk görevlilerinin gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yakalama yetkisine sahip olduklarının ve 2559 sayılı PVSK'nın Ek 6. maddesinde bir suç işlendiği veya işlenmekte olduğu bilgisini edinen polisin olay yerinin korunması, delillerin tespiti, kaybolmaması ya da bozulmaması için acele tedbirleri aldıktan sonra el koyduğu olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri derhal Cumhuriyet savcısına bildireceğinin hüküm altına alındığı, ayrıca Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliğinin 8/f. bendindeki düzenlemeye göre de; suçüstü halinde ayrıca bir arama emri ya da karar alınmasına gerek bulunmadığı, hukuka uygun şekilde elde edilen uyuşturucu maddelerin, suçun maddi konusu ve delili olarak hükme esas alınabileceği anlaşıldığından, sanığın işlediği sabit olan eylemi nedeniyle mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde beraatine karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.04.2026 tarihinde karar verildi.